Gamze Yücesan Özdemir: “Önceki nesillerin toplumsal kurtuluşu sahiplenecek umudu ve alanı vardı, Z kuşağı gelecekten umutsuz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Z kuşağı” 2000’li yıllarda doğan nesli tanımlamak için kullanılıyor. Son yılların önemli tartışmalarından olan “Z kuşağı” tartışmasını Medyascope’a değerlendiren Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, “Kuşakları tanımlarken hangi yıl aralığında doğmuş olduklarını söylemek yetmiyor. O yılların nasıl bir siyasal iktisadi, ideolojik döneme denk düştüğünü söylemek kuşakları anlamak için çok daha önemli” diye konuştu. Z kuşağına olumsuz değerler atfedilmesinin muhafazakâr imalar içeriyor olabileceğini söyleyen Özdemir, “Gençlere haksızlık edilmemeli” dedi.

Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir X ,Y, Z  kuşaklarının hangi özelliklerle tanımlandığını siyasal ve iktisadi süreçlerle birlikte değerlendirdi. Özdemir, “Z kuşağı” olarak anılan neslin neoliberalizmin derinleştiği koşullara doğduğuna dikkat çekti.

“Belli yıllarda doğmuş olmak kuşak tartışmaları için yeterli değil”

Kuşakları tanımlarken belli yıllarda doğmuş olmanın referans olarak alındığını söyleyen Özdemir, kuşak kavramının belli dönemlerde siyasi ve toplumsal alanda var olan güçleri tanımlamak için de kullanıldığını hatırlattı. Yalnızca belli yıllar arasında doğmuş olmanın insanların davranışlarını açıklamada yeterli olmadığına dikkat çeken Özdemir, “‘Neden?’ dediğimizde o doğum yıllarını daha geniş bir perspektiften değerlendirmek ve o yılların nasıl bir siyasal iktisadi, ideolojik döneme denk düştüğünü söylemek kuşakları anlamak için çok daha önemli. Bunlar birlikte düşünüldüğünde çok daha açıklayıcı olabilir” diye konuştu.

“Siyasal motivasyonu doğrudan belirleyici olarak görmüyoruz”

“Kuşak olarak tanımlanmak için toplumsal etki yaratan bir harekette itici güç olmak gerekir mi yoksa böyle bir misyon belirlenmemiş olsa bile üretim süreçlerinde yer alıyor olmak kolektif hafızaya bir şekilde katkı sunar mı?” sorusuna ise Özdemir, şu karşılığı verdi: “68 kuşağı bir siyasallaşma sürecini yansıtması anlamında önemliydi. Son dönemdeki kuşak tartışmalarında bu siyasal motivasyonu doğrudan belirleyici olarak görmüyoruz. X, Y, Z kuşaklarını maddi yaşam koşulları içinde tanımlanan kişisel değerler, davranışlar açısından değerlendiriyoruz.”  

Siyasetin sıcak olduğu dönemlerde siyasette itici güç olmanın kuşak tartışmalarında belirleyen olduğunu söyleyen Özdemir, “Siyasetin toplumsal olarak daha soğuduğu, geniş toplum kesimlerinin siyasetten görece uzaklaştığı dönemlerde bu siyasi misyonun geriye düştüğünü ve yalnızca maddi üretim koşulları içerisinde olmanın kuşak için daha belirleyici olduğunu söyleyebiliriz” diye ekledi.

“Gençlere haksızlık edilmemeli”

Önceki kuşaklarda, özellikle 60’lı 70’li yıllarda doğanların Z kuşağına olumsuz değerler atfetmesinin muhafazakâr imalar içeriyor olabileceğini söyleyen Özdemir, şöyle devam etti: “Eskiden üniversite gençliği üniversiteye girdiği zaman kendisine farklı bir gelecek kurabileceğine dair inancı vardı. Dolayısıyla kendi kurtuluşunu değil, daha çok toplumsal kurtuluşu düşünecek ve sahiplenecek umudu ve alanı vardı. Şimdi baktığımız zaman bu gençler, üniversiteye girdikleri zaman kendi kurtuluşlarından umutları olmuyor. Bu anlamda onlardan toplumsal bir kurtuluş mücadelesi beklemek koşulları iyi anlamlandıramamak oluyor. Bu anlamda gençlere haksızlık edilmemeli. Gençlik bu toplumda yaratıcı güçtür, harekettir, devinimdir ve devrimcidir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus