Salgından Sonra (1) – Adil Sarıbay: “Yıpranmanın doğal olduğunu kabul edip bunun çığırından çıkmaması için çaba gösterenler bu dönemden nispeten iyi durumda çıkacak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Modern tarihin gördüğü en büyük krizlerden birini yaşıyoruz. Bildiğimiz dünyanın sonu bir kez daha gelmiş olabilir. "Salgından Sonra" haber dizimizde etkileri yaşamın her alanında hissedilen koronavirüs salgınının ardından dünya nasıl bir yer olacak sorusuna cevap arıyoruz. Bu soruyu ekonomiden siyasete, felsefeden psikolojiye, sinemadan edebiyata alanında uzman kişilere sorduk.

Serimizin ilk bölümünde Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Adil Sarıbay, sosyal açıdan karantina uygulamalarının ikili ilişkilerin işlevini değiştirebileceğini, politik açıdan ise insanların kurumları daha fazla sorgulamaya başlayacağını söyledi.

“Önümüzdeki günlerde ve karantina sonrasında da insanlara psikolojik destek vermek çok önemli olacak. Karantina durumunun uzun vadede fiziksel etkilerinin görüleceğini düşünüyorum. Özellikle de yaşlı nüfusun, bilişsel yaşlanmasındaki hızlanma olarak ortaya çıkacaktır bence etkileri. Zaman içinde, ilişkilerin işlevleri değişebilir. Örneğin, çok bariz bir şekilde, beraber yeni şeyler keşfetme, genelde ilişkiler için önemli bir işlevdir. Bu işlev hafifleyecektir bu dönemde. Bunun yerine, stres ve kaygıyı göğüslemede karşılıklı destek olma işlevi ağırlık kazanacaktır. Aynı zamanda, aynı evde yaşayanlar için, varsa çocuk veya yaşlıların bakımında veya hastaların bakımında işbölümü yapmak önemli hale gelecektir. Bu açıdan ilişkilerde destek ön plana çıkacak. Çin Vuhan’dan gelen haberlerde boşanma taleplerinin arttığını öğrenmiştik. Bence, bir nebze yıpranmanın doğal olduğunu kabul edip, bunun yanında bu yıpranmanın çığırından çıkmaması için aktif çaba gösteren çiftler ve aynı zamanda, afet dönemlerinin insanlarda yakınlaşma açısından yaratacağı fırsatlara da açık kalabilen insanlar; bu dönemden nispeten iyi durumda çıkacaktır.

Politik psikoloji anlamında, önümüzdeki dönem, neoliberalizmde, ekonomik çıkarı korumak için uydurulan ve politik bilimcileri, sosyal bilimcileri ‘Post-truth çağındayız’ demeye sürükleyen kılıfların halk tarafından daha yoğun olarak sorgulandığı bir dönem olabilir. Biraz daha küresel düşünen vatandaşlar, Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü gibi ulusaşırı kurumların işlev ve işleyişlerini ve varsa bunlara engel olan faktörleri sorgulayacaklardır. İçinden geçtiğimiz kriz, dünyayı bir bütün olarak düşünmenin zorunluluğunu bir kez daha çok net olarak ortaya koyuyor. Belki sayılı ultra zengin dışında, hiçbir insan topluluğu, dünyanın geri kalanından bağımsız yaşayamaz. Bence bu çok açık bir biçimde ortaya çıktı bu krizle beraber. Önümüzdeki bir diğer büyük kriz olan iklim krizi de, bunu yadsınamaz bir şekilde ortaya koyuyor ve koymaya devam edecek. Kısacası, toplumun nispeten aşırı öğeleri için bu tür krizler, daha fazla taraftar bulma fırsatı olarak algılanıp kullanılmaya çalışılabilir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus