Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın anlamını, Türkiye’nin mevcut siyasi ve hukuki durumuyla, özellikle de Ekrem İmamoğlu’na karşı açılan davalar üzerinden milli iradenin zayıflatılmasıyla tezat oluşturarak ele aldı.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak sözlerine başladı.

Çakır 22 Nisan Çarşamba günü, aynı zamanda sanık olarak yargılandığı İBB davasını izlemeye gittiğini söyledi. Aziz İhsan Aktaş ve İBB davasının aynı gün olduğunu hatırlatan Çakır, “Malum ben orada tutuksuz sanığım. İstesem gazeteci bölümüne de gidebilirdim ama tutuksuz sanık bölümünü tercih ediyorum. Hem orada, ‘Tamam, beni yargılanıyorsunuz ve ben buradayım’ demek için gidiyorum. Hem de diğer tutuklu sanıklara fiziki olarak daha yakın oluyorum” dedi.
- İBB davası 26. gününde: Mehmet Pehlivan savunma yaptı, itirafçı Adem Soytekin dinlenme sırasının öne alınmasını talep etti
- Aziz İhsan Aktaş davası: Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar hakkında tahliye kararı verildi
23 Nisan’ın bir gün öncesinde Silivri’de olmanın kendisine çok anlamlı geldiğini ifade eden Çakır, “Davanın kendisi zaten başlı başına milli iradeye karşı siyasi dava. Bakıyorum, son seçimde Ekrem İmamoğlu 4 milyon 433 bin oy almış. Oyların yüzde 51’ini almış. Rakibi Murat Kurum 3 milyon 431 bin. Arada neredeyse 1 milyon oy farkı var. Oyların yüzde 39’unu almış Kurum. Siz Ekrem İmamoğlu’nu birtakım iddialarla aldınız, 13 aydır tutkulu olarak yargılıyorsunuz” diye konuştu.
23 Nisan arifesinde Silivri’de olmak
Çarşamba günü DEM Parti, CHP, TİP başta olmak üzere çok sayıda siyasi partinin temsilcilerinin önce Edirne’ye, ardından da Silivri’ye gittiğini hatırlatan Çakır, “Selahattin Demirtaş’ın, Can Atalay’ın, Ekrem İmamoğlu’nun birçok kişinin serbest bırakılmasını ve Ekrem İmamoğlu’nun özellikle tutuksuz yargılanmasını talep ettiler. Çok haklı talepler ama bunun karşılığı tabii ki siyasi iktidar tarafından bugüne kadar bunun gereği yapılmadı” dedi.
Çakır şöyle devam etti:
“Şimdi yargı eliyle bir sivil vesayet yaşıyoruz. Bu anlamıyla bence çok önemli. Bir kadınla sohbet etme imkanım oldu. Kendisi de tutuksuz yargılanıyor. Kocası tutuklu yargılanıyor. Belediyeci vs. değil, kendisi hiç değil. Kendisi ev kadını. Ve şöyle dedi -çok çarpıcı-, ‘Eşimi aldılar, Vatan Emniyet’e götürdüler. Ben o üç gün boyunca ne yapacağım diye düşündüm. 13 ay oldu.’ Ve ortada hiçbir şey yok. Yani böyle birtakım şirketler, şunlar bunlar vs. ama neden yargılandığını bilmiyor insanlar.”








