Afrika’da koronavirüsle “imkansız” mücadele: Güney Sudan’da solunum cihazından çok başkan yardımcısı var

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ruth Maclean ve Simon Marks’ın 18 Nisan’da New York Times’da yayımlanan haberinin çevirisidir.

Afrika’da koronavirüs salgınının yayılma hızını düşürmek için sabun ve oksijen tüpü gibi temel ihtiyaçların bir an önce karşılanması gerekiyor. Ancak New York Times gazetesinin Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına dayandırdığı veriler, Afrika kıtası genelinde durumun endişe verici olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 11 milyonluk nüfusa sahip Güney Sudan’da beş başkan yardımcısı görev yapıyor ve ülkede toplam dört solunum cihazı bulunuyor. 

Orta Afrika Cumhuriyeti’nin beş milyonluk nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak, üç adet solunum cihazı bulunuyor. Benzer şekilde, kabaca beş milyonluk bir nüfusa sahip Liberya’da ise çalışır durumda altı solunum cihazı mevcut ve bunlardan biri ülkedeki Amerika Birleşik Devletleri (ABD) büyükelçiliğinin kapalı kapıları ardında duruyor. 

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre, Afrika kıtasındaki 41 ülkenin tamamında 2 binden az sayıda çalışır durumda solunum cihazı mevcut. ABD’de ise 170 binden fazla solunum cihazı bulunuyor. Afrika kıtasındaki birçok ülke için koronavirüs salgını ile mücadeleyi “imkansız” hale getiren koşullar bu sayılar karşılaştırıldığında da açıkça görülebiliyor.

10 Afrika ülkesinde hiç solunum cihazı yok

Bu ve benzeri verilere bakıldığında rahatlıkla görülebilen eşitsizlikler, Afrika genelinde güvenebilecekleri bir sağlık sistemi bulunmayan insanların kendilerini koronavirüs salgınının neden olabileceği en kötü sonuçlara hazırlama nedenlerinden yalnızca biri.

Afrika ülkeleri ile diğerleri arasındaki uçurum o kadar derin ki, uzmanlar hastalığın yayılma hızını düşürmek ve kıtadaki hastaları tedavi etmek için gerekli maske, oksijen hatta su ve sabun gibi çok daha temel malzemelerin bulunamaz hale gelmesinden endişeleniyor.

BM’nin açıkladığı verilere göre, temiz şebeke suyu tedariki o kadar yetersiz ki, Sahra Altı Afrika ülkelerinde nüfusun sadece yüzde 15’i bunlara erişebiliyor. Liberya’da ise durum daha kötü; 2017 yılında evlerin yüzde 97’sinde temiz şebeke suyu ve sabun bulunmuyordu.

Küresel Kalkınma Merkezi adlı düşünce kuruluşunda küresel sağlık politikaları direktörü olarak görev yapan Kalipso Chalkidou, “İnsanların yüksek teknolojiye değil, çok daha basit şeylere ihtiyacı var” diyor.

17 Nisan itibaryla Afrika ülkelerindeki solunum cihazlarının durumu

Kaynaklar: The New York Times, The CIA World Factbook, Uluslararası Kurtarma Komitesi, Norveç Göçmen Konseyi

Sınırlı test uygulamaları kıtadaki koronavirüs enfeksiyonunun gerçek boyutlarını bilmeyi imkansız hale getirse de, birçok Afrika ülkesi salgının artarak yayıldığını bildiriyor. Cuma günü paylaşılan verilere bakıldığında, koronavirüs vakalarının Gine’de altı günde bir, Gana’da ise dokuz günde bir ikiye katlandığı görüldü. Güney Afrika’da toplam vaka sayısı 2 bin 600’ün üzerine çıkarken, Kamerun’da bu sayı neredeyse bine ulaştı.

Elbette, Afrika kıtasında yer alan 55 ülkenin hepsini bir tutmak, aralarındaki farkları görmezden gelmek doğru değil. Örneğin, nispeten daha büyük bir ekonomiye ve daha güçlü bir sağlık hizmetleri altyapısına sahip Güney Afrika’da solunum cihazları koronavirüsün ilk ortaya çıktığı Batı Afrika ülkelerinden Burkina Faso’ya kıyasla daha yaygın.

Ayrıca Afrika kıtasındaki bütün ülkeler ne kadar solunum cihazına sahip oldukları bilgisini uluslararası kamuoyu ile paylaşmaya istekli değil. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nde sağlık diplomasisi ve iletişim başkanı olarak görev yapan Benjamin Djoudalbaye’ye göre, bazı Afrika ülkeleri için bu bilgi paylaşımının ülkedeki sağlık sisteminin eleştirilmesi gibi “pek çok siyasi sonucu” olabilir. 

Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi kıtadaki her bir ülkenin sahip olduğu solunum cihazı sayısı ve yoğun bakım kapasiteleriyle ilgili bilgi toplamaya ve koronavirüs vakalarında artış görülmesi halinde ortaya çıkacak ihtiyaçların nasıl karşılanacağına dair modeller geliştirmeye çalışıyor. Ancak Djoudalbaye, “bu verilere rahatlıkla ulaşmanın mümkün olmadığını ve hatta oldukça pahalıya mal olduğunu” belirtiyor.  

DSÖ tarafından geçen hafta yapılan açıklamaya göre, 55 Afrika ülkesinin 43’ünde yoğun bakım ünitelerinin yatak kapasitesi 5 binin altında. Avrupa genelindeki yoğun bakım ünitelerinde bir milyon hastaya 4 bin yatak düşerken, Afrika’da bu sayı beş. Ancak Djoudalbaye, Afrika’ya dair verilerin çok yetersiz olduğunu, bunların temsili sayılar olabileceğini söylüyor.

Afrika kıtası genelinde solunum cihazı elde etmek için girişimler mevcut. Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üye devletlere dağıtabilmek için solunum cihazları elde etmeye çalışıyor. Nijerya Maliye Bakanlığı, 1 Nisan Çarşamba günü Twitter’da Elon Mask’a yazdığı (ve sonradan sildiği) mesajla Afrika’nın en kalabalık ülkesinin desteğe ihtiyacı olduğunu itiraf etti ve en az 100 solunum cihazı talebinde bulundu. Çinli milyarder Jack Ma, Afrika kıtasına 500 solunum cihazı bağışlayacağını duyurdu.

Solunum cihazı tek başına çözüm değil, personel ve elektriğe de ihtiyaç var

Liberya Bilgi Bakanı Eugene Nagbe, ülkesinin 20 solunum cihazı daha sipariş ettiğini duyurdu. Ancak küresel çapta solunum cihazlarına talebin çok fazla olduğunu belirten Nagbe, ekonomisi çok daha güçlü ülkelerle rekabet etmenin çok zor olduğunu ekledi:

“Komşularımızla, ekonomisi daha büyük ülkelerle rekabet halindeyiz. Sözleşmeyi imzalamak bile solunum cihazını tedarikini garanti altına aldığımız anlamına gelmiyor. Tedarikçilerden biri, sözleşmeyi imzaladıktan ve cihaz başına 15 bin dolar üzerinde anlaştıktan sonra fiyatı aniden cihaz başına 24 bin dolara yükseltti.”  

Daha çok solunum cihazı tedarik edebilmek Afrika’nın sorunlarını çözmek için tek başına yeterli değil. Bu makineleri kullanmak için teknik açıdan yeterli personel, yeterli elektrik tedariği ve oksijen tüpüne de ihtiyaç var. Bunlar Avrupa ve Amerika kıtalarındaki birçok hastanede varlığı kanıksanmış, ancak Afrika genelindeki hastanelerde sağlanması zor koşullar.

Etiyopya’nın Mekele kentindeki bir hastanede yoğun bakım uzmanı olarak görev yapan Kibrom Gebreselasie, “Hastaların yalnızca yüzde 3’ü yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duyacak. Ancak bunların yüzde 20’sinin durumunun ağır olması, dolayısıyla bu yüzde 20’nin oksijen desteğine ihtiyaç duyması bekleniyor. Bu noktada en önemli şey oksijen” diyor.

Kibrom’un çalıştığı Ayder Comprehensive Hastanesi’nde sadece iki oksijen tesisi bulunuyor ve bunlardan biri bozuk.

Hastaneye destek beklenmedik bir yerden, hastanenin yakınındaki kot fabrikasından geldi. Normal koşullarda, giysi üreticileri kot kumaşları ağartma işlemi sırasında kullanılmak üzere oksijen üretir. Yerel sağlık yetkilileri bu kez kot üreticilerinden yardım istedi. Afrika kıtasındaki hastaneler ve sağlık çalışanları, bu ve benzeri çözüm arayışları içinde. 

Yıkıcı sonuç beklentisi hükümetleri katı tedbirler almaya yöneltti

Koronavirüs salgınının yıkıcı sonuçlar doğurması yönündeki beklentiler, Afrika kıtasındaki birçok hükümeti katı önlemler almaya itti. Bazıları, ülke genelinde sadece birkaç düzine koronavirüs vakası doğrulanmışken sokağa çıkma yasağı ilan etti. 

Yetkililer teyit edilmiş koronavirüs vakalarından haberdar olmadan çok önce, Nijerya ve Mali’deki havaalanlarında yolcuların vücut sıcaklığı ölçülüyor ve kendilerine ulaşmak gerekirse diye iletişim bilgileri alınıyordu. Senegal’de sağlık bakanı her sabah Facebook üzerinden gerçekleştirdiği canlı yayınla, ülkede görülen koronavirüs vakalarına ilişkin detayları paylaşıyor. 

Güney Afrika’daki Witwatersrand Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Amy Niang, “Bu kriz Afrika’nın kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini gösterdi” diyor ve “ABD’nin DSÖ’ye ve küresel kriz yönetimine desteğini acımasızca geri çekmesi, Afrika’nın çok taraflı diplomatik ilişkilere ve işbirliğine duyduğu güvenin kırıldığının keskin bir göstergesi” diye ekliyor.

Afrika ülkeleri Ebola’dan sıtmaya pek çok salgınla boğuşuyor

Kıtası Son 10 yılda Batı Afrika’da görülen Ebola salgınının tek olumlu mirası, DSÖ’nün Afrika ofisiyle birlikte Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin kurulması oldu. Bu merkez, salgınla mücadeleyi Afrika ülkeleri arasındaki eşgüdümü sağladığı için övgülere layık görüldü. Ancak bu liderlik vasıfları bir noktaya kadar faydalı olabilir.

DSÖ Afrika ofisinde acil durum programı yöneticisi olarak görev yapan Michel Yao, “Aslolan kapasitemizi artırmaya, en azından bazı temel tedaviler için ve erken teşhiste nasıl daha iyi bir noktaya gelebileceğimize odaklanmak” diyor. 

Nijerya son dönemde Lassa ateşi, kızamık ve çocuk felci salgınlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti halihazırda devam eden Ebola salgınını durdurmakta başarılı olamadı. Tedavisi nispeten kolay bir hastalık olan sıtma ise Afrika kıtası genelinde her yıl yüzbinlerce kişinin ölümüne neden oluyor. 

Afrikalılar hastaneleri son çare olarak görüyor

Birçok Afrika ülkesinde kamusal sağlık kurumlarının durumu o kadar kötü ki, insanların çoğu hastaneleri son çare olarak görüyor, pek çoğu hastaneye gitmek bile istemiyor.

Northwestern Üniversitesi’nde görev yapan ve araştırma alanları arasında küresel sağlık da bulunan Antrolog Adia Benton, “Herkes sağlık sisteminin onları iyileştirecek şekilde işlediğini düşünmüyor” diyor. Benton, kapsamlı çalışmalar yürüttüğü Sierra Leone’de insanların hastanelere çoğunlukla ölmek üzereyken gittiklerini ve bunun koronavirüs salgınıyla da değişmeyeceğini belirtiyor.

Benton ayrıca, “Sadece hasta olup yatmak için hastaneye giden birçok insan var. Bu insanlar için ne yapılabilir? Nasıl bir çözüm sunulacak? Topluluklar bir araya gelip ağrı kesici, ateş düşürücü, balgam söktürücü ya da kan dolaşımını düzenleyici ilaçlar mı sunacak birbirine?” diye soruyor.

Kıtada kaçırılan fırsat: Herkes İçin Sağlık girişimi

Ancak böyle olmayabilirdi. BM tarafından 1978’de düzenlenen temel sağlık hizmetleri konulu konferansta Herkes İçin Sağlık girişiminin temelleri atılmıştı. Bu girişimin hedeflerinden biri, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki küresel sağlık imkanlarına erişimdeki eşitsizliğe son vermekti.

Afrika hükümetleri tarafından coşkuyla karşılanan bu girişim, bir türlü hayata geçirilmedi. Bazı uzmanlara göre bunun temel nedenlerinden biri, Serbest piyasa kapitalizminin 1980’den itibaren yükselişe geçmesi ile devletlerin vatandaşlarına temel sağlık hizmetlerini sağlamakla sorumlu olması gerektiği fikrinin değişmesi.

Geçen hafta Afrika hükümetlerine, kıta genelinde sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının ve hastane altyapılarının iyileştirilmesi yönünde çağrıda bulunan, ateşli bir mektup kaleme alan 88 aydın, evrensel sağlık hizmetlerine erişim fikrine işaret etti ve “Sağlık temel kamusal mal ve hizmet olarak görülmelidir” talebinde bulundu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus