Psikiyatr Serge Tisseron: “Kriz sayesinde dijital ağları doğru kullanmayı öğreniyoruz, bu bir dönüm noktası olabilir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Psikolog ve psikiyatr Serge Tisseron, Le Monde’a karantinadayken dijital teknoloji sayesinde kurduğumuz yeni ilişki biçimlerini anlattı. Özetini paylaşıyoruz.

Serge Tisseron dışarı çıkma yasaklarıyla birlikte Skype, WhatsApp gibi görüntülü iletişim sağlayan sosyal ağların kullanımının arttığı bu dönemin, dijital ağ kullanımında bir dönüm noktası olabileceğini söylüyor.

Birçok kişiye göre görüntülü iletişim, fiziksel iletişimin zıddı değil, aksine birbirlerini tamamlıyor. 20. yüzyıldan kalan ve gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki kültürel sınır, yavaş yavaş siliniyor. Sosyal ağların haklı olarak birçok yönünü eleştirdik, örneğin yalan haberleri, internet üzerinden yapılan tacizleri. Fakat sanal dünyanın birbirimizden fiziksel olarak ayrı olduğumuz bu dönemde, birbirimizle temas halinde kalabilmemiz için çok büyük bir avantaj sunduğunu görüyoruz.

Teknolojiye karşı dile getirilen bir eleştiri ise bizi gerçeklerden uzaklaştırdığı yönünde. Bu aslında doğru değil. 2017’de UNICEF’in yayımladığı “Dijital Dünyada Çocuklar” raporunda, teknoloji kullanımının onlar için olumlu etkilerinin olduğunun altı çizildi. Rapor, dijital ağların zararlarını görmezden gelmeden üç avantajını şöyle sıralıyor: Sınıf arkadaşlarıyla temas halinde olduğu hissini artırır, yalnızlık duygusunu azaltır ve var olan dostlukları korur. 

Bugün bu tespit hepimiz için geçerli. Fiziksel olarak sınırlı bir durumdayız fakat ilişkisel olarak serbestiz. Bu toplumsal deneyimden sonra sosyal ağlardan eskisi gibi bahsetmeyeceğiz. Herkesten evde kalması istenirken, telekonsültasyon yani uzaktan tanı koyma sayesinde doktora gitmek gerekmiyor. Psikoterapide bu nasıl oluyor? Birçok hasta muhtemelen terapistleriyle iletişim halinde kalmak için Skype kullanabileceğini keşfedecek. 

Uzaktan konsültasyon dışarı çıkma yasağı olmadan önce de vardı, şimdiki kriz ise sadece bu uygulamayı yaygınlaştırdı. Birçoğumuz için bu süreç internetin sunduğu etkinliklerin zenginliğini keşfetmek için de bir fırsat.

Umarım sanal dünyaya olan bakışımız da değişir çünkü ekran karşısında geçirdiğimiz zamanı nitelden ziyade nicel olarak değerlendiriyoruz. Kullanım biçimimiz hakkında düşüneceğimize, kullanım süresinin neden olabileceği bağımlılıklar ve sorunlar hakkında endişe ediyoruz. Fakat dijital uygulamalar bize sanal müze turu, spor aktiviteleri için koçluk, tarih belgeselleri gibi çok fazla imkan sunuyor.

Birçoğumuz bunları bugün keşfediyor çünkü artık normalde çılgınlık olarak nitelendirilecek kadar fazla zaman ekran karşısında geçiriliyor. Böylece ekranların nasıl daha iyi kullanıldığı öğreniliyor.

Tisseron, yakın zamanda piyasaya çıkacak olan kitabında sesli asistanların sadece bir cihaz olduğunu unutturulmak üzere geliştirildiğinden ve böyle bu cihazların giderek zihinsel dünyamızda daha fazla yer almaya başlamasından duyduğu endişeyi anlatıyor.

Evlerimize giriş yapan akıllı hoparlörlere yavaş yavaş daha gerçekçi sesler verilecek ve cihazlar giderek gelişen bir sosyal zekâ ve duygu ile konuşacak. Beni endişelendiren bu cihazların yalnız kişiler için insani ilişkilerin ikamesi olarak görülmeye başlanması. Fakat bu yaşadığımız süreç sayesinde, birçok kişi yakınlarıyla temas halinde olmak için yeni bir iletişim biçimi keşfetti. Bu sayede konuşan cihazlar olmaları gerektiği yere yani bize hizmet etmeye yarayan aletlerden ibaret olduları yere döndü.

Fakat mevcut krizle birlikte Çin veya İtalya gibi birkaç ülkedeki hastanelerde doktorlar ve hemşireler, koronavirüs taşıyan hastaları robotik cihazlarla uzaktan muayene edebiliyor. Bulaşma riskinden ötürü böyle bir seçim yapmakta haklılar fakat hastanelere hızlıca giriş yapan robotlar bir felakete yol açabilir. Hastaların gerekli olan insani desteği veren hemşire ve doktorlardan uzak kalması insanlığın sonunu getirebilir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus