Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (129): Çay var içersen

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Faiz sebep enflasyon netice” iddiasını sürdüren AKP Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı son Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, geçen hafta kamuoyuna duyurduğu “Merkez Bankası 2021 Yılı Üçüncü Enflasyon Raporu”nda, Erdoğan’ı da aşarak hadiseyi “Millet sebep enflasyon netice” seviyesine çıkardı. Ekonomi Tıkırında’nın 129. yayınında Sedat Pişirici, Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamaları ile iktidar mensuplarının benzer tutumlarını değerlendirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yarın Temmuz 2021’in enflasyon verilerini açıklayacak. Yıllık enflasyon artışı Haziran 2021’de, tüketici fiyatlarında %17,5, gıda fiyatlarında %20, üretici, fiyatlarında %43’tü. Temmuz ayı enflasyonu da bu civarlarda olacaktır. İstanbul Ticaret Odası, İstanbul’da Temmuz 2021’deki yıllık enflasyon artışını ücretliler geçinme endeksinde %17,38, toptan eşya fiyatlarında ise %27,63 olarak açıkladı.

Türkiye’de enflasyonla mücadele Merkez Bankası’nın görevi. Web sitesinin tepesinde “Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır” yazıyor. Fiyat istikrarı dediği de enflasyon. 1211 sayılı ve 14 Ocak 1970 tarihli Merkez Bankası Kanunu’nun “Temel görev ve yetkiler” başlıklı, 25 Nisan 2001 tarihli ve 4651 sayılı kanun ile değiştirilmiş 4. maddesi, “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler” diyor. Bu, Merkez Bankası’nın “bağımsız” olması demek. Aynı kanun maddesinde, “Bankanın temel yetkileri”nden birinin “Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit etmek ve buna uyumlu olarak para politikasını belirlemek” olduğu belirtiliyor ve burada da “Banka, para politikasının uygulanmasında tek yetkili ve sorumludur” diye vurgulanıyor. 

Bağımsız Merkez Bankası, 19 yıllık iktidarı boyunca dünün başbakanı bugünün cumhurbaşkanı ama hep Adalet ve Kalkınma Partisi’nin lideri ve genel başkanı Erdoğan’ın elinde oyuncak oldu. Şu andaki Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Erdoğan-AKP iktidarının yedinci guvernörü. Kavcıoğlu ve ondan önceki guvernör Naci Ağbal ise bu yedi Merkez Bankası Başkanı içinde açıkça AKP’li olan iki başkan.  

“Faiz sebep enflasyon netice” iddiasının sahibi, kendisini “ekonomist” olarak tanımlayan ama mezun olduğu iktisat fakültesinin diplomasını bir türlü göstermeyen Erdoğan, son beş Merkez Bankası Başkanı’nı bizzat kendi atadı ama sonuncusu hariç bunların dördü ile bir türlü geçinemedi. Sebep, Erdoğan’ın “Faiz sebep enflasyon netice” teorisine göre, o Merkez Bankası Başkanları’nın yüksek politika faizi oranları ile yükselttikleri enflasyon! 

Merkez Bankası’nın son başkanı Şahap Kavcıoğlu, Naci Ağbal’dan devraldığı %19 oranındaki politika faizini dört aydır indirebilmiş değil. İndiremediği gibi, bizzat sunduğu Merkez Bankası 2021 Yılı İkinci Enflasyon Raporunda da kendinden önceki Merkez Bankası Bakanı Naci Ağbal’ın yıl sonu enflasyon tahminlerini 2021 yılı için %9,4’ten %12,2’ye, 2022 yılı için %7’den %7,5’a yükseltmiş, 2023 için %5 olan yıl sonu enflasyon tahminini ise korumuştu. Aynı Kavcıoğlu, geçen hafta perşembe günü (29 Temmuz 2021) açıkladığı Merkez Bankası 2021 Yılı Üçüncü Enflasyon Raporu’nda ise yıl sonu enflasyon tahminini bu kez 2021 için %12,2’den %14,1’e, 2022 için de %7,5’tan %7,8’e yükseltti. 2023 için %5 olan yıl sonu enflasyon tahminini yine korudu.

Demem o ki Erdoğan’ın “faiz sebep enflasyon netice” diye diye harcadığı merkez bankası başkanlarından sonra göreve gelen damardan AKP’li Şahap Kavcıoğlu dahi, halen %19 olan Merkez Bankası politika faizi oranını düşüremiyor, 2021 ve 2022 yıl sonu enflasyon tahminlerini de iki rapordur yükseltmek zorunda kalıyor. 

Acı ama gerçek bu. Gerçek bu ama dedik ya Kavcıoğlu damardan AKP’li, öyle olunca o da “faiz sebep enflasyon netice” iddiasındaki genel başkanı gibi gerçeği eğip büküyor. Mesela yılın üçüncü enflasyon raporunu sunarken diyor ki “Enflasyon bu yaz aylarında, başta ithalat fiyatları ile yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar olmak üzere arz ve talep yönlü çeşitli unsurların etkisiyle oynak bir seyir izleyebilir.”

Yani diyor ki kendinden önceki başkan Naci Ağbal gibi eski AKP Bayburt Milletvekili olan Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, “Düşüremezsem kabahat bende değil çünkü enflasyon bu yaz ithalat fiyatları ile yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar yüzünden çok oynak, ele avuca sığmıyor, tutamıyorum, tutamadığım için de düşüremiyorum”. 

Ve fakat ithalat fiyatı neden yüksek, bunda döviz kurundaki yüksekliğin bir etkisi olabilir mi, kurdaki yüksekliğin nedeni iktidarın izlediği ekonomi politikası olabilir mi söylemiyor Merkez Bankası Başkanı. Söylemediği bir başka şey de yönetilen ve yönlendirilen fiyatların ne olduğu. Yine Merkez Bankası’nın raporlarında yazdığına göre, fiyatları yönetilen/yönlendirilen mel ve hizmetler şunlar: Elektrik, şehir şebeke suyu, belediyeler eliyle şehir içi yolcu taşımacılığı, doğalgaz, MEB Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nden etkilenen özel okullar, açık öğretim öğrenci katkısı, devlet üniversitesi yurdu, devlet anasınıfı, ehliyet ve pasaport, mahkeme evrakları, noter işlemleri, zorunlu deprem ve trafik sigortası, araç muayenesi ve emisyon ölçümü, hac ve umreye gidiş, at yarışı, milli piyango, sayısal loto vb şans oyunları, Devlet Demiryolları’nın şehir içi ve şehirlerarası seyahatleri, otoyol ve köprü geçişleri, PTT hizmetleri, Devlet Tiyatrosu biletleri, devlet hastanesi doktor muayenesi, aile hekimi doktor muayenesi, ilaç, belediye ekmeği, şeker ve çay. Evet bildiğiniz çay. Hani şu Erdoğan’ın halka her hitabından sonra otobüsün tepesinden fırlattığı çay. Hani en son alevlerin tehdidi altındaki Marmaris’te fırlattığı çay. 

İşte bunların fiyatları hükümet ve belediyeler tarafından yönetilip yönlendiriliyor. Merkez Bankası Başkanı da diyor ki “fiyatları oynak bir seyir izleyebilir”. Söyleyin o zaman hükümete ve belediyelere oynatmasınlar fiyatları değil mi? Ama onlar da biliyor ki kazın ayağı öyle değil. Onlar da biliyor ki şu anda yürütmenin başı olan Erdoğan’a gidip “Bu iş böyle yürümüyor” demek mümkün değil. 

Yine diyor ki Kavcıoğlu, “Enflasyonla mücadelede bugüne kadarki deneyimlerimiz, enflasyonu düşürmek için para politikasının tek başına yeterli olmayacağını da gösterdi. Bu nedenle, enflasyonu düşürmek ve kalıcı olarak daha düşük bir enflasyona ulaşmak için toplumsal mutabakat ve ortak çabanın büyük önem taşıdığını düşünüyoruz.”

Yani diyor ki kendinden önceki başkan Naci Ağbal gibi eski AKP Bayburt Milletvekili olan Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, “Enflasyonu düşüremezsem kabahat bende değil çünkü düşmesi için toplumsal mutabakat yok, toplum enflasyonun düşmesini istemiyor, düşmesi için çaba göstermiyor”. Yani enflasyonun düşmemesinin sorumlusu, o enflasyon altında inim inim inleyen bu millet. Bu millet istemediği için, bu millet çaba göstermediği için enflasyon düşmüyor. Bunu da görevi enflasyonu düşürmek olan Merkez Bankası’nın başkanı söylüyor. Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, onu bu göreve getiren eski genel başkanı, AKP lideri ve 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın “faiz sebep enflasyon netice” iddiasını daha da ileri taşıyıp “millet sebep enflasyon netice” demeye getiriyor.

Bunu iddia eden aynı Merkez Bankası Başkanı, aynı enflasyon raporunda, Türkiye’de 29 Nisan-17 Mayıs arasında uygulanan tam kapanma tedbirleri sebebiyle yavaşlayan kredilerin, takip eden dönemde açılma ve ertelenmiş talebin etkisiyle büyük ölçüde tüketici kredileri kaynaklı olarak yeniden artmaya başladığını belirterek, “Kredi kompozisyonu itibarıyla, firma ve konut kredileri ılımlı seyrini sürdürürken, konut hariç tüketici kredilerinde son dönemde göreli olarak daha güçlü bir artış görüldü” diyor.

“Denize düşen yılana sarılır” misali, can derdine düşmüş tüketici krediye sarılmış, enflasyonun sorumlusu olarak milleti gösteren Merkez Bankası Başkanı, Erdoğan-AKP iktidarının ekonomi politikaları nedeni ile 2018’de ekonomik krize yuvarlanmış bu memleketin, işsizlik, yoksulluk, yoksunluk ve hayat pahalılığı altında beli bükülmüş milleti, tüketici kredisi ile belini doğrultmaya çalışırken, “Tüketici kredilerinin dengeli büyümesini sağlamayı amaçlayan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kararlarının önümüzdeki dönemde bu artışı sınırlayacağını öngörüyoruz. Bireysel kredilerin daha ılımlı ve dengeli bir büyüme sergilemesinin, enflasyon görünümü ve dış denge üzerindeki riskleri sınırlamak için önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum” diyor. 

Kavcıoğlu bir yandan toplumu enflasyonu düşürmek istememekle eleştirirken, diğer yandan da aynı zamanda tüketici olan o toplumu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na ihbar ederek, yaşamak için kredi çekmelerinin engellenmesini istiyor. İstiyor da mızrak da çuvala sığmıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) en son Temmuz 2021 tüketici güven endeksi değerini 79,5 olarak açıklamıştı. Bu bir yandan haziran ayına göre %2,7 oranında gerilemeye işaret ederken, diğer yandan da 100’den küçük olması nedeniyle tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor. Bu tüketici krediye sarılmasın da ne yapsın?

TÜİK geçen hafta da Temmuz 2021’in ekonomik güven endeksi verisini açıkladı. Gördük ki 100,1 ile kritik eşiği bir tık aşıp iyimser bölgeye geçmiş. Ekonomik güven endeksi haziran ayında 97,8 iken, temmuzda %2,3 oranında artarak 100,1 değerine yükselmiş. Bu yükselişi sağlayan, imalat sanayi, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki artışlar. Ama o sektörlerin müşterisi olan tüketici hala kötümser, yine kötümser. Dolayısı ile enflasyon raporu açıklarken enflasyonun düşmesini millet istemiyor demeye getiren bu merkez bankası başkanının da o koltuktaki ömrü uzun değildir. 

Memleket ekonomisi üç yıldır cayır cayır yanarken son beş gündür buna memleketin ormanları da eklendi. Kürsel ısınma deyince dudak büken, Paris İklim Anlaşması’nı onaylamayan bu iktidar, yangın karşısında apışıp kaldı. O yüzdendir ki AKP Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ormanları yanan il ve ilçelerin belediyelerinin tamamı CHP’deyken, utanmadan, sıkılmadan “Aslında birinci derecede sorumluluk belediyelerdeylen, orman teşkilatı yerleşim yerlerini korumaktan ormanların yanmasına müsaade etmek zorunda kaldı. Ormanların yanması da sahayı daha da genişletti. Sahanın genişlemesi de yeni yeni yerleşim yerlerine maalesef zarar getirdi” diyebiliyor. Sözün bittiği yerde de şarkı devreye giriyor:

Sana verebileceğim pek bir şey yok aslında.

Benim verebileceğim çok bir şey yok aslında.

Çay var içersen,

Ben var seversen,

Yol var gidersen.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus