Salgın krizi toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor mu?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ve eski Uluslararası Ticaret Merkezi Genel Müdürü Arancha González, koronavirüs salgınının toplumsal cinsiyet eşitliğine etkilerini anlatan ve hükümetleri işbirliğine davet eden bir yazı kaleme aldı. Çevirisini sizlerle paylaşıyoruz.

Koronavirüs salgınının kadınları ve erkekleri farklı şekillerde etkilediği düşünüldüğünde, çözümlere odaklanırken de bunlar dikkate alınmalı. Kadınların evdeki, sağlık hizmetlerindeki ve işgücü piyasasındaki savunmasızlıkları ortadan kaldırılmalıdır.

Nereye bakılırsa bakılsın, evde, okulda, sağlık hizmeti veya yaşlıların bakımı konularında toplumları bir arada tutma sorumluluğu çoğunlukla kadınlara aittir. Birçok ülkede kadınlar bu görevleri ücretsiz bir şekilde yerine getirmektedir. Ancak iş profesyoneller tarafından gerçekleştirildiğinde bile, bu meslekler kadınlar tarafından domine edilir ve erkek egemen mesleklere göre çok daha az ücret alırlar.

Koronavirüs krizi cinsiyet temelli bu toplumsal farklılıkları rahatlattı. Bölgesel yapılanmalar, çokuluslu örgütler ve uluslararası finans kurumları, salgını ve ekonomik bozulmayı ele almak için alınacak önlemlerin cinsiyet perspektifini içermesi gerektiğini ve kadınların krizin çözümünde kritik bir rol oynayacağını kabul etmek zorundadır.

Kadınlar özellikle üç alanda büyük risk altında

Mevcut krizde kadınların ve kız çocuklarının, özellikle risk altında olduğu ve daha güçlü korumaya ihtiyaç duydukları üç alan görüyoruz.

İlk olarak, araştırmalar krizler ve afetler sırasında ev içi, cinsel ve cinsiyete dayalı şiddetin arttığını göstermektedir. Ebola ve Zika virüsü salgınlarında cinsiyet temelli şiddet vakaları artmıştı ve bu durum yine gerçekleşiyor gibi gözüküyor. Karantina veya evde kalma önlemleri sırasında, kendilerine şiddet uygulayan erkeklerle aynı evde yaşamak zorunda kalan kadınlar ve çocuklar çok büyük tehlike altında.

Bu kadınları ve çocukları destekleme ihtiyacı ancak salgın sona erip insanlar eski rutinlerine geri döndüklerinde artacaktır. Kadın sığınmaevlerinin ve diğer yardım kuruluşlarının buna göre korunmasını ve güçlendirilmesini sağlamalıyız. Hükümetler ve sivil toplum örgütleri acil konut ve telefon yardım hatları gibi daha fazla kaynak sağlamalı, belki de diğer pek çok alanda olduğu gibi mobil teknolojilerden yararlanılmalıdır. 

İkinci olarak, salgınla mücadelede ön saflarda yer alanların çoğunluğu kadındır, çünkü kadınlar küresel olarak tüm sağlık ve sosyal hizmet personelinin yüzde 70’ini oluşturmaktadır.

Ayrıca kadınlar dünyadaki yaşlı nüfusun büyük çoğunluğunu, özellikle de 80 yaşın üstündekilerin ve dolayısıyla potansiyel hastaların çoğunluğunu oluşturmaktadır. Buna rağmen sağlık hizmetlerine erkeklere oranla daha az erişebilmektedirler. Daha da kötüsü, daha önce salgın hastalıkları deneyimleyen bazı ülkelerde, koronavirüs salgını için kaynaklar yeniden tahsis edildiğinden dolayı doğum öncesi anne bakımı, doğum kontrol yöntemleri ve kürtaj da dahil olmak üzere cinsel sağlık hizmetlerine erişim kısıtlanmıştır. Bu tür fon kesintilerinin kadınlar için ciddi sonuçları vardır ve kesinlikle önlenmelidir.

Son olarak, kadınlar özellikle ekonomik açıdan savunmasızdır. Küresel olarak, kadınların kişisel finansmanı erkeklerden daha zayıftır ve işgücü piyasasındaki konumları güvencesizdir. Ek olarak, kadınların devam eden ekonomik krizden daha çok etkilenebilecek bekar ebeveynler olma olasılıkları erkeklere oranla çok daha yüksektir.

Hükümetler kadın hakları örgütleri ile işbirliği yapmalıdır

Bu farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda, ekonomik krize müdahale tedbirleri oluşturulurken kadınların benzersiz durumunu hesaba katmak kritik önem taşıyor. Özellikle toplumsal cinsiyet eşitliğinin kısa süreli olduğu alanlarda, kadınlar karar alma süreçlerinden dışlanma ve tamamen geride bırakılma riskiyle karşı karşıyadır.

Bu yıl, uluslararası alanda Pekin Bildirgesi ve Eylem Platformu‘nun kabul edildiği Birleşmiş Milletler (BM) Dördüncü Dünya Kadın Konferansı‘nın 25. yıldönümü. Tüm hükümetlere, kadınların da erkeklerle birlikte karar alma sürecine katılma hakkına sahip olmaları ve bakış açılarının dikkate alınması gerekliliği konusunda sesleniyoruz.

Her düzeydeki politika belirleyicilerinin, koronavirüs salgınına karşı cevapları formüle ederken ve bir sonrakine hazırlanırken kadın hakları örgütlerini dinlemesi ve onlarla işbirliği yapması gerekmektedir. Yol gösterici soru her zaman şöyle olmalıdır: Kadınlar ve erkekler bu sorundan farklı şekilde etkileniyor mu ve eğer öyleyse, daha adil sonuçlara nasıl ulaşabiliriz?

Kız çocuklarının, okuyabilmek için erkekler kadar zamanları olduğundan ve kardeşlerinin ve ebeveynlerinin bakımından sorumlu olmadıklarından emin olmalıyız. Ayrıca koronavirüs krizinden, kadınların sağlık hizmetlerine, sosyal hizmetlere ve ekonomiye yaptıkları katkılar için onlara minnet duymamız gerektiğiyle alakalı ders çıkarmalıyız. Kadınların şu anda ve gelecekte önemli siyasi süreçlerin dışında kalmamasını nasıl sağlayabiliriz?

Bugün, tüm ülkeler aynı krizle karşı karşıyadır ve hiçbiri yalnız hareket ederek koronavirüs salgınıyla baş edemez. Aynı geleceği paylaştığımız düşünüldüğünde, hepimiz bunu dayanışma ve ortaklık üzerine inşa etmek için çalışmalıyız. Hükümetler ve BM bu konuda liderlik göstermelidir. Cinsiyet eşitliğine sahip toplumların derin eşitsizliklere sahip olanlardan daha müreffeh ve sürdürülebilir olduğunu biliyoruz. Dünyanın karar verici güçleri cinsiyet eşitliğini en öncelikli hale getirme fırsatına sahipler. Onlara bunu yapmaları için sesleniyoruz.

Bu yazı Gana Dışişleri ve Bölgesel Entegrasyon Bakanı Shirley Ayorkor Botchwey, Jamaika Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Kamina Johnson-Smith, Kore Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Kang Kyung-wha, Endonezya Dışişleri Bakanı Retno Marsudi, Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Grace Naledi Mandisa Pandor, Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne, BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi Yetkili Müdürü Phumzile Mlambo-Ngcuka ve Norveç Dışişleri Bakanı Ine Marie Eriksen Søreide tarafından imzalanmıştır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus