AKP’li ailelerin çocukları Ahmet Davutoğlu’na nasıl bakıyor: “Son zamanlarda şahit olduğum en haklı muhalefeti Davutoğlu yapıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP’li ailelerin muhalif genç çocuklarıyla yaptığımız söyleşinin ilkinde, gençlere Ali Babacan ve DEVA Partisi ile ilgili ne düşündüklerini sormuştuk. Şimdi ise üçü üniversite öğrencisi dört gence AKP’den istifa eden eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve 13 Aralık 2019’da kurduğu Gelecek Partisi ile ilgili görüşlerini sorduk.

‘’Evde AKP’yi eleştirince rahatsız olunuyor, hatta kaos yaşanıyor’’

Ali (*) 23 yaşında, ailesi Milli Görüşçü. Özellikle son zamanlarda AKP’li akraba ve aile üyelerinin daha fazla radikalleştiğini ve AKP’den ayrılıp kendi partisini kuran Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nu Recep Tayyip Erdoğan’ın davasına ihanet etmiş olarak gördüklerini söylüyor:

‘’Ailem kök itibarıyla Milli Görüş kökenli bir aile. Yani Erbakan Hoca siyaset yaptığı sürece ona oy vermişler. Fakat AKP kurulduktan sonra oy verme pratikleri değişti ve Erdoğan’ın politikalarını destekleme kararı aldılar. AKP’yi eleştirmekle beraber ehvenişer (kötünün iyisi) olarak tanımlıyorlardı. Fakat son dönemlerde özellikle 65 yaş üstü olan akrabalarım ve aile üyelerim radikal bir seçmen haline geldiler ve eleştiriye dahi kapalı durumdalar. Hem Babacan hem Davutoğlu için neredeyse ‘hain’ ve ‘davaya ihanet edecek kadar dış güçlerin oyuncağı oldu’ diyebilecek durumdalar. Erdoğan’ın dış güçlere karşı dik durduğuna ve eğer o giderse diğerlerinin bizi iki günde rezil edeceğine inanıyorlar. Evde AKP’yi eleştirince rahatsız olunuyor, hatta kaos yaşanıyor diyebilirim.

Ali, Gelecek Partisi’nin kurulmasının, kaybettiği umutlarını tekrar yeşerttiğinin altının çiziyor. Gelecek Partisi’nin “AKP’nin oylarını bölmek” için değil, gerçekten Türkiye’nin ihtiyacı olan bir siyaseti hedeflediği için kurulduğunu düşünüyor:

‘’Bir üniversite öğrencisi olarak, geleceğe dair umutları tükenme aşamasında olan bir öğrenci olarak şunu söyleyebilirim ki Gelecek Partisi’nin siyasetinin bu ülke için fazla iyi olduğuna inanıyorum. Tamamen teknokrat yapıdalar. Bu da bana Türkiye’nin dış politikada ve iç politikada hedeflediği şeylere rahat ulaşabileceği sinyalini veriyor. Aynı zamanda Gelecek Partisi’nin kuruluş aşamasında oldukça geç kaldığını düşünüyorum. Yani yaşanan siyasi sürçmeden sonra ve AKP’nin trol çetelerinin saldırılarından sonra bence Gelecek Partisi’nin kurucular kurulu üyeleri bir strateji belirleyerek partiyi daha erken bir tarihte kurabilirlerdi. Neden bu kadar geç kurulduğuna dair tabii ki bazı çekincelerim oldu. Eğer bu tarihte kurulması uygun görüldüyse, demek ki amaçlarının AKP’yi bölmek olmadığına, Türkiye’nin en sıkışık döneminde bu partinin kurulduğuna dair fikir oluşturabiliriz. Gelecek Partisi’nin kurucuları, kurul üyeleri, parti izleme birimleri ve politika izleme kurulları oldukça uzman kadrolardan oluşuyor. Bu yüzden de yaptıkları açıklamalar ya da eleştiriler tamamen teknik konulara dayanıyor. Bu sebepten ötürü de aslında başarılı bir muhalefet örneği diyebiliriz. Zaten kurulduğu günden bugüne kadar baktığımızda da -özellikle koronavirüs sürecinde-  ekonomik yorumları, iktidarın da gecikmeli de olsa bir-iki hafta içerisinde kendi ekonomi politikalarına dahil ettikleri başlıkları kapsadı. Bu yüzden de ben takdir ediyorum.

‘’Davutoğlu’nun naif bir söylemi var. Saldırmıyor, hakaret etmiyor”

Ali, Ahmet Davutoğlu’nun ve Gelecek Parti’si üyelerinin Türkiye siyasetinin alışık olmadığı bir üsluba sahip olduğunu söylüyor. Kısa bir sürede çok iyi teşkilatlandıklarını söyleyen Ali, özellikle üniversite ve lise öğrencilerinin eğitimlerine dair geliştirdikleri politikaları heyecan verici buluyor:

‘’Partinin Kurucular Kurulu üyelerinin ve Genel Başkan Davutoğlu’nun oldukça naif bir söylem biçimi var. Yani saldırmıyor, hakaret etmiyor. Sadece kendisine çok uzun bir süre saldırılırsa ya da artık hakaretler tahammül sınırlarını zorlayacak dereceye gelirse o zaman cevap veriyor. Ve bu aslında, cevabı da oldukça kibar bir şekilde verdiği için bence Türkiye’nin alışık olmadığı ama alışması gereken bir siyasi atmosfere doğru bizi götürüyor diyebiliriz. Gelecek Partisi çok hızlı teşkilatlandı. Aslında bu hızlı teşkilatlanmayı Gönül Dostları Platformu’na bağlıyorum. Çünkü Ahmet Davutoğlu AKP’den ayrıldığı tarihten itibaren gezdiği illerde Gönül Dostları Platformu’nu kuruyordu. Bence bu kadar hızlı teşkilatlanmanın bir sebebi de Gönül Dostları Platformu üyelerinin birbirini çok iyi tanıması. Bu, teşkilatlanma çalışmalarının o zaman başladığı imajını veriyor bana. Bu konuda da başarılı buluyorum.

Gelecek Partisi’nin  gençleri en tatmin edici ve en önemli özelliği Kurucular Kurulu üyelerinin arasında eski YÖK Başkanı’nın olması. Üniversite öğrencilerinden tutun da lise öğrencilerine kadar çok fazla politika oluşturuyorlar. Üniversite sınavı döneminde de hemen bir aksiyon aldılar ve bir video yayınladılar. Hala o tweete ve videoya saldırılar devam ediyor. Bu bağlamda heyecan verici bir süreçteler.

‘’Son zamanlarda şahit olduğum en sert, en haklı muhalefeti Davutoğlu yapıyor’’

Özel eğitim öğretmenliği mezunu olan ve şu an çalışmayan Ayşe (*) 24 yaşında. CHP ve İYİ Parti’ye oy verdiğini anlatan Ayşe, Gelecek Partisi’ne karşı mesafeli olduğunu söylese de şu an Türkiye’deki en güçlü muhalefeti Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı kanısında:

‘’Ahmet Davutoğlu’nun Ali Babacan’a kıyasla Erdoğan ve AKP’yi daha iyi eleştirdiği ortada. Ailemin -özellikle babamın- pek dillendirmese de, Erdoğan’a Davutoğlu konusunda kırgın ve kızgın olduğunu düşünüyorum. Çünkü onun gibi birçok AKP’li oy kullanarak Davutoğlu’nu seçmişti. Ve hiçbir sebep gösterilmeden başbakan olarak seçtikleri ve aslında severek destekledikleri bir başbakan görevden alındı. Ailesi muhafazakâr ve AKP’li olan herkes çok iyi bilir ki Ahmet Davutoğlu ‘Hoca’ olarak bilinir, tanınır. Kendisi akademisyenlikten siyasete gelmiş, parayla işi olmayan biri. Objektif olursak Devlet Bahçeli kadar bu ülkeye zarar verecek şeyler yaptığını sanmıyorum. Gerçekten eğitim ve donanımına herkes saygı duyar.”

AKP’nin bir dahaki seçimde kaybedeceğini düşünen Ayşe, bunda bir zamanlar dava arkadaşı olan kişilerin etkili olacağını düşünüyor:

‘’Peki ben İslamcı ve muhafazakâr bir ailede büyümüş bir kadın olarak Gelecek Partisi’ne ve Ahmet Davutoğlu’na oy verecek miyim? Çok kararsızım. Çünkü aynı dünya görüşlerine sahip değiliz. Ama ortada duran ve aslında çok fazla konuşulmayan bir şey var ki Ahmet Davutoğlu şu anda Türkiye siyasetinin en iyi muhalefetini yapıyor. CHP-İYİ Parti arasında kalmış bir genç seçmen olarak Ali Babacan’ a kıyasla Ahmet Davutoğlu’nu daha net ve içten görüyorum. Aslında benim gibi birçok muhalifin de isteği, beklentisi Davutoğlu’nun İslamcı – AKP’li ailelerimizin oylarını bölmesi. Davutoğlu’nun özellikle son çıkışları Ali Babacan’ın PR çalışmaları  kadar iyi olmamasından dolayı duyulmadı. Daha çok kişinin son çıkışlarını konuşup değerlendirilmesi gerekirdi. Son zamanlarda şahit olduğum en sert, en haklı muhalefeti Davutoğlu yapıyor. Şu an anladığım kadarıyla AKP’yi bitirecek güç, bir zamanlar dava arkadaşı olduğu, aynı sofrada yıllarca birlikte olan kişiler sayesinde olacak. Trajikomik ama böyle olacak gibi duruyor.’’

“Geçmişte yaptığı hatalar kolay kolay peşini bırakmayacaktır”

Samet (*) 24 yaşında ve o da hem üniversite okuyan hem de çalışan bir genç. Ahmet Davutoğlu başbakan iken ailesinin, Davutoğlu’nu okumuş ve eğitimli bir bakan olarak gördükleri için beğendiklerini, şimdi ise AKP’den ayrılması sebebiyle Erdoğan’a ihanet ettiğini düşündüklerini söylüyor:

“Küçüklüğümden beri ailemin AKP dışında bir partiye en ufak bir sempatisini görmedim. Yüksek bir eğitim seviyesine sahip olmadıkları için sadece dini referanslarıyla oy veriyorlar. Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlık yaptığı dönemde, birden çok dil bilmesi, eğitimli, kültürlü birisi olması övgü sebebiydi. Ancak kendisi partiden ayrıldıktan sonra ailemin görüşü ‘Okumuş ama ihanet ediyor. Erdoğan’ı karşısına alıyor’ şeklinde.”

Davutoğlu’nun siyasal İslam’ın temsilcisi olduğunu düşünen Samet, bunun onun istediği özgür hayatı yaşaması için bir engel olmasından endişeli:

“Ben daha önce AKP’ye oy vermedim. Gerek politik, gerek bilimsel açıdan nispeten bilinçli ve eğitimli birisi olduğumu düşünüyorum. Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlık dönemindeki hatalarının, söylem ve davranış olarak kurduğu yanlış politikaların bir cezasını görmeden politik bir duruş sergilemesini doğru bulmuyorum. Siyasal İslam’ın temsilcilerinden olduğu ve özgürlükleri tesis etmesinin sözkonusu olmayacağı görüşündeyim. Daha önce güç sahibi yaptığı TV ve gazetelerin kendisine karşı duruşunu görüyoruz. Geçmişte yaptığı hatalar kolay kolay peşini bırakmayacaktır.”

‘’Türk milletinin aktif ve dobra siyasetçiye olan ilgisi apaçık ortadayken ben başarılı olabileceğini düşünmüyorum’’

Semih (*) 20 yaşında ve İzmir’de yaşıyor. Aynı zamanda tıp fakültesi öğrencisi. Geçmişte AKP’nin birçok eylem ve sözlerinde Davutoğlu’nun yer aldığını söyleyen üniversiteli genç, bu sebepten ötürü kendi gibi düşünen kimsenin Davutoğlu’nu ve Gelecek Partisi’ni desteklemeyeceğini vurguluyor:

‘’Ailem muhafazakâr ve kendimi bildim bileli AKP’li. Ben muhalif biriyim. Özellikle bugünlerde desteklediğim ya da eleştirmediğim hiçbir parti yok. Ahmet Davutoğlu  2015’te AKP’nin başında seçime giren ve sonucunda yüzde 49,5 ile seçilmiş bir lider. Böyle bakıldığında iyi gibi gözükse de asıl sıkıntı bu kadar oy aldıktan çok kısa bir süre sonra görevden alınması ve buna Davutoğlu’nun ses çıkaramaması. Bu, şu anda pek çok insanın Gelecek Partisi’ni desteklememesinde önemli bir etken olacak. Bundan sadece birkaç sene önce şu an eleştirip şikayet ettiği lidere, görevden alındığında ses çıkaramayan birinin güven telkin etmeyeceğini düşünüyorum.

Türk milletinin aktif ve dobra siyasetçiye olan ilgisi apaçık ortadayken ben başarılı olabileceği görüşünde değilim. Ayrıca köprüden atlamadan önce kurtardığı çocuk da birçok insana PR çalışması gibi geldi. Bunun asıl sebebi de yeteri derecede güven duyulmaması. Sözün özü; AKP’nin pek çok radikal eylemlerinde ve sözlerinde AKP’de yer alan bir siyasetçi olarak Davutoğlu’na kendim de dahil olmak üzere pek çok kişinin destek verebileceğini sanmıyorum.’’

(*) Gerçek isimler kullanılmamıştır.

Not: Röportajlar İstanbul, Edirne ve İzmir’de yaşayan gençlerle, 12-13 Haziran 2020 tarihlerinde yüz yüze ve WhatsApp üzerinden yapıldı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus