Ekonomi Tıkırında (3): İşin varsa gücün var

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı işsizlik oranı, Ekim 2018 itibarı ile yüzde 11,6. 3 milyon 788 bin vatandaşımız resmen işsiz. Sedat Pişirici, işsizlik verilerini değerlendirdi. 

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

Merhaba! Geçen hafta perşembe günü Medyascope açık oturumuna Profesör Ersin Kalaycıoğlu katıldı. Kendisi bir siyaset bilimci ve aynı zamanda saha araştırmaları yapan bir bilim insanı. Prof. Kalaycıoğlu, açık oturumda şunları söyledi: 

“Hemen hemen hiçbir dönemde Türkiye’de işsizlik düşük değildi ve seçmene Türkiye’nin temel problemi nedir diye sorduğumuzda, 1 Kasım 2015 genel seçimleri dışında, işsizlik diyordu”. (1 Kasım 2015 sırasında ne diyordu? Terör.) İşsizliği çözemeyen hiçbir parti, Avrupa’da ve ABD’de iktidar göremiyor ama Türkiye’de bu, etki etmiyor. Bunun nedeni muhafazakârlık”. 

Şunu ekledi Prof. Ersin Kalaycıoğlu:

“İşsizlerin çok büyük bir kısmı kadın. Eğitimde, öğretimde herhangi bir işte olmayanların oranı kadınlar arasında yüzde 40. Bu ortalamaya OECD üyesi diğer 33 ülkede (Türkiye dışında 33 OECD üyesi) rastlanmıyor. Rastlanmadığı gibi, bu yüzde 40 oranına yaklaşan bir OECD üyesi de bulunmuyor.”

Efendim, programda -eğer bu bir köşe yazısı ise öyle bakıyorsanız- bir başlık var: İşin varsa gücün var. 

Geçen 15 Ocak Salı günü, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim 2018’e ait işsizlik verilerini açıkladı. Ekim 2018 itibariyle Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 11,6. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerdeki işsiz sayısı, bir önceki yılın yani 2017’nin Ekim’ine göre 501 bin kişi artmış, 3 milyon 788 bin işsizimiz varmış. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı yüzde 13,6 olarak kesinleşiyor TÜİK’in verilerine göre. Genç nüfusun işsizliğine baktığımızda, 15-24 yaş arası nüfusun işsizliğinde oran daha da vahim: yüzde 22,3. Bu dönemde, bu sözü edilen dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 187 bin kişi azalıyor, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 414 bin kişi artıyor. Tarım sektöründe çalışan sayısının 187 bin kişi azalması ne demek, ne anlama gelebilir? Acaba bu 187 bin kişilik azalma, şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu tarımsal ürün fiyatlarının yüksekliğiyle, tarımsal üründeki üretim gerilemesine, tarımsal üründeki ithalat artışına bir cevap olabilir mi? Ayrıntısıyla bakmak lazım. Biz de ayrıca diğer önümüzdeki programlarda bunu ayrıntısıyla bakmak niyetindeyiz.

TÜİK’in verilerine göre, Ekim 2018’de oluşan verilere göre, Türkiye’de istihdam edilenlerin, yani bu verilere göre, bu resmi kayıtlara göre, bir işi olanların, kayıt altında çalışanların yüzde 18,5’i tarımda, yüzde 19,7’si sanayide, yüzde 6,7’si inşaatta, yüzde 55’i ise hizmet sektöründe çalışıyor. Bu sonuncusu dikkate değer; çalışanlarımızın, çalışan nüfusumuzun kayıtlı çalışan insanlarımızın yüzde 55’i hizmet sektöründe çalışıyor. Bir de kayıt dışı çalışanlarımız var, onların oranı da yüzde 33,7. Hayli yüksek bir oran. 

Türkiye’de işsizlik Ersin Kalaycıoğlu hocanın da dediği gibi, öteden beri ciddi bir sorun ve öteden beri seçmene de sorulduğunda birinci sırada yer alan bir sorun. Bugünkü siyasi iktidar 2002 yılında iş başına geldi, ondan öncesinden alalım, 2000 yılından alalım:

-2000 yılında işsizlik oranı yüzde 6,5.

-2001’de işsizlik oranı 8,4. 2001’de yaşadığımız krizin ardından Türkiye’de siyasi iktidar değişti, 2001 yılında ekonomimiz yüzde 5,7 daraldı, küçüldü. 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldi.

-2002 yılında işsizlik oranı 10,3.

-2003 10,5

-2004 10,8 

-2005 10,6

-2006 10,2 

-2007 10,3 

-2008 yüzde 11. Küresel krizin Türkiye’yi de vurduğu yıl. Etkisini 2009’da daha net görüyoruz, işsizlik yüzde 14. Aynı yıl Türkiye ekonomisi yüzde 4,8 oranında daralmış.

-2010’da yüzde 11,9 

-2011’de 9,8 

-2012’de 9,2 

-2013’te 9,7 

-2014’te 9,9 

-2015’te 10,3 

-2016’da 10,9 

-2017’de 10,9 işsizlik oranımız. 

Baktığınızda aslında hiç de siyasi iktidar sözcülerinin ikide bir söyledikleri gibi Türkiye’de işsizlik oranlarında çarpıcı bir düşüş, çarpıcı bir gerileme yok. Geliyoruz 2018’in Ekim ayı verilerine, işsizlik oranı yüzde 11,6. 

Peki 2018 yılında Türkiye’nin büyümesi nedir? 

-Birinci çeyrekte 7,3 

-İkinci çeyrekte 5,2 

-Üçüncü çeyrekte 1,6

Muhtemelen dördüncü çeyrek sonuçları açıklandığında 2018 büyümesi Türkiye’nin sıfır bilmem kaçla ifade edilecek bir oran olacak. 

Şimdi işsizlikteki nispeten artan ama gerilemeyen bu oranlar, büyümedeki gerileyen oranlar, siyasi iktidarı, Kasım 2019’da yapılması gereken cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimi çok erkene almaya, 24 Haziran 2018’de yapmaya mecbur kıldı ve şimdi Türkiye 31 Mart 2019’da bir yerel seçime gidiyor. 

Bu yerel seçimde seçmen, işsizlik oranlarını dikkate alarak, ekonomideki daralmayı dikkate alarak mı bir oy verecek? Vallahi Ersin Kalaycıoğlu Hoca’nın söylediğine bakılırsa Türkiye’de seçmen oyunu kullanırken işsiz olup olmadığına, işsizlik oranlarının yüksek olup olmadığına, bu seçim sırasında öncesinde sonrasında iş bulup bulamayacağına çok da bakmıyor. 

Elimde bir başka enteresan veri var, bugün bu yayına hazırlanırken rastladığım bir veri: Ekonomist Çağdaş Şirin, 20 Nisan 2015’de Bloomberg HT’de yayınlanan yazısında bir tablo kullanmış. Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri dönemlerinde ortalama ekonomik büyüme oranları. 1923-2014 yılları arasını kapsıyor. Şöyle bir bakıyoruz:

-Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tek parti olarak iktidarda bulunduğu 1923-1950 döneminde Türkiye’nin ortalama büyümesi 8,1.

-Demokrat Parti’nin (DP) 1950-1960 arası iktidarında ortalama büyüme oranı 6,4. 

-Ardından gelen darbe ve Milli Birlik Komitesi yönetiminde, 1960-61 aralığında Türkiye’nin büyüme ortalaması 3,9. 

-Sonraki kısa CHP iktidarı, 1962-65 yılında büyüme ortalaması 5,8.

-Sonraki Adalet Partisi (AP) iktidarı dönemi, 1965-71, büyüme ortalaması 5,6. 

-Sonra 12 Mart darbesi, 71-74 dönemi darbe yönetimi, büyüme ortalaması 5,4. 

-Ardından tekrar AP iktidarı, 1975-1977 yılları arası büyüme oranı ortalama 7.

-12 Eylül Darbesi, 1980-83 darbe hükümetleri dönemi büyüme ortalaması 2,7. 

-Ardından Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı, 1983-1991 yılları ortalaması büyüme oranı 5. 

-Doğru Yol Partisi (DYP) ardından iktidara geliyor, 92-96’da DYP iktidarı döneminde büyüme oranı ortalama 4,6. 

-Tekrar bir ANAP liderliğinde koalisyon hükümeti dönemi, 97-99’da büyüme oranı 2,4. 

-Ardından Demokratik Sol Parti (DSP) liderliğinde bir koalisyon iktidarı, 1999-2002, 1,4 ortalama büyüme oranı.

-2002’den 2014’e kadar olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarı döneminde ortalama büyüme oranı 4,7. 

Sonra bakıyoruz, 

-2015’te büyüme yüzde 4.

-2016’da yüzde 2,9’a geriliyor. 

-Sonra bir sıçrama, yüzde 7,4, 2017’de.

Ondan sonra biraz önce ifade ettiğim gibi 2018’de

 -Birinci çeyrekte 7,3,

– İkinci çeyrekte 5,2, 

-Üçüncü çeyrekte 1,6’ye gerileyen bir büyüme. 

Büyüme geriliyor, işsizlik artıyor. Geçen iki programda da konuştuk, Medyascope açık oturumlarında da konuştuk; dış borcumuz 450 milyar dolara dayanmış, 2018 yılı enflasyonu yüzde 20, asgari ücret geçen yıl 1603 liraydı bu yıl 2020 lira. Yine konuşmuştuk hatırlarsanız, Türkiye’de çalışan nüfusun neredeyse üçte ikisi asgari ücretle çalışıyor. Yine TÜİK’in Sanayi Üretim Endeksi verilerine bakıyoruz, sanayi üretimi Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,5 oranında gerilemiş, imalat sanayindeki gerileme yüzde 7,1 oranında. Sanayi üretimi dört aydır art arda, üst üste geriliyor. 

Türkiye’de bu tablo karşısında işsizlik kimin umrunda ya da işsizlik umurumuzda olmalı mı? İşi olanlar diyebilir ki “Benim işim var, işsizden bana ne?” Diyebilirler ki “Benim işim var, işsizliğin artması beni etkilemez.” Yanlış efendim! Böyle bir çıkarımda bulunmak, işi olanlar için çok da doğru değil. İşiniz varsa, üretiminiz varsa, işinizden kaynaklanan üretimin satışını parası olan insanlara, kişilere, kurumlara yapacaksınız; malınızı, hizmetinizi parası olanlar alacak. Bu insanların parası olmazsa sizin malınızı, hizmetinizi satın almayacak. Onlar sizin malınızı, hizmetinizi satın almazsa gelir elde edemeyeceksiniz. Gelir elde edemediğiniz zaman ya işinizden olacaksınız ya işinizi kapatacaksınız ya dükkanınızı kapatacaksınız, siz de gelir edemez hale geleceksiniz. Yani bir küçük kartopunun yuvarlandıkça dev bir çığa dönüşmesi gibi bir hadise. İşsizlik çok tehlikeli bir şey, işsizlik kayıtsız kalamayacağınız bir şey, işsizlik mutlaka çaresi bulunması gereken bir şey. İşsizlik yanı sıra elde ettiğiniz gelir de dikkate alındığında orta gelir tuzağına düşmeden -ki Türkiye’de orta gelir tuzağından çok söz ediliyor ama bana kalırsa Türkiye orta gelir değil düşük gelir tuzağında debeleniyor durumda mevcut halde, bunu da dikkate aldığınızda- işsizlik sadece bu günümüz için değil, geleceğimizi de ipotek altına alan çok tehlikeli bir olgu, çok tehlikeli bir gelişme.

“İşin varsa gücün var” diye yazdık bu video blogun başlığı olarak. Gerçekten öyle; işiniz varsa gücünüz var, işiniz varsa paranız var, işiniz varsa cesaretiniz var, işiniz varsa bir geleceğiniz var. 

İşinize sahip çıkınız, işinizi geliştiriniz, işinizdeki kazancınızı arttırmanın yollarını bulunuz. Tek başınıza değil, örgütlü bir şekilde iş sahibi olmaya, güç sahibi olmaya, işinizdeki kazancınızı arttırmaya kafa yorunuz. Gün, bugün.

Hoşçakalın.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus