5 Nisan Avukatlar Günü’nde avukatlar bir araya geldi: “Baskılardan dolayı bugünü kutlamıyoruz, direniş günü olarak tanımlıyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutlamıyor, mesleğimizi savunuyoruz” diyen avukatlar, İstanbul Adliyesi’nde bir araya gelerek açıklama yaptı.

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde toplanan ve “Mesleğimiz kapsamlı bir saldırı altındadır” diyen avukatların açıklamasında, “Hiçbir baskıya ve bölme girişimine boyun eğmeyeceğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz” ifadeleri yer aldı.

Hayatını kaybeden avukatlar anıldı

Themis heykelinde buluşan avukatlar, alkışlar ve “Savunma susmadı susmayacak”, “Devrimci avukatlar onurumuzdur”, “Tahir Elçi, Ebru Timtik, Ersin Arslan ölümsüzdür” sloganları ile adliyenin önüne çıktı. 

Diyarbakır Barosu Başkanı görevini sürdürürken öldürülen Avukat Tahir Elçi, adil yargılanma talebiyle başlattığı açlık grevinde hayatını kaybeden Avukat Ebru Timtik ve iki hafta önce görevi başındayken öldürülen Avukat Ersin Arslan’ın anıldığı açıklamada, Avukat Sinan Zincir söz aldı.

Zincir, “Adalet ve hakikat mücadelesi yürüten, bu topraklarda eşitlik özgürlük demokrasi mücadelesi yürüten avukatlar olarak Avukat Günü’nü kutlamak isterdik ancak maalesef bu ülkede avukatlara, avukatlık mesleğine dönük baskılardan kaynaklı bugünü kutlamıyoruz, bugünü bir direniş günü olarak tanımlıyoruz” diye konuştu.

“Avukatların çalışma koşullarındaki kötüleşme artıyor”

Avukat Dayanışması, Avukat Hareketi, Avukatlar Sendikası, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Hukukta Sol Tavır Derneği, Kartal Hukukçular Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar adına ortak açıklamayı Avukat Ezgi Önalan okudu.

“Tüm meslektaşlarımızı 5 Nisan Avukatlar Günü vesilesiyle mücadeleyi büyütmeye, iktidarın istediği 
‘makbul avukat’ olmamaya ve kendinden başlayarak bütün toplum için sözünü üretmeye davet ediyoruz”
denilen açıklamada avukatların karşılaştığı sorunlar şöyle sıralandı:

“Avukatlar yerine, hukuk teknikerleri yaratılmaktadır”

“Tekel niteliğindeki büyük hukuk bürolarının etkinliği her geçen gün daha fazla artarken birçok genç meslektaşımız düşük ücret ve uzun mesai saatleriyle bu bürolarda çalışmaya itilmekte; avukatlığın bütününe hâkim olmayan, mesleği parça işler halinde icra eden tabiri yerindeyse hukuk teknikerleri yaratılmaktadır.

“Cumhurbaşkanlığı, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu işlenmektedir”

Saray rejiminin saldırısı sadece avukatlıkla sınırlı değil tüm topluma yöneliktir. Ülkede ne maddi ne de usuli hukukun kırıntısına bile rastlamak mümkün değildir. İstisnai olarak yazılı hukuku uygulayan hakimler hakkında usulsüz soruşturma ve açığa almalarla yıldırma politikası izlenmekte, Cumhurbaşkanlığı görevlileri tarafından Twitter üzerinden Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) soruşturma talimatı verilmekte, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu işlenmektedir.

“Avukatlar bilfiil fiziksel saldırıların hedefi haline gelmekte ve öldürülmektedir”

Baroların kanuni seçim takvimi bir genelgeyle iptal edilerek, avukatların kendi kurumlarının yöneticilerini seçme-seçilme hakları ihlal edilmiştir. Meslektaşlarımız görevlerini yaparken, tıpkı haklarını savundukları yurttaşlar gibi polis şiddetine, keyfi tutuklamalara, ruhsat gaspı gibi hak gasplarına maruz kalmaktadır. Yüzlerce meslektaşımız, hukuk cinayeti niteliğindeki, yürütmenin infaz birimi niyetine verilmiş kararlarla cezaevlerindedir. Bu hukuksuzluğa karşı ölüm orucu ile tepki gösteren meslektaşımız Avukat Ebru Timtik yaşamını kaybetmiş, tahliye edilen Avukat Aytaç Ünsal ise tedavi hakkını kullanmak isterken işkenceyle yeniden gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Henüz iki gün önce Manisa’da intihar eden meslektaşımız Muhammed Halil Yavuz, ne yazık ki sadece son birkaç ay içinde dahi sosyal – ekonomik sebeplerden ötürü intihar eden ilk meslektaşımız değildir. Dahası avukatlar bilfiil fiziksel saldırıların hedefi haline gelmekte ve öldürülmektedir. Geçen ay görevi esnasında öldürülen Av. Ersin Arslan’ın öfkesi hâlâ içimizdedir. Çalışma koşullarındaki kötüleşme günbegün artmakta, birçok meslektaşımız ve adliye emekçisi ağır iş yükü ve baskı altında çalışırken yalnız ve güçsüz hissetmektedir.“

“Kutlama değil mücadele”

Medyascope’a konuşan Avukat Meral Hanbayat, “Normal koşullarda Avukatlar Günü’nü tüm meslektaşlarımızla bir bayram havasında kutlamamız gerekiyordu ancak şartlar ve süreç bunu kutlamamıza engel. Siyasal iktidarın avukatlık mesleğine dönük saldırıları, ruhsatları gasp edilen stajyer meslektaşlarımız, sosyal-ekonomik sorunlar nedeniyle intihar eden meslektaşlarımız var. Bizim için kutlamadan ziyade dayanışma ve mücadele öreceğimiz bir süreç olabilir” dedi.

Avukat Mürsel Ünder de 5 Nisan’ı kutlamamalarının gerekçesini anlatırken “Hem iktidar hem de sermeyenin saldırısı karşısındayız. Avukatların ekonomik-sosyal sebeplerle hayatına son vermesi, adil yargılanma talebiyle mücadele eden avukatların yaşamlarına son verilmiş olması ve avukatlık mesleğine yönelik hayatın her alanındaki saldırılardan kaynaklı olarak bunu kutlama değil mücadele günü olarak yapmayı uygun görüyoruz” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus