Eski Fransa Çevre Bakanı ve “kıyamet uyarıcısı” Yves Cochet: “Eğer çok fazla kişi ölürse kontrol edilemez bir yola girebiliriz, sosyal bir kaosun içine düşebiliriz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Le Monde’a verdiği röportajda koronavirüs salgının son durumunu değerlendiren eski Fransa Çevre ve Şehircilik Bakanı ve “kıyamet uyarıcısı” Yves Cochet, yaşanan sağlık krizinin kendi teorilerini doğruladığını fakat beklediğinden daha erken yaşandığını söyledi.

Yvet Cochet ve Agnès Sinaï, “endüstriyel medeniyetin çöküşü” olarak tanımladıkları “kollapsoloji” terimininin kurucuları. Onlara göre “çöküş” nüfusun büyük bir çoğunluğunun temel ihtiyaçlarının yasalar çerçevesinde sağlanamaması yani kıyamet anlamına geliyor. Kollapsoloji ise insanoğlunun çevresini kalıcı olarak değiştirdiği ve özellikle küresel ısınma ve biyoçeşitliliğin yok edilmesiyle birlikte ekolojik acil durumun yaygın bir hal aldığı fikrinden hareket ediyor. Kollapsoloji için aynı zamanda kıyamet haberciliği de demek mümkün.

Cochet’ye göre, sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte durum iyice ciddiyet kazandı. Cochet, Eylül 2019’da çıkan “Çöküşün Karşısında: Kollapsoloji” isimli kitabında salgının genel bir çöküşü tetikleyebileceğini yazmıştı.

2001-2002 yılları arasında Lionel Jospin hükümetinde çevre bakanı olarak görev yapmış olan Cochet böyle bir çöküşe, petrol krizinin veya iklim krizinin yol açacağını ve dünyanın sonunun 2020 ile 2030 yılları arasında geleceğini tahmin ettiğini fakat olayların beklediğinden hızlı geliştiğini söyledi: “Kollapsolog (kıyamet habercisi) arkadaşlarımla birbirimizi arayıp ‘Baksana tahminimizden daha hızlı oldu’ diyoruz.” Cochet’ye göre “küreselleşme bizleri zayıflatı ve ekonomimizi savunmasız hale getirdi. Birbirimize çok bağlıyız ve gereken yerel direnç yok.. Bunun önüne geçmek için ise enerji ve gıdada bağımsız veya özerk bölgelerin oluşturulmasının kesinlikle gerekli olduğunun altını çiziyor.

Cochet yıllardır kıyamete hazırlanıyor ve bu nedenle evden çıkmama konusunda bir adım önde. Yaşadığı çiftlik evinde, her birinde bin litre yağmur suyu olan üç tank, suyu filtreleycek bir gölet ve evini beş sene boyunca ısıtabilecek odun mevcut. “Bunu 15 senedir bekliyorduk” diyen Cochet, su ve enerji açısından bağımsız olmakla övünüyor. Gıda konusunda ise yeteri kadar gelişme kaydedemediğini söylüyor, çünkü hâlâ marketten alışveriş yapıyor. Fakat bu konuda da bağımsız olabilmek için biraz tohum ve birkaç sera satın almış.       

Sağlık krizinin ötesinde, mevcut küresel sistemin çöküşüne yol açabilecek senaryolar üzerinde de çalışıyor. Buna örnek olarak da TIR şoförlerinin çalışmayı bırakması durumunda yaşanacakları veriyor: “TIR şoförlerinin, artık kapalı dinlenme tesislerinde durmak ve dinlenmek gibi imkanları yok. Soğuk sandviç yemekten bıktıklarında işlerini bırakırlarsa, bu gıda zincirinin bozulmasına yol açar.”

Her şeye rağmen Cochet, dünyanın sonunun en azından bu sefer gelmediğini düşünüyor. Sonbaharda ciddi bir ekonomik kriz öngörse de krizin ne kadar derin olacağı konusunda kesin konuşmuyor: “Her şey ölü sayısına bağlı. Eğer çok fazla kişi ölmüşse kontrol edilemez bir yola girebiliriz. Panik, ayaklanmalar, yağmalamalar ve sosyal bir kaosun içine düşeriz.”

Cochet, Emmanuel Macron hükümetini özellikle sağlık sistemi konusunda eleştiriyor: “Başlangıçta yanlış tahminler yaptılar. Yeteri kadar jel, maske ve test sipariş etmediler. Dışarı çıkma yasağı için de biraz geç kalındı, ama artık durum oldukça iyi yönetiliyor.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus