BM Kadının Statüsü Komisyonu: “Sınır ötesi kadın hareketleri olarak dayanışma ve birliktelik içinde İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkacağız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonu tarafından düzenlenen “Kamusal Alanda Kadın: Karar Alma Noktasında Kadınların Eşit Temsili, Kadına Yönelik Şiddeti Sona Erdirmek, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Sağlamak” ana başlıklı panel, 22 Mart’ta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York eyaletinde çevrimiçi platformlarda başladı. Kırmızı Biber Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “İstanbul Sözleşmesi’ne Yönelik Saldırılar: Devam Eden Kadın Hakları Mücadelesi (KSK65)” başlıklı panel ise 23 Mart’ta yapıldı. Türkiye, Polonya, Bulgaristan ve ABD’den konuşmacıların katıldığı panelin gündeminde genel olarak Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılma kararı yer aldı.

Her yıl mart ayında düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonu’nun 65’incisi bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle çevrimiçi yapıldı.

İstanbul Sözleşmesi’ne Yönelik Saldırılar: Devam Eden Kadın Hakları Mücadelesi” başlıklı oturumda söz alan Kırmızı Biber Derneği Başkanı Fatma Aytaç, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmasının yalnızca Türkiye’deki kadın hareketlerini değil dünyadaki kadın hareketlerini de etkilediğini belirterek kadına yönelik şiddetle mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi.

İstanbul Sözleşmesi, BM’nin gündeminde

Medyascope’a konuşan Kırmızı Biber Derneği Başkanı Fatma Aytaç“Derneğimizin ‘İstanbul Sözleşmesi’ne Yönelik Saldırılar: Devam Eden Kadın Hakları Mücadelesi’ başlığı ile düzenlediği panelin üç gün öncesinde, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı yayımlanınca, panele büyük bir ilgi oldu. Kırmızı Biber Derneği olarak, Türkiye, Polonya, Bulgaristan ve ABD’den konuşmacıları buluşturduğumuz, konuyu çok boyutlu ele aldığımız ve BM kamuoyunun gündemine taşıdığımız bir panel oldu. Toplantıda özellikle Türkiye’deki kadın hareketlerinin ne kadar güçlü ve birleşik bir hareket olduğunu ve uluslararası kadın hareketleri ile dayanışma içinde ortak mücadele kararlılığı vurgulandı” dedi.   

“Sadece kadın haklarına değil insan hakları ve demokrasiye de darbe”

Panelde görev alan Özlem Altıok, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmasının sadece kadın haklarına değil, insan hakları ve demokrasiye de darbe vurduğunu söyledi. Diğer ülkelerden gelen tepkilere dikkat çeken Altınok, “Bu karanlık günlerde ulus sınırlarını aşan kadın dayanışmasının, mücadeleye gönül verenlerin umutları artıyor” diye konuştu.

“Türkiye’de kadın cinayetleri cinskırım boyutuna ulaştı”

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına panele katılan Hülya Gülbahar, Türkiye’de kadın cinayetlerinin bir cinskırım boyutuna ulaştığını belirterek, son 20 yıldaki kadın cinayetleri istatistiklerine göre şiddete maruz kalan kadınların kurumsal başvuru mekanizmalarından yararlanma oranlarının çok düşük olduğunu açıkladı.

Gülbahar, bir kişinin imzasıyla sözleşmeden ayrılma girişiminin hukuka aykırı olduğunu, yasa ile kabul edilen bir sözleşmeden aynı şekilde çıkılabileceğini söyleyerek Cumhurbaşkanı kararının hukuki anlamda karşılığı olmadığını belirtti.

Bulgaristan’dan Gender Research Foundation (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Vakfı) adına konuşan Genoveva Tisheva, Türkiye’nin sözleşmeden ayrılmasının diğer ülkeleri de olumsuz etkileyeceğini söyledi. Tisheva, “Bulgaristan’da 4 Nisan’da yapılacak seçimlerde İstanbul Sözleşmesi’nin hükümet ve anayasa mahkemesi tarafından reddedilmiş olması bir propaganda malzemesi olarak kullanılıyor” dedi.

“Asla yalnız yürümeyeceksiniz”

Polonya’dan Humanity in Action (İnsanlık Eylemde) adına söz alan Zuzanna Krztalava, ülkesinde de İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmayı amaçlayan ve bölgesel sözleşme çağrısı yapan yeni bir hareketin ortaya çıktığını duyurdu. Türkiye’deki kadın hakları mücadelesine her zaman destek olacaklarını dile getiren Krztalava, “Türkiye’deki kadın hareketleri yalnız değildir. Asla yalnız yürümeyeceksiniz” diye konuştu.

ABD’de mücadele yürüten Advocates for Human Rights (İnsan Hakları Savunucuları) adına panele katılan Rosalyn Park ise şunları söyledi: “Sözleşme karşıtları, ‘Erkeklerin hakları sözleşme dışında bırakılıyor’ diyorlar ancak doğru değil. Sözleşme, şiddet ve ayrımcılığa uğrayan herkesi kapsıyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus