Roberto Mancini: En iyi arkadaşının yardımıyla İtalya’da devrim yaratan dâhi futbolcu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İtalya, İsviçre karşısında aldığı sonuç ile tarihe geçti. İsviçre ile berabere kalarak 36 maçlık yenilmezlik serisi yakalayan Gök-Mavililer, futbol tarihinin en uzun süre yenilmeyen milli takımı olmayı başardı. İtalya’nın Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2020) şampiyonluğunun ardından, Optus Sport yazarı Nick Stoll‘un kaleme aldığı “Roberto Mancini: The prodigy player who revolutionised Italy with the help of his best friend/Roberto Mancini: En iyi arkadaşının yardımıyla İtalya’da devrim yaratan dâhi futbolcu” yazısını, Medyascope Spor Servisi’nden Kubilayhan Kavrazlı çevirdi.

Roberto Mancini: En iyi arkadaşının yardımıyla İtalya’da devrim yaratan dâhi futbolcu

Roberto Mancini, 2018 yılında devraldığından bu yana İtalya Milli Takımı’nda bir devrim yarattı. İtalyan futbolunun iyi ve kötü taraflarını kişileştiren teknik adam, ülkesini EURO 2020’de zafere taşıyarak şimdi büyük İtalyan antrenörler listesine katıldı. Bu onun hikâyesi.

Ülkenin önde gelen spor gazetesi La Gazzetta dello Sport , dört dünya şampiyonluğu bulunan Gök-Mavililer’in 2018 FIFA Dünya Kupası’na katılamamasının ertesi sabahı, “İtalya, için bu kıyamettir” manşetini attı.

60 yıldır ilk kez dünyanın en büyük spor etkinliğine gitmiyorlardı.

Haberde, “Kim gelirse, enkazdan yeniden bir takım inşa edecek ve EURO 2020’ye doğru çalışmak zorunda kalacak” denildi.

Hiç kimse oluşan enkazdan sonra yeniden yapılanmanın bu kadar iyi ve hızlı olacağını tahmin edemezdi.

Socceroos efsanesi John Aloisi, Optus Sport’a “Bu şimdiye kadar gördüğüm en iyi İtalya” dedi.

Bu devrimin mimarı Roberto Mancini’dir. İtalyan futboluyla ilgili her şeyi kişileştiren bir adam: İyi ve kötü. Akıllı, tutkulu, duygusal, çatışmacı, taktiksel, teknik, neşeli ve her zaman kenarda iyi görünmeyi başaran.

Mancini, finalden önce EURO 2020’de zaten tarih yazmıştı.

İtalya’nın Avusturya karşısında uzatmalarda kazandığı son 16 turu maçında Mancini’nin futbolcuları, Azzurri için şimdiye kadarki en fazla yenilgisiz maç rekorunu (31) kırdı. Mancini, 1930’larda efsanevi teknik direktör Vittorio Pozzo tarafından belirlenen bir rekoru geride bırakmıştı. Yine de eski Manchester City patronunun gözü kupadaydı.

Mancini, Galler’e karşı rekoru egale ettikten sonra, “Pozzo ve Marcello Lippi dünya kupalarını kazandı. İtalya’nın onur listesinde onlarla eşit olarak anılmak istiyorum” dedi.

Şimdi tam olarak bunu yaptı ve ülkesine 1968’den bu yana ilk Avrupa Şampiyonasını ve tarihteki ikinci zaferini kazandırdı.

Kıyametten Avrupa futbolunun zirvesine. 56 yıllık inanılmaz bir yolculuk oldu.

Prens ve dâhi

Mancini’nin bu Avrupa Şampiyonası’ndaki hikayesi aslında o doğmadan beş ay önce başlıyor. 9 Temmuz 1964’te Gianluca Vialli, İtalya’nın kuzeyindeki Cremona’da doğdu. 27 Kasım 1964’te ise Lesi’de, 400 kilometre güneyde, Mancini dünyaya geldi.

Mancini en başından beri özel bir çocuktu. Doğumundan dakikalar sonra, tıkanmış bir nefes borusu nedeniyle öldüğü açıklandı ancak doktor yüzüne bir şaplak ve soğuk su çarparak Roberto’yu uykusundan uyandırdı. İlk dakikadan itibaren sınırları aşan biri…

İki genç daha farklı yetiştirilemezdi. Kendi kendini yetiştirmiş bir milyonerin oğlu olan Vialli İtalya’nın kuzeyindeki bir şatoda büyürken Mancini, sessiz Campania kasabası Roccadaspide’de küçük, mütevazı bir evde büyüdü.

Vialli kalesinde bir prens olmasına rağmen Mancini de futbol sahasında bir dâhiydi. Sadece 6.000 kişilik bir kasabada büyüyen çocuk, 13 yaşında zaten kulüpler tarafından isteniyordu. Bologna onunla daha çocuk yaşta sözleşme imzaladı ancak kısa süre sonra İtalyan devi AC Milan, kendisinden çok etkilendiği Mancini’yi kuzeye getirmek istedi. Ancak sözleşmesini yanlış adrese gönderdiler.

O dönem her serbest vuruşu, korneri, penaltıyı kullanmak isteyen ve genel olarak sürekli top talep eden Mancini, bu karışıklıktan pişman değildi.

“Belki de oynamamı engellemeye çalışırlardı. Topu hep ayağıma ister ve onlara müsabakaları kazandırırdım fakat onlar gene de çok katıydı” deiyecekti yıllar sonra…

Mancini’nin ünü ülke çapında biliniyordu. Futbol dehasıyla henüz tanışmamış olan Vialli, şimdiden büyülenmişti.

Vialli, geçenlerde “Roberto, 14 yaşımdan beri benim kahramanım oldu” dedi.

Gol ikizleri”nin doğuşu

13 Eylül 1981’de, 17. doğum gününe üç ay kala Mancini, Bologna adına ilk kez Serie A’da oynadı.

Yetenek, duygu, tutku erken yaşlardan itibaren oradaydı. İlk sezonunda 30 maça çıkarken dokuz gol attı. Ayrıca kulübün kendisini İtalya 21 yaş altı takımı için serbest bırakmayı reddetmesi üzerine kendisini soyunma odalarına kilitledi. Mancini ve Vialli ilk kez İtalya 21 yaş altı takımında arkadaşlık kurdu.

Sezon sonunda, Sampdoria kulübü, o zamanlar 18 yaşındaki oyuncuyu kadrosuna katmak için 2.2 milyon euroyu – o zamanlar inanılmaz miktarda para – gözden çıkardı. Mancini, bu paranın hakkını kulüpte 15 sezon geçirip tüm zamanların en iyi oyuncusu olarak verecekti.

1984 yılında, bir önceki sezon Serie B’de Cremonese formasıyla 10 gol atan Vialli, Sampdoria’ya katıldı ve harika bir ortaklık doğdu.

Çift, “I Gemelli del Gol” (Gol İkizleri) takma adını aldı. Birlikte dört İtalya Kupası, 1990’da bir Avrupa Kupa Galipleri Kupası ve 1991’de kulübün tek Serie A şampiyonluğunu kazandılar. Kulübü 1992’de bir Avrupa Kupası finaline götürdüler ve uzatmalarda Johan Cruyff’un Barcelona’sına kaybettiler.

Bu final, Sampdoria için birlikte oynadıkları son maçtı. Vialli Juventus için ayrıldı ve daha sonra Chelsea’ye transfer oldu. Yalnız kalan Mancini, Sampdoria’yı 1994’te bir başka İtalya Kupası zaferine taşıdı. Kulüp o tarihten sonra kupa kazanamadı.

Mancini sonunda, 1997’de Sampdoria’dan ayrıldı. Hâlâ kulüpte en çok maça çıkan ve en çok gol atan oyuncu rekorunu elinde tutuyor.

Sven-Göran Erikkson: “Mancini, yıldız bir oyuncuyken bile yönetici olmak isterdi”

Mancini, topun dışında çok çalışkan ve zaten sahada yönetimsel nitelikler sergileyen, yaratıcı ve teknik olarak yetenekli bir klasik 10 numaraydı. Sahada vokal olarak yer aldı. Takım arkadaşlarını organize ve motive etti. Sürekli hakemlerle tartıştı.

Yine de futbolculukla yetinmedi; hatta oynarken Sampdoria için transferlerler bile yapmaya çalıştı. 27 yaşındaki Mancini, Sven-Göran Eriksson’un teknik direktör olarak seçildiği görüşmede yer aldı. Mancini sık sık takım konuşmaları yaptı, yönetim kurulu toplantılarına katıldı ve transferlerde söz sahibi oldu.

Bari, maça geldiğinde ve iki takım tünelde dururken Mancini, Bari’nin İngiliz yıldızı David Platt’a baktı ve ona kulüp değiştirmek isteyip istemediğini sordu. Platt, 1995 otobiyografisinde “Sampdoria’ya katılmak isteyip istemediğimi sordu” diye yazdı. Mancini o yıllarda Başkan Paolo Mantovani’nin neredeyse oğlu gibiydi.

Mancini’nin öfkesi ve insanlarla ters düşme yeteneği, Sampdoria’daki zamanında da belirgindi. Arjantinli orta saha oyuncusu Juan Sebastian Veron, 1996’da Sampdoria’ya katıldı ve kötü kullanılan bir korner tartışması sırasında Mancini’ne doğru küfretmek gibi bir hata yaptı. Maçtan sonra Mancini beline kadar soyunmuş bir şekilde onunla dövüşmeyi bekliyordu. Veron, “O kolay bir insan değil, biliyorsun,” dedi. “O karmaşık kişiliğe sahip.”

Roberto Mancini ve Sven-Göran Eriksson

Mancini, 1997’de Eriksson’u Sampdoria’dan Lazio’ya kadar takip etti ancak yeni çevresi onu sakinleştirmek için çok az şey yaptı. 2011’de Eriksson, “Onu yanımda Lazio’ya götürdüm ve oyuncuyken bile yönetici olmak isterdi. Antrenmandan önce her şeyin yerinde olup olmadığını kontrol etmek isterdi…” dedi.

Menajer Mancini

Mancini nihayet 26 Şubat 2001’de resmi olarak teknik direktör oldu. Bir ay önce Leicester City’ye kiralık olarak oyuncu olarak katılmıştı ancak Fiorentina’yı devralma şansı, oyuncu olarak emekliliğini duyurmaktan mutlu olduğu anlamına geliyordu. Devraldığı kulüp zor durumdaydı.

Fiorentina mali sorunlarla boğuştu. Mancini; Rui Costa ve Francesco Toldo gibi önemli oyuncuların satılmasının ardından ölüm tehditleri aldı. O zamanlar 37 yaşındaki Mancini, ara sıra kendisi de takımda forma giydi ve bazen ücretsiz çalıştı. Buna rağmen Mancini, 2001 yılında İtalya Kupası’nı kazanmayı başardı ve 11 Ocak 2002’de Fiorentina ile Serie A’nın küme düşme bölgesinde görev yaptıktan sadece 10 ay sonra istifa etti.

Fiorentina o zamandan beri kupa kazanmadı ancak Mancini menajer olarak kupa uzmanı oldu. 2002’de Mancini, Lazio’nun teknik direktörlüğüne getirildi ve finansal kısıtlamalar nedeniyle Hernán Crespo ve Alessandro Nesta gibi yıldızları satmak zorunda kaldı. Oyunculardan ücretlerinde yüzde 80’lere varan fedâkarlık isteyen kulüp Serie A’yı dördüncü bitirdi ve Mancini’nin ilk sezonunda UEFA Kupası’nda yarı finale yükseldi. 2004’te Mancini, takımını başka bir İtalya Kupası zaferine götürdü. Lazio’daki başarı, Inter Milan’ın kendisini istemesi ve Mancini’nin 2004’te Nerazzurri’ye katılması anlamına geliyordu. Lazio da aynı Mancini’nin ayrıldığı diğer takımlar gibi, İtalyan teknik direktörün ayrıldığından beri başka kupa kazanamadı…

Mancini yönetiminde Inter, İtalyan futbolunun baskın gücü haline geldi ancak aynı zamanda Juventus’un Serie B’ye düştüğü ve AC Milan’ın puan kaybı yaşadığı Calciopoli skandalı ile aynı zamana denk geldi. Diğer kulüpler acı çekerken, Mancini başarılı oldu ve Inter yedi kupa kazandı. 30 yıldaki en başarılı menajerleriydi ve art arda 17 maç kazandı. Bu, Serie A rekoru. Ancak Liverpool’a 2007-2008 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nden elenmesi ve Mancini’nin kızgın bir şekilde istifa edeceğini söylemesiyle Inter kariyeri kötü bir şekilde sona erdi.

Mancini, “Çocuklara söyledim ve doğru olan herkese söylemem. Bu benim aldığım bir karar ve bu geceki yenilgiye bağlı değil” dedi.

Mancini’ye çocukken sergilenen o dürtüsellik geri döndü. Ertesi gün yorumlarını geri çekti ancak iki ay sonra kulüp onu görevden aldı. Özellikle Liverpool sonrası yorumları bunda etkili oldu.

Ayrılıktan bir yıl sonra, Mancini, Aralık 2009’da Manchester City’ye katıldı. Para, City’ye akmaya başlamıştı ancak İtalyan takımı devraldığında City hâlâ orta sıra kulübüydü. City’deki ilk tam sezonunda Mancini, kulübün rotasını Şampiyonlar Ligi’ne ve kulübün 35 yıl sonra kazandığı ilk büyük kupa olan FA Cup’a çevirdi.

Sergio Agüero, David Silva, Yaya Toure ve Carlos Tevez gibi yıldızlar Manchester City’ye katıldı. Pek çok oyuncu duygusal olarak Mancini’den ayrıydı ama aynı zamanda onlar, kulübün 44 yıllık ilk lig şampiyonluğunu kazandı ve bu da futbol tarihinin en büyük anlarından biriyle sonuçlandı. City hayranları, Agüero’nun 93:20’sini asla unutmayacak.

Ancak Mancini’de birçok kez olduğu gibi, tüm başarılarına rağmen hem oyuncularla hem de kulüp hiyerarşisiyle arasının bozulmasını engelleyemedi.

Roberto Mancini, Manchester City’den şampiyonluğun ertesi yılı kovuldu

Mancini’nin City’deki asistanı, yıllar önce Sampdoria’daki tünelde yaklaştığı adam David Platt’tı.

The Athletic’e verdiği röportajda Platt, “Robbie halen aynı Robbie (Mancini). İnsanları halen gelişmeleri için zorluyor. Futbolcuların en iyi oyunlarına ulaşması için arı kovanına çomak sokup herkesin huzurunu kaçırıyor” dedi.

2019’da The Athletic’e konuşan eski CEO Garry Cook, Mancini’yi şu sözlerle anlattı: “Ne istediğini biliyordu ve herkese tam olarak söylediği şeyi yapmasını söylerdi. Dezavantajı, seni istemiyorsa, seni bir kenara atmasıydı. Ne yapacağının söylenmesinden gerçekten hoşlanmadı ve bir futbol direktörü olması fikriyle birçok kez mücadele ettik. Roberto başlı başına bir kanundu.”

Mancini, City’yi Premier Lig’in zirvesine taşımıştı ancak şampiyonluğu kazandıktan bir yıl bir gün sonra kovuldu. Mancini, taraftarlara teşekkür etmek için yerel bir gazeteye tam sayfa bir ilan verdi ve taraftarlar da La Gazzetta dello Sport’ta aynısını yaptı. Mancini’nin City’deki en güçlü ilişkisi buydu.

“Unutulmaz 3 yıl – Daima kalbimdesiniz. Görüşmek üzere” Roberto Mancini
“Teşekkürler Mancini. Bir kez mavi daima mavi (kulübün renklerine ithafen)” Manchester City taraftarları

Galatasaray’a geçecek, Türkiye Kupası’nı kazanacak ve ardından Rusya’da Zenit St. Petersburg’a gidecekti. Tepeden tırnağa solmuş gibiydi. Sonra, İtalya kendisini bir kez daha aradı.

İtalya ile devrim

2018’de Gök-Mavililer’in başına geçtiğinde amacının “iyi bir teknik direktör olmak ve milli takımı tekrar dünyanın zirvesine taşımak” olduğunu söyledi.

Aynen öyle yaptı.

Bir tökezlemeyle başladı; Polonya’ya beraberlik ve Portekiz’e mağlubiyet. Ancak 2018’in sonundan beri İtalya bir kez bile kaybetmedi.

Mancini, ilk olarak orta sahasını seçti. Bazıları buna ‘Tiki-Italia’ derdi. Guardian’dan Nicky Bandini, bu tercihi şöyle yorumladı: “Jorginho, Marco Verratti ve Nicolo Barella’dan oluşan bir orta saha üçlüsü organik olarak bir araya geldi. Birbirini tamamlayan üç üstün yetenek: Biri oyunu organize etmek, diğeri mücadeleyi rakiple yapmak ve üçüncüsü de çizgileri aşmak için.”

Jorginho, hem Chelsea hem de İtalya ile o kadar etkileyiciydi ki Ballon d’Or’u kazanabileceği yönünde mesajlar verdi.

Katenaçyo (son derece organize ve etkili bir arka alan savunması) artık yok, İtalya kontra baskıya (gegen press) dayalı, topa sahip bir futbol oynuyor. Ancak İspanya’ya karşı gösterdikleri gibi, gerektiğinde savunma da yapabiliyor.

İtalyanlar’ın topun arkasında olmalarına rağmen gol atabilmelerini takdir ediyorum” diyen eski Premier League golcüsü Michael Bridges, Optus Sport’a şöyle konuştu:

“Onların çok saldırgan ve izlenebilecek kalitede olduğundan bahsetmiştik; bugün neredeyse topa sahip olamayacaklarını kabul ettiler. Çok disiplinliydiler ve kararlılık gösterdiler. “Bir B Planına sahip olmayı ve onu kullanmayı başardılar.”

Mancini ile birlikte tecrübeli stoperler Leonardo Bonucci ve Georgio Chiellini arkada istikrarı sağlayan kilit isimler olurken, kalede Gianluigi Donnarumma, birçok kişinin “yeri doldurulamaz” dediği Gianluigi Buffon’un yerini aldı.

Avustralyalı eski futbolcu John Aloisi, “Roberto Mancini’nin bu turnuvada yaptıkları dikkat çekici” dedi ve ekledi: “Jorginho, Azzurri’yi atağa çıkarıyor ve büyük maçlarda yıldız isimleri orta sahada görev alan Marco Verratti ve Nicolo Barella tutuyor. Oynadıkları futbol harika ve Mancini, iyi organize edilmiş hareketlerle bu oyunu onlar için basitleştiriyor. Jorginho orta sahada pas istasyonu, Spinazzola çok ilerideyse derine gelip Veratti de topla buluşabiliyor, Insigne içeride konumlanıyor. Immobile’nin koşuları rakip savunmaları genişletiyor ve aralarda oluşan boşlukları Barella değerlendiriyor. Sağ kanatta Chiesa genelde çizgide bekliyor, topla buluştuktan sonra rakibinin üstüne gidiyor.”

Mancini, Sampdoria’da Chiesa’nın babasıyla oynadı. Geçenlerde Mancini, “Arada bir durup [Federico]’yu izliyorum çünkü onunla zamanda yolculuk yapabiliyorum” dedi. “Enrico ile aynı… Aynı çalımlar, aynı hızlanma, çok benzer bir şut.”

“Gol ikizleri” yeniden bir arada

2017 yılında Vialli’ye pankreas kanseri teşhisi konuldu. İki yıl sonra, hâlâ tedavi görürken, eski arkadaşı Roberto Mancini Vialli’yi İtalya’nın yeni delegasyon başkanı olarak istedi.

”Goal Twins” bir kez daha bir araya geldi ve akıllarında İtalya için büyük bir hedef vardı: Zirveye dönüş.

2020’de Vialli kanseri yendiğini açıkladı. Tamamen farklı koşullarda doğmuş iki insan, Gianluca Vialli ve Roberto Mancini, İtalya’nın zaferinden sonra kenarda kutlama yaptı; sadece şampiyonluğu değil yaşamı da kutladı.

İki arkadaş bu turnuvada son bir savaş verdi, çok şey yaşadı: Oyuncu olarak, antrenör olarak, insan olarak…

Wembley’de İngiltere’ye karşı oynanan EURO 2020 finali, sahada olduğundan daha büyüktü. Birlikte şimdiye kadar gördüğümüz en iyi İtalya takımlarından birini kurdular. Bugün, İtalya’nın geçmişinde yer alan büyük antrenörlerin bulunduğu onur listesinde katıldılar ve şimdiye kadar gördüğümüz en başarılılarından biri haline geldiler.

Yazar: Nick Stoll

Çeviren: Kubilayhan Kavrazlı

Editör: Doğa Üründül

Kaynak: https://sport.optus.com.au/articles/os28276/roberto-mancini-the-prodigy-player-who-revolutionised-italy-with-the-help-of-his-best-friend-fb

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus