Okurlarımızı, takipçilerimizi, izleyicilerimizi ve tüm destekçilerimizi görüşlerini Medyascope’ta dile getirmeye davet ediyoruz. Yazınız editoryal ilkelerimize uyar ve Yayın Kurulumuz tarafından da uygun görülürse, web sitemizde imzanızla yayınlanacaktır. Konuşan, tartışan, farklı fikirlerin dile getirildiği bir Türkiye istiyoruz. Doğan Özkan, “Toplumsal huzur ve aile: Hak savunuculuğu neden önemlidir?” başlıklı yazıyı kaleme aldı.

Geçtiğimiz günlerde, 12 Eylül darbesinin yıl dönümü vesilesiyle bir araya geldiğimiz dostlarla gerçekleştirdiğimiz sohbetin ana gündem maddesi, erişimi engellenen gökkuşağı siteleriydi. Yıllardır insan hakları ve ifade özgürlüğü alanında emek veren bireyler olarak, bu tür dijital kısıtlamaları öncelikle sivil alanın daralmasına yönelik bir basamak olarak değerlendirdik. Ancak süreç sadece dijital platformlarla sınırlı kalmadı. Takip eden saatlerde gerçekleştirilen operasyonlarla birçok mekânda aramalar yapıldı ve sivil toplum kuruluşlarında görev alan çok sayıda hak savunucusu ile dernek yöneticisi gözaltına alındı.
Bu gelişmelerin ardından, toplumun farklı kesimlerinden yükselen yapıcı tepkiler gecikmedi. Kadın hakları örgütleri, insan hakları dernekleri ve LGBTIQA+ platformlarının yanı sıra siyasi partilerden DEM Parti, TİP ve EMEP de kurumsal olarak sürecin takipçisi olacaklarını belirten açıklamalarda bulundular. Konunun uluslararası boyuttaki yansımaları ise Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi kurumların süreçle ilgili değerlendirmeleriyle görünürlük kazandı.
Ana muhalefetteki YENİ Parti’nin dikkat çeken sessizliği
Tam da bu noktada, sivil alanın ve demokrasinin geleceğini yakından ilgilendiren böylesi bir baskı dalgası karşısında siyaset arenasının sergilediği refleks, kendi içinde derin bir tezat barındırıyor. Sol ve demokratik tabanın haklı isyanına meclisteki sol partiler kurumsal olarak güçlü bir yanıt verirken, muhalefet blokunun ana omurgası olma iddiasıyla kurulan “YENİ Parti”nin bu kritik süreçteki derin sessizliği gözden kaçmadı.
İktidara karşı güçlü bir alternatif oluşturma ve geniş kitleleri kucaklama söylemiyle yola çıkan bir yapının, temel insan hakları ve sivil toplumun tasfiyesi söz konusu olduğunda takındığı bu “çekimser ve sessiz” tutum, demokratik kamuoyunda haklı bir hayal kırıklığı yaratıyor. Zira hak savunuculuğu, siyasi hesaplarla ertelenebilecek veya görmezden gelinebilecek bir lüks değildir.
Bireyin güçlenmesi aileyi zayıflatmaz
Operasyonların ardından yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda, bu adımların “Ailem Güvende” projesi kapsamında, aile yapısını ve toplumsal değerleri korumak amacıyla atıldığı ifade edildi. Kuşkusuz, ailenin korunması ve geleceğe güvenle taşınması her toplum için birincil öneme sahiptir. Ancak bu noktada sivil toplumun dile getirdiği temel bir soru işareti var: Aile yapısı, bireylerin hakları kısıtlanarak mı yoksa daha çok güçlendirilerek mi korunabilir?
Bugün modern dünyada ve sosyolojide kabul gören yaygın kanaat, kadının eğitim almasının, ekonomik bağımsızlığını kazanmasının ve toplumsal hayatta güçlü birer özne olmasının aileyi zayıflatmadığı, aksine daha sağlıklı ve sağlam temeller üzerine inşa ettiğidir. Kadınların geleneksel rollerinin ötesinde kendilerini gerçekleştirebilmeleri, aile içi dayanışmayı ve huzuru artıran bir unsurdur.
Kapsayıcı bir toplum güvenli bir aile demektir
Farklı kimliklerin, yönelimlerin ve hak savunucularının hedef haline getirilmesi, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirme riski taşımaktadır. Oysa aile yapısını korumanın asıl yolu; dışlayıcı politikalar uygulamak veya sivil alana yönelik baskılara karşı sessiz kalmak yerine, her bir bireyin kendini güvende ve eşit hissettiği kapsayıcı bir zemin yaratmaktır.
Unutulmamalıdır ki, sivil toplum örgütleri ve hak savunucuları devletlerin karşıtı değil, toplumsal adaletin ve dengenin sigortasıdır. Gerçek anlamda güvenli bir aile ortamı ve huzurlu bir gelecek; ancak Yeni Parti gibi büyük muhalif yapıların da ses vermekten çekinmediği, temel insan haklarına, ifade özgürlüğüne ve örgütlenme özgürlüğüne eksiksiz saygı duyulan, barışçıl bir diyalog ortamında inşa edilir.







