Le Monde: Şam hükümeti salgını kullanarak kendini ülkenin tek hâkimi ilan ediyor – Suriye’de 400 vaka daha görülürse sağlık sistemi yetersiz kalacak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Le Monde, Suriye’de İdlib’den Kamışlı’ya kadar olan bölgenin, hastanelerdeki donanım yetersizliği, sağlık sisteminin parçalanmış olması ve yerlerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kamplardaki kabalık yüzünden koronavirüs salgını açısından çok riskli olduğunu yazdı.

Yaklaşık 8 milyon kişinin yaşadığı, Suriye rejiminin kontrolü dışında olan İdlib’de henüz herhangi bir vaka tespit edilmediyse de insani yardım ve sağlık personeli salgın her an patlayacakmış gibi aktif bir şekilde çalışıyor. Bölgedeki sağlık personeli zamana karşı yarışıyor fakat Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu hıza ayak uyduramıyor.

DSÖ, mart başında Şam hükümetine test kitleri temin etmiş, bu kitler İdlib sağlık yetkililerine ancak üç hafta sonra Türkiye sınırındaki Bab Al-Hawa sınır kapısından geçerek ulaşabilmişti. Bir buçuk ay önce yapılan ateşkesle birlikte silahların sustuğu bölgeyi radikal İslamcı Heyet Tahrir Al-Şam yönetiyor.

Hiçbir test kitinin ulaşmadığı kuzeydoğuda ise durum daha da vahim. Kamışlı ile DSÖ’nün Suriye merkezinin bulunduğu Şam arasında hava bağlantısı olmasına rağmen, Şam hükümeti Birleşmiş Milletler uzmanlarının Rojava’ya ulaşmasına izin vermiyor. Kuzeyde ise hizmet veren 39 sivil toplum kuruluşu, yazdıkları açık mektupta DSÖ’yü mümkün olan en kısa sürede yardımlarını artırmaya çağırdı.

Suriyeli sivil toplum örgütü Yardım ve Koordine Birimi (ACU) müdürü Mohammed Hassno, memnuniyetsizliğini şöyle dile getiriyor: “Karşılaştığımız salgın riski DSÖ’nün yavaşlığı, bürokratik işlevi ve rejimin uyguladığı baskılarla daha da artıyor. Mart ayının başında hazırlanan eylem planı kağıt üzerinde mürekkepten başka bir şey değil”

DSÖ ile birlikte yapılan eylem planı özellikle üç hastanenin koronavirüs hastalarını barındıracak şekilde yeniden düzenlenmesini ve 28 karantina merkezinin oluşturulmasını öngörüyordu. Ancak bir buçuk ay sonra, bu plan daha yeni uygulanmaya başlandı. DSÖ sözcüsü Hedinn Hakkdorsson ise gecikmeyi şöyle açıkıyor: “Kuzeybatıdaki hazırlıkları pekiştirmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, ancak son derece zor koşullar altında çalışıyoruz. Dokuz yıllık savaş ve zorunlu göçler sonucu çok sayıda kişi yerinden edildi. Bu bölgedeki sağlık sisteminin parçalanması bizim için birçok zorluk oluşturuyor.” 

“DSÖ bilerek ya da bilmeyerek Şam hükümetine destek oluyor”

London School of Economics (LSE) tarafından yakın zamanda yayımlanan Suriye ve koronavirüs üzerine bir çalışmanın ortak yazarı olan araştırmacı Mazen Gharibah ise DSÖ’nün Şam hükümetini “enstrüman olarak kullanmasını” şöyle kınıyor: “Esad rejimi salgın korkusunu siyasi bir kart olarak kullanarak kendini Suriye’nin tek hâkimi olarak göstermek istiyor. Ve bilerek veyahut bilmeyerek DSÖ buna destek oluyor”.

Son iki yılda sık sık bombalanan İdlib’deki hastanelerde mart sonunda yoğun bakım ünitelerinde sadece 20 yatak ve 47 solunum cihazı mevcuttu. LSE araştırmasına göre, bu bölgedeki sağlık sistemi 400 koronavirüs vakası daha ortaya çıktığında yetersiz kalacak.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus