Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç: “Esaslı bir reform ajandasına sarılarak ülke riskimizi azaltmak zorundayız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Mehmet Koç, bu yıl çevrimiçi platformda düzenlenen Anadolu Buluşmaları’nda küresel ekonomik ve politik gelişmeleri değerlendirdi. Koç, “2000’li yılların ilk 10 senesinde yaptığımız gibi esaslı bir reform ajandasına sarılarak ülke riskimizi azaltmak zorundayız. Avrupa’ya doğru kısalacak tedarik zincirlerini dikkate alırsak, Türkiyemiz’i yeniden cazip bir yatırım merkezi kılacak adımların daha da kıymetli hale geldiği açıktır” dedi.

Koç Holding’in Nakkaştepe’deki merkezinden topluluk bünyesindeki 11 bine yakın iş ortağına seslenen Ömer Mehmet Koç, koronavirüsün, insanlığın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğü en acı küresel felaket olduğunu vurguladı, “Bilim insanlarının geçmişe nazaran çok daha süratle geliştirdiği aşılar, her türlü bilimsel veriyle etkinlikleri kanıtlanmasına rağmen henüz küresel bağışıklığı sağlayabilecek kadar insana uygulanamadı. Bunun nedenlerinden biri, büyük bir sorumsuzlukla dillendirilen aşı karşıtı söylem. Ayrıca, yoksulluk içindeki ülkeler aşıya dahi ulaşamıyor. Salgın, insani acıları ve ekonomik sıkıntılarıyla birlikte sürüyor” diye konuştu.

“Sosyal ve ekonomik adaletsizliğin yarattığı gerilim ve kutuplaşma daha da artıyor”

Son 20 yılda küresel yoksulluğun ilk kez artığını belirten Koç, “120 milyondan fazla insan yoksullaştı. Kadınlar bu dönemde hem işyerlerinde hem de evde erkeklere göre çok daha fazla yük üstlendi. UNICEF’e göre neredeyse yarım milyar öğrenci, temel bir hak olan eğitimden faydalanamadı. Sosyal ve ekonomik adaletsizliğin yarattığı gerilim ve kutuplaşma daha da artıyor” dedi.

“Esaslı bir reform ajandasına sarılarak ülke riskimizi azaltmak zorundayız”

Türkiye’de ekonomik faaliyetlerin salgının yarattığı şoktan sonra hızla toparlanmasını memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İyice artan enflasyon baskısının vatandaşlarımızı ne kadar yorduğunu da görmek insanı fevkalae üzüyor. 2000’li yılların ilk 10 senesinde yaptığımız gibi esaslı bir reform ajandasına sarılarak ülke riskimizi azaltmak zorundayız. Avrupa’ya doğru kısalacak tedarik zincirlerini dikkate alırsak, Türkiyemiz’i yeniden cazip bir yatırım merkezi kılacak adımların daha da kıymetli hale geldiği açıktır. Kurları, maliyetleri ve nihai netice olan enflasyonu azaltmanın başka kalıcı yolu yoktur. Ülkemizin huzuru ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için her alanda aklın ve bilimin rehberliğinde hareket edilmesi gerektiği aşikârdır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus