Soma maden faciası davasında üçüncü duruşma yapıldı: Karar 16 Haziran’da açıklanacak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Manisa’nın Soma ilçesinde 2014 yılında meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasına ilişkin, Yargıtay’ın sanıklar hakkındaki kararı bozmasının ardından yeniden görülen davanın bugün (14 Haziran) Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde üçüncü duruşması yapıldı. Sanıkların katılmadığı duruşma, karar açıklanmak üzere 16 Haziran’a ertelendi.

Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen maden faciasında 301 işçi hayatını kaybetmişti. Yargıtay 12. Dairesi’nin ocak ayında verdiği bozma kararı doğrultusunda, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, yönetim kurulu üyesi Haluk Evinç ve mühendisler Efkan Kurt ile Âdem Osmanoğlu’nun yeniden yargılanmalarına Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Üçüncü duruşma öncesi madenci aileleri, Akhisar İstasyon Meydanı önünde bir araya geldi. Ailelerle birlikte sendikalar ve siyasi partiler, Akhisar Tren Garı önünden mahkeme salonuna kadar pankartlarla yürüdü.

Yoğun yağmur yağışına rağmen yapılan yürüyüşte, yaşamını yitiren 301 madencinin isminin ve “Unutmadık, unutmayacağız” mesajının yazıldığı pankart açıldı. Yürüyüşe katılanlar, “adalet” taleplerini yineledi.

Duruşma kimlik tespiti yapılmasının ardından başladı. Sanıklar yine duruşma salonuna gelmedi. Mahkeme heyeti avukatların reddi hâkim taleplerinin Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ret kararını okudu.

Selçuk Kozağaçlı’nın SEGBİS ile davaya katılma talebi reddedildi

Duruşmada dava avukatlarından Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılmasının reddedilmesi üzerine avukatlar söz aldı.

Avukat Hatice Aslan Atabay, “Meslektaşımız özgür iradesi ile burada avukatlık yapamıyor. Bakanlık genelgeleri gerekçe gösterilerek Kozağaçlı’nın duruşmaya katılması kısıtlanamaz” dedi.

Avukat Mürsel Ünder de “Avukatın katılması hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki (CMK) kanunun kısıtlayıcı olmadığı çok açıktır” açıklamasını yaptı.

Kozağaçlı’nın davaya katılamamasının Avukatlık Kanunu’na ve Türk Ceza Kanunu’na aykırı olduğunu belirten avukat Seçil Ege Değerli şunları söyledi: “Heyet olarak karar verdik dediniz ama savcılıktan görüş bile istemediniz. Bu yargılamada vekaleti bulunan yüzlerce müvekkili olan bir avukatı göz göre göre engelliyorsunuz. SEGBİS gibi teknolojik yöntemleri kanunu dolanmak için kullanamazsınız. Sizi neden reddettiğimiz bir kez daha anlaşıldı. Biz burada aileler adına hareket ediyoruz. Bu yargılamada yüzlerce müvekkili bulunan avukatın savunma hakkını müvekkillerine bakarak reddettiniz. Tayininize rağmen yargılamaya çıktığınız yetmiyormuş gibi, meslektaşımızın duruşmaya katılmasını engelliyorsunuz. Kozağaçlı’nın duruşmaya katılması bugün bir zorunluluktur.”

“Dava dosyasına siyasi müdahale var”

Duruşmada söz alan avukat Can Atalay, mahkemeyi “tiyatro” olarak nitelendirdi.

Karar aşamasında üniversitelere yazı yazılarak bir bilirkişi heyeti oluşturulduğunu belirten Atalay şöyle devam etti: “Madene indiler. Ancak ne olduysa elektrik gitti ve olay yerinin çok uzağında bir pet şişe içerisinde sıvı bulundu. Sabotaj iddiasını eski mahkeme başkanı, dikkate bile almadı. Eski mahkeme başkanı burada tehdit edildi. Üstelik sanıklar müdafi tarafından yapıldı. Dosyanın 1,5 yıl beklemesine neden olan Müge Anlı rezilliği dışında bir şey olmayan soruşturma halen açık. Bu soruşturmanın başlatılması bir siyasetçinin savcıya ricası ile olmuştur.”

Dava dosyasına siyasi müdahalenin ilk gün başladığını söyleyen Atalay, “Kapıya barikat kuran polis aileleri içeri almadı, sanıklar salona getirilmedi. İnsanlar dişleriyle, tırnaklarıyla tutunmasaydı dosya bu hale gelmezdi. Bu suçlar ne kitap ne gazete sayfalarında kalacak. En çok eleştirdiğimiz siz bile bu sanıklar madencilik yapamaz dediniz. Ama bu kararınız bozuldu. Düzen o kadar büyük. Türkiye’de maden sermayesinin taşıyamayacağı ağırlıkta bir karardı. Sanık vekili heyeti tehdit etti ve hiçbir şey olmadı. Ben hiç böyle bir şey görmedim” dedi.

“Adil bir karar vereceğinize güvenmiyoruz”

Söz alan avukat Nergiz Tuba Aslan “Bu dosyada dönen tezgahların, oyunların hepsinin farkındayız” diye konuştu. Birçok toplumsal davada “özel atama” olduğunu söyleyen Aslan sözlerini şöyle sürdürdü: “Duruşmayı ilk baştan beri takip eden önceki hâkim, adil bir yargılama yapmak için uğraştı. Bunu yaptığı için rutin HSK kararnamesi ile görevden alındı ve özel atama ile siz geldiniz. Cemaat yapılanmasındaki dönen dolaplar, kapalı kapılar ardındaki diyaloglar nasıl ayyuka çıktıysa bugün olanlar da aynı şekilde ortaya çıkacak. İleride tarih bunu kesinlikle yazacaktır. Size dair ret gerekçelerimiz devam ediyor, siz bu gerekçeleri soyut bulsanız da bu gerekçeler bizim için baki. Meslektaşım Selçuk Kozağaçlı gibi, bu davada adil bir karar için insan üstü çaba sarf ettik. Artık sizin hukuka uygun, adil bir karar vereceğinize güvenmiyoruz.”

“Havalandırmanın ters çevrilmesi 23 kişinin ölümüne, 120 kişinin yaralanmasına neden oldu”

Daha sonra söz alan avukat Melike Şahin, kaza anında havalandırmanın ters çevirilmesine değindi. Havalandırmanın ters çevrilmesi sonucunda birçok insanın hayatını kaybettiğini söyleyen Şahin, “Havalandırmanın ters çevrilmesi olayına dair bilirkişi raporu alınması talebimi hiçbir gerekçe göstermeden reddetmiştiniz. Maddi gerçeği açığa çıkarma niyetinizin olmadığını düşünüyorum. Bundan dolayı da reddi hâkim talebinde bulunmuştum. Sanık Haluk Evinç’in havalandırmayı ters çevirmeye dair kararı verdiğine ilişkin çok açık ve kesin deliller var. Havalandırmanın ters çevrilmesi 23 kişinin ölümüne 120 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Haluk Evinç bu verdiği karar ile doğrudan bu olayın sorumlusudur. Haluk Evinç katliam günü fiilen bütün acil durum işlerini yönetmiştir. Havalandırmanın ters çevrilmesi gibi tatbikatı yapılmamış birçok uygulamayı yapmıştır. Acil durum eylem sorumlusu, kriz masası başı Haluk Evinç katliam sonrasında yapılan yanlış uygulamaların hepsinden doğrudan sorumludur. Benim talebim bu kişiye ceza vermenizdir” diye konuştu.

“Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi katliamı dosyasında hiçbir şey yapmıyorsunuz”

Söz alan avukat Mürsel Ünder, mahkeme heyetinin verdiği kararların tarafsız olmadığını söyledi.

Heyetin dosyanın esasına dair katkısı olmadığını belirten Ünder, “Sizin yanınızdaki iki genç hâkimin bahtsız iki kişi olduğunu düşünüyoruz. Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi katliamı dosyasında hiçbir şey yapmıyorsunuz. Meslektaşımız monitöre belge sundu, ayağa kalktım, size baktım monitöre dahi bakmıyordunuz. Alakanız bu kadar. Meslek etiğiniz için, kariyeriniz için bu pespayelikten çıkmamız gerekiyor” dedi.

Mahkeme heyetinin kimi yargıladığını soran Ünder, heyete şu soruları yöneltti: “Siz, sanıklar Haluk’un, Adem’in, Can’ın burada yargılandığını söyleyebilir misiniz? Kimse yok burada. Kimi yargılıyoruz biz burada? Biz sanık müdafi miyiz? Aileler mi yargılanıyor burada? Biz mi yargılanıyoruz?”

Mağdur aileleri de heyete tepki gösterdi. Ailelerden “Yazıklar olsun okuduğunuz kitaplara, bizim çektiğimiz acıları inşallah siz de çekersiniz” cümleleri duyuldu.

Sanık Can Gürkan savunma yaptı

SEGBİS ile duruşmaya katılan, tutuksuz sanık Can Gürkan’ın savunmasına geçildi.

Yedi yıl boyunca kendisine hakaret edildiğini söyleyen Gürkan, sözlerine şöyle devam etti: “Biz bunları saygıyla karşıladık. Bir süreç yaşadık ve bunun sonucunda bu noktadayız. Bu son söz. Teknik konulara girmeyeceğim. Katılan taraf bu dava sürecini öyle anlattı ki sanki bize imkanlar sağlandı, beni çok tanımayanların yarattığı bir Can Gürkan var. Ben o yaratılan insan değilim. Adalet ve yargıdan şunu gördüm iki taraftan biri mutlu olacak. Suçlayan ya da savunan kazanacak. Ben hayatım boyunca kimseye kötülük yapmadım. Cezaevine girdiğimde nefeslik nedir bilmiyordum. Çünkü benim anlayacağım bir şey değil. Teknik konularda ben kimim ki onay vereyim. İyi niyetle attığım her adım karşıma çıktı. Ben anlatıldığı gibi bir adam değilim. Türkiye’nin en büyük işverenlerinden biriydim bu olaya kadar, duyan yoktu.”

Yaşanılan durumdan üzüntü duyduğunu belirten Gürkan, “Diyorlar ya olası kastla verin ki başka işverenler bunu yapmasın. Benim gibi yönetici olursa aynı şeyi yapabilir, tüm görevleri başka yöneticilere vermiş, teknik konu bilmeyen, baret takıp maden gezen biri. ‘Eğitim nedir’ diyorum, üniversite ile anlaşma yapıldığı söyleniyor. Ben sonuçta patronum, sahaları gezdiriyorlar. Soruyorum ‘sıkıntı yok’ diyorlar, teknoloji istiyorlar, veriyorum. Kaderim buymuş. Salondaki insanlarla bizim acımız kıyaslanamaz. Onların yaşadığı acı başka bir şey, tarifi yok. Onların yaşadığı acıdan etkileniyorum. Alınacak bir hayatım kaldı, onu da veririm. Bu kazanın neden olduğunu kimse bilmiyor. Sermayeye bu kadar düşman olmaya gerek yok. Ülkem için önemli bir şey yaptığımı düşünüyordum” diye konuştu.

 Sanık avukatlarının esas hakkındaki savunmasından sonra mahkemeheyeti, duruşmayı 16 Haziran tarihine erteledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus