İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, birinci yıl etkinliğini çevrimiçi yaptı: “‘Kendimizi Avrupa’da görüyoruz’ söylemleri, uzun yıllardır yıpratılan AB ilişkilerinin telafi edilebileceğine işaret ediyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İnsan hakları savunucularının dayanışması için bir araya gelen 22 insan hakları derneği ve vakfı, İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı’nın birinci yıl etkinliğinde, Türkiye’de hak savunucuları üzerinde artan baskılara değinerek, bir yıl içinde yaptıkları çalışmaları anlattı. 

Açıklamayı Medya ve Hukuk Derneği’nden Barış Altuntaş okudu. Yapılan açıklamada, “Büyük bölümünü salgın koşullarında geçirdiğimiz 2020 yılı boyunca sivil topluma, insan hakları savunucularına yönelik saldırı, engelleme ve baskılar hızından hiçbir şey kaybetmeden devam etti” denildi. Çevrimiçi olarak yapılan toplantıda, Türkiye’de son bir yılda, sağlık, basın ve toplumsal alanlarda yaşanan hak ihlallerine dair konu başlıklarına değinildi. 

“Onur Haftası engellendi, İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınlar haksız şiddete ve soruşturmalara maruz kaldı”

Açıklamada, 2020 yılında İstanbul Sözleşmesi’nden “çekilme” tartışmalarına karşı sokaklara çıkan kadınların haksız şiddet ve soruşturmalara maruz kaldığı, LGBTİ+’ları hedef haline getiren nefret söyleminin arttığı ve Onur Yürüyüşü’nün engellendiği belirtildi.

“Çoklu baroya karşı avukatlar gözaltına alındı, çevre savunucularına para cezaları kesildi”

Açıklamada, 2020 yılında bağımsız baroları kaldırarak, çoklu baro sistemine geçilmesini kabul eden yasaya karşı Ankara’ya yürüyen avukatların yaşadığı hak ihlallerine dikkat çekildi: “Özerk ve bağımsız baroları tehdit eden yasa değişikliğine karşı direnen avukatlar da bu saldırılardan nasibini aldı. Çok sayıda avukat insan hakları alanındaki çalışmaları gerekçe gösterilerek soruşturmaya uğradı, gözaltına alındı ve yargılamalara maruz kaldı.”

Kaz Dağları’nda altın arama faaliyetlerine karşı direnen çevrecilere verilen para cezasına da açıklamada şöyle değinildi: “Çevre hareketi ve alandaki hak savunucuları da bu dönemde gerçekleştirdikleri protestolar nedeniyle baskı ve şiddet gördüler. Suları, vadileri, dağları korumak isteyen hak savunucuları salgın koşulları gerekçe gösterilerek kesilen para cezalarıyla yıldırılmaya çalışıldı.”

“‘Kendimizi Avrupa’da görüyoruz’” söylemleri, hükümet içinde az sayıda kişide ‘Haksız yere hapiste tutulan Osman Kavala’yı serbest bırakın’ telkinlerine neden oldu”

Hükümet tarafından son günlerde söylem olarak ortaya çıkan “AB üyeliği”, “reform”, “Kendimizi Avrupa’da görüyoruz” açıklamalarına ilişkin olarak da “Son aylarda ise çok ilginç tartışma ve söylemlere tanık olduk. Bir vakitler demokratikleşmenin, hukuka ve insan haklarına saygılı bir Türkiye’nin gündemde bu tarz açıklamalar, uzun yıllardır ihmal edilmiş, yıpratılmış Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin telafisine açık olunduğu şeklinde sinyaller verildi. Bu tartışma hükümet içinde az sayıda kişiden gelen kesinleşmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen hapiste tutulmaya devam edilen Osman Kavala’nın tahliyesi yönünde telkinlerle devam ettirildi” denildi.

İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı’nın açıklaması şöyle tamamlandı: “Bugün ağın bileşeni olan 22 örgütle birlikte bizler, önümüzdeki dönemde de arkadaşlarımızın, çalışmalarımızın, kurumlarımızın hedef gösterilmesine, engellenmesine, soruşturma ve davalarla yıpratılmaya çalışılmasına karşı dayanışma içinde kalmaya devam edeceğimizi; özellikle hak savunucularının çalışmalarının çok daha önemli hale geldiği tüm insanlığın mücadele halinde olduğu salgın krizinde, hakları savunmanın suç addedilmesinin her zaman karşısında duracağımızı sizlere bildiriyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus