Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (106): Mutluluk

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 106. yayınında Sedat Pişirici, Türkiye İstatistik Kurumu ile Birleşmiş Milletler’in verileri ışığında, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının mutlu olup olmadığını değerlendirdi.

Mutsuzsunuz. En azından, yarıdan fazlanız. Hem de kötümsersiniz. Nereden mi biliyorum, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) istatistiklerinden. TÜİK, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının genel mutluluk algısını ölçmek için 2003 yılından beri “yaşam memnuniyeti” araştırması düzenliyor. Sonuncusunu geçen hafta yayınladı ve 2020 verilerini sundu. 2020 yılında net “mutlu” olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oranı %48,2. Bu oran 2019 yılında %52,4’müş. 2020 yılında net “mutsuz” olduğunu beyan eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oranı %14,5. Bu oran 2019 yılında %13,1’miş. 2020 yılında “ne mutlu ne mutsuz” Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oranı ise %37,3. Bu oran 2019 yılında % 34,6’ymış. Sonuç olarak geçen yıl memlekette açıkça mutlu olduğunu beyan edebilenlerin oranı %48,2, açıkça mutlu olduğunu beyan edemeyenlerin oranı ise %51,8

TÜİK bir dizi sınıflandırmanın verisini de sunmuş. Mesela mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı 2020 yılında %43,2. Bu oran 2019 yılında %47,6’ymış. Memleketteki mutlu erkekler, bir yılda %4,4 azalmış. Mutlu olduğunu beyan eden kadınların oranı ise 2020 yılında %53,1. Bu oran 2019 yılında %57’ymiş. Memleketteki mutlu kadınlar, bir yılda %3,9 azalmış. Bir başka açıdan bakarsak, kadınlar erkeklerden daha mutlu. Ama 2019’dan 2020’ye, her ikisinin de mutluluğu da azalmış.

Evliler bekarlardan daha mutlu: %51,7’ye %41,3. Evli kadınlar evli erkeklerden daha mutlu: %56,8’e,%46,7. En mutlu yaş grubu 65 ve üzerinde olanlar. Hani koronavirüs salgını nedeni ile doğru dürüst evlerinden çıkamayanlar. %57,7 ile en yüksek mutluluk oranının görüldüğü yaş grubu 65 ve üzeri. Ama onlar da 2019’da 2020’ye göre daha mutluymuş: %58,5. 2019 yılının mutsuzu %48,7 ile 55-64 yaş grubu iken 2020’nin mutsuzu, %45,4 ile 35-44 yaş grubu. Bunda artan işsizliğin etkisi olduğunu düşünüyorum.

Bana göre en çarpıcı sonuç ise şu (TÜİK’in bülteninden aynen alarak söylüyorum): Bir okul bitirmeyenler daha mutlu! TÜİK, eğitim durumuna göre mutluluk düzeyi incelemiş, 2020 yılında en yüksek mutluluk oranı, %54,4 ile “bir okul bitirmeyenler”de görülmüş. İlkokul mezunlarının mutluluk oranı da %50,3. Ama eğitim arttıkça mutluluk da azalıyor.

İlköğretim veya ortaokul mezunlarında mutluluk oranı %44,2. Lise ve dengi okul mezunlarında mutluluk oranı %46,8. Yükseköğretim mezunlarında mutluluk oranı %46,1. Ne diyordu Matrix’te Morpheus: Cehalet mutluluktur. Ne diyordu AKP’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 2013 yılında bir tv programında: Eğitim seviyesi arttıkça AKP’nin hitap ettiği alanın daha da daraldığını görüyoruz.

TÜİK’in yaşam memnuniyeti araştırmasının 2020 yılı verilerinden biri de “her 10 kişiden yedisinin geleceğinden umutlu olduğunu” gösteriyor. Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oranı, 2020 yılında %69,6 olmuş. Bu oran, erkeklerde %68,5, kadınlarda %70,7.

O zaman bakalım aynı TÜİK’in, yine geçen hafta kamuoyu ile paylaştığı, Merkez Bankası işbirliği ile yürüttüğü “tüketici eğilim anketi” sonuçlarına. Buna göre tüketici güven endeksi, Şubat 2021’de, 

bir önceki aya göre %1,5 oranında artarak 84,5 olmuş. TÜİK bülteninde öne çıkarılan alt endekslere göre ise geçen 12 aylık döneme göre, “mevcut dönemde hanenin maddi durumu” endeksi, ocak ayında 63,7 iken, şubat ayında %4,1 oranında artarak 66,3 olmuş; gelecek 12 aylık döneme ilişkin, “hanenin maddi durum beklentisi” endeksi, ocak ayında 83,8 iken, şubat ayında %0,8 oranında artarak 84,5 olmuş; gelecek 12 aylık döneme ilişkin “genel ekonomik durum beklentisi” endeksi, 

ocak ayında 88,2 iken, şubat ayında %4 oranında artarak 91,7 olmuş; geçen 12 aylık döneme göre “gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi” endeksi, ocak ayında 97,3 iken, şubat ayında %1,9 oranında azalarak 95,5 olmuş.

Bültende öne çıkarılmayıp bültendeki tabloda bulunan kimi alt endekslerde ise durum şu: Hanenin içide bulunduğu maddi durum endeksi 75,9. Mevcut dönemin tasarruf etmek için uygunluğu endeksi 71,2. Geçen 12 aylık döneme göre mevcut dönemde hanenin maddi durumu 66,3. Geçen 12 aylık döneme göre mevcut dönemde genel ekonomik durum 59,3.Gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimali 33,8. 

Zurnanın zırt dediği yer de yine aynı bültenin dibinde: Tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabiliyor. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor. Yukarıda açıkladığım endeks değerleri içinde 100’den büyük olan var mı? Yok. Demek ki “yaşam memnuniyeti araştırması”na göre “her 10’undan yedisi geleceğinden umutlu” olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bir   “tüketici” olarak ise kötümser.

2020, koronavirüs salgını yılıydı. Elbette mutsuzlukta bunun ciddi etkisi var. Üstüne üstlük Mart 2018’den beri, iktidar ve destekçileri görmezden gelse de görülmesini istemese de görenden ve gösterenden hazzetmese de bir ekonomik krizin içindeyiz. Salgının derinleştirdiği bu kriz de mutsuzluğu ve kötümserliği körüklüyor. 

Ama biz zaten mutluluk içinde yüzen bir ülke de değiliz. Birleşmiş Milletler, 2012 yılından beri “Dünya Mutluluk Raporu” yayınlıyor. Bu raporlarda da 2012 ve 2014 yılı hariç, 156 üye ülkeyi mutluluklarına göre sıralıyor. Bu sıralamada Türkiye’nin yeri şöyle:

2012: –

2013: 77.

2014: –

2015: 76.

2016: 78.

2017: 69.

2018: 74.

2019: 79. 

2020: 93.

TÜİK’e göre 2020 yılında vatandaşlarının yarıdan azı mutlu olabilen Türkiye, Birleşmiş Milletler’in “Dünya Mutluluk Raporu”na göre de 2020’de mutluluk sıralamasında 156 ülke içinde 93. 

Bu enflasyonda, bu hayat pahalılığında, bu işsizlikte güçsüzlükte, bu gelir dağılımı eşitsizliğinde, bu ekonomik kriz içinde, bu koronavirüs salgını ile mutlu olmak, mutlu kalmak çok da mümkün değil elbette. “İnsan her şeyi elinde tutamaz hiçbir zaman/ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini” diyor Luis Aragon ve ekliyor: “Mutlu aşk yoktur.”

Belki mutlu aşk yoktur ama her şeyi sonsuza kadar elinde tutmaya çalışan insanlardan kurtulabilirse bir ülke, mutlu halk olur.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus