Medyascope araştırdı – IŞİD mensuplarının iade ve sınır dışı süreci ne zaman başladı, son durum ne?

Doğu Eroğlu

2014’ten beri Türkiye ile birçok ülke arasında süren IŞİD mensuplarının iade ve sınır dışı edilmesi süreçleri, Barış Pınarı Harekâtı’yla birlikte “IŞİD mensuplarının sorumluluğunun Türkiye’ye geçeceği” iddialarıyla yeni bir boyut kazandı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu önceki hafta, Türkiye’nin iadelere başlayacağını duyurdu ve bu yöndeki gelişmeler hızlandı. Ancak IŞİD’le bağlantılı suç şüphelilerinin Türkiye tarafından iadesi yıllardır gerçekleştiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarının ardından Türkiye bu hafta IŞİD şüphelisi olarak belirlediği yabancı terörist savaşçıların sınır dışı işlemlerine hız verdi. Bu kapsamda bazı sınır dışı ve iade işlemleri şimdiden gerçekleştirilirken, özellikle IŞİD’le ilişkili olduğu gerekçesiyle bir ABD vatandaşının Yunanistan’a sınır dışı edilmesi ve Yunanistan sınır yönetiminin de ülkeye kabul etmeme kararıyla birlikte bu kişinin Türkiye ile Yunanistan toprakları arasındaki sahipsiz bölgede sıkışması Türkiye’nin sınır dışı ve iade süreçlerini tartışmaya açtı.

YTS, yani Yabancı Terörist Savaşçı ne demek?

Türkiye’nin iade ve sınır dışı uygulamalarına konu olan kişilerle ilgili en güncel tanımın kaynağı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından 24 Eylül 2014’te alınan 2178 sayılı Karar. Bu kararda YTS, Dışişleri Bakanlığı’nın çevirisiyle, “kendi adlarına vatandaşlığında olduğu ya da yerleşik olduğu devletten başka bir devlete, terörist eylemleri işlemek, katılmak, hazırlamak, planlamak ya da terör eğitimi almak ya da eğitim vermek amacıyla çatışma bölgelerine seyahat eden bireyler” olarak tanımlandı. 2017’deki 2396 sayılı Güvenlik Konseyi kararı ise artan YTS sorunları konusunda ülkeleri bilgi paylaşımını artırma ve iyi uygulamaları aktarmaya çağırsa da YTS’ler ile ailelerinin ne olacağı sorusunu açıkça cevaplamadı.

Sınır dışı ya da iade işlemi nasıl yapılıyor?

Henüz YTS’lerin durumu konuda bağlayıcı bir uluslararası hukuki zemin kurulmadığı, IŞİD’in eski savaşçıları ile aileleri ya da IŞİD egemenliği altında yaşamış kişiler ile çocuklar hakkında uluslararası bir uzlaşma bulunmadığı için, Türkiye ve diğer ülkelerin uygulamaları da çoğunlukla konjonktüre ve ülkeler arasındaki ikili ilişkilere göre şekilleniyor.

Türkiye sınır dışı işlemlerini, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun Yabancılar başlıklı ikinci kısmının Sınır Dışı Etme başlıklı dördüncü bölümünde yer alan maddeler uyarınca gerçekleştiriyor. Kanunun 54’üncü maddesinin b bendine göre, “Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar” hakkında, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kararı üzerine valilikler tarafından sınır dışı kararı alınabiliyor. Kanunun 52’nci maddesine göre sınır dışı etme kararıyla birlikte yabancılar, vatandaşları oldukları ülkeye, transit gidecekleri ülkeye ya da üçüncü bir ülkeye sınır dışı edilebiliyor.

Suçluların iadesi ise, hakkında ceza soruşturması ya da kovuşturması başlatılmış ya da hüküm giymiş yabancıların, yurttaşı olduğu ülkenin talebi üzerine bu ülkeye iade edilmesi anlamına geliyor. Terör suçları iade kapsamına giren suçlardan olduğu için, IŞİD’le bağlantılı oldukları konusunda soruşturma ya da kovuşturma geçiren ya da hüküm giymiş kişilerin iadeleri, Türkiye ile ilgili ülkeler arasında suçluların iadesini kapsayan bir uluslararası sözleşme (Örnek: Türkiye’nin taraf olduğu Suçluların İadesine dair Avrupa Sözleşmesi) ya da ikili anlaşma varsa (Örnek: Türkiye ile ABD arasında Suçluların İadesine ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Yardımlaşmaya İlişkin Antlaşma) mümkün oluyor.

İade ve sınır dışı uygulamaları yeni başlamadı

Türkiye 2014 yılından itibaren, Irak ve Suriye topraklarında egemenlik kuran IŞİD’e katılan binlerce kişinin geçiş rotasına dönüşmüş, yabancı katılımcıların örgüte Türkiye üzerinden geçiş yapması, Türkiye’nin güvenlik politikalarını tartışmaya açmıştı. Çoğunlukla Türkiye’ye resmi yollardan giren yabancıların Türkiye-Suriye sınırını düzensiz biçimde geçerek IŞİD’e katılmasıyla, Türkiye’de idarenin bu geçişlere karşı yeterli önlemleri almadığı eleştirileri getirilmişti. Yabancıların vatandaşları oldukları ülkelere iadesine ilişkin tartışmalar da ilk olarak bu dönemde başladı.

Türkiye’nin IŞİD katılımcıları için popüler bir geçiş güzergâhı haline geldiği yalnızca araştırmacılar ya da gazeteciler tarafından dile getirilmedi. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan, Temmuz 2017 tarihli Türkiye’nin DEAŞ ile Mücadelesi raporunda, YTS’lerin genellikle havayolu ile İstanbul ve Antalya üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığı, bazılarının Yunanistan, Bulgaristan, Azerbaycan ve Gürcistan’dan karayoluyla Türkiye’ye girdiği, küçük bir kısmınınsa İzmir ve Mersin limanlarına gelen gemilerle Türkiye’ye ulaştığı anlatılıyordu. Rapora göre YTS’ler, daha sonra karayolu ya da havayolunu kullanarak çatışma bölgelerine yakın olan Gaziantep, Hatay, Adana ya da Şanlıurfa gibi kentlere geçiyordu.

Resmi verilere göre Emniyet YTS trafiğiyle nasıl mücadele etti?

Emniyet birimlerinin de kabul ettiği bu trafikle farklı yollar kullanılarak mücadelede edildi:

  • Ulaşım merkezlerindeki kontroller: Havalimanı ve otobüs terminallerinde yapılan kontroller kapsamında, yine aynı verilere göre, 22 bin yabancı şahıs kontrol edildi, 13 bin kişiyle mülakat yapıldı ve 6 binden fazlasının Türkiye’ye girişine izin verilmedi. İçişleri Bakanlığı’na göre, bu faaliyetler için 33 ildeki 66 noktada risk analiz üniteleri oluşturuldu.
  • Sınır dışı uygulamaları: Başbakanlık Koordinasyon verilerine göre, terör örgütleriyle ilişkisi olduğundan şüphelenilen ve yasadışı yollarla Türkiye’ye giriş yapan yabancılar arasındaki 6 bin 151 kişi sınır dışı edildi.

Yani Dışişleri Bakanlığı’nın açıkladığı veriler, sınır dışı süreçlerinin Suriye İç Savaşı’nın başladığı 2011’den beri gerçekleştiğini gösteriyor.

Türkiye’nin IŞİD’le bağlantılı şahıslar sözkonusu olduğunda gerçekleştirdiği gözaltı, tutuklama ve sınır dışı uygulamalarına dair en kapsamlı değerlendirmeyi, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan, Temmuz 2017 tarihli Türkiye’nin DEAŞ ile Mücadelesi raporunda bulmak mümkün.

İçişleri Bakanlığı’nın Temmuz 2017 tarihli Türkiye’nin DEAŞ ile Mücadelesi raporundan, sayfa: 54

Rapora göre, Emniyet ve Jandarma tarafından gerçekleştirilen güvenlik uygulamaları kapsamında, 2011-2017 arasında Suriye’deki çatıma bölgelerine gitmeye çalışanların da aralarında olduğu 9 bin 350 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerin 3 bin 840’ı yabancılardan oluşuyordu. Gözaltına alınanların 3 bin 69’u tutuklanırken, tutuklanan kişilerin bin 337’si yabancıydı.

Aynı kaynakta aktarıldığı kadarıyla, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 16.06.2017 tarihli istatistiklerine göre, çatışma bölgelerine gitmeye çalışan 99 ülkeden 4 bin 957 kişi yakalanarak sınır dışı edildi.

İçişleri Bakanlığı’na göre, Temmuz 2017’ye kadar AB ülkesi vatandaşlarından 772 kişi, toplamdaysa 4 bin 957 kişi sınır dışı edildi.

13 Mart 2018 tarihli Başbakanlık Koordinasyon verilerine göre, DAEŞ, el-Nusra ve el-Kaide’yle ilişkileri nedeniyle 10 bin 725 kişinin gözaltına alındığı ve gözaltına alınanların 5 bin 161’inin yabancılardan oluştuğu belirtiliyor. Ancak bu yabancıların kaçının sınır dışı edildiği biraz karmaşık zira aynı kaynağa göre ilgili tarihte sınır dışı edilenlerin sayısı 6 bin 151’di.

Barış Pınarı Harekâtıyla birlikte ortaya çıkan yeni sayılar

Türkiye’nin şimdiye kadar kaç IŞİD şüphelisi ya da hükümlüsünü sınır dışı ya da iade ettiği bilinmiyor ancak 9 Ekim 2019’da başlatılan Barış Pınarı Harekâtı bu prosedürlerde yeni sayıları gündeme getirdi. Harekâtın başlangıcında ABD Başkanı Donald Trump’ın Twitter’dan yaptığı “ABD hiçbir zaman Ortadoğu’da olmamalıydı. 50 askerimizi bölgeden çıkardık. Avrupa’nın geri dönmelerini reddettiği yakalanmış IŞİD savaşçılarını Türkiye devralmak zorunda” açıklaması Türkiye’nin sorumluluğunun genişlediği yönünde yorumlara yol açtı. Kasım 2019’da ise yetkililerden peş peşe iade ve sınır dışı açıklamaları gelmeye başladı.

4 Kasım 2019 – Fahrettin Altun: Stuttgarter Zeitung gazetesine konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Barış Pınarı Harekâtı başlangıcından itibaren 287 IŞİD’li kaçağın Türkiye tarafından yakalandığını, Suriye’deki operasyondan bağımsız olarak Türkiye’nin elinde 813 IŞİD’li daha bulunduğunu açıkladı.

7 Kasım 2019 – Cumhurbaşkanı Erdoğan: “270 DEAŞ’lı yakalandı” Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 Kasım 2019’daki konuşmasında Türkiye’de tutuklu bin 149 IŞİD mensubunun 737’sinin yabancılardan oluştuğunu, o tarihe kadar Türkiye tarafından 76 bin kişiye giriş yasağı konulduğunu, 7 bin 550 kişinin ise sınır dışı edildiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki kamplardan kaçıp Türkiye tarafından yakalanan ve hapishanelere konulan DAEŞ’li sayısının da 270 olduğunu söyledi.

8 Kasım 2019 – Süleyman Soylu: “Pazartesiden itibaren iadelerine başlıyoruz” İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, IŞİD mensuplarının iadesiyle ilgili, “‘Şimdi biz ‘bunları size iade edeceğiz’ diyoruz, Pazartesiden itibaren başlıyoruz. İade edeceğiz, ayağa kalkıyorlar, ‘Biz bunları vatandaşlıktan attık, siz ne yaparsanız yapın’. Yok öyle yağma! Çatlasanız da patlasanız da silseniz de saklasanız da vatandaşlıktan çıkarsanız da çıkarmasanız da sizin ülkenize göndereceğiz” dedi.

11 Kasım 2019 – İsmail Çataklı: “İadeler başladı:” İçişleri Bakan Yardımcısı ve Bakanlık Sözcüsü İsmail Çataklı, Türkiye’de bulunan yabancı uyruklu IŞİD militanlarının iadesine başlandığını açıkladı. Çataklı, “Sabah saatlerinde Türkiye’deki Geri Gönderme Merkezi’nde işlemleri tamamlanan ABD’li bir yabancı terörist savaşçının Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce Türkiye’den deport edilmesi işlemi gerçekleştirildi” dedi. Sözcü Çataklı, gün içinde iki IŞİD’linin daha ülkeleri olan Danimarka ve Almanya’ya gönderileceğini, 14 Kasım’da da IŞİD’li yedi Alman’ın daha sınır dışı edileceğini belirtti.

Sınır dışı edilecek YTS sayısı konusunda farklı açıklamalar

Hürriyet’ten Fevzi Kızılkoyun’un haberine göre, Türkiye’nin sınır dışı listelerinde 959 YTS bulunuyor. Habere göre, bu sayı Türkiye’deki geri gönderme merkezleri tarafından yapılan çalışmalar sonrasında ortaya çıktı ve bu listedeki isimlerin kasım ayı içinde sınır dışı edilmesi hedefleniyor. İddiaya göre, geri gönderme merkezlerinde yapılan 959 kişilik listenin ülkelere göre tasnifi şu şekilde: Rusya 99, Almanya 17, Ukrayna 4, Hollanda 3, Fransa 2, Danimarka 2, Avusturya 2, Kosova 2, Bulgaristan 2, Romanya 1, Arnavutluk 1, Özbekistan 82, Azerbaycan 29, Kırgızistan 23, Tacikistan 21, Mısır 13, Afganistan 11, Tunus 10, Kazakistan 10, Filistin 9, Fas 8, Pakistan 6, Türkmenistan 6, Nijerya 3, İran 3, Somali 3, Libya 2, Ürdün 2, Cezayir 2, Suudi Arabistan 2, Yemen 1, Birleşik Krallık 1, Irak 296 ve Suriye 273.

Kızılkoyun’un haberinde geri gönderme merkezlerine dayandırılarak zikredilen sayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Kasım’daki açıklamasıyla örtüşüyor. Erdoğan 737 yabancının Türkiye’de tutuklu bulunduğunu, 270 kişininse Barış Pınarı Harekâtı sonrasında yakalandığını söylemişti. Bu açıklama, Türkiye’nin bin 7 YTS’yi elinde tuttuğunu işaret ediyor. Fahrettin Altun’a göreyse Türkiye’deki YTS sayısı bin 100.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar