HDP’den kayyum raporu: “Kayyum atamaları, Kürtler’in yerel yönetim deneyimlerine, kazanımlarına ve pratiklerine büyük bir darbedir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Türkiye’de Kayyum Rejimi” başlıklı kayyum raporunu hazırladı. Rapor, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan, Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eşsözcüsü Hediye Karaaslan ve Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Üyesi Yunus Parim tarafından HDP Genel Merkez binasında düzenlenen bir toplantı ile açıklandı.

Toplantıda konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan,  “HDP’li büyükşehir belediye eşbaşkanları için bugüne kadar bir sürü iddia ortaya atıldı. ‘Belediyenin paralarını dağa gönderiyorlar’ diye iftiralar atıldı. Ben buradan tekrar İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sesleniyorum. Tek bir kuruşluk belge gösterin. Buna karşılık atadığınız kayyumlar belediyenin paralarını yemeye doyamadı. Bunlarla ilgili bir sürü iddia var ve belgeli. Görevinizi yapın, atanan kayyumlar hakkında soruşturma başlatın” dedi.

Çöktürme planı

HDP’nin güçlenmesini durdurmak ve toplumda bulduğu karşılığı engellemek için “çöktürme planı”nın başlatıldığını öne süren Paylan şöyle konuştu:

“Bu çerçevede çözüm süreci sonlandırıldı, maalesef şehirlerimiz yakılıp yıkıldı. Bununla birlikte HDP’nin güçlü olduğu bütün kurumsal alanların tarumar edilmesi için darbe siyaseti devreye sokuldu. Öncelikle seçilmişlerimiz, eş genel başkanlarımız, milletvekillerimiz dokunulmazlıkları kaldırılarak, saraydan gelen talimatlarla tutuklandılar. Meclis’e darbe vuruldu.”

Türkiye muhalefetinin yaşanan kayyum atamalarına yeterli tepkiyi vermediğini belirten Paylan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’deki tüm siyasi partiler yaşanan bu darbe siyasetine karşı yeterli tepki göstermemiştir. Bizler geçen yıl bu tarihte Diyarbakır, Van ve  Mardin’de halkımızla beraber yaşanan bu rezilliğe tepkimizi en sert şekilde ortaya koyduk. Ama Türkiye’nin doğusunda olan darbelere karşı Türkiye’nin batısında olan darbeler kadar tepki gösterilmiyor. Bu konuda yeterli birliktelik sağlanmadığı için Erdoğan siyaseti geri püskürtülemiyor. Ve bu sebepten dolayı maalesef HDP’nin birçok eş genel başkanı, meclis üyesi hakkında tutuklama emri verilmiştir. HDP’nin seçimle kazandığı birçok belediyeye kayyum atanarak halkın iradesi gasp edilmiştir.”

Paylan’ın ardından HDP sözcüsü Ebru Günay rapor hakkında detaylı bilgi verdi. Rapordaki tespitler şöyle:

“Hatırlanacağı üzere 2016’da OHAL gerekçesi ile yayımlanan 674 Sayılı KHK ile Cumhurbaşkanı’na belediyelere kayyum atama, valilere ise belediyelerin taşınır mallarına el koyma ve çalışanlarını görevden uzaklaştırma yetkisi verilmişti. 11 Eylül 2016’da başlayan kayyum atamaları, Kürtler’in yerel yönetim deneyimlerine, kazanımlarına ve pratiklerine büyük bir darbe olarak tarihteki yerini almıştır. 674 Sayılı KHK’ye dayandırılarak HDP’nin bileşeni olan DBP’den seçilen belediyelere kayyum atamaları yapılmıştır. Kayyum atamaları üç büyükşehir, 10 il, 63 ilçe ve 22 belde ile DBP’li toplam 95 belediyede gerçekleşmiş ve seçilmiş bu belediyelere devletin memurları, yani atanmışlar yerleştirilmiştir. Kayyum atamalarına paralel olarak kamuda ve belediyelerde çalışan 15 bine yakın Kürt işçi ve memur, 300’e yakın muhtar ihraç edilmiştir. 93 belediye eşbaşkanı, yüzlerce belediye meclis üyesi ve il genel meclis üyesi tutuklanmıştır. Tutuklanan belediye eşbaşkanlarından 15’ine ceza verilmiştir.

Kayyumlar, iktidarın söylediği gibi hizmet için değil, rant paylaşımı, yolsuzluk ve usulsüzlük için yarışmışlardır. Sıradan devlet memurları değil, seçilmiş özel kişilerdir. 2016-2019 arasındaki kayyımların pratiğine bakıldığında, meselenin tamamen Kürt kimliğine ve değerlerine bir yönelim olduğu görülecektir.

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri ve Sonrası

31 Mart yerel seçimlerine çok gergin bir politik atmosferde gidilmiştir. Bir yanda tüm cezaevlerinde yüzlerce kişi ile devam eden açlık grevleri, diğer yanda etkisi her tarafa sirayet eden ekonomik kriz ve savaş tamtamları elbette zorlu bir seçim atmosferi yaratmıştır. Kayyumların atandığı yerlerdeki seçimlere büyük bir kararlılıkla ancak çok büyük eşitsiz şartlar altında gidilmiş, halk bunu bir seçim değil, ‘kayyum oylaması’ olarak görmüş ve bu motivasyonu sandığa taşımıştır. İktidar ise sahip olduğu tüm ideolojik aygıtları sahaya sürmüş, özel savaş eksenli çalışmalar ile halk iradesini kırmaya çabalamış, olmayan mekanlara binlerce usulsüz seçmen kaydı yapılmış, sandıklar birleştirilmiş ve taşınmış  umutsuzluk aşılanarak, halkın umudunu kırmak için her yol denenmiştir. Bu durum batı cephesinde de yaşanmasına rağmen Kürdistan coğrafyasında çok daha yoğun ve sistematik olmuştur. Seçimlere haftalar kala tehdit açıklamaları yapılmış, halkın seçimlere gitme isteği kırılmak istenmiş, tekrar seçilmeleri halinde yeniden kayyum atanacağı ifade edilmiş ve seçimlere bir hafta kala bile bu tehdit ve yıpratma girişimlerine devam edilmiştir.

Yaklaşık 30 ay kadar sonra kayyumlar elinden alınan belediyelerde meydana gelen tahribatın bilançosu hesaplanmaya başlanmıştır. Ortaya çıkan gerçekler tahayyül sınırlarını zorlayan cinstendi. Lüks, israf ve yolsuzluğa dair yüzlerce örnek kamuoyu ile paylaşıldı. Özel banyolardan, at çiftliklerine; fincan takımlarından binlerce kilometre öteden getirilen simitlere, şatafatlı gecelerden özel yeme içmelere ve pahalı hediyelere kadar geniş bir tüketim skalası belirdi. Fakat kamuoyuna yansıyanlar buzdağının sadece görünür kısmıydı. AKP’nin, kayyumlar yolu ile gerçeği örtbas etmek, esas harcamaların nasıl ve nereye aktarıldığını manipüle etmek adına bazı şeylerin görünürlüğünü kabullenecek bir yol haritası izlediği açıktır. Bu talanın kadayıf veya banyoya indirgenemeyeceği de açıktır. ‘Sıfır borç’ kampanyası yürütenlerin resmi olarak bıraktığı 6 milyar TL kadar borç, sadece hesaplanabilendir. Gerçek borcun bunun en az iki katı olduğu unutulmamalıdır.

19 Ağustos 2019: İşleyen darbe mekaniği

AKP-MHP savaş iktidarı, başlattığı yeni konsepti ‘şok dalgası’ üzerinden yürütmek istemiş, 19 Ağustos şafağında 500’e yakın gözaltı kararı ve yüzlerce baskın ile start vermişti. İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasında ‘Diyarbakır, Mardin ve Van illeri başta olmak üzere toplam 29 ilde PKK/KCK Terör Örgütü’ne yönelik 418 şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Yakalamaya dönük operasyonlar devam etmektedir’ denildi.

Sabahın erken saatlerinde belediye binalarının kapıları kırıldı ve 31 Mart seçimlerinin ardından belediyelerin etrafından kaldırılan polis bariyerleri ve beton duvarlar yeniden yerleştirildi. Bu ilk icraat olması açısından önemlidir. Daha sonra üç ilde eşzamanlı olarak internet kesildi, sosyal medya uygulamalarına kısıtlama getirildi. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanan Van Valisi Mehmet Emin Bilmez’in belediyeye girer girmez ilk yaptığı iş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafını asmak oldu. İçişleri Bakanlığı’nın üç belediyeye kayyım atama ile ilgili yaptığı açıklama aynı günün sabahında yayımlandı.

Bakanlık, eşbaşkanlık sistemini hedefe koyarak, PKK’ye maddi yardım, çalışanlara mobbing yapıldığını ve daha da ileri giderek ‘militan bulma’ adına 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ni kendileri açısından bir fırsat olarak görüldüğünü, bunun üzerine kayyum atandığını açıkladı. Bu açıklamalara doğal olarak kimse ikna olmadı, ulusal ve uluslararası pek çok yerden kınama açıklamaları geldi, eylemler-protestolar gerçekleşti. HDP Merkez Yürütme Kurulu aynı gün, ‘Susmayacağız, Durmayacağız’ başlığı ile yaptığı açıklamada, ‘Bu yeni ve açık bir siyasi darbedir. Bu aynı zamanda Kürt halkının siyasi iradesine dönük açık ve düşmanca bir tutumdur. İçişleri Bakanlığı hak ve özgürlüklerin gasp edilmesinin, provokasyonların, demokrasinin zerresini bile bırakmayan karar ve uygulamaların tetikçisidir ve bir darbe odağıdır’ dedi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus