BeşiBirYerde (69): Türkiye siyasetini derinden sarsan beş erken seçim

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’de son aylarda en çok tartışılan konulardan biri erken seçime gidilip gidilmeyeceği. Muhalefet partileri yaşanan yönetim krizini ve ekonomik sorunları gerekçe göstererek erken seçim talep etse de iktidar, seçimlerin zamanında yapılacağını belirtiyor. Cumhuriyet kurulduğundan beri dokuz kez erken genel seçime gidilirken bunlardan bazıları siyasette büyük değişimlere yol açtı. BeşiBirYerde serimizin bu bölümünde Türkiye siyasetini derinden sarsan beş erken seçimi derledik.

1 – 24 Haziran 2018 genel seçimleri 

Türkiye’deki son genel seçimler, aynı zamanda bir erken seçimdi. 8 Nisan 2018 tarihinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ardından da Başbakan Binali Yıldırım ile peş peşe görüştükten sonra 3 Kasım 2019 tarihinde yapılması planlanan seçimlerin öne çekildiğini ve yaklaşık iki ay sonra, 24 Haziran 2018’de yapılacağını duyurdu.

CHP’den 15 milletvekili İYİ Parti’ye geçti

En büyük soru işareti ise Meral Akşener liderliğinde kurulan İYİ Parti’nin seçimlere katılıp katılamayacağıydı. 25 Ekim 2017 tarihinde kurulan ve birinci olağan kurultayının üzerinden altı ay geçmeyen İYİ Parti’nin seçime girebilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) grubu bulunması gerekiyordu. Bu yüzden CHP’den 15 milletvekili partilerinden istifa ederek İYİ Parti’ye geçti ve İYİ Parti’nin Meclis’te grup kurmasını sağladı. Bu sayede İYİ Parti de seçime katılma hakkı elde etti.

İttifaklar yarıştı

Genel seçimlerde ittifaklar yarışırken MHP hariç Meclis’teki bütün siyasi partiler kendi adaylarını çıkardı. MHP ise Cumhur İttifakı ortağı AKP’nin genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyerek cumhurbaşkanı adayı göstermedi. 5 Mayıs günü ise muhalefet partilerinin oluşturduğu Millet İttifakı ilan edildi. CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ittifak halinde seçime gireceklerini duyururken Demokrat Parti de İYİ Parti’yi destekleyeceğini açıkladı.

Altı cumhurbaşkanı adayı yarıştı

16 Nisan 2017 tarihindeki anayasa değişikliği referandumunun ardından yapılan ilk genel seçimlerde altı cumhurbaşkanı adayı yarıştı. Mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan oyların yüzde 52,6’sını alarak ilk turda cumhurbaşkanı seçildi. Muhalefetteki adaylar içinde en yüksek oyu alan ise CHP’nin adayı Muharrem İnce oldu. İnce yüzde 30,64 oy alırken Selahattin Demirtaş yüzde 8,4, Meral Akşener ise yüzde 7,3 oy aldı.

Muhalefetin ikinci tur planı başarısızlıkla sonuçlandı

İlk kez seçimlere giren İYİ Parti yüzde 9,96 oy alırken Millet İttifakı’nın toplam oyu yüzde 32,6’da kaldı. Cumhur İttifakı ise yüzde 53,5 ile 344 milletvekili çıkararak 600 sandalyenin bulunduğu TBMM’de çoğunluğu elde etti. Muhalefetin seçimleri ikinci tura taşıma planı başarısızlığa uğrarken bir sene önce referandum ile kabul edilen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine resmen geçildi.

2 – 1 Kasım 2015 genel seçimleri

Yakın tarihin en önemli erken seçimi ise 1 Kasım 2015 tarihinde yaşandı. 7 Haziran 2015 tarihindeki genel seçimlerin ardından yaklaşık 13 sene boyunca ülkeyi yöneten AKP, tek başına hükümet kuracak milletvekili sayısının altında kaldı. Bunun en büyük nedeni ise Kürt siyasi hareketinin ilk kez seçimlere bağımsız adaylar yerine parti halinde girmesiydi. Halkların Demokratik Partisi, (HDP) altı milyondan fazla yurttaşın oyunu alarak yüzde 13 ile 80 milletvekili çıkardı. AKP ise yüzde 41 oy alarak birinci parti olmasına rağmen 18 milletvekili eksik olduğu için hükümet kuramadı. Seçimlerde CHP yüzde 25, MHP ise yüzde 16,3 oy aldı. 

Devlet Bahçeli, seçim akşamı erken seçimi dile getirdi

Seçim gecesi konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli, hiçbir koalisyon formülünde yer almayacaklarını belirtirken erken seçim ihtimalini de dile getirdi: “AKP için sonun başlangıcı gözükmüştür. Birinci koalisyonun AKP-HDP arasında olması lazımdır. İkinci olarak çözüm süreciyle ilgilenen partilerin ortak koalisyonu düşünülebilir. AKP-CHP-HDP’yi ikinci bir koalisyon modeli olarak bir araya getirebilirsiniz. Bunların hiçbirinden sonuç alınamıyorsa, Türkiye’yi AKP’nin azınlığına mahkûm etmeye kimsenin hakkı yoktur. En erken seçim ne zaman olacaksa o zaman da seçim olur.” 

Bitmeyen “istikşafi görüşmeler”

Seçimlerin ardından koalisyon görüşmeleri başladı. Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu liderliğindeki AKP heyeti, en yüksek oyu alan ikinci parti CHP ile “istikşafi görüşmeler” yürütmeye başladı. İki parti arasındaki ilk temas seçimlerden 35 gün sonra başladı. Uzun süre devam eden görüşmelerin ardından 13 Ağustos’ta iki partinin uzlaşamadığı ve koalisyonun kurulmayacağı açıklandı. 45 günlük sürede Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na koalisyon kurmak için diğer partilerle görüşme yetkisi vermedi ve hükümet kurulamayınca 1 Kasım 2015’te seçime gidileceği açıklandı.

7 Haziran – 1 Kasım arası

7 Haziran ve 1 Kasım arasında yaşanan süreç bugün de en çok tartışılan dönemlerden biri. 20 Temmuz 2015 tarihinde Şanlıurfa’nın Suruç ilçesindeki bombalı saldırıda 34 kişinin öldürülmesi Türkiye’yi oldukça çatışmalı bir sürecin içine soktu. Bu olaydan iki gün sonra ise Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesinin ardından Türkiye, Kandil’e hava operasyonları düzenlemeye başladı ve iki yıldan uzun zamandır devam eden çözüm süreci fiilen sona erdi.

Sokağa çıkma yasakları

Çözüm sürecinin sona ermesiyle ağustos ve eylül aylarında ülke içindeki çatışmalar hızlanırken bazı ilçelerde sokağa çıkma yasakları ilan edildi. 10 Ekim 2015’te ise cumhuriyet tarihinin en kanlı bombalı saldırısı meydana geldi. Ankara’nın Ulus semtinde çok sayıda meslek odasının düzenlediği ve siyasi partinin katıldığı “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingine IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı sonucu 102 insan hayatını kaybetti.

AKP en yüksek oyunu aldı

Büyük bir çatışma ortamında gidilen 1 Kasım seçimlerinde AKP, yüzde 49,5 ile tarihindeki en yüksek oyu alarak yeniden tek başına iktidara geldi. HDP barajı aşsa da 7 Haziran’daki seçimlere göre yaklaşık iki buçuk puan ve bir milyon oy kaybetti. MHP’nin oyu ise yüzde 12’ye geriledi. Bu şekilde AKP, 7 Haziran’da kaybettiği tek başına iktidarı geri kazandı.

3 – 1999 Genel seçimleri

28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının ardından başlayan hükümet bunalımı bir yıldan uzun süre devam etti. 30 Haziran 1997’de Mesut Yılmaz’ın başbakanlığındaki Anasol-D hükümeti, 25 Kasım 1998’de Mesut Yılmaz hakkında verilen gensorunun kabul edilmesiyle düştü. Bunun üzerine 1999 yılının aralık ayında yapılması planlanan genel seçimler nisan ayına çekildi. 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan erken genel seçimden Bülent Ecevit’in genel başkanı olduğu Demokratik Sol Parti (DSP) birinci parti olarak çıktı.

Seçimden iki ay önce Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildi

Genel seçimler öncesi yaşanan en önemli gelişme ise 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’nın başkenti Nairobi’de yakalanan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesiydi. Genel seçimler bu gelişmeden yaklaşık iki ay sonra yapıldı. Genel seçimlerde DSP yüzde 22, MHP yüzde 18, Refah Partisi kapatıldıktan sonra kurulan Fazilet Partisi yüzde 15,4, Anavatan Partisi (ANAP) yüzde 13, Doğru Yol Partisi (DYP) ise yüzde 12 oy aldı. DSP, MHP ve ANAP tarafından oluşturulan üçlü koalisyon ülkeyi üç buçuk sene yönetebildi. 

Ekonomik kriz ve yazarkasa olayı

Bu süreçte Türkiye oldukça ağır bir ekonomik kriz tecrübe etti. 2000 yılında başlayan ve 2001 yılında devam eden ekonomik krizin sembolü ise bir esnafın Bülent Ecevit’in önüne yazar kasa atmasıydı. Hükümetin sonunu getiren en önemli gelişme ise 19 Şubat 2001’de yaşandı. Bu tarihteki MGK toplantısında dönemin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlattı. 

Anayasa kitapçığı krizi

Konuya ilişkin aynı gün Başbakan Yardımcıları Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli ile kameralar önüne geçen Ecevit, yaşananları, “Bugün son derece üzücü bir olay oldu. Millî Güvenlik Kurulu Toplantısı’nın açılışında, gündeme geçilmeden önce, kamu görevlilerinin önünde Sayın Cumhurbaşkanı söz alarak son derece de terbiye dışı bir üslupla bana ağır ithamlarda bulundu. Devlet geleneklerimizde yeri olmayan eşi görülmedik bir davranışta bulundu. Ya kendisine aynı üslup içinde cevap verecektim veya terk etmek zorunda kalacaktım. Onun için toplantıdan çıkmayı tercih ettim” sözleriyle anlattı. 

Bahçeli’den erken seçim çağrısı

Yaşanan bu krizlerin ardından 15 Temmuz 2002 tarihinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli imzasıyla kamuoyuna duyurulan açıklamanın ardından erken seçim kaçınılmaz bir hal aldı. 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde ülkeyi üç buçuk sene yöneten siyasi partilerin tamamı yüzde 10 barajının altında kalırken yalnızca AKP ve CHP barajı geçti. Bu seçimler AKP’nin 20 yıla yakın zamandır devam eden tek parti iktidarının da ilk adımı oldu. 

4 – 3 Kasım 2002 genel seçimleri

14 Ağustos 2001 tarihinde kurulan AKP, girdiği ilk seçimden büyük bir galibiyetle çıktı. Yüzde 34,28 oyla seçimlerden birinci parti çıkan AKP, kendisi ve CHP dışındaki bütün partilerin barajın altına kalması sayesinde 363 milletvekili çıkardı. Deniz Baykal liderliğindeki CHP ise yüzde 19,4 oy ile Meclis’te 178 sandalye kazandı. Böylece toplam 550 sandalyenin 541’ini, toplam oyu yüzde 54 olan iki parti paylaştı. Bir önceki dönemde iktidarda yer alan MHP yüzde 8,3, ANAP yüzde 5,13, DSP ise yüzde 1,22 oyla barajın altında kaldı.

3 Kasım 2002 tarihindeki seçimlerin ardından AKP tek başına iktidara gelirken partinin genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı olduğu için başbakanlık görevini yaklaşık beş ay Abdullah Gül yürüttü. Siyasi yasağı kaldırılan Erdoğan, 2003 yılındaki ara seçimlerle milletvekilliğini kazanarak başbakanlık görevini devraldı. 2002 yılının sonunda tek başına iktidara gelen AKP, bu tarihten beri ülkeyi yönetmeye devam ediyor.

5 – 5 Haziran 1977 genel seçimleri

1973 seçimlerinde yüzde 33,3 ile en yüksek oyu alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), genel başkanlığını Necmettin Erbakan’ın yaptığı ve seçimlerde yüzde 11,8 oy alan Milli Selamet Partisi (MSP) ile koalisyon kurdu. Seçimlerden yaklaşık 10 ay sonra Kıbrıs Barış Harekâtı düzenlendi. Bu süreçte hem Kıbrıs meselesi hem de başka sorunlar nedeniyle 17 Kasım 1974 tarihinde bu koalisyon feshedildi. Uzun süren hükümet boşluğunun ardından 31 Mart 1975 tarihinde bir araya gelen dört parti, birinci milliyetçi cephe hükümetini kurdu. Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Süleyman Demirel’in başbakan olduğu koalisyonun diğer bileşenleri MSP, MHP ve Cumhuriyetçi Güven Partisi’ydi. 

Ülke içinde yaşanan çatışmalar ve ekonomik sorunlar nedeniyle 1977 yılının ekim ayında yapılması planlanan erken seçimin tarihi 5 Haziran 1977’ye çekildi. Bu tarihte yapılan erken seçimlerde CHP, oyların yüzde 41’ini alarak kendi oy rekorunu kırsa da tek başına hükümet kuracak milletvekili sayısına ulaşamadı. 213 milletvekiline sahip CHP 13 milletvekili eksiğini başka partilerden temin edemedi ve kurmak istediği azınlık hükümeti güvenoyu alamadı. Bunun üzerine genel başkanlığını Süleyman Demirel’in üstlendiği AP, Alparslan Türkeş’in lideri olduğu MHP ve MSP üçlü koalisyon ile İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti’ni kurdu.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus