ABD’de Demokrat Parti’nin sosyalizmle flörtü sürüyor: “Hesap veren kapitalizm yasa tasarısı” Kongre’ye geliyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Amerika Birleşik Devletleri’nde “”Make America great again” (Amerika’yı yeniden büyük yap) sloganıyla iktidara gelen Başkan Trump ve yönetimi henüz bu vaadi yerine getirebilmiş değil. Ama rakip Demokrat Parti içindeki sosyalist siyasetçilerin ve sosyalist fikirlerin son dönemdeki yükselişine bakılırsa, Trump’ın politikalarına duyulan tepkinin ülkede sosyalizmi cazip bir ideoloji haline getirmeye başladığı söylenebilir.

Üstelik sosyalizmin taşıyıcıları da kadınlar: Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti adına New York’tan yarışacak olan Alexandria Ocasio-Cortez de, Julia Salazar da, emekçi göçmen ailelere mensup, kendilerini açıkça “sosyalist” olarak nitelendiren genç kadınlar.

Daha yaşlı kuşaktan bir başka “solcu” kadın siyasetçinin, Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren’ın da 2020 seçimlerinde Demokrat Parti’nin Başkan adayı olabileceği konuşuluyor.
Uzun süredir Vermont Senatörü Bernie Sanders ile birlikte, partiyi Amerikalı emekçilerin çıkarlarını daha güçlü temsil edecek sekilde yenileme mücadelesi veren Warren, bugün “Hesap Veren Kapitalizm Yasası” olarak adlandırılan yeni bir yasa tasarısını bugün Kongre’ye sunacak.
Tasarı ile hedeflenen büyük şirketlerin saltanatını dizginleyerek, servetin daha adil paylaşılmasını sağlamak, bu konuda işçilerle, yerel halka daha fazla söz hakkı tanımak. Tasarı, şirketlerin hesap verme önceliğinin, çalışanlarını, müşterilerini ve çalıştıkları kentin yerel halkını harcamak pahasına, sadece büyük hissedarların mali çıkarları olması durumunu değiştirecek yasal düzenlemeler öngörüyor. Şöyle ki;

Yıllık ciroları 1 milyar doları aşan şirketler, federal hükümetle bir sözleşme yapacak. Bu sözleşme onları sadece büyük hissedarları değil, çalışanlarına, müşterilerine ve bulundukları kentlerdeki yerel yönetimlere karşı da sorumlu kılacak.
Şirket hissesine sahip herhangi biri, yönetimin sorumluluklarını yerine getirmediğini düşündüğünde, şirkete dava edebilecek.
Çalışanlar yönetim kurullarına seçielecek kişilerin en az %40’ını seçebilecek.
Siyasi partilere bağış gibi kararlar için de yönetim kurulu ile hissedarların %75’inin onayı gerekecek.
Tasarı yasalaşırsa, 3500’ü aşkın kamuya açık şirket ile yüzlerce özel şirketin bu kapsama gireceği hesaplanıyor.

Senatör Warren, tasarıya ilişkin duyurusunda, “hissedarların kârlarını maksimize etme saplantısı yüzünden şirketlerin zenginleri daha zengin etmekten başka sorumluluğu kalmadı. Ücretler düşük tutulmaya, yerel yatırımlar gözardı edilmeye başlandı. Bu anlayışı kökten değiştirmeyi hedefliyoruz” diyor.

Tahmin edilebileceği gibi iş çevreleri tasarıya sıcak bakmıyor, mülti milyarder işadamı Steve Forbes örneğin, önerinin ekonomide durgunluğa yol açacağını ileri sürdü. Ama Cornell Üniversitesi hukuk profesörü Robert Hockett’in başını çektiği bir grup akademisyenden tasarıya tam destek geldi: “Aramızda gelir dağılımı adaletsizliğini düzeltmek, emekçilerin yaaşam standartlarını iyileştirmek için çok daha radikal adımlar atılması gerektiğine inananlar olsa da, Senatör Warren’ın tasarısı olumlu bir ilk adımdır”.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus