İYİ Parti, iyi bir sonuç alabildi mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

 

Yayına hazırlayan: Şükran Şençekiçer

Merhaba, iyi günler. Bugün İYİ Parti’yi değerlendirmek istiyorum. Altı ay içerisinde, kurulduktan altı ay sonra böyle önemli iki seçime birden giren bir parti olarak, yaklaşık 5 milyon oy aldılar ve yaklaşık yüzde 10’a tekabül ediyor bu. 43 milletvekili çıkardılar. İttifak bünyesinde oldu bütün bunlar; ama baktığımız zaman bu gerçekten büyük bir başarı. Bunu öncelikle takdir etmek lazım.

Batı ve sahil şeridi

Bu oyların dağılımına baktığımız zaman, özellikle batı bölgelerinden, sahil bölgelerinden ortalamanın üzerinde oy aldıklarını görüyoruz. Ege, Akdeniz sahilleri, Marmara bölgesi ve Trakya’da ciddi bir İYİ Parti varlığı olduğunu görüyoruz. Ama sadece bundan ibaret değil. Karadeniz illerinde de ortalama yüzde 10 civarında oy aldıklarını, ülke ortalamasını tutturabildiklerini görüyoruz. İç Anadolu’da ve kısmen Doğu Anadolu’da da böyle. Ama en etkisiz oldukları yer Güneydoğu Anadolu, bunu görüyoruz. İstanbul’dan 8, Ankara’dan 5, Antalya’dan 3 milletvekili çıkarabildi. İzmir, Adana, Bursa ve Mersin’den ikişer milletvekili çıkarabildi. Büyükşehir anlamında baktığımız zaman, herhalde biraz beklediklerini bulamamışa benziyorlar. Ama bu potansiyel gerçekten ileriye yönelik olarak aslında istikbal vaat eden bir potansiyel olduğu söylenebilir.
Baktığımız zaman; en çok oyları Isparta’dan, Burdur’dan ve Antalya’dan aldı İYİ Parti. Bazı yerlerden milletvekili çıkaramadı, çok sayıda ilden çıkaramadı ama, çıkan 43 milletvekili hiç de fena bir sayı değil altı ay içerisinde. Lakin burada sorunlar var. Bu sorunların başında MHP’nin gerisinde kalmış olması geliyor. Genellikle yapılan bütün değerlendirmelerde MHP’nin yüzde 5, 6 ya da 7 civarında bir oy alabileceği hesaplanıyordu ve İYİ Parti’nin MHP’yi büyük ölçüde eritebileceği düşünülüyordu. İYİ Parti MHP’den bir oy almış, o belli. Ama MHP de oradan kaybettiği oyları AKP’den tedarik etmiş. Onunla tekrar son seçimde aldığı o yüzde 11 oyu muhafaza etmiş.

Akşener’in yaşadığı hayal kırıklığı/strong>

MHP’nin gerisine düşmüş olmak tabii ki İYİ Parti için iyi bir durum değil. Beklenenin gerçekleşmemesi anlamında görülebilir. İYİ Parti konusunda ilk akla gelen olumsuzluklardan biri bu. Ama en önemli sorun, İYİ Parti Genel başkanı Meral Akşener’in cumhurbaşkanı adayı olarak aldığı oyun, İYİ Parti’nin oylarının gerisinde olması. Hatırlayacak olursak; Akşener 3 milyon 649 bin oy almış. Ama partisi 4 milyon 990 bin oy almış. Yani 1 milyon 350 bin oy belli ki büyük ölçüde Muharrem İnce’ye gitmiş. Şimdi, normal şartlarda anlaşılır bir şey olabilirdi bu. Mesela HDP’de de benzer bir durum var. HDP’nin oyları Demirtaş’ın oylarından fazla.
Ama burada durum çok ciddi bir şekilde farklı –ki bu herhalde İYİ Parti’nin 24 Haziran’da yaşadığı en büyük olumsuzluk– çünkü İYİ Parti seçimden önce Meral Akşener’in cumhurbaşkanı adaylığıyla bir iddia ortaya attı. Meral Akşener başından itibaren cumhurbaşkanı adaylığını söyledi. Değişik çatı adayı formülleri –Abdullah Gül gibi– gündeme geldiğinde bunları reddetti. Kendisi adaylığında ısrarcı olduğunu söyledi. Ve oldu da.
Buradaki hesap büyük ölçüde CHP’nin Meral Akşener’in gerisinde kalacak bir aday çıkaracağı ve dolayısıyla CHP seçmeninin de önemli bir kesiminin cumhurbaşkanlığı seçiminde Meral Akşener’i tercih edeceği ve Meral Akşener’in Erdoğan’dan sonra ikinci geleceği, hatta ikinci tura kalıp Erdoğan’la yarışacağı yolundaydı. Ve belli bir aşamadan sonra, dikkat ederseniz, Akşener ve İYİ Parti temsilcileri genellikle şunu dile getirdiler: Biz eğer ikinci tura kalırsak, yani Akşener ikinci tura kalırsa, Erdoğan’ı yenebilir. Ama Muharrem İnce kalırsa böyle bir şans yok.
Buradaki hesaplama aslında teorik olarak çok akıllıcaydı. Böyle bir durumda ne olacaktı? CHP diyelim ki Muharrem İnce yerine daha düşük profilli bir isim çıkarsaydı ve seçmenler, bu ismin kazanma ihtimalinin olmadığını düşünen CHP’liler, Meral Akşener’in rüzgârıyla beraber Meral Akşener’e cumhurbaşkanlığında oy verselerdi, Meral Akşener tüm muhalefetin ya da muhalefetin önemli bir kesiminin desteğini almış bir isim olarak hem cumhurbaşkanlığı seçiminde iddialı olurdu, hem de yakın geleceğe de şahıs olarak, siyasetçi olarak, siyasî lider olarak damga basma şansını yakalamış olurdu. Ama burada bu gerçekleşmedi.

İnce’nin performansı hesapları bozdu

Bunun gerçekleşmemesinin birinci nedeni, Muharrem İnce’nin diğer söz konusu olan CHP adaylarından daha farklı bir performans sergilemesi, belki de şaşırtıcı bir performans sergilemesi ve seçim kampanyasına hâkim olarak Meral Akşener’i gölgede bırakmasıydı. Birincisi bu; ama bunu tek başına yapmadı. Burada siyasî iktidardan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan da çok ciddi bir katkı aldı — bunu biliyoruz. Siyasî iktidarın denetimi altındaki medya Meral Akşener’i ne kadar görmediyse, Muharrem İnce’yi de o kadar gördü. Sanki bu mücadele Erdoğan’la Muharrem İnce arasında gelişiyormuş gibi sunuldu. Meral Akşener ve hatta Temel Karamollaoğlu yok sayıldı büyük ölçüde. Bu da tabii Muharrem İnce’nin önünün daha da açılmasına yol açtı. Ve İYİ Parti ve Meral Akşener, bu açmazı aşamadılar. Burada birtakım stratejiler geliştiremediler, belki de geliştirme imkânları yoktu. Hem zaman kısıtlıydı, hem imkânları kısıtlıydı. Medya anlamında hemen hemen hiçbir destekleri yoktu, imkânları yoktu. Ve burada sonuç olarak baktığımızda, bir taraftan altı ayda seçime girip yüzde 10 oy alıp 43 milletvekili kazanan başarılı bir parti. Ama bu partiyle özdeşleşmiş olan İYİ Partili tek ismin kendi seçmeninin bile oylarının tamamını alamaması.
İşte bu krizi İYİ Parti aşabilir mi? Önümüzdeki döneme büyük ölçüde bu damga basacak. Eğer burada –tabii ki olmayacak bir şeydi ama– varsayalım ki Akşener aday olmayıp da İYİ Parti daha düşük profilli bir aday göstermiş olsaydı ve sonuçta İYİ Parti, milletvekili seçiminde İYİ Parti adayının çok ötesinde oy almış olsaydı –yani yüzde 10 oyu alıp, ama adayı herhalde Akşener olmasaydı yüzde 5’lere falan kadar hatta belki daha aşağıya da düşebilirdi– Muharrem İnce’nin oyu daha da artabilirdi. O zaman daha rahat hareket etme şansları olabilirdi. Ama şu anda genel seçimlerde yaşamış oldukları bir başarı, hatta bir anlamda zafer, ama cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşamış oldukları çok ciddi bir hüsran var. Bunu nasıl aşabilecekler? Aşabilecekler mi?
Aslında bu potansiyel var. Bu potansiyele baktığımız zaman; bu partinin esas olarak oy aldığı yerler ülkenin en gelişmiş, en kentli bölgeleri ve dolayısıyla eğer bu parti baştan iddia ettiği gibi merkez sağ politikaları dile getirebilirse, gerçekten bunları dile getirebilirse ve bu anlamda da MHP’yle kopuşunu iyice netleştirirse, artık MHP’nin devamı, MHP’nin alternatifiymiş gibi algılanmak yerine bambaşka bir yeni merkez sağ parti olma iddiasını hayata geçirebilirse, bence önü açık. Özellikle de şu anda yaşanan AKP-MHP koalisyonunun işinin hiç de kolay olmadığı düşünüldüğünde, burada yaşanacak olan çözülmeler, AKP’de ve MHP’de ayrı ayrı yaşanacak olan çözülmelerden görüldüğü kadarıyla –yani şu andan bakıldığı kadarıyla– en çok istifade edecek olan parti, CHP’den çok bence İYİ Parti olacak.
Eğer sabredebilirse, bu süre içerisinde ayakta kalabilirse, kendi içerisinde bir bütünlüğü sağlayabilirse, hatta başka yerlerden hayal kırıklığına uğramış birtakım kesimleri, kişileri de katabilirse, yeni katılımları hayata geçirebilirse, İYİ Parti’yi, bence orta vadede, hatta yaşanabilecek birtakım kritik durumlara göre kısa vadede bile önü açık bir parti olarak görmek mümkün.

Özgün söylem üretememek

Ama dediğim gibi burada cumhurbaşkanlığı seçiminde Meral Akşener’in almış olduğu ciddi bir yara var. Meral Akşener kendisi artık milletvekili de değil, partinin genel başkanı ama 43 kişilik bir Meclis grubu oluşacak. Tabii ki kendisi Meclis grubuna gidip orada konuşmalar yapacak ve Meclis grubunu kendisi kontrol edecek; ama milletvekili olmamasının bir eksi nokta olacağını görmek pekâlâ mümkün. Ama bu arada tabii demin söylediğim, merkez sağ parti olabilme iddiası için birtakım söylemler geliştirebilmesi lazım. Bu seçim kampanyası döneminde İYİ Parti’nin aslında tam olarak ne söylediği anlaşılamadı. Tam olarak bir söylem kendini gösteremedi. Bu, medyadan yeterince yararlanamamalarından da olabilir.
Ama Meral Akşener’in mitinglerini izlediğimiz zaman –sosyal medyadan, yani normal medya çok fazla vermedi biliyoruz; ama kendileri yayınladılar ve bizim Periscope’tan vs. bunları izleme şansımız oldu–, orada Meral Akşener’in daha çok kendisini öne çıkardığını gördük. İktidara olan eleştirilerinin de hep belli bir ölçülülükte olduğunu gördük. Aslında çok sakin bir propaganda yaptı Akşener. Muharrem İnce’nin yaptığı Erdoğan’la polemikler vs. gibi şeylere pek girmedi. Ama onun yerine de çok fazla bir şey söylemedi ya da söylediyse ben kaçırmışımdır, hata bendedir. Ama anladığım kadarıyla önümüzdeki dönem artık İYİ Parti’nin bu zemin üzerinden yüzde 10 oy ve 43 milletvekili zemini üzerinden yeni politikalar, yeni sloganlar, yeni söylemler geliştirmesi, belki de kendisine yeni isimler katması durumunda, Türkiye’de İYİ Parti’nin kalıcı bir parti olduğunu görebiliriz. Şu hâliyle ortada bir durum var bana göre. Hem cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan hüsranın verdiği moral bozukluğu, hem de milletvekili seçimlerinde yaşanan, gerçekten ileriye dönük vaatler içeren bir durum. Kendileri bunu kazanım olarak söylediler. Bu ikisi arasındaki dengede ağırlık kazanımdan yana olursa –ki bunu yapmaya çalışacaklar–, o zaman İYİ Parti’yi önümüzdeki dönemde daha sık duyabiliriz. Tabii bu önümüzdeki dönemde AKP-MHP ortaklığının geliştireceği politikalara karşı ne tür tutumlar takınacaklarıyla da alâkalı bir husus. Şu anda görüldüğü kadarıyla AKP-MHP ortaklığının güvenlikçi politikalarda ısrar edeceği konusunda işaretler var. İYİ Parti bu konuda nasıl bir tutum takınacak? Terörle mücadele gibi konularda onların yanında mı duracak? Yoksa başka pozisyonlar mı alacak? Bunlar kesinlikle önemli olacaktır.
Evet, toparlayacak olursak, bence İYİ Parti hiç de fena bir sonuç elde etmedi. Ama Meral Akşener’in o büyük iddiasını hiçbir şekilde karşılamayan yüzde 7,3’lük bir cumhurbaşkanlığı seçimi oyu milletvekilliği seçimlerindeki başarıyı çok ciddi bir şekilde gölgelemiş durumda. Burada iş büyük ölçüde Meral Akşener’e düşüyor. Meral Akşener eğer bu moral bozucu durumu aşabilirse ve partisinin de aşmasını sağlarsa, önümüzdeki dönemde İYİ Parti’nin Türkiye’nin önemli bir siyasî aktörü olduğunu görebiliriz.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus