Anlatılmayan Silivri (2): ‘‘Yeni Türkiye’’nin ilk tutsakları

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de hak ihlalleri ve düşünce suçlularıyla özdeşleşen Silivri Cezaevi’ni anlatmaya devam ediyoruz. Anlatılmayan Silivri’nin ilk bölümünde, iktidarın her geçen gün daha da sertleşen otoritesinin Silivri Cezaevi üzerinden nasıl somutlaştığını, aynı otoritenin toplumsal muhalefeti ve kendisine karşı duran her sesi susturmak için Silivri Cezaevi’ni adeta bir tehdit unsuru olarak kullandığını anlattık. ‘‘Silivri soğuktur’’ şakasının aslında ne denli gerçekçi bir uyarı olduğunu Silivri’ye tanıklık eden dört isimden dinledik.

‘‘Anlatılmayan Silivri’’nin ikinci bölümünde 2010 yılında başlayan Ergenekon, Balyoz ve Odatv davalarıyla adını iyiden iyiye duymaya başladığımız dönemin Silivri Cezaevi’ni konuşuyoruz. Sadece birkaç yıl içinde yaşanan yüzlerce tutuklama, henüz basılmayan kitapların toplatılması, peşi sıra tutuklanan gazeteciler, onur intiharları gibi birçok olayla kamuoyu vicdanında yara açan ‘‘kumpas davaları’’ boyunca Silivri Cezaevi ve yanı başındaki duruşma salonları hem tutuklular hem aileleri hem de süreci takip eden hemen herkes için bir travmaya dönüştü.

FETÖ’nün yargının birçok noktasına sirayet ettiği o dönemde Silivri Cezaevi şartları nasıldı? 15 Temmuz gibi siyasal otoritenin misliyle sertleşmesine sebep olan bir darbe kalkışmasından sadece birkaç yıl önce, iktidar ve cemaat ilişkileri bambaşka bir noktadayken Silivri Cezaevi’nde FETÖ mağduru olarak kalanlar neler yaşadı? Bugün akıllardaki Silivri Cezaevi algısı, o dönemden itibaren nasıl ilmek ilmek işlendi?

‘‘Darbeci’’ sıfatıyla Balyoz davasında 18 yıla mahkum edilen ve 40 ay hapis yatan emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Odatv davasında yargılanan, Mart 2011’de tutuklanan ve yaklaşık bir yıl Silivri Cezaevi’nde kaldıktan sonra Aralık 2016’da tekrar tutuklanıp Mart 2018’e kadar Silivri’de kalan gazeteci Ahmet Şık, yine Odatv davası kapsamında Silivri Cezaevi’nde 19 ay tutuklu kaldıktan sonra, Eylül 2012’de tahliye edilen ve Mart 2020 – Haziran 2020 tarihleri arasında yeniden Silivri Cezaevi’nde kalan gazeteci Barış Terkoğlu, Silivri’deki duruşma salonlarında görülen Ergenekon, Balyoz ve Poyrazköy davalarının sembol avukatlarından Hüseyin Ersöz ve Gezi davasında sanık olarak yargılanan ve ‘‘kumpas davaları’’nda birçok müvekkili savunan Can Atalay bize o dönemin Silivri Cezaevi’ni anlattı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus