Bir garip kaz çiftliği projesi: Adana Karataş’ta köylüler jandarma tarafından haraca bağlandıklarını iddia etti, soruşturma başlatıldı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Adana’nın Karataş ilçesinde jandarma personelinin köylüleri haraca bağladığı; arazilerini koruma, kaz çiftliği kurma gibi gerekçelerle 250-600 bin TL arasında değişen paralar talep ettiği öne sürüldü. Medyascope‘tan Ufuk Çeri ve Ali Macit, Karataş’ta köylülere ve muhtarlara bu iddiaları sordu. 

Kamera: Ali Macit

Adana’nın Karataş ilçesi, Çukurova bölgesinin en verimli tarım arazilerine sahip. Coğrafi yapısı ve geniş tarım arazileri nedeniyle bölgede yaşanan tartışmalar ve büyük kavgalar cinayetlerle sonuçlanabiliyor. 

İlçede bulunan muhtarlar da jandarmanın bu durumdan yararlanarak kendilerinden para istediğini iddia ediyor.  

İddiaya göre bölgedeki jandarma personeli, arazilerini “Adana dışından gelecek Kürtler’e karşı korumak” için muhtarlardan 250-600 bin TL arasında değişen paralar talep ediyor. Bu paraları da ilçeye yerleştireceklerini öne sürdükleri “istihbarat personeli” için kullanacaklarını söylüyor. 

Karataş’ta ikamet eden çiftçiler, bu yapının oluşumunda aktif rol oynayan kamu görevlileri hakkında “rüşvet, irtikap, tehdit, hakaret, görevini kötüye kullanma” iddiasıyla Karataş Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. 

Fakat şikayetçilerin avukatları, “şahısların görevlerinin başında olmaları, Karataş Cumhuriyet Savcılığı tarafından adil ve etkin bir soruşturma yapılamadığı ve bir kısım dosyalar yönünden delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini” belirtti.  

600 bin TL istendi

Adalı Mahallesi Muhtarı Hakan Yetim, Medyascope’a, kendisinden önce 150 bin TL istendiğini, vermeyince talebin 600 bin TL’ye çıktığını söyledi. 

2016 yılında köylerinde arazi tartışması nedeniyle çıkan olaylarda iki kişinin hayatını kaybetmesi üzerine savcılığa ifade vermeye gittiğini söyleyen Yetim, “Savcılığa ifade vermeye gittiğimde Karataş’ta görevli jandarma S.A., savcının yanında oturuyordu. İfademi verdim. Mahkeme bir yıl sürdü ve beraat ile sonuçlandı” dedi. 

Mahkeme sonuçlandıktan sonra jandarma personeli S.A.’nın kendisini karakola çağırdığını söyleyen Yetim, “Karakola gidince S.A. odanın dinlendiğini, bu sebeple dışarda konuşmak istediğini söyledi. Sonrasında Karataş’ta balık lokantasına gittik. S.A bana 150 bin borcum olduğunu söyledi. ‘Niye?’ diye sorunca ‘Ben savcının yanında kötü bir şey söyledim mi?’ dedi. Ben de ‘Kötü bir şey varsa söyleseydin’ dedim. 150 bin TL ödemeyi kabul etmeyince bana borcumun 600 bin olduğunu söyledi” diye konuştu. 

Muhtarlar olarak jandarma personeline istedikleri parayı vermeyince baskı gördüklerini anlatan Yetim, sözlerini şöyle sürdürdü: “Para vermediğimiz için köylüleri ve beni tehdit etmeye başladı. Bizi yasal olarak sıkıştırmaya başladı. Köylülere trafik cezası, çiftçi kayıt sistemi ile ilgili cezalar kesmeye başladı. İl jandarma komutanlığını arayarak şikayetçi oldum. Adli süreci başlattık.”

Yetim, bölük komutanının da yaşananlara göz yumduğunu ileri sürdü.  

İstihbarat için para talep edildi

Çukurkamış Mahallesi Muhtarı Durmuş Ali Aydın’dan da 2019 yılında jandarma personeli tarafından para istenmiş. İşyerine gelen S.A.’nın, deri fabrikasının “jandarma istihbaratına” tahsis edilmesi için para istediğini söyleyen Aydın, kendisinin devletten güçlü olmadığını söyleyerek para vermeyi reddettiğini belirterek, “Onlara da söyledim. Devlet yapması gerekirse yapar. Ben kimseye böyle bir para vermiyorum.  Vermedim de. Ondan sonra bir daha bana gelmediler. Ama başka muhtarlardan aldıklarını duydum” dedi. 

“Bebeli Köyü’nde seçimlerde sıkıntı çıkabilir, bizim çocukları köye getirelim”

Bebeli Köyü Muhtarı Hakan Tadıgüzel de jandarma personeli tarafından mağdur edildiğini iddia etti. Para vermesine yönelik ilk talebin 2019’da, seçim günü geldiğini söyleyen Tadıgüzel, “2019 seçimlerinde muhtar adayı olarak seçime girdim. Seçimden bir hafta önce jandarma komutanı S. A. beni karakola çağırdı. Karakola gidince bölük komutanın odasına çıktık. S. A. burada komutan E. Ö.’ya, ‘Bebeli Köyü’nde seçimlerde sıkıntı çıkabilir. Bizim çocukları köye getirelim’ dedi.  Çocuklar dediği kişiler de istihbaratçılar. Seçim günü bahsettiği ve bizim istihbaratçı olarak bildiğimiz kişiler köye geldi. Seçimin yapıldığı okulda beklediler. Seçim bittikten sonra S. A. ‘Gelen kişilere yemek yedirelim’ dedi. Seçim akşamı gittik, yemek yedik. Orada S. A. beni dışarı çağırarak 10 bin TL istedi. Görevlilerinin sabahtan beri burada beklediklerini ve emeklerinin geçtiğini söyledi. Ben de seçimi kazanmanın heyecanıyla çıkarıp parayı verdim. Sonuçta devletimizin memuru olarak biliyorum bu kişileri” dedi. 

Seçimden 10 gün sonra tekrar karakola çağırıldığını söyleyen Tadıgüzel, “Karakola gittiğimde S.A. konuştu. Sahalarının çok geniş olduğunu, bölgeye yeteri kadar hâkim olamadıkların söyleyen S. A. istihbaratçıların köye gelmesi gerektiğini söyledi. İstihbaratçıların köyde kamufle olması için kaz çiftliği kuracaklarını söyledi” diye konuştu.

Neden özel olarak korunmaya ihtiyaç duyduklarını sorduğumuzda, Tadıgüzel şöyle cevap verdi: “Köyümüze doğudan aşırı şekilde göç alıyoruz. Bu sebeple tarlalarımıza saldıranlar var. Köyümüze mayfavari adamlar gelip, arsamıza çökmeye çalışıyor.” 

“Kaz çiftliği için 250 bin TL istendi”

Kaz çiftliği kurmaları için yüksek miktarda para istendiğini belirten Tadıgüzel, iddialarını şöyle sürdürdü:

“Bizden 250 bin TL istendi. Ben de köye giderek büyüklerime danıştım. Bir hafta sonra S. A. beni yine aradı. Ben köyden sadece 40 bin TL toplayabildim. Bunun yeterli olmadığını söyleyen S. A., diğer muhtarlardan da isteyeceğini söyledi. İstemiş de zaten. Aradan iki ay geçti, biz S. A.’ya kaz çiftliğinin ne olduğunu sorduk. S.A. verdiğimiz paranın yetersiz olduğunu, bu parayla kaz çiftliği kurulamayacağını ve devletin bütçesinin de yetmediğini söyledi. Ancak adamlarının burada olduğunu, onlara ev tahsisi edersek köye yerleşeceklerini söyledi. Ben de köylülerle konuştum ve Babeli Köyü’nde boş bir evi onlara tahsis ettik. Üç ay kaldılar köyümüzde. Bu adamlar gittikten sonra öğrendik ki adamlar istihbaratçı değil, Kozan’da mafyaymış.” 

“Üzerlerinde silah gördüm”

Medyascope’a konuşan ve Bebeli Köyü’nde tutulan evde kalanların seçim günü okulda olanlarla aynı kişiler olduğunu söyleyen bir köy sakini “Seçimden üç ay kadar sonra bu eve geldiler. Evin içini düzelttiler. Seçim günü okulda gördüğümüz için biz de onları istihbaratçı sandık. Belinde silah vardı adamların” dedi. 

Başka bir köy sakini de “Ben ne iş yaptıklarını sordum. Polis olduklarını söylediler. Ama polise pek benzemiyorlardı. Ben de üzerlerinde silah gördüm” diye konuştu.

Evde kalan kişilerin istihbaratçı değil, mafya üyesi olduklarını öğrenen muhtar Tadıgüzel, jandarma komutanlığında görevli S.A. ve E.Ö.’ye gittiğini belirterek “OnlaraBizi neden mafyayla yüz göz ediyorsunuz?’ dedim. Komutanlar ise bir kez daha onların mafya değil, istihbaratçı olduklarını söyledi” dedi. 

Tadıgüzel, bir süre sonra S.A. ve E.Ö.’nün kendisine gelerek 10 bin TL’ye ihtiyaçları olduğunu söyleyip para istediğini ve kendisinin de bu parayı verdiğini anlattı.  

S.A. ve E.Ö.’nün farklı amaçlarla sürekli para istediğini belirten Tadıgüzel, “Bir keresinde benden 300 bin TL kredi çekmemi, kendisinin bunu her ay 4 bin TL taksitle ödeyeceğini söyledi. Ben de çekemeyeceğimi söyledim” dedi. 

“Hazine arazisini almaya çalıştı”

Aradan bir süre geçtikten sonra muhtarlığa gelen S.A.’nın, bir arsa için konuştuğunu belirten Tadıgüzel, şöyle devam etti: “Eskiden jandarmada olan, daha sonra Milli Emlak’a geçen araziyi alabileceğimizi söyledi. Karataş Milli Emlak’a gittiğimizde ise memurlar bu arsanın satılamayacağını söyledi. S.A. orada onları tehdit etti. Aradan bir hafta geçtikten sonra beni arayarak, arsayı satın alabileceklerini söyledi. Paramın olmadığını, ona yeteri kadar para verdiğimi söyledim. O da para istemediğini, arsayı alınca bana para vereceğini söyledi. Beraber Ankara’ya gittik. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan olduğunu söyleyen kişilerle görüştük.  Döndüğümüzde bu iş olmadı. Karataş Milli Emlak yönetimi olumsuz yanıt verdi.” 

“Hem bana hem de köylüye yapmadığı kötülük kalmadı

Aradan zaman geçtikten sonra tekrar S.A. ile görüşen Tadıgüzel, “S.A. yine benden para istedi. Yine kredi çekmemi istedi. Ben de reddettim. O günden sonra da benimle kötü oldu. Hem bana hem de köylüye yapmadığı kötülük kalmadı. Telefonlarımızı dinletti, hakkımızda soruşturma başlattı. Elinde olan gücü sonuna kadar kullandı. Ben de mahkeme yoluna gittim. Ama mahkeme de sağlıklı yürümüyor. Halen Karataş İlçe Jandarma Komutanlığı’nda görevli oldukları için adil bir süreç işlemiyor. İnsanlar korkudan tanıklık yapamıyor, ifade veremiyor” dedi. 

Avukat Önal: “Skandal olay”

Muhtarların adli sürecini üstlenen avukat Mehmet Ali Önal ise Medyascope’a verdiği demeçte olayı skandal olarak nitelendirdi. Önal, “Vatandaşların canlarını, mallarını, her şeylerini kolluk birimlerine teslim ederken, kolluk birimleri insanların ürpertilerinden yararlanarak böyle bir soruşturmaya konu oldu. Bizler, mağdurların vekilleri olarak, her türlü baskıya rağmen onların yanında olacağız” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus