Ekonomi Tıkırında (65): Gözünü aç Türkiye!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 65. programında Sedat Pişirici, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Şubat 2020 işsizlik verileri ve İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Türkiye imalat sanayii satın alma yöneticileri endeksi, Nisan 2020 verisi ışığında Türkiye ekonomisini değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

İyi günler. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bugün Şubat 2020’ye ilişkin işgücü istatistiklerini yayımladı. Buna göre işsiz sayısı 4 milyon 228 bin kişi, işsizlik oranı yüzde 13,6. İşsizlik oranı Ocak 2020’de yüzde 13,8’di, Ocak 2020’deki işsiz sayısı ise 4 milyon 362 bin. Türkiye 2019 yılını ise ortalama yüzde 13,7 oranında işsizlik ve ortalama 4 milyon 469 bin işsiz ile geride bırakmıştı.

Bugün mayısın 11’i. İşsizlik verileri şubat ayına ait, yani veriler üç ay geriden geliyor. Türkiye ilk koronavirüs vakasını 10 Mart’ta tespit etti. Hükümet 18 Mart’tan itibaren art arda birtakım kısıtlama tedbirleri duyurdu. Amaç, halkın kalabalık halde bir arada bulunmasını engelllemek, evde kalınmasını sağlamak, bu yolla koronavirüs bulaşmasını önlemekti. 10 Mart günü Türkiye zaten bir ekonomik krizin içindeydi. Alınan zorunlu tedbirler, genel olarak “evde kalmak”, bu krizi derinleştirdi.

Hiçbir hükümet, bir salgını başlangıçta engelleyemeyebilir. Ama bir hükümet, bir ekonomik krizi engelleyebilir. Bir salgın ile mücadele edebilir. Koronavirüs salgınının işsizlik üzerindeki etkilerini mart ayı verileri ile birlikte göreceğiz. Bu veriler de haziran ayında yayınlanacak. Ama mart-nisan-mayıs ayı işsizlik verilerinin bugünkünden daha iyi olmayacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok. En azından İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO)  “Türkiye imalat sanayii satın alma yöneticileri endeksi” verileri bunu şimdiden gösteriyor. 

O verilere geçmeden önce, işsizlik verilerinin ayrıntılarına bakalım:

Şubatta işsizlik oranı yüzde 13,6 ya, tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 15,4. İstihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 602 bin kişi azalarak  26 milyon 753 bin kişi olmuş. İstihdam oranı ise 1,7 puanlık azalış ile yüzde 43,1.

İstihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 530 bin, inşaat sektöründe 93 bin, hizmet sektöründe 183 bin kişi azalmış. Sanayi sektöründe ise 205 bin kişi artmış. Artmış ama koronavirüs de imalat sanayiini fena sarsmış. Bu artış, nisanda azalışa dönmüş olabilir, ona birazdan bakacağız.

İstihdam edilenlerin yüzde 15,5’i tarım, yüzde 20,9’u sanayi, yüzde 5,2’si inşaat, yüzde 58,3’ü ise hizmet sektöründe yer alıyor. Hizmet sektörü oranına bakınca AVM’lerin neden açılmak istendiği daha iyi anlaşılıyor.

Şubat 2020 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıtdışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,5 puan azalarak yüzde 30 olarak gerçekleşmiş. Tarım dışı sektörde kayıtdışı çalışanların oranı da bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,6 puan azalarak yüzde 20,2 olmuş. Sizin anlayacağınız, “Sigortasız da çalışırım abi” diyenler de iş bulamaz durumda!

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,7 puan azalışla yüzde 24,4, istihdam oranı ise  2,5 puan azalarak yüzde 29,5 olmuş. Neredeyse dört gençten biri hâlâ işsiz. 

Aynı dönemde “ne eğitimde ne de istihdamda olanlar”ın oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,9 puanlık artışla yüzde 26,7’a çıkmış -ki bence en vahim oranlardan bir tanesi bu, çünkü ne eğitimde ne de istihdamda olanları işaret ediyor. 

Öte yandan işgücünün genel profiline bakıldığında, şubat ayını bir iş bulma ümidi olmadan geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 1 milyon 107 bin. Bu sayı ocak ayında 946 bindi. Şubat ayını ev işleri ile meşgul olarak geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı ise 11 milyon 222 bin. TÜİK, 3 milyon 207 bin kişiyi de “iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar” diye tanımlıyor. İş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı ocak ayında 2 milyon 786 bindi. Yani 421 bin artmış. 

En başa dönelim TÜİK’e göre ocaktan şubata işsizlik yıllık bazda sayı olarak azaldı. Aradaki fark 134 bin kişi. İş aramayıp çalışmaya hazır olanların ocaktan şubata artışı ise yıllık bazda 421 bin. Buna bir de sayısı 946 binden 1 milyon 107 bine yükselen “iş bulma umudu olmayanlar”daki 161 bin kişilik artışı ekleyin. Toplamda 582 bin kişi ediyor. Sizin anlayacağınız işsizlik azalmış değil, saklanmış!

Bu arada şunu da unutmayalım Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın derlediği verilere göre, 2020 yılı birinci döneminde toplam kamu istihdamı, 2019 yılının aynı dönemine göre yüzde 4 oranında artarak 4 milyon 699 bin kişi olmuş. 4 milyon 699 bin kişi devlete kapılanmış. Yorumunu size bırakıyorum.

Dönelim sanayinin durumuna: İSO, Türkiye imalat sanayii satın alma yöneticileri endeksinin Nisan 2020 verisini açıkladı. İSO’ya göre “ekonomik büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi performansında en hızlı ve güvenilir referans” olan “Türkiye imalat sanayii satın alma yöneticileri endeksi” nisan ayında 33,4’e gerileyerek imalat sektöründe belirgin bir yavaşlamaya işaret etmiş. Bu değer mart ayında 48,1’di. Endekste eşik değer olan 50’nin üzerinde ölçülen tüm veriler sektörde iyileşmeye, altında ölçülen tüm veriler ise kötüleşmeye işaret ediyor.

Yani imalat sanayii frene basmış, sert basmış, İSO’ya göre bu, 2008 küresel ekonomik krizinden bu yana en şiddetli yavaşlama. Takip edilen sektörlerin tamamında faaliyet koşulları Haziran 2019’dan bu yana ilk kez yavaşlamış. Tüm sektörlerdeki yavaşlama, sektörel satın alma yöneticileri endeksi serisinin başladığı Ocak 2016’dan beri en yüksek oranlarda gerçekleşmiş. Türkiye imalat sanayii satın alma yöneticileri endeksinin Nisan 2020 verisi, nisan ayı işsizlik verilerine de yansıyacaktır. Ama o veriyi temmuz ayında göreceğiz. 

Dolayısıyla o tarihe kadar işsizlikle mücadelede duyurulacak her başarı, aslında bir hikayedir. Bir şeyle mücadele edebilmek için onu görmezden gelmek değil apaçık görebilmek gerekir. Görmezden gelerek işsizlik ortadan kalkmaz. Görmezden gelerek enflasyon ortadan kalkmaz. Görmezden gelerek hayat pahalılığı ortadan kalkmaz. Görmezden gelerek ekonomik kriz ortadan kalkmaz. Görmezden gelerek koronavirüs ortadan kalkmaz. O nedenle, gözünü aç Türkiye!

İyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus