Gabriel Garcia Marquez doğumunun 91. yıldönümünde anılıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Gabriel Garcia Marquez, herşeyden önce yazar; öykü yazarı, roman yazarı, gazeteci, köşe yazarı. Daha sonra aktivist, düşünür ve Nobel ödüllü bir barış elçisi. Kitaplarını, muazzam verimli bir hayal gücüyle , kendi otobiyografisinden ve Kolombiya tarihinin gerçekleriyle beraber örüyor ve sonuç olarak hem epik hem gerçekçi eserler ortaya çıkıyor.
Çalkantılı bir ülkede, çalkantılı bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi
Resim 1
Marquez, 11 kardeşin en büyüğü olarak 6 Mart 1927’de Aracataca Kolombiya’da dünyaya geldi. Kolombiya’nın Atlantik kıyılarında küçük ve kasvetli bir kasaba olan Arataca’ya taşınan Marquez ailesinin, başkent Bogota şehrini terk etmiş olmasının sebebi ise dedesinin düelloda birini öldürmüş olmasıydı. Çocukluğunu dedesi ve anneannesiyle geçiren Marquez, entelektüel gelişiminin önemli bir kısmını özgür bir düşünür olan dedesine borçlu olduğunu ileride anlatacaktı. Asker olan dede, gençliğinde ülkenin ‘Bin Günlük Savaş’ olarak adlandırılan iç savaşına katılmış ve torununa yaşadıklarını detaylarıyla anlatmış… 
Romanları daha masalsı ve sihirli taraflarını ise öteki dünya hayaletleri ve ruhlarıyla gündelik olarak sohbet eden ve torununun aklını aile efsaneleri, batıl inançlar ve doğaüstü güçlerle dolduran anneannesinden alıyor. Şimdi bir müze olarak halka açılan çocukluğunun evi, bir yazarın ufkunu açmaktaki en büyük sebeb olarak kendi tarafından gösteriliyor.
Üniversitede hukuk okuyan Marquez, hem yazı yazmanın gerçek tutkusu olduğunu anlaması hemde ülkenin çalkantılı dönemi nedeniyle, aslında babasının hayali olan hukuk bölümünü bıraktı ve yüksek öğrenimini hiçbir zaman bitirmedi. 
Daha sonra gazeteciliğe başlayan Marquez’in ilk isminin duyulması Kolombiya’nın kirli ve kanlı bir askeri sırrını ortaya çıkartması ile oldu. Ardından gazetesi, Marquez’in güvenliğinin Kolombiya’da artık sağlanamayacağı gerekçesiyle onu Paris muhabiri olarak ülke dışına çıkartıyor ve Marquez’in hayatında yeni bir bölüm yazılmaya başlıyor. 
resim 2
Paris ve romana doğru ilk adımları
Paris’e varmasının ardından, Fransız kolonisi Cezayir yanlısı yazılar yazması, hem de genç bir sosyalist olarak Doğu Bloku’na yaptığı ziyaretler onu Fransız hükümetinin hışmına uğrattı . Ancak beklediği gerçek darbe yine memleketinden geldi ve yeni diktatör Rojas Pinilla, gazetesi El Espectador’u yasaklatınca işsiz kaldı ve kendini tamamen yazıya verdi. 
O dönemde ciddi bir okuyucu olan Marquez; Kafka, Hemingway ve Faulkner gibi farklı klasiklerden etkilendi. Ancak ilham aldığı ve etkilendiği edebiyat eserleri onun kendi tarzını yaratmasına bir engel olmadı. Büyük bir yoksulluk döneminin ardından Güney Amerika’ya dönen Marquez, çocukluk aşkı Mercedes Barcha ile evlendi. Ölüme kadar ayrılmayacaklardı.
RESİM 3, Gabriel Garcia Marquez karısı Mercedes Barcha ile
Yüzyıllık Yalnızlık’ın ardından
1967’de “Yüzyıllık Yalnızlık”ın yayınlanmasının ardından hemen ciddi bir üne kavuştu ve o saatten sonra edebi başarısı ve şöhreti elele ölene kadar gücünü korudu. Kitabın ünlü giriş cümlesini Kolombiya’da herkesin ezberinden söyleyebileceği iddia edilir: “Albay Aureliano Buendia yıllar sonra idam mangasının karşısına dikildiğinde, babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o çok uzaklarda kalmış ikindi vaktini hatırlayacaktı”.
Pablo Neruda’ya göre İspanyolcada yazılmış en önemli ikinci roman “Yüzyıllık Yalnızlık” hemen “Don Kişot”tan sonra. Bu kitabında ve ardından gelecek onlarca kitapta aynı stili ve ilhamları görmek mümkün.
“Büyülü gerçeklik” olarak anılan yazı türüyle sadece Kolombiya’nın değil aynı zamanda tüm Güney Amerika’nın özgün sesi oldu. Kendine ait yazı türü, içinde gerçeküstü veya doğaüstü olayları barındırırken aynı zamanda sırtına tarihe ve gerçekler dayayan yarı biyografik, yarı masalsı kitaplarına verilen ad. 
Kitaplarının çoğunda geçen zamana özlem, yalnızlık, arzu, aşk, sevgi, şiddet, otorite ve ölüm temaları işleniyor. İnsanın doğasına alaycı, düşünceli, öfkeli ve kaderci bir bakışla yaklaşıyor. 
Eserleri önemli eleştirel beğenileri ve geniş bir ticari başarı elde etti. Bazı eserlerinde Macondo (doğduğu şehir olan Aracataca’dan esinlenerek) ismi verilen kurgusal bir köyü anlatr.
Nobel Ödüllü bir aktivist ve gazeteci
RESİM 4, Marquez ve Fidel Castro
1973 senesinde Şili’de Pinochet’nin iktidara gelmesinden sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Marquez kitap yazmaya ara veriyor ve gazeteceliği geri dönüyor. O dönemde şimdi de oldukça güncel olan bir kavramla yorumluyor çabasını: “bilgi savaşı”. Çıkarttığı Alternativas isimli dergide kapitalizm ve emperyalizmle savaşıyor, büyük dostu Fidel Castro’yu övüyor. The Washington Post’un bulduğu arşivlere göre; FBI’ın 24 yıl boyunca Marquez’i takip ettiği ortaya çıktı. Takibin sebebinin Marquez’in Kübalı haber ajansı Prensa Latina’nın kuruluşuna yardımcı olması olduğu söyleniyor.
Nobel ödülünü kazanması ve doğduğu şehiri Aracataca ve tüm Kolombiya’da büyük bir sevince yol açtı. 
RESİM 5, Marquez Nobel ödül töreninde, geleneksel kolombiya liki kıyafetiyle
17 Nisan 2014 tarihinde Meksika‘daki evinde 87 yaşında hayatını kaybetti. Kolombiya Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos, onu “bugüne kadar yaşamış en büyük Kolombiyalı” olarak ilan etmiştir
Gabriel Garcia Marquez’den alıntılar
“Hayatta önemli olan başına ne geldiği değil, ne kadarını nasıl hatırladığındır”
“İnsanlar yaşlanınca hayallerinin peşini bırakmazlar, hayallerinin peşini bıraktıkları için yaşlanırlar”
“Kimse senin gözyaşlarına layık değil ancak layık olan biri var ise o kişi seni ağlatmaz”
“Dünya da sevgiden daha zor hiçbir şey yoktur”
“Seks, aşka sahip olamadığında aldığın tesellidir“
“Kalbimin içinde bir kerhanenin içindekinden daha çok oda var”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus