EŞİK Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için basın toplantısı düzenledi: “Ailede, toplumda, devlette reis istemiyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

300’den fazla kadın örgütü ve LGBTİ+ oluşumunun bileşeni olduğu Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için çevrimiçi basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan yazar Berrin Sönmez, kadın hakları aktivisti ve hukukçu Gökçiçek Ayata ve kadın hakları aktivisti ve avukat Hülya Gülbahar, hem EŞİK’in faaliyetleri ve siyasi partiler ile yaptıkları görüşmeler hem de Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunlar hakkında konuştu.

Kadın hakları aktivisti ve hukukçu Gökçiçek Ayata: “Ailede, toplumda, devlette reis istemiyoruz”

Sözlerine, “Ailede, toplumda, devlette reis istemiyoruz” diyerek başlayan Gökçiçek Ayata, yaşam biçimi tahakkümü ve cinsiyete dayalı ayrımcılıkla mücadele ettiklerini vurgularken sözlerine şöyle devam etti: “Tüm engelleme girişimlerine karşın Türkiye’nin dört bir yanında sesimizi yükseltiyoruz. İktidar, eşit yurttaşlık haklarımızı siyasi pazarlık konusu yapmayı sürdürüyor. Bugün kadınlar devlet eliyle ekonomik şiddete maruz kalıyor. Salgın döneminde dünyada ve Türkiye’de ev içi şiddet daha da arttı. Her 10 kadının yedisi bu dönemde yoksullaştı.

“TBMM’yi yarın ‘cinskırım’ı önlemenin ilk adımı olarak özel oturum düzenlemeye çağırıyoruz”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı’nda cinsiyet eşitliğine dair hiçbir vurgunun olmadığını ifade eden Ayata, demokratik olmayan bir anayasa çağrısına EŞİK olarak destek vermeyeceklerini söyledi. Ayata sözlerini, “Meclis’i 9 Mart Salı günü ‘cinskırıma’ varan kadın cinayetlerini önlemenin ilk adımı olarak bu konuda özel oturum düzenlemeye çağırıyoruz” diyerek tamamladı.

Berrin Sönmez: “Şüpheli intiharlar yeteri kadar soruşturulmadan üstü örtülüyor”

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin artık “cinskırım” boyutuna ulaştığını ifade eden feminist yazar Berrin Sönmez ise kadın cinayetlerine ilişkin bazı veriler paylaşırken siyasi partiler ile konu hakkında yaptıkları görüşmeleri de aktardı: “Biz ‘Cinskırım var’ diyerek bu ülkede her gün üç kadının öldürüldüğünü hatırlattık. 28 günlük şubat ayında 28’den fazla kadın öldürüldü ve bu sayının yarısı kadarı şüpheli kadın ölümleri kayda geçti. Bunun yanı sıra intiharlar da var ve bu intiharlar da yeteri kadar soruşturulmadan üstü örtülüyor. Biz çok haklı olarak günde en az beş kadın diyoruz. Bunu medya takibiyle yapabiliyoruz çünkü hükümet görevini yerine getirip kamuya açık şeffaf veri paylaşımını gerçekleştirmiyor.

Berrin Sönmez

“Kadınlar ile ilgili sorunlar siyasetin tali değil asli meselesidir”

Meclis’i tekrar göreve çağırdık. Randevumuzu kabul eden bütün siyasi parti genel başkanları ile görüştük. Bu partilere eşit yurttaşlık haklarımızla ilgili taleplerimizi ileterek eğitim ve istihdam alanındaki sorunları konuştuk. Bir tek Saadet Partisi kaldı onunla da tarih belirleme aşamasına geldik. Bunun yanında siyasi partilerin kadın politikalarından sorumlu başkanları ile görüşmeler yapıyoruz. CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ile bu görüşmeleri gerçekleştirdik. Kadınlar ile ilgili sorunlar siyasetin tali değil asli meselesidir.”

“Meclis’i izlediğimiz beş ayda, Meclis’in ve hükümetin kadınlar lehine ne yapmadığını izlemiş olduk”

Hem hükümetin hem de Meclis’in kadınların lehine yönelik çalışmaları aktif şekilde yürütmediğinin altını çizen Sönmez sözlerini şöyle sonlandırdı: “Biz Meclis’i izlediğimiz beş ayda Meclis’in ve hükümetin kadınlar lehine ne yapmadığını izlemiş olduk. 6284’ün (Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun) uygulanmasındaki aksaklıklara yönelik bir gelişme olmadı. Kadınlarla ilgili hiçbir şeyin olmadığı bir bütçe geçti Meclis’ten. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ise yedi ay boyunca toplanmadı.”

Kadın hakları aktivisti ve Avukat Hülya Gülbahar: “Meclis açıldığından beri Meclis Başkanı’ndan şiddeti önlemeye yönelik tek bir söz duymadık”

Avukat Hülya Gülbahar, 15 günlük bir izleme çalışmasının yapıldığını ve bununla ilgili bir rapor hazırlandığını belirtirken Gülbahar, ilk izleme çalışmasının yapıldığı 15 günlük rapor boyunca, Meclis’te, 1 Ekim 2020 – 15 Ekim 2020 tarihleri arasında kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinden söz edilen sürenin yalnızca 57 saniye olduğunu söyledi. Daha önce Cemil Çiçek’in Meclis Başkanı olduğu dönemde anayasa için bu tarz çalışmalar yapıldığını vurgulayan Hülya Gülbahar sözlerine şöyle devam etti:

“Meclis açıldığından beri Meclis Başkanı’ndan şiddeti önlemeye yönelik tek bir söz duymadık, Randevu taleplerimize herhangi bir cevap almadık. Oysa istediğimiz şey gayet normaldi. Bu TBMM’nin görevleri arasında. 26 Ocak’ta Meclis açıldığında HDP, kadın cinayetleri ve kadına karşı şiddet ile ilgili genel görüşme açılması için teklif verilmişti. CHP ve İYİ Parti bu teklifi desteklemişti ama AKP ve MHP’nin oylarıyla bu teklif reddedilmişti. Böyle bir ortamda Meclis’in bu konuyla ilgili bu kadar pasif bırakılması kabul edilemez. EŞİK olarak yasaları uygulamayanların yasa yapamayacağını söylüyoruz.”

“Kadın hareketinde bizler dahi bir sonraki cinayeti çaresizce bekler pozisyondayız”

Kadın cinayetlerine karşı pek çok örgütün çaresizlik içinde olduğunu belirten Gülbahar, “Kadın hareketinde bizler dahi çaresizlik halinde izler ve bir sonraki ortalığı ayağa kaldıran kadın cinayetine karşı çaresizce bekler pozisyonda buluyoruz kendimizi. Onun için ‘cinskırım’ kavramını kadın cinayetlerinin hem ulaştığı boyutu anlatmak için hem de sistematik olarak gerçekleştirilen, devlet tarafından hem teşvik edilen hem seyredilen ataerkil sistemin kalbine yerleşmiş politik bir olgu olduğu için kullandık” diye konuştu.

“Kadına yönelik şiddet konusunda mesaja atmak çok kolay ama kimse elini taşın altına koymuyor”

Kadına yönelik şiddeti önlemeye ilişkin pek çok yetkilinin de somut adımlar atmaktan kaçındığını ifade eden Gülbahar sözlerini şöyle sonlandırdı: “Türkiye’de henüz bir adet bile cinsel şiddet kriz merkezi açılmadı. Kadına yönelik şiddet konusunda mesaj atmak çok kolay ama kimse elini taşın altına koymuyor. Hiçbir belediyede yeterli sayıda sığınak görmüyoruz. Kadınlar hem sivil toplum hem de kamusal alan açısından yalnız bırakılmış durumda.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus