Kırtasiye ürünleri alırken dikkat: “Kırtasiye ürünlerinde kullanılan zararlı kimyasallar ileride çocuklarda ciddi hastalıklara neden olabilir, kimyasal kullanımı üreticinin inisiyatifine bırakılmamalıdır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de yaklaşık bir buçuk yıl aradan sonra okullar haftada beş gün yüz yüze eğitime başladı. Ülke genelinde yeni eğitim öğretim yılı için hazırlıklar tamamlanırken uzmanlar, okul alışverişinde kırtasiye ve giyim malzemelerinde kullanılan kimyasallara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın Uçucu Maddelerin Zararlarından İnsan Sağlığının Korunması Hakkında Yönetmeliği gereğince uçucu maddelerin kullanılması yasaklanmıştı. Diğer yandan 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanuna göre üreticiler yalnızca güvenli ürünleri piyasaya sürebilir. Ancak çocukların sıklıkla kullandığı silgi, suluboya, oyun hamuru, pastel boya gibi kırtasiye ürünlerinde koku ve renklerin kalıcı olmasını sağlamak için toksik kimyasallar kullanılmaya devam ediyor. Medyascope’a konuşan Türkiye Mühendis ve Mimar Odalar Birliği (TMMOB) Kimya Mühendisleri Odası’ndan Sinem Özmen, kırtasiye alışverişinde su bazlı ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

“Gelişim çağındaki çocukların zararlı kimyasallara maruz kalması gelecekte ciddi hastalıklara sebep olabilir”

Türkiye’de bir buçuk yıl aranın ardından okullar yüz yüze eğitime açıldı. Okulların yüz yüze eğitime başlamasıyla kırtasiye malzemelerinde kullanılan kimyasallara karşı dikkatli olunması uyarısında bulunan Özmen, “Kırtasiye malzemelerini düşünürken aslında iki kategoride değerlendirmek gerekir. Boya kalemleri, pastel boyalar gibi ürünler oyuncak kategorisine girmektedir ve daha katı kurallara tabidir. Çünkü çocuklar tarafından kullanılmaktadır ve gelişim çağındaki çocukların zararlı kimyasallara maruz kalması gelecekte ciddi hastalıklara sebep olabilir. Ayrıca fiziksel zarar verebilecek ürünlere de dikkat edilmeli. Sivri kısımları olan ürünler çocukların yaralanmasına sebep olabilir” dedi.

“Zararlı kimyasalların bu ürünlerde kullanımının önüne geçilmesi sadece üreticinin inisiyatifine bırakılmamalıdır”

İnsan sağlığına zararlı kimyasalların ürünlerde kullanımının üreticinin inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini belirten Özmen, “Ürün güvenliği birçok endüstri için önemsenmesi gereken bir konu. Halk ve çevre sağlığını etkileyen en önemli parametre tüketim ürünleri. Yediğimiz yemekten uyuduğumuz yatağa kullandığımız kaleme kadar her birinin özel sınırlamaları mevcut olabilir. Zararlı kimyasalların bu ürünlerde kullanımının önüne geçilmesi sadece üreticinin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Daha yoğun denetim ve önleyici faaliyetler içeren yönetmeliklere devreye alınabilir” diye konuştu.  

Kırtasiye malzemelerinde plastiğin sert ve kırılgan özelliğini yumuşatmak ya da renk ve kokuların kalıcı olmasını sağlamak için toksik kimyasallar kullanıyor. Kırtasiye malzemelerinde kullanılan kimyasallararasında azo boyar, fitalat, nikel gibi maddeler kısa, orta ve uzun vadede sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Azo boyar kimyasalları dünya genelinde kırtasiye, oyuncak ve aksesuar ürünlerinde oldukça yaygın kullanılıyor. Azo boyar, fitilat ve nikel gibi kimyasalların ise deride alerji, döküntülere ve hormonal bozukluklar gibi ergenlik döneminde ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarına neden olduğu belirtiliyor.

“Küçük çocukların kullanacağı boya kalemleri gibi ürünler için CE işareti ne EN 71 uyumluluğu önemli”

Kırtasiye alışverişinde kimyasal madde kullanılan ürünlere dikkat edilmesi gerektiğini belirten TBMMOB Kimya Mühendisleri Odası’ndan Sinem Özmen, şu bilgileri verdi:

“Tüketiciler için ürün üzerindeki ifadeler önem kazanıyor. Fakat ürün güvenliği politikasının önleyici değil de düzeltici olduğunu düşündüğümüzde ürünlerin üzerinde yazan beyanlarında ne kadar gerçeği yansıttığı bir soru işareti oluyor. Firmalar, ürünlerin ambalajlarına ‘Toksik değildir, kimyasal içermez’ vb. ifadeler yazabilir ama bunların ne kadarı test edilmiş ürünler olduğu bilinmemekte. Özellikle belirli yaştan küçük çocukların kullanacağı boya kalemleri gibi ürünler için CE işareti ne EN 71 uyumluluğu önemli. Kimyasal maliyetlerini düşündüğümüzde çok ucuz ürünler şüphe çekici olabilir. Fakat alım gücünün bu kadar düştüğü günlerde bunu ne kadar göz önüne alabilir ki insanlar?” 

Kimya Mühendisi Sinem Özmen

“Genel olarak su bazlı ürünlerin tercih edilmesi de daha güvenli olacaktır”

Su bazlı kırtasiye ürünlerinin kullanılmasının daha güvenli olduğunu belirten Sinem Özmen, “Genel olarak su bazlı ürünlerin tercih edilmesi de daha güvenli olacaktır. Ailelerin çocuklarını ürünlerin kullanımına dair eğitmeleri de oldukça önemli. Çocukların büyük çoğunluğu silgi, kurşun kalem gibi kırtasiye malzemelerini ağzına sokabiliyor. Bu konuda kesinlikle düzenli olarak gerek veliler gerekse öğretmenler tarafından uyarılmalarında fayda var” dedi.  

“Yurtiçinde üretilen ürünlerde ise piyasaya sürülmeden önce yapılacak testler üretici firmanın inisiyatifinde”

4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanuna göre üreticiler yalnızca güvenli ürünleri piyasaya sürebilir. Ancak kırtasiye ürünlerine dair özel bir yönetmeliğin olmadığını belirten Özmen şöyle devam etti: “Kırtasiye malzemelerine dair özel bir yönetmelik yok. Kimyasalların kısıtlanması ile ilgili yönetmelikte yasaklanan belirli kimyasalların (örneğin kurşun halkın kullanımına sunulan eşyalarda belirli bir limitin üzerinde bulunmamalıdır) hangi ürün için kullanılamayacağını belirten bir ek mevcut. Oyuncak güvenliği yönetmeliği mevcut. Oyuncak güvenliği yönetmeliği kapsamındaki ürünlerde kimyasal değerlendirme yanında ürünlerin fiziksel şekilleri ve boyutlarına dair de EN71 standartları ile belirli kurallar konulmuş durumda. Ürünlerin güvenilirliklerinin takibi yurtiçi üretim ve yurtdışından gelen ürünler için ayrılıyor. Gümrük aşamasında kırtasiye malzemeleri ya da oyuncaklar denetçiler tarafından yeterliliğe sahip laboratuvarlara yönlendirilebiliyor. Fakat üretici firmanın yükleme öncesindeki bir tarihte yapılmış test raporu da kabul görebiliyor. Yurtiçinde üretilen ürünlerde ise piyasaya sürülmeden önce yapılacak testler üretici firmanın inisiyatifinde. Testlerin sıklığına dair durum firmanın kendi ürün güvenliği politikasına kalıyor. Ürün piyasaya sürüldükten sonra bakanlığın piyasa gözetimi yaparak ürünlerdeki uygunsuzlukları belirlemesi mümkün olabiliyor.”

“Ticaret Bakanlığı’nın uygulamasının yeterli olduğunu düşünmüyorum”

Ticaret Bakanlığı’nın uygunsuz olarak nitelendirilen ürünleri Güvensiz Ürün Portalı (GÜBİS) sayfasında yayınladığını belirten Özmen, bakanlığın bu uygulamasının önleyici ve yeterli olmadığını söyledi. Özmen, “Ticaret Bakanlığı uygunsuz ürünleri GÜBİS’te yayınlıyor ve ürünler piyasadan toplanıyor. Fakat bu aslında önleyici değil düzeltici bir faaliyet oluyor. Yani o ürün bakanlığın denetimine denk gelene kadar kullanan ve belki sonrasında kullanacak insanlar olabilir. Ürün çeşitliliğini düşündüğümüzde ve satış noktası sayısını hesaba kattığımızda kapsamlı bir denetim için büyük bir organizasyon ve planlama gerekir ya da önleyici faaliyetlerin belirlenmesi gerekebilir. Bu açından yeterli olduğunu düşünmüyorum. Denetimler şikâyet edilen ürünler için daha sıkı yapılabiliyor” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus