İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu olan eski HDP milletvekili Kemal Bülbül, Alevilerin çözüm sürecine yaklaşımını, Alevi meselesinin tarihsel ve siyasal boyutlarını değerlendirdi. Bülbül, Alevi aydınların yayımladığı 53 kişilik bildiriyi eleştirirken, Abdullah Öcalan’la doğrudan görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvurduğunu açıkladı.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “Aleviler çözüm sürecine nasıl bakıyor?” başlıklı yayın dizisinin dokuzuncu ve son bölümünde eski HDP milletvekili Kemal Bülbül’ü konuk etti. Programda Alevilerin çözüm sürecindeki tutumu, Alevi meselesinin tarihsel arka planı ve Kürt meselesiyle ilişkisi ele alındı. Bülbül, son dönemde Alevi aydınlar tarafından yayımlanan açıklamalara ilişkin eleştirilerini aktarırken, Abdullah Öcalan’a atfedilen bir açıklamanın doğruluğunu doğrudan kendisine sormak istediğini söyledi.
Bülbül’den 53 Alevi aydının bildirisinin eleştirisi

Bülbül, 53 Alevi aydının imzasını taşıyan ve çözüm sürecine ilişkin görüşlerin yer aldığı bildirinin Alevi meselesini yeterince kapsamlı ele almadığını savundu. Sorunun tarih, toplum, çözüm ve siyaset boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bülbül, makro ölçekteki bir siyasi meselenin dar bir çerçeveye sıkıştırılmasının doğru olmadığını söyledi.
Abdullah Öcalan’a atfedilen bir açıklama konusunda da tartışmalar yaşandığını belirten Bülbül, İmralı Heyeti ve DEM Parti yönetiminin böyle bir açıklamanın yapılmadığını söylediğini aktardı. Bülbül, Öcalan’ın söz konusu ifadeleri kullanıp kullanmadığını ve Alevi-Kürt meselesine ilişkin yaklaşımını doğrudan sormak amacıyla Adalet Bakanlığı’na dilekçe vererek Öcalan’la görüşme talebinde bulunduğunu açıkladı.
Bülbül ayrıca süreç konusunda Aleviler, Kürtler, Öcalan ve bildiriyi imzalayanlar arasında karşılıklı bir güvensizlik bulunduğunu ifade etti.
“Türkiye’nin en ağır politik sorunu Alevi sorunudur”
Alevi meselesinin tarihsel olarak inkâr ve baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Bülbül, Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile başlayan hukuki ve siyasal çerçevenin Alevi kimliğinin ve kurumlarının tanınması açısından sorunlar yarattığını söyledi. Madımak başta olmak üzere geçmişte yaşananlarla yüzleşilmesi ve eşit yurttaşlık temelinde adımlar atılması gerektiğini savundu.
Bülbül, “Türkiye’nin en ağır politik sorunu Alevi sorunudur” diyerek Alevi ve Kürt meselelerinin inkâr ve tekçilik politikaları açısından kesiştiğini, ancak yapısal olarak farklı sorunlar olduğunu söyledi. Kürt meselesinin örgütlenme, siyasal temsil ve çatışma nedeniyle daha görünür hale geldiğini belirten Bülbül, Alevi meselesinin ise siyasal örgütlenmenin daha sınırlı kalması nedeniyle uzun süre arka planda bulunduğunu ifade etti.
Tuncer Bakırhan’ın Alevi çevrelerinde tepki çeken sözlerine de değinen Bülbül, yaşanan kırgınlığın karşılıklı diyalogla giderilebileceğini söyledi. DEM Parti yönetiminin bildiriyi imzalayan Alevi aydınlarla görüşmesi gerektiğini belirten Bülbül, bunun bir uzlaşma değil, siyasi nezaket ve yüz yüze konuşabilme açısından önemli olduğunu ifade etti.
Bülbül, çözümün yalnızca yasal düzenlemelerle sağlanamayacağını; Alevi ve Kürt tarihlerinin yeniden ele alınması, toplumsal yüzleşme ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda siyasi aktörlerle görüşerek Alevi meselesine ilişkin görüşlerini anlatmak istediğini de söyledi.







