10 Ekim Ankara Garı katliamının firari sanıkları için açılan davanın dokuzuncu duruşması yarın yapılacak: Davada şu ana kadar yaşananlar

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara-Ulus’ta, 10 Ekim 2015 tarihindeki Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne yapılan bombalı saldırı sonucu 103 insan hayatını kaybederken yüzlerce kişi yaralanmıştı. Ana davada sanıklar için farklı cezalar verilirken, firari sanıklar için yeni dava açıldı. Firari sanıklar hakkında açılan davanın dokuzuncu duruşması ise yarın yapılacak. Medyascope‘tan Okan Yücel, Ankara Garı katliamının ardından işleyen dava sürecini yazdı.

Ankara-Ulus’ta meydana gelen katliamın ardından yaklaşık bir yıllık soruşturma sürecinden sonra 10 Ekim Ankara Garı katliamı davası başladı. Tutuklu sanıkların yargılandığı ana dosyada saldırıyla ilgili 20’si tutuklu 36 kişi hakkında dava açıldı. Davanın savcısı Adnan Gümüş, 12 Haziran 2018 tarihindeki duruşmada 55 sayfalık esas hakkındaki görüşünü açıkladı. 3 Ağustos 2018 tarihinde ise yaklaşık iki sene süren davada karar açıklandı. Mahkeme heyeti dokuz sanığa “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Toplam 19 sanık için de farklı mahkûmiyet kararları verildi. Bu karar, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21’nci Ceza Dairesi tarafından 14 Ekim 2020 tarihinde onandı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ana davanın yanı sıra ikinci bir dava da 17 firari sanık için açıldı. Biri ilerleyen süreçte yakalandığı için tutuklu, 16’sı firari olan sanıklar için açılan davada şu ana kadar sekiz duruşma yapıldı. Katliamın firari sanıklarının yargılandığı 2018/287 esas no’lu tefrik dosyasının dokuzuncu duruşma celsesi, 10 Mart Çarşamba günü saat 10.00’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

Davaya bakan heyet değişti

Firari sanıklar yönünden devam eden bu davanın 15 Aralık 2020 tarihinde yapılan sekizinci duruşmasından önce davayı beş yıldır inceleyen hâkim, Yargıtay üyesi oldu ve davadan alındı. Akıncı davası ve diğer FETÖ çatı davaları da aynı mahkemede görülüyordu ve Akıncı davasına bakan heyet ile bu dosyaya bakan heyet aynıydı. Mahkeme başkanı ve savcı ayrılınca, kalan heyetten dosyayı uzun zamandır bilen iki üye ile son duruşmada yeni bir heyet oluşturuldu. Ancak bu iki üye de 24 Aralık 2020 tarihli Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararnamesi ile görevden alındı. Bunun üzerine davanın müdahil avukatlarının oluşturduğu 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye tarihinin ilk “insanlığa karşı suç” yargılaması olma özelliğini taşıyan bu dosyanın sessizce kapatılmaya çalışılmasına karşı mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirtti.

Dava ile ilgilenecek yeni mahkeme heyeti ocak ayının ortasında belli oldu. Davanın müdahil avukatlarından Murat Kemal Gündüz, daha önce Medyascope’a yaptığı açıklamada, davaya yeni atanan heyetin tutumunun davanın seyri açısından önemli olacağını vurgulasa da yeni heyetin beş yıllık ve 240 klasörlük bu davaya hâkim olmasının mümkün olmadığını söylemişti. Avukat Kemal Gündüz’ün dava hakkında öne çıkardığı diğer unsurlar ise şunlardı: 

“Kamusal sorumluluğu ortaya çıkaracak istihbaratî bilgiler paylaşılmıyor, bu dava gözden çıkarıldı gibi görünüyor”

Ankara Garı saldırısının net olarak kamu sorumluluğu barındırmasına rağmen davanın, bunları açığa çıkarmadan üç – beş IŞİD üyesi üzerinden ilerletildiğini söyleyen Gündüz, şu ana kadar hiçbir kamusal soruşturma açılmadığını belirtmişti:

“Görevden alınan heyet bu sorumluluğu araştırıyordu da bu mu engellendi? Onu bilemiyoruz. Bu dava bize gözden çıkarıldı gibi geliyor. Çünkü yeni gelen heyetin dosyaya hâkim olmasına imkan yok. İlk dosya da sıkıntıydı ama bu dosya çok daha ağır. Bu firarilerin nerede olduğu belli değil. Bunun için bize Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi yerlerden bilgi lazım ama bu kurumlar bilgi paylaşmayı reddetti. ‘İstihbari bilgi paylaşamayız’ dediler.”

“Mahkeme ilk başta direnir gibi olsa da sonra pes etti”

Mahkemenin bilgi talebinde başta ısrar ettiğini belirten Gündüz, “Mahkeme ilk başta bunlara direnir gibi oldu. ‘Delilin takdiri tarafıma aittir, bilgi yollayın’ dediler ama onlar restleşti ve bir süre sonra mahkeme bizim ısrarlarımıza rağmen pes etti ve bilgilerin talep edilmesinden vazgeçti” diye konuşmuştu. 

“16 firarinin 12’si İçişleri Bakanlığı’nın ‘Terörden arananlar’ listesinde”

Avukat Gündüz, devlet kurumlarının gerekli istihbaratı paylaşmadığı için davanın mevcut koşullarda sahipsiz durumda olduğunu da şu sözlerle ifade etmişti: “İçişleri Bakanlığı’nın terörden arananlar listesi var. Orada 16 firari kişinin 12’sinin arandığını biliyoruz. Hatta farklı kategorilerde hepsine ödül konulmuş. Biz de bu bilgilerin paylaşılmasını istedik ama bunu da paylaşmadılar. Sanıkların bir kısmının Irak ve Suriye’de esir olduğuna dair kısmi yazılar geldi ama onların akıbetlerini de paylaşmadılar. İstihbarat ve emniyet birimleri yaklaşık iki senedir bilgi paylaşmıyordu ve mahkeme de bunu kabullenmişti. Şu haliyle dosyamız sahipsiz durumda.”

Sonradan ortaya çıkan dokuz klasör ve saldırı zamanında Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan bazı yetkililer hakkında suç duyurusu

10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonu, 27 Ocak 2021 tarihinde, 2015 yılında Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bulunan ve katliam öncesindeki sorumluluklarını yerine getirmediği iddia edilen tüm sorumlular hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 83. maddesinde düzenlenen “kasten ihmali davranışla insan öldürme”, TCK’nın 281. maddesinde yer alan “suç delillerini yok etme” ve TCK’nın 257. maddesindeki “görevi kötüye kullanma” suçlarının işlendiği gerekçesiyle soruşturma yapılması için suç duyurusunda bulunmuştu.

Suç duyurusuna gerekçe olarak, iddianamede yer almayan ve daha sonra ortaya çıkan dokuz klasördeki bazı bilgiler gösterilmişti. Firari sanıklar hakkındaki dava görülmeye başladıktan dört yıl sonra, 2019’un kasım ayında, üç soruşturma savcısından biri gidince mahkemeye sunulmayan ve iddianameye girmeyen dokuz klasör ortaya çıkmıştı. Müdahil avukatlara, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlarını Soruşturma Bürosu’ndan bir yazı gönderilerek Terör Suçlarını Soruşturma Bürosu’na davaya ilişkin dokuz klasör dosya bırakıldığı iletilmişti.

Bu klasörlerde bulunan kamu görevi ihmalleri

Klasörlerde yer alan bir bilgiye göre canlı bombalardan birini Ankara’ya getiren Yakub Şahin, Nizip Emniyet Müdürlüğü tarafından Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne şüpheli sıfatıyla bildiriliyor. Ancak bu noktadan sonra Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nün konuya ilişkin nasıl bir adım attığı ya da adım atıp atmadığı konusunda belirsizlik var. 

Bu olayla birlikte katliamdaki kamusal sorumluluğun net olarak görülebildiğini vurgulayan Gündüz, olayın detaylarını şöyle anlatmıştı: “Katliamdan 11 gün önce, 30 Eylül 2015’te dosyanın sanıklarından canlı bombayı Ankara’ya getiren kişi olan Yakub Şahin, kamyonet kullanırken Gaziantep-Nizip yolunda bir gübreciden 2 bin TL değerinde amonyum nitrat almak istiyor. Satıcı şüphelenip kimlik görmek istiyor. Bunun üzerine parayı geri alıp kaçıyorlar. Satıcı ihbarda bulunuyor. Polis de gelip dükkana ve kameralara bakıyor. Yakub Şahin, plakasına kadar tespit ediliyor. Antep’teki Terörle Mücadele İstihbarat Şubesi’ne bildiriliyor. 1 Ekim 2015 tarihinde, Nizip Emniyet Müdürlüğü, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne ‘Bu şahıslar, bomba yapımında kullanılan amonyum nitrat alma teşebbüsünde bulunmuşlardır’ diyor. Şüphelilerin bağlantılarının araştırılmasını istiyorlar. İddianamede bu yer almıyor ve biz bunu katliamdan dört buçuk yıl sonra öğrenebildik.

“Gaziantep Emniyeti’ne şüphelilerle ilgili ne yaptığı sorulmamış”

Katliam olunca Yakub Şahin, Nizip’te depolarının bulunduğunu itiraf ediyor. Nizip Savcılığı bunun üzerine ihbarda bulunduğunu söylüyor ama Ankara Savcılığı, Gaziantep Savcılığı’na bu ihbar üzerine ne yaptığını sormamış bile. Bizim talebimiz üzerine mahkeme bu soruyu Gaziantep İl Emniyeti’ne soruyor ama kurumdan cevap gelmiyor. Mesele şu ki emniyet takip edip tutuklamadıysa da suç, takip etmediyse de suç. İki durumda da kamusal sorumluluk oluşmuştur. Bir nevi yol vermişler.”

“Yakub Şahin hakkında hiçbir işlem yapılmaması açıkça suç teşkil etmektedir”

Bunun üzerine Gaziantep Emniyet Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunan 10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonu, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nün, hakkında ihbar bulunan, kimliğini ve faaliyetlerini bildiği ve izlediği Yakub Şahin hakkında hiçbir işlem yapmaması açıkça suç teşkil etmektedir. Nitekim hakkındaki ihbar dikkate alınarak Yakub Şahin yakalansaydı 10 Ekim Ankara katliamı belki de hiç yaşanmayacaktı” ifadelerini kullanmıştı.

Avukat Kemal Gündüz de iki seneden uzun zamandır mahkemeye belge gelmediğini ve müdahil avukatların hemen hemen bütün taleplerinin reddedildiğini belirterek, dosyanın tıkandığını ve kamusal sorumluluğun üstünün örtülmeye çalışıldığını söylemişti.

“Sizi de gerçeklerin açığa çıkmasına katkı sunmaya, duruşmalara katılmaya davet ediyoruz”

10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonu geçen hafta yayınladığı bir yazılı açıklama ile sivil toplum kuruluşlarına, meslek odalarına, sendikalara ve basın kuruluşlarına duruşmaya katılmaları için çağrıda yaptı. 300 klasörlük bir davanın dosyayı hiç bilmeyen yeni bir heyete ve savcıya teslim edilmesinin kaygı verici olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Türkiye tarihinin ilk ‘İnsanlığa karşı suç’ iddianamesinin davası olma özelliğini de taşıyan bu yargılamada, karşımızda duran dirence rağmen, büyük emeklerle önemli eşikler atladık. Gerek kamuoyunun takibi, gerekse davanın katılanlarının örgütlü mücadelesinin de katkısıyla pek çok belgeyi ve olayı gün yüzüne çıkarabildik. Ne var ki önümüzde hâlâ uzun, zorlu bir yol ve karanlığı aydınlatma görevi var. Bütün failler yargılanıp ceza alana kadar vazgeçmeyeceğimiz bu mücadelede, sizi de gerçeklerin açığa çıkmasına katkı sunmaya, duruşmalara katılmaya davet ediyoruz” denildi.

Ne olmuştu?

10 Ekim 2015 günü Ankara Ulus’taki Ankara Garı önünde Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından organize edilen ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Emek Partisi (EMEP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Emekçi Hareket Partisi (EHP) gibi pek çok siyasî partinin katıldığı “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingine düzenlenen canlı bomba saldırısı sonucunda 103 insan yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi ise yaralanmıştı. İki canlı bomba tarafından yapılan bu katliamı IŞİD üstlenirken saldırı kayıtlara, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı saldırısı olarak geçti. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus