ABD’de kebap hamburgerin yerini mi alıyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kendisini “Köri Yemeklerinin Ustası” diye adlandıran ve 20. yüzyılın başlarında basının odak noktalarından biri olan Ranji Smile, Londra ve Karaçi’den Manhattan’a vardığında belki de ABD’nin ilk ünlü aşçısıydı. Bilinmezlikler içinde öldüğünde ise hâlâ Amerikan vatandaşlığı olmayan bir göçmendi.

Bu tuhaf yaşam öyküsü “Sekiz Tat: Amerika’nın Söylenmemiş Öyküleri” adlı yemek sanatı tarihi kitabının içindeki ilginç öykülerden sadece bir tanesi. Kitabın yazarı, mutfak sanatları tarihçisi Sarah Lohman The Washinton Post’a verdiği röportajda Amerikan mutfak kültürü ve ABD’nin göçmenlerle kurduğu bağlara dair birçok ayrıntıyı da gün yüzüne çıkarıyor.

kebab

Lohman, Amerikalıların yemek kültürünün göçmen hikâyelerinden ayrı düşünülemeyeceğinin altını çiziyor: “Amerikalılar göçmen yemekleri ile olan bağlarını her şeyden üstün bir şekilde devam ettiriyorlar. Göçmenlerle olan bağları dahi bundan aşağıda bir düzeydedir. Yemek kültürüne karşı bir bağ geliştirdiler fakat bu yemekleri getiren insanların kendilerini tanıma hâlâ söz konusu değil. Genel olarak Amerikan toplumu yeni yemekleri yeni göçmenlerin kendisinden daha çabuk tanıyıp kabul etti. Bundan 100 yıl önce Musevilere yaptığımızı aslında şu anda Müslümanlara yapıyoruz. Şu an Müslümanlığı ‘Amerika’dan olmayan’ diye nitelendirmemize rağmen, hemen gidip sağ köşedeki yemek karavanında falafel, humus ya da kebap yiyebiliyoruz. Görüyoruz ki bu tatlar zamanla Amerikan mutfağının büyük bir parçası haline gelmiş durumda.”

Kitaptaki çarpıcı noktalardan biri de Lohman’nın Ortadoğu lezzetlerinin Amerikan mutfağındaki dokuzuncu tat olacağını söylemesi. Savaşların yemek kültürlerini de etkilediğini ileri süren Lohman, “savaş özünde berbat bir şeydir fakat insana öğrettiği bir şey var ki, senin gibi olmayanlarla birlikte yaşamayı öğreniyorsun. Empati kuruyorsun ve ortak damak tadı geliştiriyorsun” diyor.

kitap-kapagi

Amerikan yemek kültürlerinin Ortadoğu mutfağı ile kaçınılmaz bir şekilde benzeşeceğini düşünen Lohman şöyle konuşuyor: “Geçtiğimiz 30 yıl boyunca Ortadoğu kültürü ile bir şekilde iç içeydik, haliyle kebap gibi Ortadoğu mutfağının esas yemeklerinin; sosis ya da hamburger gibi ayırt edilemez bir şekilde Amerikan mutfağına entegre olacağını görebiliyoruz.”

“Göçmenleri reddedip onları Amerikan tarihine dâhil etmediğimiz için ırkçılık şu an tekrar yükselişte” diyen Lohman bütünlüklü bir Amerikan mutfağının söz konusu olup olmadığı yolundaki soruyu da şöyle cevaplandırıyor: “Tek ve biricik bir mutfaktan değil de eşsiz tatlardan oluşan bir takımdan söz edebiliriz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus