Brezilya’da Bolsonaro’nun zafere ulaşmasının öyküsü

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Le Monde gazetesindeki haber analizde, Brezilya’nın devlet başkanlığı seçimlerinde galip gelen Jair Bolsonaro’nun zaferi “illüzyon”a benzetildi. Gazeteci Nicolas Bourcier, Bolsonaro’nun seçim zaferini yorumladı:

Bolsonaro’nun zaferi bir tür illüzyon: Ulusal kanallarda günde yalnızca 8 saniye konuşarak, Federal Meclis’te üç vekile sahip bir partiden çıkan ve başkanlık seçimleri süresince hazineden neredeyse hiç yardım almayan Jair Bolsonaro, 208 milyonluk Brezilya’nın devlet başkanı oldu.

27 yıldır Ulusal Meclis’te olan Bolsonaro sadece iki önemsiz yasanın çıkmasına katkıda bulunmuştu. Aşırı sağcı olan yeni Başkan, şiddet içeren sözleri, kızgın söylemi ve aşırıcı tepkileriyle tanınıyordu. Uzun bir zaman boyunca, müstakbel Başkan ciddiye alınmadı ve kendisine diktatörlük dönemine (1964-1985) özlem duyan, toplumu eğlendiren, iğrenç bir kişi olarak yaklaşıldı.

Bertolt Brecht’in Adolf Hitler’in iktidara gelişine yönelik talihsiz ifadeleri gibi (“Charlie Chaplin’e benziyor, ancak onun kadar komik değil”) telaşlandırıcı karşılaştırmalardan uzak kalarak, bu önlemez yükselişin altında yatan endişe verici noktalara bakmak gerek.

Bolsonaro’nun başarısının arkasında gençler var

Bolsonaro adaylık döneminde değerleri tersine mükemmelen çevirerek başarıya ulaştı. Eskiden, Brezilyalı darbeci askerlerin komünizm karşıtı söylevleri demokrasi adına sarf edilirken; Bolsonaro’nun bu söylemleri diktatörlük adına yapılıyor. Anlamsal düzlemdeki bu kayma, hesap edilemez bir gerilim taşıyor.

Jair Bolsonaro imaları, jestleri (işaret ve baş parmaklarını tabanca şekline getirmesiyle) ve ekibi için yaptığı seçimle (dört general) askerî cuntaya yakınlığını ortaya koydu. Zaten 2016’da seçim kampanyasını başlattığı sıralarda, eski hava indirme/paraşüt birliği üyesi Bolsonaro, o tarihten 8 yıl önce dile getirdiği bir cümleyi tekrarlamıştı: “Diktatörlüğün hatası 30 bin kişiyi işkenceden geçirmek değil, bunları öldürmemektir.”

Seçim kampanyasının başında, siyasal sınıfın istifa çalkantılarıyla boğuşan bir zeminde Jair Bolsonaro; halinden memnun, eğitim seviyesi ortalamanın üzerinde ve birincil sorunu güvensizlik olan bir seçmen kitlesine sahipti. Birkaç ay içerisinde ise nüfusta var olan öfkeyi kışkırtıp, rakibinin partisini şeytanlaştıran bir adaya dönüştü. Hepsinden öte, seçmen kitlesini katlayarak 18-24 yaş arasındaki genç seçmenler içinde en çok destek alan aday olmayı başardı. Kendisine oy verenlerin yüzde 60’ının 34 yaş altında olduğu tahmin ediliyor. Bu da hiç diktatörlük altında yaşamamış bir kuşak demek.

Trump’ın taktiklerini kullandı

Bu noktada Bolsonaro’nun övgü düzen söylemi, büyücülüğünün en önemli ayağı hâline geldi. Jair Bolsonaro, generaller dönemini Brezilya’nın altın çağı olarak gösterdi, “yirmi yıllık düzen ve ilerleme” çağı olarak altını çizdi. Fakat eski bir asker olan Bolsonaro, bu dönemde şiddetin yoğunlaştığından ve ekonominin çok kötü hâl aldığından bahsetmemeye özen gösterdi.

Nihayetinde de iki yıl boyunca, Başkan Donald Trump’ın kullandığı taktikleri uyguladı. Bölücü söylemi, “fake news” (sahte haber) kampanyası ve medyaya yönelik eleştirileriyle; Kuzey Amerikalı müstakbel ortağına benzer bir yöntem geliştirdi ve seçmenine hitap etti.

Yabancı gazeteciler kendisine, bir kadın milletvekiline asla tecavüz etmeyeceğini “çünkü bunu hak bile etmediğini” söylediği hatırlatılınca Bolsonaro gözlerini indirmiş ve “bazen” çok sinirlenebildiğini söyleyerek belli belirsiz özür dilemişti. Ayrıca Bolsonaro, Anayasaya bağlı ve saygılı olduğunu ancak daha yeni, onu da ayak direyerek, kabul etti.

Kendi topluluğu önünde, kendisini kendisiyle çelişkiye düşüren televizyonların uzağındayken, Bolsonaro oldukça basit çözüm önerileri sunmaktan geri kalmıyor. Yolsuzluğu sona erdirmek için siyasetçileri hapse atmaya söz vermişti. Ayrıca polislere şüphelileri vurma izni vererek ülkedeki suçları temizlemeyi de vaat etti. Kolluk kuvvetlerinin her yıl 5000 kişiyi öldürdüğü bir ülkede muhakkak ki başka bir yöntem izlenmeli. Ancak kesin olan şu ki Bolsonaro’nun sunduğu illüzyon muhteşem.

Kaynak: Le Monde

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus