Eski TÜGVA yöneticisi Tamer Özsoy Medyascope’a konuştu: “Listelere gözlerimle şahit oldum, savcılar sorgulamaya benden başlasın”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print


Türkiye Gençlik Vakfı’nda (TÜGVA) 2018-2019 yıllarında 16 ay yöneticilik yapan Tamer Özsoy, vakıfla ilgili ortaya çıkan belge ve iddiaların gerçeği yansıttığını, bazılarına bizzat şahit olduğunu söyledi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu ve yüksek istişare kurulunda yer aldığı TÜGVA ile ilgili olarak ortaya çıkan devlet kurumlarında işe alımlar ile ilgili listelerin gerçek olduğunu belirten Özsoy, “Önce genel merkez kendi tanıdıklarını yerleştirirdi. Ondan sonra il düzeyine inerdi. İl düzeyinde kim, kimi, ne kadar tanıyor, TÜGVA ile ne kadar bağlantısı var? Bunlara bakılıp liste oluşturulurdu ve ilgili yere gönderilirdi. TÜGVA listeyi yapar, listeyi gönderir ve bunlar işe başlardı” dedi.

“Başvurular TÜGVA üzerinden geliyordu”

Tamer Özsoy, TÜGVA’da yöneticiliği sırasında şahit olduklarını şöyle anlattı:

2018-2019 yıllarında 16 aylık bir yöneticilik yaptım. Bu süre içinde Türkiye iki seçim gördü. Bu seçim süreçlerinde TÜGVA’ya gelen insanlara çok fazla iş vaadinde bulunulduğuna kendi gözlerimle şahit oldum. Özellikle 2019’da Cumhurbaşkanlığı’nda açılan Millet Kütüphanesi’ne alım süreçlerini bizzat yaşadım. Cumhurbaşkanlığı’na başvurular doğrudan TÜGVA üzerinden geliyordu. TÜGVA’nın elemeleri sonucunda nihai liste Külliye’ye gitti ve işe başladılar. Bu sadece benim birebir yaşadığım bir süreç. Bunun dışında da özellikle büyükşehir belediyelerinin, kaymakamlıkların, valiliklerin nasıl TÜGVA’ya tahsis yaptığına, bedelsiz şekilde yerlerin vakfa devredildiğine de şahit olduk. Ortaya çıkan belgelerin doğru olduğunu biliyorum.”

“Herhangi bir mülakata tabi olmadan üniversitelerde öğretim görevlilerinin alınmasına kadar gidiyor”

Usulsüz işe alımların devletin pek çok kurumuna yayıldığını belirten Özsoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu iş Adalet Bakanlığı’na gidiyor, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gidiyor, valiliklere, üniversitelere gidiyor. Herhangi bir mülakata tabi olmadan üniversitelerde öğretim görevlilerinin alınmasına kadar gidiyor. Bunlar yaşadığım, gördüğüm şeyler. Üniversite sırasında TÜGVA bünyesinde olan öğrencilerin üniversite bittikten sonra fakülteler ve yüksekokullara nasıl atandığı aşikâr. Bunu benim söylememe bile gerek yok, çok açıktır. Bugün Adalet Bakanlığı’na son beş yılda alınan müşavirlerin nasıl alındığını hepimiz biliyoruz.”

“Önce genel merkez kendi tanıdıklarını yerleştirirdi”

Özsoy işe alım mekanizmasının işleyişini ise şöyle anlattı:

Önceden genel merkez bilgi verirdi. Örneğin Millet Kütüphanesi’ne alım olacak. Önce genel merkez kendi tanıdıklarını yerleştirirdi. Ondan sonra il düzeyine inerdi. İl düzeyinde kim, kimi, ne kadar tanıyor, TÜGVA ile ne kadar bağlantısı var? Bunlara bakılıp liste oluşturulurdu ve ilgili yere gönderilirdi. TÜGVA listeyi yapar, listeyi gönderir ve bunlar işe başlardı.

Savcılar benden başlasın”

Özsoy, bugüne kadar neden sessiz kaldığını sorduğumuzda ise şu yanıtı verdi:

Benim açıklamalarım var. Ben TÜGVA ile alakalı çok keskin bir şekilde olmasa da özellikle Aralık 2019’dan sonra yapılan yanlışları söyledim. Dün (12 Ekim) İsmail Saymaz’ın televizyondaki açıklamalarından sonra ‘Evet cesur birileri var, buna destek olmak lazım’ diye ben de paylaşımda bulundum. Vicdanlı ve namuslu cumhuriyet savcılarının bu işin üstüne gitmesi gerekiyor. Benim de sorgulanmam gerekiyor. Soruşturmaya benden başlasınlar. İçlerinden biri olarak benden başlasınlar, desinler ki ‘Kardeş gel buraya, neden ayrıldın, sen ne kadar destek aldın?’ desinler.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus