Rejim ve sistem tartışmalarına sol nasıl bakıyor? Solda ittifak mümkün mü? Parti yetkilileri Medyascope’a konuştu: “Türkiye’de solda büyük bir çözülme ve dağınıklık var, bunun için bir çözüm ve eylem planı uygulamamız gerekiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye, 2023 seçimlerine yaklaşırken siyaset sahnesinde görüşmeler, ittifaklar ve sistem tartışması sürüyor. Altı muhalefet partisinin güçlendirilmiş parlamenter sistem görüşmeleri ise devam ediyor. Altı partinin yıl sonuna kadar kamuoyuyla ortak bir deklarasyon paylaşması bekleniyor. Bu tartışmalar ve çalışmalar sürerken görüşmelerin dışında kalan sol ve sosyalist partiler bu tartışmalara nasıl bakıyor. Medyascope, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), SOL Parti ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) yetkililerine, güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmalarına nasıl baktıklarını ve solda bir ittifak arayışı olup olmadığını sordu. 

“Demokrasi güçlerinin ittifakı”

HDP, 27 Eylül’de kamuoyuyla paylaştığı tutum belgesini değerlendirmek ve öneriler almak üzere farklı kesimlerle görüşmelerini sürdürüyor. Medyascope’a konuşan HDP Merkez Yürütme Kurulu üyesi Sultan Özcan, sol ittifak söylemine karşı çıkıyor. Özcan, “Tek adam rejiminden çıkış arayan tüm kesimlerle görüşmeleri sürdürüyoruz” diyerek daha kapsamlı bir ittifak modeli üzerinde çalıştıklarını belirtiyor:

“Adını solda ittifak olarak değil de demokrasi güçlerinin bütünüyle bir ittifakı olarak görüyoruz. Tutum belgemiz sonrası Meclis içinde ve dışında partilerle görüşmeye devam ediyoruz. Sadece siyasi parti değil sendika, örgüt ve sivil toplum hareketleriyle de görüşüyoruz. Sadece solda değil tek adam rejiminden çıkış arayan tüm kesimlerle görüşmeyi sürdürüyoruz.”

HDP Merkez Yürütme Kurulu üyesi Sultan Özcan

HDP, tutum belgesi üzerine fikir alışverişinde bulunmak için son bir haftada DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’ni ziyaret etti. HDP, önümüzdeki hafta da Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), SOL Parti, EMEP ve TKP gibi parti ve kurumları ziyaret edecek. Sultan, görüşmelerin amacını şöyle anlatıyor: “Türkiye’nin ortak geleceğini oluşturmak açısından en geniş yelpazeyle güç birliği yapmak istiyoruz. HDP, bu konuda elinden gelen her şeyi yapmaya hazır. İttifak veya güçbirliği için önümüzde henüz bir tarih skalası yok.”

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan

 “CHP, sol bir partiye oy verdiğini düşündüğü seçmenini sağcılaştırıyor”

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ise Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) politikalarını ve altı muhalefet partisinin yürüttüğü görüşmeleri eleştirerek şunları söyledi:

“Parlamentodaki muhalif partiler arasındaki görüşmede burada artık sol yok. Bu parlamento muhalefetinin sol tarafı tamamen ortadan kaldırılmış durumda. CHP, sol partiye oy verdiğini düşünen geniş toplumsal kesimi sağcı partilere alıştırıyor. Hatta onların seçmeni hale getiriyor. Göreli olarak daha tercih edilen parlamenter sistemdir. Biz elbette başkanlık sistemine karşıyız. Parlamenter sisteme geçilecek ortalık cennete dönecek, böyle bir şey yok. Bu propagandaya karşı halkı uyarmak zorundayız. Türkiye’de bugün sorunların kaynağında başkanlık sistemi yok. AKP’nin ilk dönemi iyiydi masalları anlatılıyor. Bu çok tehlikeli. Muhalefet partileri de bunu söylemeye başladı.”

“Bir bakıyoruz bizimle el ele olan dostlarımız başkalarının elini tutuyor”

Sol bir ittifakı sağlamak için görüşmeler yürüttüklerini belirten Okuyan, böyle bir ittifakın neden gerçekleşmediğine dair ise şunları söyledi:

“Bir arada olmaktan uzak durma gibi bir çabamız yok. Görüştüğümüz partiler var. Sol kendisi gibi davranmalı. Düzen değişikliği önermeli, bir araya gelmeli ve birlikte mücadele etmeli . Bunun için çalışıyoruz. Anlaştığımız çok fazla şey var. Anlaşamadığımız nokta bu tür bir ittifakın sınırları. Belirsiz tavır içinde olanları biz bu ittifaka taşımak istemiyoruz. Genel bir sol çerçevesi bize yetmiyor. İlkelerin adını koymak lazım. Örneğin laiklik denilince ‘özgürlüklere karşı olmasın’ gibi parantezler açılıyor, emperyalizm karşıtı denilince ‘ama AB böyledir, tercih edilir’ gibi bir anlayışı ortaya koyanlarla yan yana durmak istemiyoruz. Sol tanımını iyi yapmamız lazım. Üç temel ilke sayıyoruz. Burada kararlı bir siyaset yapan herkesle bir araya geliriz. Yıllardır söylediğimiz şeyler: Sermayeye ve emperyalizme karşı olmak ve laiklik. ‘Saray rejimine karşı olan herkes yan yana gelsin’ diyen bir anlayış var.”

“CHP ve HDP, solun güçlenmesinin önünde engel hale geldi”

Türkiye’de ekonomik kriz derinleşirken solun neden gündem belirleyemediğine dair eleştirilere de yanıt veren Okuyan, Sol, sol gibi davranmayı unuttu” dedi ve “saray rejimine karşı olmak” fikrinin yuvarlak bir söylem olduğunu söyledi. Okuyan, CHP ve HDP’ye yönelik eleştirilerini ise şöyle sıraladı:

“Emperyalizme karşı olunmadan sol olunmaz. Eşitlikçi ve sermaye karşı olmadan da olmaz. Sol, TÜSİAD sermayesine bile iyimserlikle bakıyor, onları özgürlük ve demokrasi gücü olarak görüyor. Biz bunun bir parçası olmak istemiyoruz. Bazı kesimler ‘kimseyi ürkütmeyelim, halk birlik istiyor’ diyor, o zaman da sol diyemezsiniz kendinize. Biz CHP ve HDP oy vereceksek oraya giderdik zaten. Bugün, bu iki sosyal demokrat parti solun güçlenmesinin önünde engel hale geldiler. Bu onların sorunu değil, onlar bildiklerini yapıyorlar doğrularını yapıyorlar, buna biz izin verdik.”  

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık

“Solda büyük bir çözülme ve dağınıklık var…”

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’a göre Türkiye’nin içinden geçtiği finansal ve rejim krizinde toplumun yüzünü sola çevirmesi gerekirken, bu olmuyor:

“Dünyanın her tarafında rejim krize girdiğinde insanlar, seçmeni olsun olmasın yüzünü sola çevirir. Çünkü solun önerileri yurttaş ve çözüm odaklıdır. Ancak Türkiye’de solda büyük bir çözülme ve dağınıklık var. Çözülmeye dair bir çözüm ve eylem planı uygulamamız gerekiyor. Solun bir dağınıklığın içinde olması sözünün olmadığı anlamına gelmiyor. Türkiye’de kurulu düzen özellikle bunun başını çeken CHP ve İYİ Parti solu, HDP’yi ve seçmenleri yok sayıyor, ‘siz kenarda durun bizim alacağımız kararlara uyun’ tavrı var. Türkiye’de yaygın ve yanlış bir düşünce var: ‘Türkiye’de seçmen sağcı ve sağ politikalar yapacağız’ buna itirazım var. Seçmen tercihini sağ partilerden yana koysa bile çözümün solda olduğunu onlara göstermemiz gerekiyor. Onlara bunu ya anlatamıyoruz ya da bunun anlatacak mecraları yaratmıyoruz. Dediğim gibi ‘seçmen sağcı, biz de sağcılaşmalıyız’ anlayışı koca bir balon. Bunu işçilerin direnişlerinden biliyoruz. İş cinayetlerine kurban giden işçilerin ailelerinin davalarından biliyoruz. İnsanlar soldan bir bakış açısından çözüm geleceğini biliyorlar.”

“Herkesin temsiliyetinin olduğu mekanizma lazım”

Altı muhalefet partisinin bir görüşme trafiği içinde olduğunu ancak bunun eksik olduğunu anlatan Şık, “Memleketin en kadim sorununun barışçıl, siyasal çözümünü sağlamak isteyen HDP yok. TİP yok. Parlamento dışı bir dolu sol-sosyalist, demokrasi mücadelesi yapan siyasal yapılar ve hareketler yok” dedi.

“Referansını dinden alan siyasal yapılardan demokrasi beklemek koca bir ahmaklık”

AKP’ye hep mesafeli biri olduğunu vurgulayan Şık, “Referansını dinden alan siyasal yapılardan demokrasi beklemek koca bir ahmaklık. AKP,  devletin tüm kurumlarını ele geçirmiş bir yapıya döndü. AKP’nin demokrat olduğunu iddia ettiği yıllara atıfla buradan bir demokrasi tarifi yapılırsa, biz onlara ‘Biz bu filmi görmüştük’ deriz. Türkiye’de sistem sorununu bir sopaya benzetiyorum. Bizim amacımız bu sopayı ortadan kaldırmak. Millet İttifakı’nı ve çevresini uyarmak gerekir ki bu adımları atmaya devam ederlerse amaçlarının esasen sopayı ortadan kaldırmak olmadığı izlenimi pekişir. Dolayısıyla buradan demokrasi de barış da çıkmaz” diye konuştu.

Bir toplum sözleşmesine ihtiyacımız var”

Türkiye’nin bir toplum sözleşmesine ihtiyacı olduğunu, bunun adına “Senedi İttifak” denebileceğini vurgulayan Şık, şunları söyledi:

Burada laiklik de olacak, sekülerlerin ve inançlı muhafazakârların özgürce yaşayacağı bir ortam da olacak. Burada emek-sermaye çelişkilerini ortadan kaldıracak çözümler de olmalı. Kürtler için barışı önceleyen bir siyasal çözüm de olmalı. Kadınları, LGBTİQ+’ları, çevre ve hayvan hakları mücadelesini arkada bırakmayan bir program da olmalı. Hangi ilkeler üzerinde ittifak kuracağımız bu bakımdan belli. Türkiye’de sorunları ve çözüm başlıklarını kimse sorsak size 10 madde sıralar. Bu maddelerde asgari müşterek yaratarak bütün partileri ve toplumsal yapıları, herkesi temsil ederek seçmenin önüne bir anlayış koymalıyız. Yurttaşa ve seçmene bununla söz vermeliyiz. Bu seçime bu ittifak ile girmeliyiz.” 

Bir ilkeler çerçevesi belirleyerek ortak bir cumhurbaşkanı adayı üzerinde uzlaşılabileceğini belirten Şık, parlamento için ise herkesin kendi tercihine göre oy verebileceğini anlattı. Hazırlanan “toplum sözleşmesinin” şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması gereğine vurgu yapan Şık, “Siz milyonlarca insanın temsiliyetini yok sayan bir yol alıyorsanız, ilk tökezlemede çukura düşersiniz. Türkiye en karanlık dönemini yaşıyor, bunu engellemek için de toplum sözleşmesine ihtiyaç var” dedi. 

“Türkiye sağcılığa teslim olamaz”

Cumhur ve Millet ittifaklarının sağdan kimlik siyaseti yaptığını ancak Türkiye’nin bunların arasına sıkışmadığını vurgulayan Şık, “Bu ülkede koca bir halk var. Halkın teveccüh gösterdiği partiler var. Bizi yok sayanlarla demokrasi kurulmaz, bizim olmadığımız yerde Türkiye arzu edilen bir ülke olmaya hiçbir zaman yaklaşamaz. Bu tabii ki bir tehdit değil, sadece altını çiziyorum” diye konuştu.  

İnsanların çaresizliği üzerinde tepinen bu anlayışa temelde itirazımız var” diyen Şık, TİP ve HDP’nin yanı sıra parlamento dışında da birçok parti olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
Türkiye sağcılığa teslim olamaz. Türkiye birtakım partilerin değil toplum sözleşmesinin etrafından toplanmaya mecbur. ‘Karşımızda saray rejimi ondan kurtulmak için her şey mübah, tatava yapma bas geç’ diyenlere itiraz ediyoruz. Evet, tatava yapacağız. Bu tatava, bu ülkenin yurttaşlarının yarınına dair bir tatava. Sol ve sosyalist kesimlerin çözümün ne olduğunu merak etmeyen ve bu odakları yok sayan bir anlayışla demokratik, toplumun her kesimini kuşatan yeni bir rejim kurma ihtimali yoktur.”

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz

“Muhalefetin yaptığı şey sistemin yeniden restorasyonu”

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, güçlendirilmiş parlamenter sistem görüşmelerini dikkatle izlediklerini belirtirken, endişelerini ise şöyle sıralıyor:

“Söz konusu olan tek adamın durdurulması ve geriletmesi ise buna biz hazırız. Bundan yana sorun yok. Güçler aynı yere oy verirler. Ancak bugün hükümetler, kabileler ve bakan listeleri açıklanıyor yani burada tek adamın gitmesi ötesinde bir durum var. Ve bunu bir sağ blokla yapıyor. Biz ‘güçlendirilmiş parlamenter sistemi hiç önemsemiyoruz’ demiyoruz ancak ortada bir gerçeklik var. Bu önermeyi yapanlar emek, barış, özgürlük, demokrasi ve laiklik gibi seçenekleri tartışmıyor. Bu yapılan sistemin restorasyonu ve yeniden organize edilmesidir. Tek adamı hep beraber durduralım ama burada Millet İttifakı’nın bir hükümet projesi var. Bu proje Türkiye burjuvazisine güven veren ve işçi ve emekçilere sırt dönen bir proje.”

Akdeniz, partilerinin bir yandan HDP ile bir yandan da TİP, TKP, SOL Parti ile görüşmelere devam ettiğini belirtirken, gelinen aşamaya dair şunları söyledi:

“Hiç kimseye karşı bir bagajımız yok”

“HDP, önemli bir tutum belgesi açıkladı. Orada bir  ‘demokrasi ittifakı’ olarak tarif edilen bir ittifak modeli önerdi. Ancak bu modelin nasıl olacağı hakkında görüşmeler yapacağız çünkü model çok açık değil. HDP ile yapılacak görüşme bizim açımızdan önemli. HDP’nin ortaya koyacağı platform ciddi bir ivme kazanır. Sol ve sosyalist örgütler açısından öyle olur. Burada olumlu bir halka yakalanırsa sosyalist partileri aşan bir güçlü bir blok ile bu seçime girilir. Eğer iki kutuplu ittifak seçeneği dışında üçüncü bir blok çağrısı istenirse bir zaten emek, demokrasi ve özgürlük güçleri ile birlikte HDP ile birlikte oluruz. TKP, Halkevleri ve SOL Parti ile görüşmeler devam ediyor. Bizim hiçbir örgüte, partiye bagajımız yok. Yeter ki halkın ihtiyaç duyduğu bir zemin oluşsun. İki ittifak dışında bir halk seçeneği olur. Görüşmeler olumlu yönde ilerliyor. Bu görüşmeler neticesinde asgari program birliği sağlanırsa buradan bir halka çağrı olacak.”

SOL Parti Başkanlar Kurulu üyesi Önder İşleyen

“Millet İttifakı’nın programı AKP’nin 2010 öncesine geri dönüş programı”

SOL Parti Başkanlar Kurulu üyesi Önder İşleyen “En önemli mücadele tek adamlıktan çıkış” görüşünü dile getirdi ve muhalefetin sürdürdüğü güçlendirilmiş parlamenter sistem görüşmelerinin 2010 öncesi AKP’ye geri dönüş programı olduğunu savunarak şunları söyledi:

“Türkiye’nin bu rejimden kurtulması gerekiyor. Seçimi rejimin ve iktidarın oylanacağı bir referandum olarak görüyoruz. Tüm ilericileri hayır demeye çağırıyoruz. Altı partili muhalefet blokunun ortaya koyduğu güçlendirilmiş parlamenter sistem programının Türkiye’nin sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini ifade ediyoruz. Milet İttifakı’nın programı Türkiye’nin AKP’nin 2010 öncesine geri dönüşüne sahip bir program. Ortaya koyulan sağ bir programın bir parçası değiliz. İktidara karşı ortak mücadele etmekle birlikte, bu muhalefet blokunun dışında Türkiye’de bir seçenek gerekiyor.”

“Onlar ‘dostlarımız’ diyor bizim de yoldaşlarımız ile çalışmalarımız var”

Türkiye’deki sol partilerin neden bir araya gelemediği sorusunun haklı bir soru olduğunu belirten İşleyen, “Sol ve sosyalist hareketlerle temas halindeyiz” dedi ve görüşlerini şöyle açıkladı:

“Bu eleştiriler çok haklı. Haklı ve tam da sosyalist solun muhalefetin blokonun da eleştirisini içerecek bir kuruluş programı etrafında, antiemperyalist, bağımsızlıkçı, emek ve demokrasiye ihtiyacı var. Sosyalist solun bir etkinliğine ihtiyacı var. Onlar ‘dostlarımız’ diyor, biz de yoldaşlarımızla birlikte bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Çeşitli sosyalist örgütlerle birlikte bunun geliştirilmesine yönelik çabamız var. Türkiye’nin yeniden kuruluş programına ihtiyacı var. Sosyalist solun bu kurucu program etrafında bir araya gelmesi için mücadele edeceğiz. Tüm sosyalist sol hareketlerle bunun için temas halindeyiz.”

“Türkiye’de büyük bir muhalefet dalgası var, biz bunu örgütleyemiyoruz”

Türkiye’de büyük bir muhalefet dalgası olduğunu belirten İşleyen, bu muhalefet dalgasının sol tarafından örgütlenememesine dair ise sola yönelik özeleştiri yapıyor:

“Reel siyaset düzlemi içerisinde solun gündem belirleyememesi Türkiye’yi sağa kaydırıyor. Açlık ve yoksulluk gibi sorunlar sosyalist sol müdahale etmedikçe çözülemeyecek. Sosyalist solu, etkileyecek bir güce dönüştürmek zorundayız. Dünya, alternatif sol olmadığı için böyle bir krizde. Yıllardır süren bir sistem saldırısını da unutmamak lazım. Türkiye toplumunun genelinin sağ ve muhafazakâr olduğu büyük bir yalan. AKP’yi yıkan, yukarıdaki partilerin ittifakı değil, gençlerin kadınların ve emekçilerin iktidara karşı yürüttükleri muhalefet dalgası. Esas sorun, bizim sosyalist sol olarak bu dalgayı örgütleyecek noktaya gelememiş olmamız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus