İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının ikinci duruşması, 12. günde devam ediyor. Avukatlar Türk Tabipleri Birliği’mim “işkence” raporunu dosyaya sundu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 51’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına, 12. günde devam ediliyor. Geçen hafta son tutukluluk incelemesinde, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ve iş insanı Serkan Öztürk’ün tahliyesine, kalan 51 ismin tutukluluğunun devamına karar verilmişti.
İBB davasında TTB’nin “işkence” raporu sunuldu
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin söz aldı. Avukat Pekin, Türk Tabipleri Birliği’nden (TTB) mütalaa istediklerini, uzun duruşma saatlerinin adil yargılanma saatlerini sakatlayan bir uygulama olduğunu söyledi.
Duruşma saatlerinin gece yarılarına kadar sürmesi üzerine TTB’nin bir mütalaa hazırladığını ifade eden Pekin, sağlık sorunları gözetildiğinde, işkenceye kadar uzanan bir durum olduğunun değerlendirildiğini belirtti. Pekin, TTB’nin mütalaasını da mahkemeye UYAP üzerinden sunduklarını söyledi.
“Bu koşullar adil yargılanma hakkını ihlal edebilir”
TTB’nin mütalaasında, 14-15 saate kadar süren ve ardışık günlerde devam eden duruşmaların, sanıklar, avukatlar ve diğer yargılama sürecine katılan kişiler üzerinde fiziksel, ruhsal ve zihinsel açıdan olumsuz etkiler yaratabileceği ifade edildi. Uzun süren duruşmalar ve yoğun stresin dikkat, odaklanma, bellek, muhakeme ve karar verme yeteneğini olumsuz etkileyebileceği belirtildi.
TTB, bu koşulların adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğini vurguladı. Ortaya çıkabilecek sağlık sorunları nedeniyle söz konusu uygulamaların insan eliyle oluşturulmuş travma olarak kabul edilmesi ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ICD-10 sınıflandırmasında yer alan “işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele” kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağını belirtti.
Tutuksuz sanıklar ifade veriyor
Duruşmaya, tutuksuz sanık iş insanı Necmeddin Şimşek’in savunmasıyla başlandı. Şimşek, eski CHP Milletvekili Turan Aydoğan’a, Hüseyin Aydın aracılığıyla bir taşınmaz kiralamasında yaşadığı sorunlar nedeniyle hukuki adımlar için 200 bin dolar verdiğini iddia etti.
Şimşek, İmamoğlu ve İBB bürokratlarını kamu zararı oluşturmakla suçladı. Mahkeme başkanı, “Parayı neden verdiniz” diye sordu. Şimşek, “Hukuki yollar olduğu söylendi, o yüzden verdim” dedi.
Necmettin Şimşek ve mahkeme başkanı arasında geçenler şöyle:
Mahkeme başkanı: Siz bu ödemeyi kime yapmıştınız bu 200 bin doları?
Necmeddin Şimşek: Efendim biz Turan Aydoğan’la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla eliyle Turan Aydoğan’a teslim ettik.
Mahkeme başkanı: Yani parayı bizzat kime teslim ettiniz?
Necmeddin Şimşek: Hüseyin Aydın’a teslim ettik.
Mahkeme başkanı: Turan Aydoğan’la yaptığınız iki kere görüşme yaptım diye daha önceki ifadenizde geçiyor. Bu yüz yüze miydi o görüşmeler?
Necmeddin Şimşek: Yüz yüze görüşmeler. Bu işe başlama aşamasında. Daha sonrasında daha da görüşmelerimiz oldu efendim.
Mahkeme başkanı: Bu o ilk görüşmede o ödeme yaptığınız o toplam 500 bin dolara anlaştık, 200 bin dolarını verdim, 300 bin dolarını daha sonra verecektim diye ifadenizde geçiyor. Orada o rakamı size dillendiren Turan Aydoğan mıydı?
Necmeddin Şimşek: Tabii Turan Aydoğan.
Mahkeme başkanı: Yani ama ne ne… Şimdi biraz önce diyorsunuz ki savunmada, biz bunu rüşvet olduğunu değerlendirmedik verirken. Daha sonradan ses kaydını dinleyince Hüseyin Aydın getirdi size herhalde o ses kaydını.
Necmeddin Şimşek: Evet.
Mahkeme başkanı: Hüseyin Aydın’ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım diyorsunuz. Siz ne ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?
Necmeddin Şimşek: Efendim şöyle: Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese halinde yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere bir usulen tahliye kararı, usulden daha doğrusu, tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabii mağduriyetimiz çok büyük idi. Bunu önlemek adına biz biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri…
Mahkeme başkanı: Şimdi Necmettin Bey, çok bana etraflandırmaya gerek yok yani. Soru çok net yani. 200 bin doları siz ne mantığıyla verdiniz yani, ne amacıyla? Ne parası bu yani? Verirken siz bunu Hüseyin Aydın’a verdim dediniz ya, Hüseyin Aydın’a verirken bunu ne parası olarak verdiniz yani?
Necmeddin Şimşek: Efendim bizim anlaşmamız Turan Aydoğan’la şu şekilde: Hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Sayın Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. Ben ben 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi.
Mahkeme başkanı: Şimdi hukuki, siyasi sorunu çözme diye para karşılığı bir kurum yok yani. Bu bir avukatlık ücretiyse avukatlık ücretidir, değilse değildir. Bu ne parası yani? Hukuki, siyasi sorun çözme diye bir para verilme diye bir şey yok yani. Bu nedir? Siz burada verirken bunun ne olduğunu bilmiyor musunuz, ne parası olarak konuşuldu bu yani? Avukat ücreti diye mi konuşuldu? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı, yaptığınız herhangi bir şey var mı?
Necmeddin Şimşek: Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için…
Mahkeme başkanı: Kaç yıldır ticaret yapıyorsunuz?
Necmeddin Şimşek: Ben 30 yılı aşkındır yapıyorum.
Mahkeme başkanı: Avukatlarla çalışıyorsunuz değil mi?
Necmeddin Şimşek: Evet.
Mahkeme başkanı: Avukatlara bir ücret ödediğinizde bir makbuz falan alıyor musunuz?
Necmeddin Şimşek: Alıyoruz.
Mahkeme başkanı: Buradan istediniz mi herhangi bir makbuz falan?
Necmeddin Şimşek: Kalan senetleri de verdiğimiz için Hüseyin Bey vesilesiyle ilerlendiğinden güvene dayalı ilerlendi ve istemedik. Alamadık yani.
Mahkeme başkanı: Herhangi bir sözleşme de yapmadınız?
Necmeddin Şimşek: Yapmadık.
Mahkeme başkanı: Yazılı hiçbir şey yok.
Necmeddin Şimşek: Yazılı yok.
Mahkeme başkanı: Peki bu verdiğiniz parayı geri alamazsanız ne olacak? 30 yıldır ticaret yapıyorum diyorsunuz. Ne parası olduğunu belgelendirmek falan, nasıl olacak bu para?
Necmeddin Şimşek: Ben burada aradaki Hüseyin Bey’in de referanslarına ve doğru insanlarla çalıştığım saikiyle hareket ettiğim için zaten yine Hüseyin Bey’den bu tahsilatı yap, benim paramı ödesinler diye söyledim. Orada da bir süreç yaşandı. Bir bu konuda bir senet de bize bir senet… Şey yaptılar, Hüseyin Bey…
Mahkeme başkanı: Avukat olarak ne anlaşması yaptınız? Sizin için ne davası açacaktı, ne talebinde bulunacaktı, ne iş yapacaktı ki?
Necmeddin Şimşek: Turan Aydoğan hukuki olarak bunun yolları var. Herhangi bir dava konusunda anlaşmadık. Ama asıl bizim beklentimiz ve onun da iması şuydu efendim, Danışman olduğu için…
Mahkeme başkanı: Şimdi bak Necmettin Bey, sen “30 yıldır ticaret yapıyorum” diyorsun. Hukuki yollar var… Nedir bir işin hukuki yolu? Ya mahkemeye gidilir dava açılır, değil mi? Bir talepte bulunulur. Yapılacak bir iş vardır hukuken. “Hukuki yolları vardır” diye bir şey yok. Nedir bu yol yani?
Necmeddin Şimşek: Ben aramızdaki geçen konuşmaları ifade etmeye çalıştım. Benim kendi şahsi beklentim ve görüşüm şuydu, Evet, hukuki yapılabilecek adımlar, atılabilecek adımlar vardı. Biz hem onu atmasını bekledik hem de kendisinden Başkanın danışmanı sıfatıyla bu konuyu müzakere ederek çözüme kavuşturmasını bekledik. Bu yöndeydi görüşmemiz.
Selim İmamoğlu savunma yapıyor
Ekrem İmamoğlu’nun oğlu tutuksuz sanık Mehmet Selim İmamoğlu’nun savunmasına geçildi. Selim İmamoğlu, sırf soyadının “İmamoğlu” olması ve babası üzerinde baskı kurulması amacıyla bu dosyada “sanık” yapıldığını belirtti. “Bu yaşananlar kadim devletimize ve onun tarihine yakışmamaktadır” diyen Selim İmamoğlu, güçlü bir şekilde durmaya devam edeceklerini ifade etti.
Selim İmamoğlu, “Biz hem İmamoğlu ailesi hem de Kaya ailesi olarak bu davanın ana hedeflerinden biri haline getirildik. Sevgili dedem Hasan İmamoğlu’nun emekli maaşı bile uzun bir süre tedbirde kaldı. Yurtdışı yasağı var. Balıkesir’de emekliliği boyunca yaşadığı evin bahçesinde kazılar yapıldı. Mesnetsiz iddialar için canım dedemi kabul edilemeyecek meselelerle uğraştırdılar” diye konuştu.
Hakkındaki Hırvatistan’daki şirket ve tekne satın alımı suçlamalarına dair konuşan Selim İmamoğlu şunları söyledi:
“Ailemden aldığım maddi destekle yurtdışında bir girişimde bulunmamın bir sorun olacağını düşünmüyordum ve hâlâ aynı kanaatteyim. Böylece kazandığım deneyimleri annem ve dedemin de maddi desteğiyle yurtdışına taşıma konusunda ilk adımımı atmış oldum. Projenin gelişim maliyetlerinin bir kısmını ödeyerek azınlık hisse almak üzere projenin ana firmasıyla anlaştım. Bu kapsamda 391 bin euro, yaklaşık olarak 391 bin euro İş Bankası aracılığıyla Hırvatistan’daki KentBank’a transfer edildi. Bu transferler banka kayıtlarında çok açık olmasına rağmen; ayrıca ilgili belgelerin ve açıklamaların hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde sunulmuş olmasına rağmen konu hakkında bir sürü yalan, yanıltıcı haberler yazıldı, çizildi.”
Üniversite yıllarında yelken sporuna başladığını söyleyen Selim İmamoğlu, Beylikdüzü’nde bir yelken kulübünde eğitim alırken Türkiye Yelken Federasyonu’ndan sporcu lisansı aldığını söyledi.
Selim İmamoğlu, “İstanbul Boğazı’nda gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Kupası adı altında Türkiye’nin en prestijli yarışı Bosphorus Cup’ta yarışma fırsatım oldu. Yarışlarda belli bir tecrübe kazandıktan sonra bu yarışlara kendime ait bir yelkenli ile katılmak istedim. Yarış amacıyla kullanılan ikinci el, 2009 model bir sportif yelkenliyi 2024’te 772 bin Türk Lirası’na satın aldım. Bedelini de babamdan borç alarak banka havalesiyle aldım. Sahip olduğum bu yelkenli şu an yelken kulübünde eğitim amaçlı da kullanılmaktadır. Yani günün sonunda da bu iki konuda da hesabını veremeyeceğim bir durum asla yoktur” dedi.
Yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti
Selim İmamoğlu, bilim insanı olmaya karar verdiğini, Almanya’da dünyanın en önemli fizik konferanslarından birine kabul edildiğini söyledi. Selim İmamoğlu, “Hem mahkemeye hem de savcılığa dilekçe sundum. Konferansa gideceğim tarihlerde yurtdışı yasağımın kaldırılmasını istedim. Dönüş biletimi de gönderdim ama mahkeme heyetinden bir dönüş olmadı” dedi.
Selim İmamoğlu, savunmasının sonunda şunları söyledi:
“Birbirimizin elinden tutmaya, omuz omuza vermeye ihtiyacımız var. Ülkemizin ortak değerlerini beraber yaşatmalıyız. Birbirimizi kırarak ve dökerek hiçbir yere varamayız. Etrafımız yangın yeriyken güçlü olmalıyız, birlik olmalıyız. Ülkemizde adil ve eşitlikçi bir ortam sağlandığında bizi uzun vadede kurtaracak yegâne şeyin bilim ve teknoloji olduğuna inanıyorum. Türkiye artık üzerindeki ölü toprağını atsın, bitmeyen kavgalardan kurtulsun. Türkiye’nin geleceği biraz da gençlerinden aldığı güçle yol bulsun. Bilim bizim ışığımız olsun.
Türkiye’nin bu mahkeme salonlarını değil, başka bir geleceği, başka bir hayali hak ettiğini düşünüyorum. Herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Beraatime, hesaplarımdaki tedbirin kaldırılmasını, yurtdışı yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum. Sevgili babam Ekrem İmamoğlu ve tüm yol arkadaşlarımın tahliyesini talep ediyorum. Teşekkür ederim.”
Eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, sanık kürsüsüne geldi. Eylem 41 kapsamında yargılanan Muammer Keskin, hayatının hiçbir döneminde yasadışı bir iş yapmadığını söyledi.
Keskin, iddianamede Şişli Bomonti’de bulunan bir projenin iskanı için menfaat talep etmekle suçlandığını, belediye başkanı olduğu dönemde konu hakkında herhangi bir şikayet ve yasadışı talepte bulunulmadığını ifade etti.
İddianamede hakkında HTS, ifade dahil herhangi bir delil olmadığını söyleyen Keskin, buna rağmen “irtikap” ile suçlandığını belirtti.







