Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Dr. Koray Başar: “Ruh sağlığı tedavisi alanlar, pandemi sürecinde yeterli tedavi almakta zorlandı, tedavileri aksadı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Pandeminin ruh sağlığına etkisi sıklıkla gündeme getirilse de, sağlık hizmetine erişimde yaşanan güçlüğün ruhsal bozukluk tanısı almış kişileri nasıl etkilediği konuşulmadı. Düzenli hekim takibi ve hastalığın alevlendiği dönemlerde ise hastaneye yatışın hayati önem taşıdığı şizofreni ve bipolar bozukluk gibi hastalıkları olanlar, kapanma döneminde sağlık hizmeti alamadı.

Medyascope’a konuşan Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Dr. Koray Başar ”Büyük hastanelerde yatak kapasitesinin azaltılması, hastayı sevk etmek için hiçbir yerin kalmaması krizine dönüştü ve hekim istifalarını getirdi” derken, Şizofreni Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Yasemin Şenyurt derneklerinin kapatılmasının şizofreni hastaları açısından yıkıma yol açtığına dikkat çekti. Mobbing sebebiyle kimliğini gizlemek zorunda kalan bir psikiyatri asistan hekimi ise “Pandemide intihar vakalarının artması konuşulurken, tedavi hizmetine ulaşamamış şizofreni ve bipolar hastaları da hesaba katılmalı” dedi.

“Vakalar arttı çünkü hastalar sağlık hizmetine erişemedi”

Salgın döneminde psikiyatrik vakaların artmasının sebebi olarak hastaların sağlık hizmetine erişememesi ve şeffaf bilgilendirme yapılmamasının önemli etkisi olduğuna dikkat çeken Başar, uluslararası çalışmalarda ülkelerdeki psikiyatrik vakaların neden arttığı ve hangi ülkelerde daha fazla arttığına bakarken bu faktöre dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Medyascope’un konuştuğu asistan hekim ise “Özellikle şizofreni ve bipolar hastaları normalde de hastaneye gelen hastalar değil. Takiplerini aksatma ihtimalleri çok fazla. Pandemi ile birlikte ‘Hastam atak geçiriyor, hastaneleri arıyorum hepsi dolu ne yapacağım’ diyen çok telefon geldi” dedi. Asistan hekim, “Yatması gerektiği halde hastaneye yatamayan hastaya ne oluyor?” sorusuna şu karşılığı verdi: “Kişi kendisine ve çevresine zarar veriyorsa ya da tedavisini kullanmıyorsa yatış vermemiz gerekiyor. Eğer bu kişi yatmazsa ne olur? Çevresine karşı hezeyanı varsa çevresine zarar verebilir, kendine zarar verebilir. İntiharın pandemi döneminde ne kadar arttığına dair yorum yaparken, sağlık hizmetine erişememiş olmanın sonucunda gerçekleşen vakaları da dahil etmek gerekir.

“Küçük hastanelere sevk etmek zorunda kaldık ama büyük hastanelerde de yer yoktu”

Kovid-19’un özellikle ruhsal sağlığı bozuk olan kişilerde daha ağır seyrettiğini söyleyen Başar “Yataklı servisler azaltılınca ve aynı odaya birden fazla kişi alınamayınca daha küçük ölçekte hastanelere yatması gereken hastalarla ilgili yapılabilecek tek şey sevk etmek oldu. Böyle olunca da işte, Bakırköy ve Manisa gibi büyük hastanelere sevk artışı oldu” dedi. Başar, hekimleri istifaya götüren sürece dair ise şöyle konuştu:

Büyük hastanelerde yatak kapasitesinin azaltılması ciddi bir krize dönüştü, hastayı sevk etmek için hiçbir yerin kalmaması krizine dönüştü. Şimdi salgının görece kontrol altına alınmış gibi düşünebileceğimiz zamanda ise önceki fiziksel koşulların olumsuzluğu nedeniyle zaten zorluk yaşanan bu hastanelerde salgınla birlikte yaşanan zorluklar eklenince çok yüksek oranda istifa edenler oldu.”

“Sağlık yönetimi vatandaşla hekimi karşı karşıya getiriyor”

Çalışma koşullarının hekimlere ciddi yükler getirdiğini söyleyen Başar, “Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye Psikiyatri Derneği, sağlık çalışanlarının sağlığını korumak ile ilgili önerilerde bulundu fakat rahatlatacak bir tedbir alınmadı” dedi. Sağlıkta şiddetin pandemi döneminde de azalmadığına dikkat çeken Başar, “Sağlık yönetiminin bütün sorunların muhatabı hekimmiş gibi hekimle vatandaşı karşı karşıya getiren politika gütmesi insanların güvenliklerinin olmadığı ve emeklerinin karşılığını alamadıkları, olağanüstü koşullarda çalıştıkları ve takdir görmedikleri bir meslek haline geldiğinde kamuda hekim olmak zor görünüyor” diye konuştu.

Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezleri’nin kapatılmasıyla hastaların durumu ağırlaştı

Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezleri’nin (TRSM) kronik ruhsal hastalığı olan kişilerin takibi ile ilgili önemli merkezler olduğunu söyleyen Başar, hastalığın nüksetmesinin önüne geçmek için bu merkezlerin aktif olması gerektiğini vurguladı. Salgın döneminde bazı TRSM’lerin kapatılmasının, burada çalışan hemşire ve hekimlerin koronavirüs servislerinde görevlendirilmesinin ise hastaları daha sonra hastaneye yatırmakta güçlük çekilmesiyle sonuçlandığı bilgisini verdi.

Psikiyatri asistan hekimi ise TRSM’deki hemşirelerin tedavi sürecindeki önemini şu sözlerle özetledi: “Hepsinin belli bir hastası var ve o hastayı takip ediyorlar. Tedavisini alıyor mu diye ev ziyaretleri yapıyorlar. Sosyal desteği zayıf olanlarla birebir görüşüyorlar. Mesela bir hastanın yatırılmasını gerektiren bir durum olunca doğrudan o hemşireden bilgi alıyorsunuz. Bugüne kadar tedavisinde neler yaşanmış, her şeye hakim oluyorlar. Bir nevi hastaların aile hekimleri gibiler.”

 “Aşılama ruhsal bozukluğu olanlar için daha önemli”

Psikiyatri hekimlerinin hastaların aşılanması için ekstra çaba sarf ettiğini dile getiren Başar, şöyle devam etti: “Şu an aşıyla ilgili bildiğiniz şöyle bir şey var: Kronik hastalığı olan grupları karşılaştığınız zaman herkes aşıya erişebiliyor olsa da ruhsal bozukluğu olanların daha az oranda aşı olduğunu biliyoruz. Son bir iki aydır dernek olarak, kronik ruhsal bozukluğu olanların aşılanması ile ilgili ekstra bir çaba sarf ediyoruz.” Hekimlerin bu çalışma koşulları altında aşıya dair fazladan çaba harcamasının zorluğundan bahseden Başar, “ Aşı herkes için gerçekten hayat kurtarıcı olabiliyor ama ruhsal bozukluğu olanlarda bu çalışmanın etkili yapılması daha önemli gibi gözüküyor” dedi.

“Hastaları enjeksiyon ile takip etmek zorunda kaldık”

Ankara Şehir Hastanesi ve Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde yer sıkıntısı sebebiyle hastaların enjeksiyon ile takip edildiğini söyleyen asistan hekim şu bilgileri verdi:

Enjeksiyonla takip şu demek: Normalde hasta yatırıldığı zaman ilk bir hafta enjeksiyon tedavisi alır çünkü ilaç alımını reddetmiştir, atak olmuştur.  Bu süre içerisinde ilaç uyumunu da artırmak için de akut döneminde enjeksiyon yapılır. Enjeksiyonlu yaptığınız hastayı yakın gözlemde takip etmeniz gerekir çünkü ilacın bazı yan etkileri olabilir. Enjeksiyona bağlı olarak kasılma olabilir, ateş çıkabilir, çok fazla uyku hali yapabilir. Normalde yatarak izlenmesi gereken bir tedavi yöntemi ama ayaktan yapılmasına mecbur kalındı.

 “Derneklerin kapatılması şizofreni hastaları için yıkım yarattı”

Pandemi sürecinde şizofreni tanısı almış kişilerin ve ailelerin neler yaşadığını Medyascope’a anlatan Şizofreni Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Yasemin Şenyurt, “Bu dönemde stresle başa çıkan arkadaşlarımız ve ailelerimiz de var ama durumun böyle olabilmesi sosyal destek ağlarına bağlı” dedi. Pandemi döneminde derneklerin kapatılmasının şizofreni hastaları için yıkım yarattığına işaret eden Şenyurt, “Sağlık hizmetine erişimde yaşanan ciddi sorunlarla birlikte bireyler ve aileler zor dönemlerden geçiyor. Zorlukları aşabilmek için sosyal medya ağlarından yararlanmaya ve sosyal medya ağlarını kullanamayan bireylere de telefonla ulaşmaya, hal hatır sormaya ve sorunları birlikte çözmeye çalıştık” diye konuştu.

Aşı karşıtlarının yol açtığı bilgi kirliliği işlerini zorlaştırıyor

Aşının geliştirildiği haberiyle rahatladıklarını söyleyen Şenyurt  “Ancak daha ilk günlerde yaşanmaya başlanan ve şiddeti her geçen gün artan bilgi kirliliği nedeniyle aşı hakkında şüpheler oluşmaya başladı. Bilime inanmanın gerekliliği ve aşının koruyucu olduğu gün gibi açık.  Şizofreni tedavisi gören bireyler ve ailelerine bu virüsle mücadelede en güçlü kaynağımızın aşı olduğunu her gün bıkmadan, yorulmadan söylemeliyiz ” dedi. Şenyurt,  Ankara Şizofreni Hastaları ve Yakınları Dayanışma Derneği’nde bu süreçleri açıklarken “kendimiz ve birbirimiz için” ifadesini sık sık kullandıklarını da sözlerine ekledi.

Ruh sağlığı alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini dinlemenin önemini vurgulayan Şenyurt, “Pandemi sürecinin getirdiği belirsizlik her bireyde farklı farklı izler bırakıyor. Kovid-19 ile ilgili doğru kaynaklara ulaşım konusunda desteğe ihtiyaç olduğu açık” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus