ODTÜ Onur Yürüyüşü davasında yargılanan 18 öğrenci ve bir akademisyen beraat etti — Sanık Özgür Gür, “Binlerce haksız uygulama sonrasında verilmiş bir karar”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) LGBTİ+ Dayanışma kulübünün 10 Mayıs 2019 günü okul kampusünde düzenlediği onur yürüyüşüne katıldıkları için “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılma” ve “ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamalarıyla 19 öğrenci ve bir akademisyen hakkında dava açılmıştı. Davanın yedinci duruşması bugün (8 Ekim) 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları için yargılanan 18 öğrenci ve bir akademisyen için beraat kararı verdi. Sanık olarak yargılanan öğrenci Dilara Sunal, polis mensuplarına hakaret ettiği gerekçesiyle 8 bin Türk Lirası (TL) adli para cezasına çarptırıldı. 

Savcı altıncı duruşmada mütalaasını vermiş ve gözaltına alınanlardan 13 kişinin “kanunsuz eyleme katılmak ve uyarılara rağmen dağılmamaktan” 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten cezalandırılmasını, diğer altı kişinin ise beraatını istemişti. Bugün görülen duruşmada ise mahkeme, yargılanan 19 kişi için suçun oluşmadığı anlaşıldığından beraatına karar verdi. Sanıklardan Dilara Sunal ise polis mensuplarına hakaret ettiği gerekçesiyle 8 bin TL adli para cezasına çarptırıldı.

ODTÜ Onur Yürüyüşü davasını, 17 Mayıs, SPoD, GALADER, Kırmızı Şemsiye, Boğaziçi LGBTİ+, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, MLSA, Civil Rights Defenders, Hollanda, İsviçre, Norveç, ABD, Fransa, Danimarka, Belçika elçiliklerinden ve AB Türkiye Delegasyonu’ndan temsilcilerin de bulunduğu birçok kişi izledi. Çeşitli hak örgütlerinin yanı sıra davayı Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da takip etti.  

LGBTİ+ aktivistlerinin avukatı Öykü Didem Aydın, savunmasına başlamadan önce duruşma salonunda sivil polis varsa kimlik tespitinin yapılmasını ve salonda bulunan polis memurlarının çıkarılmasını talep etti. Aydın’ın talebini kabul eden hâkim, salondan polislerin çıkmasını istedi. 

“Ay beraat ver artık” 

Üniformalı polislerin salondan çıkmasından sonra savunmasına başlayan Aydın, “Biz buraya ‘Ay beraat ver artık’ diye geldik. Artık bu davadan sıkıldık. İki yıldır devam eden bu davanın sonuçlanmasını bekliyoruz. Temel hak ve özgürlükler içerisinde yer alan Onur Yürüyüşü’ne dava açılması bir hak ihlali iken, bir başka hak ihlali daha yaşanmasın ve duruşma beraat ile sonuçlansın istiyoruz” dedi.

Ankara İdare Mahkemesi’nin, “onur yürüyüşü hukuka aykırı değildir” kararı savcının gözünden mi kaçtı? 

Av. Aydın savcının bir önceki duruşmada verdiği mütalaaya ilişkin de şunları söyledi: 

“Savcılık mütalaasında beş öğrencinin beraatı; 12 öğrenci ve bir öğretim görevlisinin ise ‘kanuna aykırı olan gösteri yürüyüşüne katıldıkları ve kolluk görevlilerince birçok uyarı ve zor kullanmaya rağmen dağılmadıkları’ suçlamasıyla cezalandırılmaları talep ediliyor. Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin yasak kararının hukuka aykırı olmadığına karar verdi. Biz bu kararı mahkemeye sunduk. Biz bu kararı sunmuşken Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin kararı savcılık mütalaasında gözden mi kaçtı?” 

“Kamu düzenini bozan kampusü işgal eden polisler olmuştur”

Mütalaanın kanuna aykırı olduğunu ve ODTÜ Rektörü Mustafa Verşan Kök’ün, valinin unvanını gaspedip e-posta yasağı koyduğunu vurgulayan Aydın konuşmasına şöyle devam etti:

“Kamu düzenini bozan, kampüsü işgal eden polisler olmuştur. Kamu düzeninin müvekkillerimiz tarafından uzaktan ve yakından zedelenmesi bile söz konusu değilken bu mütalaa neden? Kolluk gücünün oraya gitmesi açık ve yakın tehdit olduğunu değil; kolluk kuvvetinin LGBTİQ+ haklarına ilişkin kötü niyetini gösteriyor. Kolluk görevlisi şenlik havasında geçecek onur yürüyüşüne saldırmış, deyim yerindeyse kampüste terör estirmiştir.”

“Barışçıl toplantılar için valilikten izin almak gerekmez”

Av. Mert Ekinci ise iddianame ve mütalaanın polis fezlekesine göre hazırlanmasını sert sözlerle eleştirerek, “Bu yasak kararı mahkeme tarafından kaldırıldı ama kaldırılmasa da hukuka aykırıdır. Bu karara dayanarak gerçekleştirilen her türlü müdahale hukuka aykırıdır. İddianameyi tersine çevirmemiz gerekir. Sanık kürsüsünde bulunan kişiler müşteki kürsüsünde bulunmalıdır” dedi. 

“Delillere ulaşmamız engellendi” 

Davada yargılanan ODTÜ LGBTİ+ aktivistlerinden Melike Balkan, bu süreçte 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu‘nu ezberlediklerini vurgulayarak şunları söyledi:

“Yürüyüşü yasaklama yetkisi olan rektör, yasak kararını valilik kararına dayandırmıştı. Ancak ortada hukuka uygun bir valilik kararı yoktu. Rektör, yetkisini kötüye kullandı. Türk hükümeti Birleşmiş Milletler bağımsız uzmanlarına verdiği yanıtta da valilik yasağı olmadığını belirtti. Kimse hangi zamanlarda, nasıl, kimseye karşı fiziksel şiddet uygulandığını bilmiyor. Biz de bilmiyoruz çünkü polis videoları eksik. Bizim delillere ulaşmamız engelleniyor. Görüntüleri ham ve eksiksiz haliyle dava başından beri istememize rağmen karar beklediğimiz bu gün görüntüler hâlâ yok. Bu kadar polis şiddetine uğramış insanların iki yıl boyunca yargılanması en büyük hak ihlalidir. İki yıldır insanların hayatlarında belirsizlik var. Burada şiddet uyguladığını ismiyle bildiğimiz, mahkemeye ilettiğimiz polisler yargılanmıyor; demokratik hakkını kullanan insanlar yargılanıyor.”

“Buradayım, alışsınlar, gitmeyeceğim!”

ODTÜ LGBTİ+ aktivistlerinden Özgür Gür ise “Ben bu dava başladığında öğrenciydim, artık öğrenci değilim. Ben bu ülkede polisin şiddetine, hükümetin nefretine maruz kalmış milyonlarca kişiden biriyim. Yalnızca bu dava değil, daha geçen gün polis memuru tarafından öldürülen Hande Buse Şeker’in davası vardı. Boğaziçi’ndeki arkadaşlarımız yargılanıyor. Buradayım, alışsınlar, gitmeyeceğim! Polis bana ‘Devlet benim’ dedi. Bu devlet benim devletim değil mi” diye konuştu. 

“Bundan 10 yıl sonra bize nefretle saldıranlar bu mahkemede yargılanacak” 

Özgür Gür savunmasına şöyle devam etti: 

“Birileri bizim var olmadığımızı, sözde bizim diye ifade ettikleri kültürde LGBTİ+’ların olmadığını iddia ediyor. LGBTİ+’lar her zaman, her kültürde, her yerde vardır. Bakın buradayız. Sokaklarda, işyerlerinde, tezgahlarda, emeğin görünmez kılındığı evlerde varız. Onur Yürüyüşü benim hakkım, LGBTİ+’ların hakkı. Ben Onur Yürüyüşü’nde bulunmaktan gurur duyuyorum. Bir gün bu suç olarak ifade edilse de ben tekrar aynı cümleleri söyleyeceğim. Bundan belki üç belki beş yıl sonra insanlar neyle yargılandığımıza inanamayacaklar. Hatta bize saldıranlar bu kürsüde yargılanacak.”

Ne olmuştu?

2019’da ODTÜ Rektörlüğü’nün çağrısı üzerine üniversite kampusüne giren polis, 9. ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne biber gazı ve plastik mermi ile müdahale etti. Yirmiden fazla öğrenci ve bir öğretim görevlisi gözaltına alındı ve aynı gece geç saatlerde serbest bırakıldı. 18 öğrenci ve bir akademisyene, 10 Mayıs 2019’da kampüste düzenlenen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle dava açıldı.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK), LGBTİ+ onur yürüyüşünde gözaltına alınan öğrencilerin burs ve kredilerini kesti. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus