İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının ikinci duruşması, 12. günde devam etti. Avukatlar İBB davasında TTB’nin işkence raporunu dosyaya sundu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 51’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına, 12. günde devam ediliyor. Geçen hafta son tutukluluk incelemesinde, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ve iş insanı Serkan Öztürk’ün tahliyesine, kalan 51 ismin tutukluluğunun devamına karar verilmişti.
İBB davasında TTB’nin “işkence” raporu sunuldu
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin söz aldı. Avukat Pekin, Türk Tabipleri Birliği’nden (TTB) mütalaa istediklerini, uzun duruşma saatlerinin adil yargılanma saatlerini sakatlayan bir uygulama olduğunu söyledi.
Duruşma saatlerinin gece yarılarına kadar sürmesi üzerine TTB’nin bir mütalaa hazırladığını ifade eden Pekin, sağlık sorunları gözetildiğinde, işkenceye kadar uzanan bir durum olduğunun değerlendirildiğini belirtti. Pekin, TTB’nin mütalaasını da mahkemeye UYAP üzerinden sunduklarını söyledi.
“Bu koşullar adil yargılanma hakkını ihlal edebilir”
TTB’nin mütalaasında, 14-15 saate kadar süren ve ardışık günlerde devam eden duruşmaların, sanıklar, avukatlar ve diğer yargılama sürecine katılan kişiler üzerinde fiziksel, ruhsal ve zihinsel açıdan olumsuz etkiler yaratabileceği ifade edildi. Uzun süren duruşmalar ve yoğun stresin dikkat, odaklanma, bellek, muhakeme ve karar verme yeteneğini olumsuz etkileyebileceği belirtildi.
TTB, bu koşulların adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğini vurguladı. Ortaya çıkabilecek sağlık sorunları nedeniyle söz konusu uygulamaların insan eliyle oluşturulmuş travma olarak kabul edilmesi ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ICD-10 sınıflandırmasında yer alan “işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele” kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağını belirtti.
Tutuksuz sanıklar ifade veriyor
Duruşmaya, tutuksuz sanık iş insanı Necmeddin Şimşek’in savunmasıyla başlandı. Şimşek, eski CHP Milletvekili Turan Aydoğan’a, Hüseyin Aydın aracılığıyla bir taşınmaz kiralamasında yaşadığı sorunlar nedeniyle hukuki adımlar için 200 bin dolar verdiğini iddia etti.
Şimşek, İmamoğlu ve İBB bürokratlarını kamu zararı oluşturmakla suçladı. Mahkeme başkanı, “Parayı neden verdiniz” diye sordu. Şimşek, “Hukuki yollar olduğu söylendi, o yüzden verdim” dedi.
Necmettin Şimşek ve mahkeme başkanı arasında geçenler şöyle:
Mahkeme başkanı: Siz bu ödemeyi kime yapmıştınız bu 200 bin doları?
Necmeddin Şimşek: Efendim biz Turan Aydoğan’la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla eliyle Turan Aydoğan’a teslim ettik.
Mahkeme başkanı: Yani parayı bizzat kime teslim ettiniz?
Necmeddin Şimşek: Hüseyin Aydın’a teslim ettik.
Mahkeme başkanı: Turan Aydoğan’la yaptığınız iki kere görüşme yaptım diye daha önceki ifadenizde geçiyor. Bu yüz yüze miydi o görüşmeler?
Necmeddin Şimşek: Yüz yüze görüşmeler. Bu işe başlama aşamasında. Daha sonrasında daha da görüşmelerimiz oldu efendim.
Mahkeme başkanı: Bu o ilk görüşmede o ödeme yaptığınız o toplam 500 bin dolara anlaştık, 200 bin dolarını verdim, 300 bin dolarını daha sonra verecektim diye ifadenizde geçiyor. Orada o rakamı size dillendiren Turan Aydoğan mıydı?
Necmeddin Şimşek: Tabii Turan Aydoğan.
Mahkeme başkanı: Yani ama ne ne… Şimdi biraz önce diyorsunuz ki savunmada, biz bunu rüşvet olduğunu değerlendirmedik verirken. Daha sonradan ses kaydını dinleyince Hüseyin Aydın getirdi size herhalde o ses kaydını.
Necmeddin Şimşek: Evet.
Mahkeme başkanı: Hüseyin Aydın’ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım diyorsunuz. Siz ne ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?
Necmeddin Şimşek: Efendim şöyle: Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese halinde yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere bir usulen tahliye kararı, usulden daha doğrusu, tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabii mağduriyetimiz çok büyük idi. Bunu önlemek adına biz biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri…
Mahkeme başkanı: Şimdi Necmettin Bey, çok bana etraflandırmaya gerek yok yani. Soru çok net yani. 200 bin doları siz ne mantığıyla verdiniz yani, ne amacıyla? Ne parası bu yani? Verirken siz bunu Hüseyin Aydın’a verdim dediniz ya, Hüseyin Aydın’a verirken bunu ne parası olarak verdiniz yani?
Necmeddin Şimşek: Efendim bizim anlaşmamız Turan Aydoğan’la şu şekilde: Hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Sayın Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. Ben ben 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi.
Mahkeme başkanı: Şimdi hukuki, siyasi sorunu çözme diye para karşılığı bir kurum yok yani. Bu bir avukatlık ücretiyse avukatlık ücretidir, değilse değildir. Bu ne parası yani? Hukuki, siyasi sorun çözme diye bir para verilme diye bir şey yok yani. Bu nedir? Siz burada verirken bunun ne olduğunu bilmiyor musunuz, ne parası olarak konuşuldu bu yani? Avukat ücreti diye mi konuşuldu? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı, yaptığınız herhangi bir şey var mı?
Necmeddin Şimşek: Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için…
Mahkeme başkanı: Kaç yıldır ticaret yapıyorsunuz?
Necmeddin Şimşek: Ben 30 yılı aşkındır yapıyorum.
Mahkeme başkanı: Avukatlarla çalışıyorsunuz değil mi?
Necmeddin Şimşek: Evet.
Mahkeme başkanı: Avukatlara bir ücret ödediğinizde bir makbuz falan alıyor musunuz?
Necmeddin Şimşek: Alıyoruz.
Mahkeme başkanı: Buradan istediniz mi herhangi bir makbuz falan?
Necmeddin Şimşek: Kalan senetleri de verdiğimiz için Hüseyin Bey vesilesiyle ilerlendiğinden güvene dayalı ilerlendi ve istemedik. Alamadık yani.
Mahkeme başkanı: Herhangi bir sözleşme de yapmadınız?
Necmeddin Şimşek: Yapmadık.
Mahkeme başkanı: Yazılı hiçbir şey yok.
Necmeddin Şimşek: Yazılı yok.
Mahkeme başkanı: Peki bu verdiğiniz parayı geri alamazsanız ne olacak? 30 yıldır ticaret yapıyorum diyorsunuz. Ne parası olduğunu belgelendirmek falan, nasıl olacak bu para?
Necmeddin Şimşek: Ben burada aradaki Hüseyin Bey’in de referanslarına ve doğru insanlarla çalıştığım saikiyle hareket ettiğim için zaten yine Hüseyin Bey’den bu tahsilatı yap, benim paramı ödesinler diye söyledim. Orada da bir süreç yaşandı. Bir bu konuda bir senet de bize bir senet… Şey yaptılar, Hüseyin Bey…
Mahkeme başkanı: Avukat olarak ne anlaşması yaptınız? Sizin için ne davası açacaktı, ne talebinde bulunacaktı, ne iş yapacaktı ki?
Necmeddin Şimşek: Turan Aydoğan hukuki olarak bunun yolları var. Herhangi bir dava konusunda anlaşmadık. Ama asıl bizim beklentimiz ve onun da iması şuydu efendim, Danışman olduğu için…
Mahkeme başkanı: Şimdi bak Necmettin Bey, sen “30 yıldır ticaret yapıyorum” diyorsun. Hukuki yollar var… Nedir bir işin hukuki yolu? Ya mahkemeye gidilir dava açılır, değil mi? Bir talepte bulunulur. Yapılacak bir iş vardır hukuken. “Hukuki yolları vardır” diye bir şey yok. Nedir bu yol yani?
Necmeddin Şimşek: Ben aramızdaki geçen konuşmaları ifade etmeye çalıştım. Benim kendi şahsi beklentim ve görüşüm şuydu, Evet, hukuki yapılabilecek adımlar, atılabilecek adımlar vardı. Biz hem onu atmasını bekledik hem de kendisinden Başkanın danışmanı sıfatıyla bu konuyu müzakere ederek çözüme kavuşturmasını bekledik. Bu yöndeydi görüşmemiz.
Selim İmamoğlu savunma yapıyor
Ekrem İmamoğlu’nun oğlu tutuksuz sanık Mehmet Selim İmamoğlu’nun savunmasına geçildi. Selim İmamoğlu, sırf soyadının “İmamoğlu” olması ve babası üzerinde baskı kurulması amacıyla bu dosyada “sanık” yapıldığını belirtti. “Bu yaşananlar kadim devletimize ve onun tarihine yakışmamaktadır” diyen Selim İmamoğlu, güçlü bir şekilde durmaya devam edeceklerini ifade etti.
Selim İmamoğlu, “Biz hem İmamoğlu ailesi hem de Kaya ailesi olarak bu davanın ana hedeflerinden biri haline getirildik. Sevgili dedem Hasan İmamoğlu’nun emekli maaşı bile uzun bir süre tedbirde kaldı. Yurtdışı yasağı var. Balıkesir’de emekliliği boyunca yaşadığı evin bahçesinde kazılar yapıldı. Mesnetsiz iddialar için canım dedemi kabul edilemeyecek meselelerle uğraştırdılar” diye konuştu.
Hakkındaki Hırvatistan’daki şirket ve tekne satın alımı suçlamalarına dair konuşan Selim İmamoğlu şunları söyledi:
“Ailemden aldığım maddi destekle yurtdışında bir girişimde bulunmamın bir sorun olacağını düşünmüyordum ve hâlâ aynı kanaatteyim. Böylece kazandığım deneyimleri annem ve dedemin de maddi desteğiyle yurtdışına taşıma konusunda ilk adımımı atmış oldum. Projenin gelişim maliyetlerinin bir kısmını ödeyerek azınlık hisse almak üzere projenin ana firmasıyla anlaştım. Bu kapsamda 391 bin euro, yaklaşık olarak 391 bin euro İş Bankası aracılığıyla Hırvatistan’daki KentBank’a transfer edildi. Bu transferler banka kayıtlarında çok açık olmasına rağmen; ayrıca ilgili belgelerin ve açıklamaların hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde sunulmuş olmasına rağmen konu hakkında bir sürü yalan, yanıltıcı haberler yazıldı, çizildi.”
Üniversite yıllarında yelken sporuna başladığını söyleyen Selim İmamoğlu, Beylikdüzü’nde bir yelken kulübünde eğitim alırken Türkiye Yelken Federasyonu’ndan sporcu lisansı aldığını söyledi.
Selim İmamoğlu, “İstanbul Boğazı’nda gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Kupası adı altında Türkiye’nin en prestijli yarışı Bosphorus Cup’ta yarışma fırsatım oldu. Yarışlarda belli bir tecrübe kazandıktan sonra bu yarışlara kendime ait bir yelkenli ile katılmak istedim. Yarış amacıyla kullanılan ikinci el, 2009 model bir sportif yelkenliyi 2024’te 772 bin Türk Lirası’na satın aldım. Bedelini de babamdan borç alarak banka havalesiyle aldım. Sahip olduğum bu yelkenli şu an yelken kulübünde eğitim amaçlı da kullanılmaktadır. Yani günün sonunda da bu iki konuda da hesabını veremeyeceğim bir durum asla yoktur” dedi.
Yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti
Selim İmamoğlu, bilim insanı olmaya karar verdiğini, Almanya’da dünyanın en önemli fizik konferanslarından birine kabul edildiğini söyledi. Selim İmamoğlu, “Hem mahkemeye hem de savcılığa dilekçe sundum. Konferansa gideceğim tarihlerde yurtdışı yasağımın kaldırılmasını istedim. Dönüş biletimi de gönderdim ama mahkeme heyetinden bir dönüş olmadı” dedi.
Selim İmamoğlu, savunmasının sonunda şunları söyledi:
“Birbirimizin elinden tutmaya, omuz omuza vermeye ihtiyacımız var. Ülkemizin ortak değerlerini beraber yaşatmalıyız. Birbirimizi kırarak ve dökerek hiçbir yere varamayız. Etrafımız yangın yeriyken güçlü olmalıyız, birlik olmalıyız. Ülkemizde adil ve eşitlikçi bir ortam sağlandığında bizi uzun vadede kurtaracak yegâne şeyin bilim ve teknoloji olduğuna inanıyorum. Türkiye artık üzerindeki ölü toprağını atsın, bitmeyen kavgalardan kurtulsun. Türkiye’nin geleceği biraz da gençlerinden aldığı güçle yol bulsun. Bilim bizim ışığımız olsun.
Türkiye’nin bu mahkeme salonlarını değil, başka bir geleceği, başka bir hayali hak ettiğini düşünüyorum. Herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Beraatime, hesaplarımdaki tedbirin kaldırılmasını, yurtdışı yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum. Sevgili babam Ekrem İmamoğlu ve tüm yol arkadaşlarımın tahliyesini talep ediyorum. Teşekkür ederim.”
Eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, sanık kürsüsüne geldi. Eylem 41 kapsamında yargılanan Muammer Keskin, hayatının hiçbir döneminde yasadışı bir iş yapmadığını söyledi.
Keskin, iddianamede Şişli Bomonti’de bulunan bir projenin iskanı için menfaat talep etmekle suçlandığını, belediye başkanı olduğu dönemde konu hakkında herhangi bir şikâyet ve yasadışı talepte bulunulmadığını ifade etti.
İddianamede hakkında HTS, ifade dahil herhangi bir delil olmadığını söyleyen Keskin, buna rağmen “irtikap” ile suçlandığını belirtti.
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, söz aldı. Keskin’e geçmiş olsun diyen Şahan, “İki tane sorum var. Bunlardan aslında birincisi cevaplandı ama ben yine de iddianamede yer aldığı için soracağım. Bu mevcut konuyla ilgili yani Rotana ile ilgili size gelip herhangi bir görüşme oldu mu Sayın Başkanım? Yani herhangi bir bu konunun çözülmesine ilişkin iddianamede böyle bir şey varmış. Gelip size 5 milyon dolar konuşulmuş, vesaire. Bu kısımda böyle bir görüşmeniz oldu mu?” diye sordu.
Keskin, “Söz konusu değil sevgili Emrah. Ben emniyette verdiğim ifadede çok açık net söyledim. Ben bu konuyla ilgili biraz önce size de ifade ettiğim mahkemede de bana direkt herhangi bir kişi bu konuyla ilgili ne bir talep, ne bir şikâyet, ne de bir destek istediler” dedi.
İş insanı tutuksuz sanık Mehmet Torun, savunmasına başladı. Torunlar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanvekili Mehmet Torun, aylık gelirinin ortalama 200 milyon TL olduğunu söyledi. “Hakkımdaki suçlama hayır yapmak” diyen Torun, İstanbul’da işyerleri olan bir firma olarak İBB ve diğer devlet kurumları ile iyi geçinmek zorunda olduklarını ifade etti.
2012’de Özelleştirme İdaresi’nden Beykoz’da bir bölgeyi satın aldıklarını söyleyen Mehmet Torun, “Yıl 2026 oldu hala uğraşıyoruz” dedi.
Torun Center’dan bahseden Mehmet Torun, “Ne kadar dikkat etsek de başımıza işler geldi. Binanın iç tefrişatında hafif tadilat ruhsatı gerekiyormuş. Biz de belediyeye müracaat ettik. İşi anlattık. Bize de hafif tadilat ruhsatını verdiler. Sonra bize bir ceza yazıldı, mühürleme vesaire oldu. Belediye başkanıyla görüştüm. Karara itiraz ettik sonrasında cezada indirime gidildi. İlçemizin belediyesidir kavga etmek istemedik” dedi.
Mehmet Torun, iddianamede yazanların aksine “Bu işin karşılığında para talep edilmedi” dedi. İddianamede, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın, Mehmet Torun’dan rüşvet istediği öne sürülmüştü.
“Benden şikâyetçi misiniz?”
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, soru yöneltmek için söz aldı. Şahan, “Sizinle yaptığımız görüşmede, belediye başkanı olarak, projelerinize ilişkin, cezanıza ya da yapmak istediğiniz her neyse herhangi bir kişisel menfaat, hukuksuz bir yönlendirmede bulundum mu” diye sordu. Torun, “Hayır, olmadı” dedi.
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, “Benden şikâyetçi misiniz” diye sordu, Mehmet Torun, “Hayır şikâyetçi değilim” dedi. Torun, “Kendisi çok nazik, saygılı, bir görüşme gerçekleştirmiştik” diye belirtti.
Şahan’ın “Sizi birine yönlendirdim mi?” sorusuna Torun, “Ben 73 yaşında bir adamım. Beni yönlendirecek adam anasının karnından doğmadı. Müzakere edilir ama kimse bana şöyle yap diyemez” diye yanıt verdi.
Torunlar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanvekili Mehmet Torun, “Ben Mall Of İstanbul’un olduğu yerde 8 milyon dolar raylı sisteme istasyon yaptım. Kadir Topbaş ‘yapın ya’ dedi yaptık. İmza mimza yok. Ondan sonra da efendim belediye değişti. Buralara girmeyelim” dedi.
İş insanı Necmeddin Şimşek adına Turan Aydoğan’a, hukuki danışmanlık için 200 bin dolar verdiği iddia edilen iş insanı Hüseyin Aydın, savunmasına başladı.
Hüseyin Aydın, “Soruşturma aşamasında tanıktım, sonra gördüm ki sanık olmuştum. Bu olayları ortaya çıkaran aslında benim. Necmeddin Şimşek benim 25 yıllık dostumdur. Okulla ilgili bir mevzusu olmuştu. ‘Ne yapalım’ dedi. Ben de dedim ‘Turan Aydoğan var hem avukat hem milletvekili gidelim danışalım.’ İlk görüşmeyi ben yaptım o da kabul etti. Üçüncü görüşmede anlaştılar bunlar. Toplam değeri 500 bin dolar 200 bin doları önden istedi. Necmeddin bey de bunu kabul etti. Taksim’de kardeşinin ofisinde parayı teslim ettim ve geldim” dedi.
Hüseyin Aydın ve mahkeme başkanı arasında geçenler
Mahkeme Başkanı: Peki şimdi bu Turan Aydoğan’la nerden tanışıyorsunuz siz?
Hüseyin Aydın: Ben Bayburtluyum, Gökhan Zeybek var şu anda da milletvekili. Gökhan Zeybek bana getirdi onu. Bana getirdi derken tanıştırdı. Milletvekilliği boyunca gitti geldi, gitti geldi…
Mahkeme Başkanı: Ne kadar süredir bir tanışıklığınız var?
Hüseyin Aydın: Yaklaşık belki 7 sene falan.
Mahkeme Başkanı: Samimiyetiniz ne boyutta?
Hüseyin Aydın: Arardı beni şöyle yap, böyle yap, işte dostum şu işimi, işte şu öğrenciyi şuraya yardım lazım falan filan, biz de desteklerdik yani.
Mahkeme Başkanı: Ne iş yapıyorsunuz siz?
Hüseyin Aydın: Ben enerji işi yapıyorum.
Mahkeme Başkanı: Peki şimdi aracı oldunuz, götürdünüz, tanıştırdınız Necmettin Bey’le. Sonrasında onlar anlaştılar.
Hüseyin Aydın: Tabii, onlar konuşmaları kendileri yaptı.
Mahkeme Başkanı: Kendileri yaptı, siz de vardınız.
Hüseyin Aydın: Evet, evet.
Mahkeme Başkanı: Peki sonradan niye senet sizin adınıza düzenlendi?
Hüseyin Aydın: Çünkü Necmettin Bey’le muhatap olmadılar, bir de arada ben kaldım.
Mahkeme Başkanı: Turan Aydoğan da savunmasında diyor ki, “Ben oradan bir gün Hüseyin Aydın’ı almış sanırım tanıştırmış, ben kendim alsam niye Hüseyin Aydın senedimi imzalayıp versin.”
Hüseyin Aydın: Şimdi oraya da gelelim efendim. Orada ben Rahman Bey’den senet istemedim ki. Kendisi orada Rahman Bey’e imzalattı, “Ben ödeyeceğim” dedi. Bunların hepsi, ne derler, bu araştırmaya da verilebilir bilmem ne, baz kayıtlarında istedim orda mıdır değil midir kendi beyanı. Ben hatta görüşmedeki ortamda bu 500.000 doları konuşurken, bu ne parası ne bedeli olarak… E bu okulun tahliye bedeli, “Ben” dedi, “bu parayı yaparım” dedi. Necmettin Bey’e de bir bütçe çıkarmış, “Olur” dedi, “veriyorum” dedi.
Mahkeme Başkanı: Bu parayı yaparım derken yani ne anlamda yapacak? Ne yapacak bu paraya?
Hüseyin Aydın: Avukatlık, biz avukatlık olarak gittik oraya. Rüşvetse ona ne gerek var, ben giderdim bir kuruma bağış yapardım, beni azat edin, burası okul derdim diye düşünüyorum. Veya uzlaşma yolu bulurduk. Çünkü burası okul efendim sonuçta.
Mahkeme Başkanı: Peki bir avukata şimdi bir iş için bir ödeme yapılırken mutlaka bunun bir sözleşmesi olur, bir avukatlık sözleşmesi yapılır. Para ödeniyorsa bu ya resmi kanallardan ödenir, elden ödeniyorsa bir ödeme belgesi, makbuz alınır. Bunlar falan hiç niye yapılmadı bu işte?
Hüseyin Aydın: Orda sonuna kadar haklısınız. Ama şu var. İnsanlar beşeri ilişkilerde birbirlerine güvenmek zorunda değil mi? Ve bu insan bir milletvekili.
Mahkeme Başkanı: 500.000 dolar öyle güvendin adama yolladın. Siz verdiniz mi?
Hüseyin Aydın: Zaten bayrama bir 15 gün falan vardı herhalde. O da tatile falan çıkacaktı. İnsanlar birbirine güvenmeyecek mi? E görüştüğümüz insan hem avukat hem milletvekili. Dostumuz diyoruz…
Mahkeme Başkanı: Avukat. Ticaret yapıyorsunuz anlattığınıza göre.
Hüseyin Aydın: E bir de ben…
Mahkeme Başkanı: 200.000 dolar para elden böyle verilirken hiçbir şey almadan etmeden böyle güvendi, bu kadar güvene de giriş, niye bu kadar hissettin? Necmettin Şimşek nerden ulaştı bu kadar güvene size?
Hüseyin Aydın: Şöyle söyleyeyim, orda belki Necmettin Bey de basireti bağlandı benim de. Ben hiçbir zaman öyle bir şey yapmadım. Ama basiret bağlandı diye düşünebilirim yani. E ben kendisine senede imza at dediğimde, orda var zaten.
Mahkeme Başkanı: Senedin iade noktası geldiğinde bak senet menet imzalanıyor, o kadar güven yokmuş arada demek ki.
Hüseyin Aydın: Ama sonra oluyor bunlar efendim, baktık ki parayı alamıyoruz. E beni çağırıyorlar para ödemeye, para ödemiyorlar. Dedim ki yani bu kötüye gidiyor. Yok rüşvet verdik bilmem ne, ben ortamda tuşa basıyorum…
Mahkeme Başkanı: Ortamda ne konuşuldu orda ilk görüştüğünüzde, şartları görüştüğünüzde? Şimdi sen biz avukatlık ücreti olarak biliyoruz dedin ya, şimdi avukat ne iş yapacaktı orda? Yani ne taahhütte bulunacaktı?
Hüseyin Aydın: Avukat şöyle bize söyledi. Dedi ki, “Ben hukuksal yoldan bir arkadaşıma vekâlet verdireceğim. Ben siyasiyim. Ben arkadan takip edeceğim dosyayı.” Olabilir. Bize de, yani Necmettin Bey’e bana değil de daha mantıklı geldi. O da öyle kabul etti. Biz davayı hukuksal yoldan yürütsün diye gittik oraya. Ve bir de eski milletvekili olmasına rağmen, en azından dostları arkadaşları, burası sonuçta bir okul olduğu için daha iyi bir uzlaşı yolu bulunur diye gittik.
Mahkeme Başkanı: İşimiz görülsün de ne parasıysa parası dediniz yani?
Hüseyin Aydın: Yok öyle bir şey yok. Yani Necmettin Bey öyle bir insan değil. 25 senedir tanırım.
Mahkeme Başkanı: E sen 50.000 doları sen mi iade ettin geri?
Hüseyin Aydın: E ben kendimden iade ettim evet.
Mahkeme Başkanı: Niye sen?
Hüseyin Aydın: E çünkü benim 25 yıllık dostum.
“Ramazana denk gelmesi sebebiyle hayır talep edildi”
İş insanı Seyfet Taştan’ın, savunmasına geçildi. İBB Emlak Müdürlüğü’nde memur olarak görev yapan Yakup Öner’in talebiyle 4 milyon 500 bin TL’lik market kartı bağışlayan Taştan, “Bu rüşvet değildir. Ramazana denk gelmesi sebebiyle hayır talep edildi. Ve talep edilen hayrın rakamı bana fazla geldi; çünkü o kadar bütçem de yoktu. Bunun olmadığını, o kadar bütçemin olmadığını, hani bunu zaten karşılıksız yaptığımı da söylediğimde, ‘O zaman yarısı olsun’ dendi ve ben de yarısını kabul ettim. Bunun için de 3-4 gün süre rica ettim. O süre zarfında da talep edilen yardımı, hayrı yerine getirdim” dedi.
Taştan, mahkeme başkanının “Daha önce benzer hayır yapmış mıydınız bu şekilde” sorusuna, “Evet, evet. Hayır konusu olduğu zaman, işte bu ramazanda yine hem memleketim olan Ardahan / Göle’ye, hem de ikamet ettiğim Beykoz Belediyesi’ne… Yine bu da resmi olarak yapılan faturalı alışverişlerdir” diye yanıt verdi.
İş insanı Okan Akbaş da savunmasında, ortak baz kaydı verdiği kişileri tanımadığını, rüşvet olarak verdiği iddia edilen A101 yemek kartlarının tabldot işi yaptığı dönemde çalışanlarına verdiği Ramazan yardımı olduğunu belirtti.
Akkaş, şunları söyledi:
“Rüşvet olarak verdiğim iddia edilen A101 Market kartları da tabldot işi yaptığım yemek şirketime 2022, 23 ve 24 yıllarında personelime verdiğim ramazan destekleridir. ’22’den önceki yıllar boyunca da Metro Market’lerden koli olarak, kumanya kolisi olarak personellerime verdim. Kartları verdiğim herkes SGK’lı personelimdir, kayıtları vardır. Yüzlerce kişi dosyaya sundum, herhangi biri aranıp sorulabilir, dinlenebilir. Hatta 2023 yılında bir personel davamda eski çalışanım gelir beyanı yaparken maaş, SGK, yol, yemek artı ramazan aylarında 500 TL’lik A101 market çeki olarak belirtmiştir. Bu da dosya davasında da var, davanın dosyasında da vardır. Bu iddianamedeki hiçbir durumla alakam yoktur.”
İtirafçı sanık eski İSFALT A.Ş. Genel Müdürü Burak Korzay, itirafçı olduğunu, sürecin hem ailesini hem kariyerini etkilediğini söyledi. “Herhangi bir suç örgütünün üyesi olmadım” diyen Korzay, hiçbir aşamada suç işleme kastı olmadığını söyledi.
Cebeci Maden projesinin bakanlığa bağlı MAPEG onayları altında yürütüldüğünü belirten Korzay, İSFALT’ın ilgili dönemdeki işlemlerinin Sayıştay’a konu olduğunu kamu zararına rastlanmadığını ifade etti. İtirafçı Ertan Yıldız’ın üzerinde baskı kurduğunu iddia eden Korzay, Aziz İhsan Aktaş’la da 3-4 kez iletişim kurduğunu söyledi. Korzay, “Keşke o anda bu baskıya rağmen hayır demeyi bilseydim” dedi.
“Birbirine zıt iki beyan doğru kabul ediliyor”
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin söz aldı. Bir diğer itirafçı Ertan Yıldız ile Korzay’ın ifadelerinin birbiriyle tam ters ifadeler olduğunu söyledi. Pekin, “Birbirine zıt beyanların ikisinin de doğru kabul edildiği bir iddianame ile karşı karşıyayız. İkisi de tahliyeyle ödüllendirildi, Sayın İmamoğlu ise 1,5 yıldır tutuklu” dedi.
Tutuklu Fatih Keleş, kendisini “duydum, tahmin ediyorum” ifadeleriyle suçlayan Burak Korzay’a sorular yöneltti:
“Fatih Keleş: Murat Bey, benimle aranızın çok iyi olmadığını söylüyorsunuz?
Burak Korzay: Evet.
Fatih Keleş: Bunun bir sebebi var mı? Özel bir sebebi? Yani eğer…
Burak Korzay: Anladığım kadarıyla bazı şeyleri sorgulamamdı. Birincisi bu döküm iznini sorguladım. Hatta bilmiyorum belki hatırlarsınız MAPEG’e gitmeye çalıştım.
Fatih Keleş: Döküm izni dediğiniz hangi tarihte göreve geldiniz?
Burak Korzay: Mart 2022.
Fatih Keleş: Bu Cebeci’de döküm dediğiniz faaliyet ne zaman başlamıştı?
Burak Korzay: Benden önce başlamıştı.
Fatih Keleş: Sizden önce başlamıştı. İzin hangi tarihte verilmişti biliyor musunuz?
Burak Korzay: İznin tarihini şu an net hatırlayamıyorum.
Fatih Keleş: Az önce söylediniz ki benim dönemimde 178 bin metreküplük bir izin verilmişti. Ben bu iznin izin alanında dolgu yapılıyor mu, yapılmıyor mu diye elimizdeki sözleşmemizden dolayı bir sorgulama yaptım. Bana bu dökümün buraya yapılmıyor dendi dediniz.
Burak Korzay: Evet, öyle dediniz.
Fatih Keleş: Daha sonra dediniz ki bir müddet sonra başka bir yere döküm yapılmaya başlandı.
Burak Korzay: Evet.
Fatih Keleş: TEİAŞ’ın izniyle, oluruyla, talebiyle bir izin verildi dediniz.
Burak Korzay: Doğrudur. Bu ikinci izin. Birinci izin var, birinci izinden sonra…
Fatih Keleş: İkinci izin siz göreve başladıktan sonra mı verildi?
Burak Korzay: Doğrudur.
Fatih Keleş: Siz 2022 Mart ayında göreve başladınız.
Burak Korzay: Evet, doğrudur. İkinci izin ben göreve başladıktan sonra verildi.
Fatih Keleş: Bu tarihlerden emin misiniz peki bu kadar? İfadenizde anlatıyorsunuz ama emin misiniz bu tarihlerden?
Burak Korzay: Bakın birinci izin benden önce verildi.
Fatih Keleş: Tamam.
Burak Korzay: O arada yüzde 99.9 diyorum tarihlere bakmam lazım, uzatmayı verdiniz. Uzatma verildi Çevre Koruma Daire Başkanlığı tarafından. Daha sonra ben görevdeyken o kraterin doldurulmasıyla ilgili MAPEG’den bir yazı geldi. Bu yazıya istinaden Çevre Koruma Daire Başkanlığı izni İSFALT’a dahi değil direkt özel şirkete çıkardı. Bu özel şirket de hem oraya döktü hem de bir kişinin belirlediği araziye de döktü.
Fatih Keleş: TEİAŞ’ın talebiyle birlikte MAPEG’in vermiş olduğu izin MAPEG’in vermiş olduğu izin 2021’in Aralık ayında. Yani siz göreve başlamadan 4 ay önce.
Burak Korzay: Tamam.
Fatih Keleş: E siz ben göreve başladıktan sonra bu izin verildi dediniz.
Burak Korzay: Hayır, öyle bir şey demedim. Yanlış hatırlıyorsunuz. Birincisini benden önce diye zaten 50 kere söyledim. Hatta Google Earth görüntülerini koydum. Gişelerin kuruluşunun dahi benim göreve başlamamdan önce olduğunu ispatladım.
Fatih Keleş: Az önce öyle söylemediniz. Ben birincisini sorgularken ikinci izin verildi dediniz. Sonra orasını da hatta oraya…
Burak Korzay: O zaman bir hata yapılmış olabilir. Ben birinci izni sorgularken izin uzatıldı…
Fatih Keleş: Hatanız bu sadece. Birden fazla. Yani izin sizin göreve başlamanızdan önce verildi.
Burak Korzay: Evet.
Fatih Keleş: Yani ben belki bu tarihleri hatırlamıyorsunuz, o yüzden size hatırlatmak istedim.
Burak Korzay: Peki.
Fatih Keleş: TEİAŞ’ın talebiyle verildi. Peki İbrahim Bülbül’ün Cebeci alanında daha doğrusu Kuzey Cebeci madencilik sahasında ya da Güney Cebeci madencilik sahasında herhangi bir yetkisi yoktu. Araları samimiydi fakat dediniz Murat Gülibrahimoğlu ve Fatih Keleş’in. Peki İbrahim Bülbül’ün İSFALT’ın önerisiyle Kuzey Cebeci Madencilik’te Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu bilmiyor musunuz?
Burak Korzay: Bu daha sonra yapıldı. Bunu da zaten bize .……. Yönetim Kurulu Kararını gönderdiniz, yaptırdınız.
Fatih Keleş: Siz yaptınız derken efendim?
Burak Korzay: Siz yaptınız, yani İBB direkt önümüze koydu. İbrahim Bülbüllü de avukattı, ilişkileri de iyiydi. Diğer ortaklarla da arayı bulmak için vesaire ilişkilerde kendisiyle çalıştınız.
Fatih Keleş: Siz yönetim kurulu üyesi… Sorular size soruldu da İbrahim Bülbüllü’nün ve benim burada yönetim kurulu üyesi olmamızdan dolayı bu sahayla ilgilenmemizden bahsetmediniz. Onun için bunu size soruyorum.
Burak Korzay: Hangi tarihlerde girip çıktığınızı vesaire çok hatırlayamam onu söyleyeyim. Evet, yönetim kurulu…
Fatih Keleş: O sorun değil ama yani bir noktada orada yönetim kurulunda görev yaptığımızı biliyorsunuz en azından değil mi?
Burak Korzay: Evet.
Fatih Keleş: Ama söylemediniz az önce.
Burak Korzay: Kendimi savunuyorum şimdi.
Fatih Keleş: Kendinizi savunurken bizi gömmüyorsunuz Burak Bey.”
8 milyon dolarlık tahliye iddiası
Tahliye olmak için 8 milyon dolar verdiğini söyleyen tutuksuz sanık Sarp Yalçınkaya, dosyada örgüt yöneticiliği iddiasıyla yargılanan firari Murat Gülibrahimoğlu’ndan başka davadaki sanıkların hiçbirini tanımadığını söyledi.
İBB soruşturmasında, 26 Mayıs 2025’te tutuklanan Sarp Yalçınkaya’nın savcılığa dolandırıldığını söyleyerek başvurduğu ortaya çıkmıştı. İBB’ye yönelik üçüncü dalga operasyonda gözaltına alınıp tutuklanan TECO Petrolleri’nin sahibi Sarp Yalçınkaya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak dolandırıldığını iddia etmişti.
Yalçınkaya, kendisini avukat olarak tanıtan iki kişinin 10 milyon dolar karşılığında tahliyesini sağlayacağı vaadinde bulunduğunu, 8 milyon dolara anlaştıklarını ancak tahliyesinin gerçekleşmediğini belirterek şikâyetçi olmuştu.







