Fransa’da gazetecilerin devlet sırrını ifşa iddiasıyla soruşturulmasına karşı tepkiler büyüyor

Son yıllarda Fransa’yı sarsan iki skandalı açığa çıkaran sekiz gazeteci ile Le Monde gazetesi imtiyaz sahibinin, iç istihbarat birimi DGSI tarafından ifadeye çağrılması ülkede ve yurtdışında tepki topladı. Devlete ait gizli belgelerin yayımlandığını iddia eden hükümet görevlileri ise “gazetecilerin de yargılanabileceğini” ve “devlet sırlarının ifşa edilemeyeceğini” belirtiyor.

İki farklı skandalı farklı tarihlerde açığa çıkaran sekiz gazetecinin, iç istihbarat birimi DGSİ tarafından geçen şubat ayından beri sorgulandığının açığa çıkması Fransa’yı sarsıyor. Fransa’nın Suudi Arabistan’a silah sattığını ortaya çıkaran Valentine Oberti (TMC/Quotidien), geçen şubat ve nisan aylarında ses mühendisi ve foto muhabiriyle birlikte sorguya çekildiklerini 22 Mayıs’ta açıklamıştı. Fransa’nın Yemen’deki savaşta kullanılan silahları ihraç ettiğini açığa çıkaran Disclose ve Radio France’dan dört gazeteci de mayıs ayı ortasında sorgulandı. Öte yandan, Le Monde gazetesi muhabiri Ariane Chemin, 29 Mayıs’ta Benalla krizinde rol oynayan bir ordu görevlisinin adını açıkladığı için ifadeye çağrıldı.  


İfadeye çağrılan gazetecilerden haber kaynaklarını açıklamaları istendi. Hükümeti basın özgürlüğünü ihlal etmekle suçlayan kırka yakın basın platformu bu olayı kınadı. (Kınama metninin tamamı ve imzacılar listesi için tıklayınız.)

Açıklamada “Gazetecilerin, kamu yararına yönelik haberleri yurttaşların bilgisine sunmaktan başka bir işi olmadığının” altı çizilirken “haber kaynaklarının korunmasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından ‘basın özgürlüğünün mihenk taşı’ olarak kutsandığı” belirtildi.

Fransa Ulusal Gazeteciler Sendikası (SNJ) gelişmelere yönelik, “Ülkede çürümüş bir şeyler var. Bu olayda gazetecilere ve kaynaklarına gözdağı verme niyetini görüyoruz ve bu tamamen skandal” açıklamasında bulunmuştu. SNJ, 29 Mayıs’ta Cumhuriyet Savcılığına yazdığı açık mektupta “DGSI’nin gazetecileri sorgulamasının, basın özgürlüğünü garanti altına alan ve demokrasinin kaçınılmaz şartı olan haber kaynaklarının gizliliği ilkesini ihlal ettiğini” belirtti.  

“Gazeteciler de herkes gibi yargılanabilir” 

Hükümet sözcüsü Sibeth Ndiaye ise, Europe 1 kanalına yaptığı açıklamada “gazetecilerin de diğer herkes gibi yargılanabileceğini” söyledi. Sözcü Ndiaye, “Bir devletin dış ve askeri savunmaya yönelik gerekli verileri saklaması normaldir” dedi. Sorgulanan gazetecilerden bir kısmının, Yemen’le ilgili gizli belgeleri yayımladığı iddia ediliyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise hükümet sözcüsğnün aksine, “hükümetin bu soruşturmada hiçbir dahli olmadığını” ve “tüm özgürlüklerle beraber, bireysel özgürlüğü ihlal etmedikçe, basın özgürlüğünün de korunması gerektiğini” söylemişti.

Hükümetten gelen en ağır tepki Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ınki oldu. France Inter’e konuşan Le Drian, “Ortada gizli belgeler var ve bunları bulundurmaya yetkisi olmayan herkes tahkikata uğrayacaktır. Bu, devletin nasıl işlemesi gerektiğiyle alakalıdır. Eğer ortada ülkemizin güvenliğini temin edecek gizli belge kalmazsa, kendimizi çok karışık bir durumun içinde buluruz… Yapılan gazetecilere yönelik bir cadı avı değildir. Gizli belgeleri elde ettiğinizde kovuşturulursunuz. Gizli belgelerin yayımlanması kovuşturmaya yol açar” dedi

Ancak hükümet içinde farklı sesler de çıkıyor. Macron’un partisinde (LREM) Avrupa İşleri Bakanlığı da yapmış olan ve son seçimlerde Avrupa Parlamentosu’na giren Nathalie Loiseau, “Fransa’nın hukuk devleti sınırlarında kalma şansı var. Soğukkanlı olmak lazım, ben soruşturmanın konusunu bilmiyorum. Kanaatimce basın ve haber kaynaklarının özgürlüğüne yönelik aşırı teyakkuz var ve bugün Avrupa’da, Macaristan’da, Polonya’da bu tehlike oldukça açık” diye konuştu.

“Gazetecilik toplumsal bir görevdir”

Dün savcılığa giden Le Monde muhabiri Ariane Chemin, gözdağı verme amacıyla “karanlık bir odada ve neon ışıkları altında” ifadesinin alındığını söyledi. Hükümet sözcüsünün “Gazeteciler de yargılanabilir” ifadesine karşı Chemin, “Günlük hayattaki suçları için evet ama mesleklerini icra ederken hayır” dedi. 

Chemin’le birlikte 30 Mayıs sabahı France Inter’e konuşan Radio France’dan Benoît Collomba (Radio France) ise olayı şöyle özetledi: “Gazetecinin toplumsal bir işlevi vardır; o yalnızca hükümet bildirilerini pasif bir şekilde yayımlamakla uğraşmaz. Fransa’nın Yemen’de kullanılan silahları satması noktasında İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne yaşanan en büyük insani afetten söz ediyoruz. Bize gazetecilerin kanunların üstünde olmadığı söyleniyor; halbuki devlet de değildir! Fransa, silah ticaretine dair imzaladığı anlaşmaları dikkate almıyor.” 

Tepkiler sadece Fransa’yla sınırlı değil. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) olayla ilgili endişelerini sıralarken Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) yaşananları kınadı. Fransa, RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü sıralamasındaki 180 ülke arasında 32. sırada yer alıyor.

Soruşturmada adı geçen gazetecileri, suçlu bulundukları takdirde ağır cezalar bekliyor. Benalla olayıyla ilgili haberi sebebiyle Ariane Chemin 5000 euro para ve 5 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya. Disclose muhabirlerinin ise 75.000 euro para ve 7 yıl hapis cezası almaları mümkün.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar