Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (133): Büyüyen bir şey var

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye ekonomisinin ve siyasi iktidarın ekonomik performansının görünümü nerden bakıldığına bağlı olarak değişiyor. Ekonomi Tıkırında’nın 133. yayınında Sedat Pişirici, büyümeden enflasyona resmi verilerden hareket edip yurt izlenimlerini de ekleyerek madalyonun iki yüzünde görünenleri değerlendirdi.

Sizlerin de fark etmediği üzere geçen hafta yoktum. Ne merak ettiniz, ne aradınız, ne sordunuz! “Adam öldü mü kaldı mı yoksa koronavirüse mi yakalandı” demediniz! Sağlık olsun! Sormadınız ama söyleyeyim. Türkiye’nin güneybatısında, az sayıda AKP’li belediyeden biri olan, geniş sahillere de sahip bir ilçenin dağında tatil yapayım dedim. Orada bir arkadaşımın taş evi vardı. Maksat denizde yüzmekten ziyade dağda yeşillenip huzur bulmaktı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Arkadaşım da huzur bulmak için dağa çıkmıştı ama koronavirüs salgını sırasında bir zamanlar doğada tek başına olan evinin sağında solunda önünde arkasında virüsten kaçanlar için milyonluk evler inşa edilmeye başlanınca düze inmek zorunda kalmış. Manzarayı bizzat görünce dedim ki “Dağda ekonomi tıkırında”.

Ama düzde ekonomi pek tıkırında değildi. Ortalıkta bir kuru kalabalık kol geziyordu. Her nedense siyasetçinin iktidar barometresi sayılan esnaf, gariptir ki bu ortamın doğmasına neden olan siyasi, ekonomik ve sıhhi gelişmelere ve beceriksiz yöneticilere değil tüketici-vatandaşa diş biliyordu. Siftah etmediği bir günün toplam hesabını, nasıl olduysa mekanına düşmüş vatandaşa kilitlemeye çalışan esnaf da gördüm, gözünü kısıp yumruğunu sıkmış “Neden gelip bir şeyler almıyorsun” diye yerli turiste bakan esnaf da. Şunu ise bizzat yaşadım: Önceden sipariş ettiğim bir malı almak üzere girdiğim dükkanın yanlış dükkan olduğun sonanda fark edip yandaki doğru dükkana yönelirken, bir yandan da “Kusura bakma, yanlış dükkana girmişim” diye bilgilendirmeye çalıştığım esnaf, gerçekten çökmüş bir ruh hali ve sıkıntılı bakışlarla “Tabii tabii önemli değil. Ama buraya da bir baksaydınız. Belki alacağınız bir şey bulurdunuz” diye fısıldadı. 

Türkiye’nin güneybatısında, sahilinde dağında yaylasında, bakkalı, çakkalı, manavı, kasabı, büfesi, kahvesi, kafeteryası, restoranı, lokantası, barı, pansiyonu, oteli, motelinin, ekonomik kriz ve koronavirüs salgını ile geçen şu son dört yılın hayli kabarık faturasını, yakalayabildiği tüketici-vatandaşa, yerli-yabancı turiste kesmeye çalıştığını gördüm. Ama reel olarak fiş-fatura keseni-vereni neredeyse çok az gördüm. Türkiye’nin güneybatısında daha dün açılmış mekan bile köklü bir kuruluşa dönüşmüş, yakaladığına köküne kadar tanıtıyor bahçesindeki yanmamış son yeşil ağacı.

Ben oralarda dolanırken Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 1 Eylül Çarşamba günü memleketin ekonomik büyüme verilerini, 3 Eylül Cuma günü de Ağustos 2021’in enflasyon verilerini açıkladı.

Memleket ekonomisi 2020 yılında %1,8 büyümüş, kişi başı milli gelir 8 bin 597 dolar olmuş. İktidarda olanlar iktidara geldiklerinde kişi başı milli gelir 3 bin 600 dolar civarıdaydı, ortalık paradan geçilmezken, döviz kredisi almayanın neredeyse dayak yediği bir dönemin etkisi ile 2013 yılında 12 bin 600 dolara kadar yükseldi. Ondan sonra, bu programlarda hep söylediğim gibi, 8 Mart 2018’de uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu BA1’den BA2’ye düşürüp not görünümünü de negatiften durağana çevirmesi ile dikkat çektiği ekonomik kriz, buna eklenen koronavirüs salgını ve her ikisini de yönetemeyen beceriksiz politikalar ve politikacılar nedeni ile bu gelir 2020’de 8 bin 597 dolara düştü.

2020’nin %1,8 oranındaki büyümesi ve 8 bin 597 dolarlık milli geliri orada dururken, bir de baktık ki siyasi iktidar, Allah’ın ipine sarılır gibi aynı TÜİK’in Nisan-Haziran 2021 için açıkladığı %21,7 oranındaki büyümeye sarılmış. Ama geçen hafta Türkiye’nin güneybatısında, işsizlik, parasızlık, geçim sıkıntısı, ödenemeyen borç, köklü fiyatlar, fırsat bu fırsat az ötesinde daha 15 gün önce cayır cayır yanmış ormanlara rağmen hala orman içine inşa edilen yangına dayanıksız villa inşaatları ve yerli ile turist arasındaki gerilimin büyüdüğünü gören ben, ekonominin büyüdüğünü görmedim. Büyüyen, dibe vurmuş bir ekonominin “bu iktidardan hayır yok” diye kolları sıvayıp yakaladığına adisyon açan aktörlerinin günün sonunda kestiği hesaptır.

Ekonomisi %21,7 büyüyen Türkiye’nin enflasyonu da büyüyor. Hem de hükümetin başı, AKP’nin genel başkanı, Türkiye’nin 12. cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a rağmen. Hatırlayınız, Erdoğan 4 Ağustos 2021’de, hükümetini destekleyen bir kısım televizyonun ortak yayınında, Temmuz 2021 enflasyonunun tüketici fiyatlarında %18,95, gıda fiyatlarında %24,92, üretici fiyatlarında %44,92 olarak açıklanmasından bir gün sonra, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun o sırada %19 olan politika faizinin yeni oranını açıklamasından bir hafta önce, “Bundan böyle enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil. Faiz oranlarında da düşüşe geçiyoruz, yüksek faiz yok. Çünkü yüksek faiz, bize yüksek enflasyonu getirecektir” demişti. Ama ne oldu? Enflasyon ferman dinlemedi, Ağustos 2021’de tüketici fiyatlarında %19,25, gıda fiyatlarında %29, üretici fiyatlarında %45,52 artıverdi. 

Enflasyonda bir enteresan husus da şu. Veriler açıklanmadan bir gün önce doğalgaza %15 zam geldi. Evde tükettiğimiz doğalgaza değil ama sanayide ve elektrik üretiminde kullanılan doğalgaza. Dolayısı ile “Oh oh evdeki doğalgazın faturası kabarmadı” diye sevinmeyin, bu %15, doğalgaz kullanılarak üretilen her türlü mal ve hizmetin fiyatını kabartacak ve bana kalırsa %15 ile de kalmayacak. Neden mi? TÜİK verilerine göre elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı sektörünün Ağustos 2021’deki yıllık enflasyon artışı %48,39, bir ana sanayi grubu olarak enerjide yıllık enflasyon artışı %59,39. Elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı sektöründe aylık enflasyon artışı %19,53, bir ana sanayi grubu olarak enerjide aylık enflasyon artışı %9,77. Bu kabaran enflasyonu illa ki bir yere yaslayacaklar değil mi?

Şimdi biraz zihin açalım. Bağımsız Merkez Bankası’nın, eski bir AKP milletvekili olan başkanı Şahap Kavcıoğlu, 29 Temmuz 2021’de, yılın üçüncü enflasyon raporunu açıklarken ne demişti? “Para politikası duruşu, enflasyon görünümüne yönelik yukarı yönlü riskler dikkate alınarak, temkinli bir yaklaşımla enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağında belirlenecektir. Bu doğrultuda politika duruşu, enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edecektir.” Türkçesi, politika faizi oranı enflasyonun üzerinde olacakmış.

3 Ağustos 2021’de Temmuz 2021’in enflasyon verileri açıklanmış, tüketici fiyatları enflasyonu %18,95. 

4 Ağustos 2021’de Erdoğan “Bundan böyle enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil. Faiz oranlarında da düşüşe geçiyoruz, yüksek faiz yok. Çünkü yüksek faiz, bize yüksek enflasyonu getirecektir” demiş.

12 Ağustos 2021’de Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplanıp politika faizinin önceki gibi %19 oranında sabit tutulmasına karar vermiş. Böylece politika faizi 29 Temmuz’da açıklandığı gibi enflasyonun üzerinde belirlenmiş.

Şimdiii…

Ağustosun tüketici fiyatları enflasyonu %19,25. Çıktı mı politika faizinin üstüne? 23 Eylül 2021’de de Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun toplantısı var. “Faiz sebep enflasyon netice” diyen Erdoğan, faizi düşürmedi diye, hepsini de kendi atadığı önceki üç Merkez Bankası Başkanı’nın kafasını koparmışken, %19,25’lik enflasyon karşısında Şahap Kavcıoğlu politika faizini yükseltir mi düşürür mü?

Hani Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünist Manifesto’sunun girişinde “Avrupa’da bir heyûla dolanıyor, komünizm heyûlası” diyor ya, zannımca şu sıralara Merkez Bankası’nın koridorlarında da bir heyula dolaşıyor ama komünizm heyûlası değil. O heyulanın korkusundan olacak ki Merkez Bankası Başkanı geçen hafta kim oldukları öğrenilemeyen kimine göre yatırımcı kimine göre ekonomist bir kısım insanla buluştuğunda, “Siz tüketici fiyatları enflasyonuna bakmayın gıda fiyatları enflasyonu yüzünden yüksek geliyor, asıl çekirdek enflasyona bakmak lazım” demiş.

Olur bakalım. Neydi çekirdek enflasyon? İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç enflasyon. TÜİK buna “özel kapsamlı TÜFE göstergesi” diyor. Çekirdek enflasyon Ağustos 2021’de aylık %0,74, yıllık %18,46 artmış. Eee, nesine bakacağız bunun?

Ağustos 2021’de, enflasyon sepetindeki 415 maddeden, 59’unun ortalama fiyatı düşmüş, 49’unun ortalama fiyatı değişmemiş, 307’sinin ortalama fiyatına zam gelmiş. Bu sepetteki 132 madde gıda. Geri kalan 283’ü gıda dışı. Sen daha diyorsun ki çekirdek enflasyona bakın. Al baktık işte: TÜFE %19,25, çekirdek enflasyon %18,46. Bakın size yine TÜİK’in enflasyon sepetinden çekirdek fiyatlarını da vereyim. Ocak 2003’te bir kilo ay çekirdeğinin fiyatı, paradan altı sıfır atıldığında 2 lira 80 kuruş, bir kilo kabak çekirdeğinin fiyatı, paradan altı sıfır atıldığında 5 lira 86 kuruşmuş. Ağustos 2021’de bir kilo ay çekirdeğinin fiyatı 28 lira 77 kuruş, bir kilo kabak çekirdeğinin fiyatı 63 lira 58 kuruş. İktidarın iktidarında geçen 18 yılda ay çekirdeğinin fiyatı %927, kabak çekirdeğinin fiyatı %985 artmış. Çekirdek gibi çitlemişler memleketi, çekirdek gibi.

Ve geldik bu hükümetin 2022-2023-2024 yıllarını kapsayan orta vadeli ekonomik programına. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın hazırladığı Orta Vadeli Program (OVP), cumhurbaşkanı kararı olarak pazar günü (5 Eylül 2021) Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanıp yürürlüğe girmiş. Yani Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı hazırlasa da o programda ne varsa öyle olmasına ve öyle uygulanmasına AKP Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karar vermiş. Ve daha bir ay önce televizyonda “Enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil” diyen Erdoğan, Merkez Bankası’nın %14,1 olan 2021 yılı sonu enflasyon tahminine karşılık, Orta Vadeli Program’da 2021 yılı sonu enflasyonunun %16,2 olacağını ilan etmiş. Erdoğan, Merkez Bankası’nın 2021 yılı tüketici fiyatları enflasyonunu %15 yükseltmiş. Var mı bunun bir izahı?

Erdoğan’ın OVP’sine göre bu yılı %16,2 ile tamamlayacak olan TÜFE, 2022’de %9,8’e, 2023’te %8’e, 2024’te %7,6’ya gerileyecekmiş.

Erdoğan’ın OVP’sine göre bu yıl 9 bin 489 dolar olması beklenen kişi başına milli gelir, 2022’de 9 bin 947 dolara çıkacak, 2023’te 10 bin doların üzerine çıkıp, 2024’te 11 bin 465 dolara yükselecekmiş.

Erdoğan’ın OVP’sine göre, 2021’i %12,6 ile tamamlaması beklenen işsizlik oranı, 2022’de %12’ye, 2023’te %11,4’e, 2024’te %10,9’a gerileyecekmiş.

Erdoğan’ın OVP’sine göre, Türkiye ekonomisi bu yıl yüzde 9, 2022’de yüzde 5, 2023 ve 2024’te yüzde 5,5 büyüyecekmiş.

Gördüğünüz gibi Türkiye’de büyüyen bir şey var. Ama mesela benim geçen hafta Türkiye’nin güneybatısında gördüğüm büyüyen şey ile Erdoğan’ın OVP’sinde büyüyen şey aynı değil. Önceki orta vadeli programları sunan Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, Instagram hesabından istifa ederken ne demişti? Allah sonumuzu hayreylesin.

Allah sonunuzu hayreylesin efendim.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus