Cezaevinde büyüyen çocuk olmak – Mahkûm anneler anlatıyor (2): “Hayal ettiklerinizle hayatınız aynı olmuyormuş, oğlumun ilk doğum gününü cezaevinde kutladık”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cezaevi koşulları bebeklerin, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine zarar vermekle birlikte anneye yüklenen bu sorumluluk, zaman zaman anneyi psikolojik olarak yıpratıyor. Bugün okuyacağınız hikâye de bu psikolojik yıpranmayla ilgili. “Cezaevinde büyüyen çocuk olmak – Mahkûm anneler anlatıyor” serimizin ikincisinde, çocuğu dünyaya geleli dört ay olmuş bir anne mahpusun 10 ay boyunca yaşadıklarına yer verdik. Bu anne zaman zaman kendini suçlu hissetti, çocuğuna iyi bir yaşam veremediği için intihar etmeyi bile düşündü. 

Melike* (27) 2016 yılında cezaevine giriyor. Cezaevine girerken yanında götürmek zorunda olduğu oğlu dört aylık Murat* ise o yıl cezaevine giren 529 çocuğun içerisinde yerini alıyor. Annenin tam da lohusalık döneminde olması, cezaevinde geçirdiği 10 ayı daha da zorlaştırıyor. Anne, kendisini psikolojik olarak yetersiz hissediyor ve bu kendini suçlama hali travmalarını da ortaya çıkarıyor. Çünkü Melike, annesiz büyüyen bir çocuk. Üç yaşında annesi tarafından terk edilen kadın, cezaevinde kaldığı süre boyunca annesine olan öfkesini tekrar hatırlıyor ve bu süreç onu içeride daha büyük bir çıkmaza sokuyor. 

“Çocuğumu emzirirken süt makinesi verilmedi, göğüslerim sütten iltihap kaptı”

Melike’nin cezaevine girdiği zaman çocuğunu bırakmamasının en büyük nedeni, bebeğinin kendisini terk edilmiş hissetmesini istememesi. Çünkü bu, aynı durumu yaşayan annenin tüm hayatına yansıyor. Cezaevindeki en zor günlerini bizimle paylaşan Melike’nin cezaevine ilk girdiği zaman yaşadığı en büyük sıkıntı da emzirme oluyor. Çocuğunu emzirirken zorlanmasının ardından cezaevi yönetiminden süt makinesi isteyen kadına makine verilmiyor. Melike daha sonra göğsünde biriken sütlerden dolayı hastanelik oluyor:

“Lohusalık çok zor bir dönem, ancak yaşayanlar bilir. Lohusa zamanı annenin yanında kendi annesi olur ve ona yardım eder. Benim o şansım da yoktu çünkü annem beni bırakıp gitmişti. Tam bu döneme alıştım derken hiç beklemediğim bir anda cezaevine girdim ve tüm hayatım değişti. Hayatım boyunca ‘Çok güzel bir anne olacağım’ diye hayaller kurarken dört aylık bebeğimle birlikte demir parmaklıklar ardındayım. İlk girdiğim bir haftada bebeğim de o stresle sanırım sütümü iyi çekemedi. O süt birikmesi içeride inanılmaz bir ağrı yapıyor. Bir hafta boyunca yönetimden içerideki sütü almak için süt makinesi istedim ancak vermediler. Ailem yolladı, onu da içeri almadılar. Bir haftanın sonunda göğsümde iltihap oluştu ve baygınlık geçirdim, hastaneye kaldırıldım. Göğsümü delip dolan sütü aldılar. Baştan süt makinesi verilse bu olmazdı.”

“İntiharı bile düşündüm ama o zaman annemden ne farkım kalırdı?”

Melike bir ranzada çocuğu ile hayat kurmaya çalışırken beraber kaldığı diğer mahkûmlar açısından da şansı yaver gitmiyor. Bebeğin ağlaması diğer kadınları rahatsız ediyor ve koğuştaki kadınlar bazı geceler anneye bu şikayetlerini dile getiriyor. Melike, üst üste başına gelen bu olaylar nedeniyle intihar etmeyi bile düşündüğünü söylüyor:

Ben orda bir hayat kurmaya çalıştıkça sağ olsunlar diğer arkadaşlarım hiç yardımcı olmuyordu. Zaten çocuğuma yetemiyorum, ona yeterli imkanları sağlayamıyorum, bunun da yanında sürekli ‘Aman mahkûm arkadaşlar rahatsız olmasın’ diye tetikteydim. Bir bebeği ışıkta uyutmanın zorluğunu anlatamam size. Zaten bebek huzursuz, benim stresimin farkında. Üstüne üstlük onu 7/24 ışıkların açık olduğu bir yerde uyutmaya çalışıyorum. Geceleri ağladığında arkadaşlarımın ‘Yeter şu çocuğu yolla dışarı. Bizde uyku kalmadı’ dediklerini hatırlıyorum. Çok kötü hissettim. O gece intihar etmeyi düşündüm, planladım da.  Fakat sonra durdum ve ‘Ben intihar edersem bebeğim ne olur, o da benim gibi annesiz mi büyüyecekti?’ sorusunu sordum kendime. Cezaevi koşulları gerçekten çok zor, özellikle anne ya da hamileyseniz ekstra zor. O, çocuğa yetememe psikolojisi her şeyi yaptırır size.”

“Altı aylık bebeğim emeklerken çamaşır suyundan zehirlendi”

10 ay boyunca cezaevinde kalan anne, bu dönemde beslenme şartlarından oyuncak sıkıntısına kadar birçok zorluk yaşıyor. Bir yaş altı çocukların gelişimi için önemli olan oyuncaklara erişimi olmayan Melike, baklagillerden bebeğine oyuncak yapmaya çalışıyor ve bebeği için ortamı daha elverişli hale getiriyor. Cezaevinde geçirdikleri iki ayın sonunda anne için daha zorlu bir dönem başlıyor. Murat altıncı ayına giriyor ve emeklemeye başlıyor. Yerlerin mermer olması ve her gün çamaşır suyu ile silinmesi de onu endişelendiriyor: 

“Beslenmeyi ve oyuncak sıkıntısını geçtim artık ‘Bugünü de çocuğum zarar görmeden geçirdik’ diye şükretmeye başlamıştım. Murat’ın emeklemeye başlaması sıkıntıları da beraberinde getirmeye başladı. Kucağında tutmam imkansız hale gelmişti. Bir keresine arkadaşıma bıraktım ve duşa girdim. Geldiğimde bebeğim yerde emekliyordu. Ben emeklediği zaman yere çarşaf gibi şeyler seriyordum ama arkadaşım dikkat etmemiş. O gün çamaşır suyundan zehirlenmişti, çok korktum bir şey olacak diye. Yüzü kıpkırmızı olmuş, sürekli kusuyordu.”

“İlk doğum gününü cezaevinde kutladı”

Bazı bebekler ilklerini cezaevlerinde yaşamak zorunda kalıyor. İlk doğum günlerini burada kutluyorlar, ilk adımlarını burada atıyorlar. Murat da bu bebeklerden biri. İlk adımını cezaevinde atan Murat, ilk doğum gününü de cezaevinde kutlamak zorunda kalıyor:

“Ben bunu hayal etmemiştim. Hamileliğimin ilk gününden beri bebeğimin her şeyini ayarlamıştım. Nasıl bir doğum olacağını, nasıl doğum günü kutlayacağımızı… Fakat hayal ettiklerinizle hayatınız aynı olmuyormuş. Oğlumun yanında babası bile yoktu. Çok üzgünüm, çok kırgınım.”

“Devletin adaleti bebeğimi de mahkûm etti”

Melike, anne ve hamile olan mahkûmlara daha farklı bir ceza verilmesi taraftarı. Devletin sorunu bilerek çözmediğini düşünen anne, bebeklerin de mahkûm edildiğini söylüyor:

“Ben ceza verilmesin demiyorum. Tabii ki cezamızı çekelim ama böyle değil. Anneler içeride sağlıklı değil, annelerin psikolojileri çocukları da etkiliyor. Ben de bebeğim de tahliyeden sonra bir sene boyunca tedavi gördük. Devlet bu sorunu çözmek istemiyor ve bunu bilerek yapıyor. Devletin adaleti bebeğimi de mahkûm etti.”

“Bebeğim ağaç görünce ağladı”

Murat dört aylıkken girdiği cezaevinden 14 aylıkken çıktı. İçeri girdiği zaman yürüyemeyen çocuk artık yavaş yavaş yürüyor hatta ilk kelimelerini de söylüyor. Melike, hiç beklemediği anda girdiği cezaevinde, hiç beklemediği bir zamanda çıkıyor. Fakat 10 ay boyunca içeriye alışan bebek, artık orayı evi gibi görüyor ve oradan çıkmak istemiyor:

“Artık onun için ev, cezaeviydi. Çıkarken çok zorlandık. Çıktıktan sonra eve gitmek için arabaya bindiğimiz zaman çığlık attığını hatırlıyorum. Bırakın normal arabayı, 14 aylık bebeğin bir bebek arabası bile yoktu. Eve gittiğimiz zaman babasının koynundan ayrılmadı. Ben onun o tepkilerini her gördüğümde kendimi daha da berbat hissettim. Bir çocuk ağaç görünce ağlar mı? Benim bebeğim ağladı. Bu sadece benim suçum değil.”

10 ay boyunca cezaevinde büyüyen çocuk olmayı deneyimleyen Murat şu anda beş yaşında. Cezaevinden çıktıktan sonra cezaevinin etkilerini bir sene boyunca daha üst seviyede yaşayan bebek, cezaevinin etkisini yeni yeni üzerinden atıyor. Cezaevlerinde büyüyen çocuklar yaşıtlarına göre daha olgun davranırlar ve ileriki yaşamlarına da yansır. Murat da şu anda beş yaşında olmasına rağmen yaşıtlarına göre daha olgun tavırlar sergiliyor. Melike, bunun tek suçlusunun kendisi olmadığını düşünüyor. 

*Anne ve çocukların isimleri değiştirilmiştir. Olayların yaşandığı cezaevinin ismi, anne ve çocuğu korumak için verilmemiştir. Haber görseli, Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın hazırladığı Umutları Ertelenen Çocuklar kitabından alınmıştır.

Cezaevinde büyüyen çocuk olmak – Mahkum anneler anlatıyor (1): “Bebeğimin bezine kadar açıp arıyorlardı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus