Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (118): Önce hak sonra helal

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye Mart 2018’de bir ekonomik krize yuvarlandı, ilk vakası Mart 2020’de görülen koronavirüs salgını da ekonomik krizi derinleştirdi. İktidar salgını durdurabilmek için dönem dönem kısmi ve tam kapanma kararları alırken bu kapanmalardan en çok etkilenen hizmet sektörü oluyor. Ama hizmet sektörünün bir parçası olan esnafın sesi daha çok çıktığından, esnaf dikkatleri daha çok üzerine çekiyor. En son Erdoğan esnaftan helallik isteyince bir kısım esnaf “Helal etmiyoruz” deyiverdi. Ekonomi Tıkırında’nın 118. yayınında Sedat Pişirici, Türkiye’de esnafın etkinliğini ve haklılığını değerlendirdi.

Siyasetçinin en sevdiği seçmen kitlesi “esnaf”, hele de seçim öncesi. Esnaf, seçim propaganda dönemlerinde en çok ziyaret edilen seçmen tipi. Esnaf bir seçimin sonucunda gerçekten etkili mi? Kim bu esnaf? 

Dil Derneği’nin Türkçe Sözlüğü’nde “El zanaatları ya da küçük ticaretle geçinen kimselere verilen genel ad” olarak tanımlanan esnaf, Türkiye’de öteden beri örgütlü bir kitle. Kendilerini Osmanlı öncesi Anadolu Türklüğü’nden kaynaklanan “ahilik” geleneğinin ve ondan sonraki “gedikli” düzeninin bir parçası sayıyorlar. Cumhuriyetin kurulmasından sonra 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Birlikleri Kanunu ile modern bir örgütlenme yapısına kavuşmuşlar. 1964 yılında yürürlüğe konan 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu ile de esnaf-sanatkarlar bugünkü örgüt yapısına kavuşmuşlar. Şu anda ise 21 Haziran 2005’de yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu hükümleri doğrultusunda hizmet veriyorlar.

Esnafın tepe örgütü, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu. Konfederasyon, 13 federasyon ile 82 esnaf ve sanatkar odaları birliğinden oluşuyor. “Esnaf” olarak tanımlanan meslek erbabı ise bakkallar, kasaplar, manavlar, pazarcılar, işportacılar, bayiler, büfeler, lokantacılar, kebapçılar, köfteciler, pastacılar, tatlıcılar, fırıncılar, berberler, kuaförler, kahveciler, kıraathaneciler, gazinocular, ayakkabıcılar, terziler, konfeksiyoncular, trikotajcılar, şoförler, kamyoncular, kamyonetçiler, minibüsçüler, oto galericileri, hamamcılar, kantinciler, kuyumcular, kuruyemişçiler, işkembeciler, sakatatçılar, tavukçular, marangozlar, matbaacılar, mermerciler, mobilyacılar, döşemeciler, nalburlar, hırdavatçılar, lastikçiler, düğün saloncuları, videocular, yorgancılar, yufkacılar, emlakçılar, madeni eşya sanatkarları, elektrik-elektronik teknisyenleri, ağaç işleri yapanlar ve daha onlarcası. Say say bitmez. Hayatımızın hemen hemen her alanına denk gelen bir esnaf var.

Ama kaç kişidir bu esnaf? Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in verdiği, 6 Ocak 2020’de bir Anadolu Ajansı haberinde yayınlanan bilgiye göre, 1 milyon 791 bin 201 kişi. Türkiye’nin nüfusu 83,5 milyon. İşgücüne dahil insan sayımız 31 milyon. Seçmen sayımız 57 milyon. Ama esnaf sayısı, 1 milyon 791 bin 201 kişi. Nüfusa, işgücüne ve seçmen sayısına göre bir hayli az görünen esnaf, koronavirüs salgını sırasında “en çok zarar gören toplum kesimi” olarak algılanıyor. Öyle ki iktidarın da muhalefetin de ağzından esnaf düşmüyor. Mesela en son, AKP Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs 2021 Cuma günü, video konferans yöntemiyle katıldığı partisinin bayramlaşma programında, sözü salgın tedbirlerine getirerek, “Kısıtlamalardan etkilenen esnaflarımızın bir kısmı ile turizm sektörümüze de bu zor dönemde ayakta kalabilmeleri için her türlü desteği vermenin gayreti içerisindeyiz. Buna rağmen sıkıntıya düşen esnafımız, çalışanımız olduysa hepsinden helallik istiyoruz” dedi. Bu sözler kamuoyuna mal olunca da çarşı karıştı.

Şimdi sırası ile hatırlayalım. Ramazanın ilk günü olan 13 Nisan 2021 Salı günü cumhurbaşkanlığı kabinesi toplandı. Akşamına Erdoğan, “Ramazan ayının ilk iki haftasında biraz daha sıkılaştırarak kısmi kapanma uygulamasına geçiyoruz” dedi. Bu kısmi kapanma 26 Nisan 2021 Pazartesi sona erecekti ki aynı gün toplanan cumhurbaşkanlığı kabinesinden, 29 Nisan 2021 Perşembe akşamı saat 19:00’dan başlayıp 17 Mayıs 2021 Pazartesi sabah saat 05:00’e kadar sürecek bir “tam kapanma” kararı çıktı. Toplantı sonrası konuşan Erdoğan, bu tarihler arasında kesintisiz sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacağını, zincir marketlerin pazar günü hariç açık olacağını söyledi. Dolayısıyla hükümet, teorik olarak, Ramazan ayı ve Ramazan Bayramı boyunca Türkiye’yi önce kısmen, sonra tamamen kapatmış oldu.

Malumunuz bu kapanmada ilk tartışma alkollü içki satışından çıktı. Hükümetin, keyfi yasaklama yolu ile bir kısım vatandaşın yaşam tarzına müdahale etmesi bir yana, esnafın derdi, “Tekel bayiini kapatıyorsun ama market içki satıyor, öyleyse benim günahım ne” idi. Sonra mevzu “kapalı olan esnafın satamadığını, açık olan market de satamasın”a kadar geldi ve “market genelgesi” çıktı. Dedi ki hükümet, “7 Mayıs 2021 Cuma gününden itibaren marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) temel gıda ve temizlik ürünlerinin yanı sıra sadece hayvan yemi ve mamaları ile (parfümeri ve makyaj malzemeleri hariç) kozmetik ürünleri satılabilecek. Daha önce getirilen alkollü ürün satışı kısıtlamasının yanı sıra marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, ev tekstili, oto aksesuarı, bahçe malzemeleri, hırdavat, zücaciye vb. ürünlerin satışına izin verilmeyecek.”

Bu arada, kimi valilerin, İl Hıfzıssıhha Kurulları’na, belediye başkanları da altına imza atmış izlenimi yaratarak, alkollü içki satışını yasaklayan kararlar aldırmasını da ibretle izledik. Geldik bugüne. Ramazan bitti, bayram da geçti gitti. 13 Nisan 2021 Salı günkü kabine toplantısının ardından, “Salgın tedbirleri sebebiyle faaliyetlerini ara vermek, sınırlandırmak zorunda kalan esnaflarımızı pek çok başlık altında destekliyoruz. Bugüne kadar sadece sosyal koruma kalkanı başlığı altında verdiğimiz karşılıksız desteklerin tutarı 60 milyar TL’yi aşmıştır” diyen Recep Tayyip Erdoğan, aradan bir ay geçtikten sonra, bu sefer 14 Mayıs 2021 Cuma günü partisi ile bayramlaşırken, “Sıkıntıya düşen esnafımız olduysa hepsinden helallik istiyoruz” deyiverdi. 

Ardından 16 Mayıs 2021 Pazar günü İçişleri Bakanlığı “kademeli normalleşme tedbirleri”ni açıkladı. Gördük ki restoran, lokanta, kafeterya ve pastaneler “gel-al” ve “paket servis” dışında kapalı. Gazinolar, tavernalar, birahaneler, nargile salonları, sinemalar, kafeler, kahveler, kıraathaneler, çay bahçeleri, dernek lokalleri, internet kafeleri, elektronik oyun yerleri, bilardo salonları, halı sahalar, yüzme havuzları, spor salonları, hamam, sauna ve masaj salonları, lunaparklar ve tematik parklar kapalı. Çay ocakları, sadece esnafa servis yapmak kaydıyla faaliyetlerine devam edebilecek. Giyim, tuhafiye, züccaciye, hırdavat mağazaları ile terziler ve berberler ise açık.

Gördüğünüz kibi, kahveler kıraathaneler yine kapalı. Kahveciler Federasyonu’nun web sitesinde yazdığına göre Türkiye’de 120 binden fazla kahve, kıraathane ve büfe var, bunlar da 114 odada örgütlü. Ama aralarından sadece biri, Ankara Kahveciler Odası Başkanı İsa Güven, helallik isteyen Erdoğan’a tepki gösterdi.

Ankara Kahveciler Odası Başkanı İsa Güven

Bu programı düzenli olarak izleyenler bilir. Taa en başından beri söylüyorum: Türkiye Mart 2018’de bir ekonomik krize yuvarlandı, bu ülkede ilk vakası Mart 2020’de görülen koronavirüs salgını da bu ekonomik krizi derinleştirdi. Her ikisi de daha iyi yönetilebilir, halk krize ve salgına karşı daha iyi savunulabilirdi. Ama 2002’den beri iktidarda olan AKP ve Erdoğan zihniyeti, bunu beceremedi. Hala da beceremiyor.  O yüzden günün sonunda Erdoğan’ın yapabildiği, esnaftan helallik istemek.

Helallik cenazede istenir. İmam “hakkınızı helal ediyor musunuz” diye sorar, cemaat “helal olsun” der. Ama Ankara Kahveciler Odası Başkanı İsa Güven, “Haklarımızı helal etmiyoruz” deyiverdi. Ama bu videoda asıl ibretlik olan, başkanın “Bu esnaf ve sanatkar size 19 sene oy verdi ama ne yazık ki 14 ay bizi idare edemediniz” diye yakınması. Temsili demokrasi “Ben oy vereyim sana, sen de bakıver bana” rejimi değildir.

Ama bir salgını olabildiğince bulaşmadan, bulaştırmadan atlatmak, bunun için gerekirse kapanmak ama kapanmada da geçinmek, geçindirebilmek, zaten var olan yoksulluğu, muhtaçlığı daha da artırmamak, önce iktidarın sorumluluğu, sonra her vatandaşın hassasiyeti olmalıdır. Hakkı olan adaleti görememiş, refahını sağlayacak kalkınmaya ulaşamamış vatandaş, nesini helal edecek? Önce hak, sonra helal.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus