Şiddete uğrayan sağlık çalışanları anlatıyor (1): “Hastanelere isteyen silahla girebiliyor, savunmasızız”

Sağlık alanında çalışanlar, diğer meslek gruplarına göre zor durumda olan kişilerle doğrudan temas halinde. Bu da sağlık çalışanlarını, birçok meslek grubuna göre şiddetin hedefi haline getiriyor. Özellikle acil servislerde, beklentilerinin karşılanmadığı bahanesiyle hastaneyi savaş alanına çeviren hasta ve hasta yakınları, acil servis içerisinde cinayet işlenmesi, saldırganların sağlık çalışanlarının yanı sıra sedyede yatan başka hastaların ölümüne bile yol açtığı bir hastane ortamı sıradanlaştı.

”Saldırganlar caydırıcı bir ceza almadıkları için saldırı olayları devam ediyor”

Yaklaşık 4 yıldır acil serviste hekim olarak çalışan Dursun M., ”Saldırganlar caydırıcı bir ceza almadıkları için saldırı olayları devam ediyor” diyor. Tıp fakültesini bitirdikten sonra acil servis hekimi olarak çalışmaya başlamış. Şu anda İstanbul’un en yoğun hastanelerinin birinde acil serviste çalışmaya devam ediyor. 

Dursun M. de acil serviste çalışmaya yeni başladığı yıllarda, görevi başında şiddete uğramış bir hekim. İnsanları yaşatmak ve tedavi etmek için tıp alanını seçtiğini söyleyen M., hekimlere yönelik saldırı olaylarının insanı mesleğinden soğuttuğunu da ekliyor.

“Acile gelerin çoğu acil hasta değil”

24 saat nöbet sistemiyle çalıştıklarını söyleyen M., ”Günde bin 500’den fazla hastaya baktıklarını oysa bu hastalardan sadece 300-400’ü gerçekten acil kategorisinde değerlendirildiğini belirtiyor.

Dursun M., acile gelen bazı hastaların yaşadıkları şikayetlere çözüm bulmak için, isteklerini söylemek için geldiklerini aktarıyor, “Hasta, ‘Ben akciğer filmi istiyorum, karın tomografisi istiyorum, şu ilacı istiyorum’ gibi taleplerle geliyor. Bazen küçük serum yazdık diye bir anda gerginlik olabiliyor. Kapıda kuyruk uzarken bir de böyle durumlarla uğraşıyoruz” diyor.

Yaşadığı saldırıyı şu şekilde anlatıyor M.: “Acil servise yaralı bir hasta gelmişti. Onun tedavisi için uğraşırken kalabalık bir hasta yakını grubunun saldırısına uğradım.  Araya başka hasta yakınlarının ve arkadaşlarımın girmesiyle ellerinden kurtuldum. Ben gidip şikayetçi oldum. Şikayetçi olmam üzerine kimse tutuklanmadı. Saldırganlar elini kolunu sallayarak çıkıp gittiler.”

Mahkemesinin hâlâ devam ettiğini söyleyen M., “Ben sürekli mahkemeye gidiyorum fakat bana saldıranlar daha mahkemeye intikal etmedi. Gelmeye tenezzül bile etmediler” dedi. 

M., Sağlık Bakanlığı’nın avukat gönderdiğini fakat bir sonuç alamadıklarını söylüyor: ”Şikayet ediyorsun bir sonuç yok. Kendim sinirlendiğimle kalıyorum.”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) geçen hafta yaptığı açıklamada, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olayları sonrasında, şiddete başvuran binlerce insanın, sıradan bir kavgaya, karşılıklı darba karışmış gibi muamele gördüğünü söyledi.

M., kısa hekimlik hayatında birçok şiddet olayı yaşadığını ya da şiddet olayına tanık olduğunu söyledi. Bir keresinde kendisine saldıranın gidip bir de şikayetçi olduğunu söyleyen M., “Neredeyse ben suçlu çıkacaktım. Yaşadığımız olaylar böylesi absürt bir yere gidiyor” dedi. 

Kamu hastanelerinde çalışan güvenliklerin, özel firmalar tarafından taşeron olarak çalıştırıldıklarını söyleyen M. “Güvenlikler çekingen davranıyorlar. Neden müdahale etmediklerini sorduğumuzda ‘Hocam biz taşeronuz. Bir şey olduğunda hasta yakınları bizi şikayet ediyor. Size yine bakanlık avukat sağlıyor. Biz de o da yok’ diyorlar. O yüzden müdahale etmiyorlar” dedi. 

“Hastanelere isteyen silahla, bıçakla giriyor”

Kamu ve özel sektöre ait binalara giriş yaparken x-ray ve denetimli kapılardan girildiğini söyleyen M., “Hastanelere isteyen silahla, bıçakla çok rahat giriyor. TTB’nin bazı girişimleri olmasına rağmen hastane kapılarında hala bir güvenlik önlemi alınmış değil” dedi. 

M., normal şartlarda hastayla birlikte bir tane hasta yakını alınması gerekirken bir çok hasta yakınının içeri girdiğini ve istedikleri gibi dolaştıklarını bu durumun da hekimleri savunmasız bir hale getirdiğini de söylüyor.

Hasta yakınlarının abartılı tepkiler verdiğini de anlatıyor: “95 yaşında gelen hastaya tüm müdahaleler yapılmasına rağmen hasta ex oluyor. Bunu hasta yakınlarına söyleyince ‘Nasıl olur, buraya canlı getirdik’ diyerek üzerimize saldırıyorlar” dedi. 

Hastane sisteminin yanlış kurgulandığını söyleyen M., “ Acil üzerinden yürüyen bir sistem var. Şu an kimse 15 gün sonrasına dahiliyeye randevu almak istemiyor. Sabah acile geliyor, iki bağırıp çağırıyor, başhekimliğe şikayet ediyor işini çözüyor.  Vatandaşlar grip ilacı almak için aile sağlık merkezine gideceğine, herhangi bir devlet hastanesinin aciline gidip 10 dakika bekleyip ilacını alabiliyor. Hatta biraz bağırıp çağırırsan kan tahlili yaptırıp, serum da alabiliyorsun” diye konuştu.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar