Işın Eliçin’le Dünyanın Gidişi (68): Kovid-19’la küresel savaş – Ölüm istatistikleri nasıl belirleniyor? New York örneği

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

New York Times gazetesinin, ABD’de açıklanan koronavirüs ölümlerinin gerçek sayıdan çok daha düşük olduğuna dair kapsamlı haber yayımlamasından bir hafta sonra, salgından sorumlu federal sağlık kurumu CDC, ölüm istatistikleri ile ilgili kriterleri değiştirdiklerini duyurdu. ABD artık testle doğrulanmamış Kovid-19 vakalarının ölümünü de bildirecek. Bu yayında New York kenti belediyesinin öncülük ettiği bu değişikliğin detaylarını aktardım.

Yayın metni:

Merhaba, bugün 16 Nisan 2020. Yeryüzünde SARS-Cov2’nin yani yeni tip koronavirüsün bulaştığı doğrulanan, resmi kayıtlara doğrulanmış Kovid-19 vakası olarak geçen insanların sayısı 2 milyonu aştı. Resmi kayıtlara ölüm sebebi Kovid-19 olarak geçirilmiş vakaların sayısı ise, dünya genelinde, 140 bine yaklaşıyor. Sağlık Bakanlığı’nın dün akşam açıkladığı rakamlara göre Türkiye’de Kovid-19 tanısı kesinleşen kişi sayısı 69 bin 392. İçlerinden 1518’i ise hayatını kaybetti.

Virüsün Türkiye’de de, dünya genelinde de gerçekte ne kadar kişiye bulaşmış olduğunu, Kovid-19 vakalarının gerçek sayısını bilmiyoruz. Çünkü doğrulanmış vaka tanımı, halihazırda sadece laboratuvar testi sonucu pozitif çıkan kişileri kapsıyor ve nüfusunun tamamını test edebilmiş ülke henüz yok.

Kovid-19 nedeniyle ölenlerin gerçek sayısını da bilmiyoruz, çünkü

  • Özellikle geriye dönük olarak, ölüm sebebi Kovid-19 olduğu halde başka bir hastalıkla, örneğin zatürre ile karıştırıldığı için rapora farklı kayıt düşülmüş olabilir;
  • Ölüm sebebinin Kovid-19 olduğuna dair güçlü şüphe bulunmasına rağmen, testle doğrulanmadığı için resmi kayıtlara bu şüpheye dair not düşülmemiş olabilir;
  • Testle değil ama bilgisayarlı tomografi ve/veya klinik bulgular üzerinden Kovid-19 tanısı konmuş hastaların ölümü için de raporlara farklı nedenler yazılmış olabilir.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı sayıların gerçeği yansıtmadığına dair, bu saydığım üç nedenin de ayrı ayrı ya da bir arada gerekçe gösterildiği tartışmalar var.

Dünya Sağlık Örgütü Kovid-19 pandemisi sırasında ülkelere ölümleri bildirirken iki farklı kod kullanmasını öneriyor. Biri laboratuvar testi ile Kovid-19 tanısı konmuş kişilerin ölmesi halinde kullanılmak üzere, diğeri klinik olarak Kovid-19 tanısı konan ama bu tanı testle kesinleştirilmemiş olan, bu nedenle de “olası ya da şüpheli” vaka olarak tanımlanan hastaların ölmesi halinde.

Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı’nın olası/şüpheli vakalar için önerilen kodu kullanmadığını söylüyor.

Dünya Sağlık Örgütü, 11 Nisan’da yayımladığı 82 no’lu Kovid-19 pandemisi durum raporunda, artık istatistiklerinde hem doğrulanmış hem de “olası” vakalarla ilgili ölümlere yer vereceğini duyurdu.

Amerika Birleşik Devletleri de düne kadar Türkiye gibi sadece testi pozitif çıkmış vakaların ölümlerini istatistiklerine yansıtıyordu. Ama dün gece ben bu yayına hazrlanırken, ülkenin kamu sağlığından sorumlu kurumu, Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri, koronavirüse bağlı ölüm istatistikleri için belirlediği kriterleri değiştirdiğini ve artık laboratuvar testi pozitif olsun ya da olmasın, klinik ya da epidemiyolojik kriterlere uyan Kovid-19’la ilişkili olduğu düşünülen diğer tüm ölümleri de kamuoyuna duyuracağını açıkladı. Yani bundan böyle hem doğrulanmış hem de olası vakaların ölümleri de ABD’nin istatistiklerinde yer bulacak.

Ülkede bu işin öncüsü ise New York Kenti (NYC) Belediyesi oldu. Belediyenin sağlık hizmetlerinden sorumlu birimi, salı günü, 11 Mart tarihinden başlayarak o güne kadar hayatını kaybetmiş olan ancak hastalık tanısı test ile kesinleştirilmemiş 3777 kişinin ölümünü daha koronavirüs istatistiklerine eklediğini duyurdu. Ve o gün New York kentindeki ölümlü vaka sayısı bir anda 10 bini aşıverdi.

Belediye Sağlık Komisyonu adına açıklamayı yapan Oxiris Barbot, Kovid-19 yüzünden hayatını kaybeden her bir New Yorklu’nun kayıtlara geçirileceğini, hikayelerine sahip çıkılacağını söyleyecekti. Konuşmasından alıntılıyorum: “Bir kent olarak, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenler için üzülmek, onların yasını tutmak iyileşme sürecinin bir parçası. Bu veriler virüsün şehrimizdeki trajik etkisinin yansıması olmak dışında, salgının yaygınlığını ve büyüklüğünü belirlememize yardım edecek, alacağımız kararlarda rehberimiz olacak.” (Medyascope da Türkiye’de koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin hikayelerinin anlatıldığı bir haber dizisine başladı.)

20 milyon nüfuslu New York eyaletinde, ABD dışında hiçbir ülkede olmadığı kadar çok, 200 bini aşkın vaka bulunuyor. Bu vakaların yarısından fazlası 8 milyon nüfuslu New York kentinde. 15 Nisan itibarıyla kent yönetiminin açıkladığı doğrulanmış Kovid-19 ölümlerinin sayısı 6840, olası Kovid-19 ölümlerinin sayısı ise 4059. Yani neredeyse 11 bin kişi bir ay içinde hayatını kaybetti New York’ta. Belediye Başkanı Bill de Blasio “Hastalığın etkisi konusunda dürüst olmalıyız” diyor. De Blasio hiçbir New Yorklu’nun aç kalmasına izin vermeyeceklerini belediye bütçesinden 170 milyon doları bedava yemek dağıtmak için ayırdıklarını da duyurdu dün.

Hastalığın etkisi konusunda dürüst davranılmasından hiç haz etmediği her açıklamasından belli olan Başkan Trump ise dün, “Niye dünyadaki vakaların yüzde 20’si Amerika Birleşik Devletleri’nde?” diye sorarak zamanında tedbir almamış olmasıyla ilgili eleştirileri hatırlatan muhabire ayar veriyordu. Trump, karantina tedbirlerinin kaldırılması ve ekonomik faaliyetlere geri dönülmesi yönündeki talebine direnen New York Eyaleti’nin Valisi Andrew Cuomo’yu da isyan çıkarmakla suçlayıp Twitter’dan şöyle seslendi dün:

“Cuomo her gün, hatta her saat arıyor, çoğu kendi sorumluluğunda olan yeni hastaneler, yataklar, solunum cihazları gibi her şey için yalvarıyordu. Her şeyi ona ve isteyen herkese verdim ve şimdi de Bağımsızlık istiyor! Bu olmayacak!”

Trump “Gemide İsyan” filmine atıfta bulunup, “kaptanın kendisi” olduğunu da hatırlattı ikinci paylaşımında. Cuomo kendisine yanıt vermeyeceğini, ağız dalaşına girmeyeceğini söylemiş dün bir televizyon mülakatında. En doğrusunu yapmış. Yine de belki Leonard Cohen’in ünlü şarkısından şu dizeler bir yanıt olabilirdi:

herkes biliyor, geminin su aldığını
herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini

herkes biliyor, herkes biliyor…

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus