Bu dünyadan “Acıların Kadını” Bergen geçti 

Müzik dünyasının “Acılı Kadını” Bergen sadece 30 yıl yaşadı. Şiddet gördü, yüzüne kezzap atıldı ve en son bir erkek tarafından hayatı elinden alındı. 1989 yılında boşandığı eşi Halis Serbest tarafından öldürülen Bergen’in zorlu hayatında tek tutunduğu şey müzikti. Yüzüne kezzap döküldükten sonra tarzıyla ikona dönüştü. Hayat hikâyesiyle dikkat çeken şarkıcının yaşadıklarını anlatan “Bergen” filmi bugün (4 Mart) vizyona girdi.

Asıl adı Belgin Sarılmışer olan şarkıcı, 16 Temmuz 1959’da Mersin’de yedi çocuklu bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya geldi.

Belgin Sarılmışer, gazetede gördüğü Norveç’in ikinci büyük şehri olan Bergen ismini çok beğendi ve o günden sonra kendini “Bergen” diye tanıttı.

Anne ve babası boşandıktan sonra annesi ile birlikte Ankara’ya yerleşen Bergen, Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’nü birincilikle kazandı. Bergen’in ilk sevdiği erkek, taksi şoförü Yalçın idi.

Bergen’e tecavüz eden Yalçın bir gün karşısına geçti ve “Ben başkasıyla evleneceğim” dedi. Bergen’in hayatı o günden sonra yeniden başladı.

Ankara’da bir gece arkadaşlarıyla eğlenmek üzere gittiği Seyman Kulüp’te arkadaşlarının isteği üzerine Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya” şarkısını söyledi. Sesini beğenen pavyon sahibi, kendisine sahneye çıkmasını teklif etti. 

Maddi sıkıntıdan dolayı okulu bırakan Bergen, PTT’de işe girdi. 1977 yılında sahneye çıkmaya karar veren Bergen, Ankara’daki Feyman Gece Kulübü’nde sahnelere ilk adımını attı. Ankara’da birçok pavyonda çalıştıktan sonra gelen bir teklifi değerlendirerek Adana’ya gitti.

Adana’da Halis Serbest ile tanıştı. Serbest her gece şarkıcıya çiçekler gönderiyor ve pavyona gidip ön masadan şarkıcıyı seyrediyordu. Halis Serbest’in ısrarıyla evlendiler. Ancak o evlilikte, nikah memuru da sahteydi. Çünkü Halis Serbest başkasıyla evliydi. 

Halis Serbest, Bergen’i çok sevdiğini ve sahneleri bırakması durumunda evli olduğu kadından ayrılıp onunla evleneceğini söylüyordu. 9 Ocak 1982 yılında Bergen ve Halis Serbest evlendi.

Bergen, sahneleri bıraktı ancak neredeyse her gün şiddet gördü. Şiddet gördü, sahneye çıktı, Halis Serbest’i görünce dayanamadı ve hayatına kaldığı yerden devam etti. Bir süre hayatı bu döngü içinde devam etti.

Bergen 1988 yılında yapılan bir röportajda, kendisinin eve kapatıldığı süreci şöyle anlatacaktı:

“Ben sahneyi çok seven, açıkçası sanatına âşık bir kişiydim. O ise kıskanç bir insandı. İlk başlarda bana hissettirmemeye çalıştı. Ama sonra ortaya çıktı, ilk dayağımı o zaman yedim. Beni sahneden aldı ve bir eve kapattı.”

Bu sırada 1982 yılında “Şikayetim Var”, 1983 yılında ise “Kardeşiz Kader” albümlerini çıkardı. Bergen en son annesiyle birlikte İzmir’e kaçtı. Halis Serbest ise Bergen’in peşini yine bırakmadı ve kiralık katile 500 bin lira vererek Bergen’in çalıştığı pavyona gönderdi. 

31 Ekim 1982’de İzmir’de New York pavyonunun kapısında Bergen annesiyle birlikte bir taksiye binmek üzereyken, Serbest’in tuttuğu azmettirici şarkıcının üzerine bir kova kezzap attı. Bergen, daha sonra yapılan bir mülakatta olay anını şöyle anlatacaktı:

“İki gözüm gitti. Alkollü olduğum için hiçbir şeyin farkında değilim. Sadece çığlıklar duyuyorum. Bir ara ‘Suya götürün’ diyorlar. Kadere bak ki sular kesik. Su, ip gibi akıyor. Üzerimdeki giysileri yırtıp her tarafımı sardılar. O an her yer çok karanlıktı, bir şey göremiyordum ve gözlerimi açamıyorum.”

Halis Serbest, bu olaydan üç gün önce bütün gazetelerin Bergen’den bahsedeceğini söylemişti. Bergen, bu olayda ağır biçimde yaralanırken fail 12 yıl ceza aldı fakat bunun sadece sekiz yılını yattı.

Olayı takip eden estetik cerrahı Onur Erol, Bergen’e gönüllü olarak yardım etti. Bergen İzmir’den Ankara’ya getirildi. Erol, 13 Şubat 2010 tarihinde Milliyet gazetesine verdiği röportajda Bergen’i en az üç kez ameliyat ettiğini, sağ gözünün çıktığını ve yüzüne, kalçasından alınan derinin eklendiğini söyledi. 

Bergen artık gözünün hasarı yüzünden saçlarını sağ gözünün üzerine atmasıyla, güneş gözlüğüyle ve gözünün üzerine taktığı bantlarla akıllarda kaldı.

Bergen, saldırıdan sonra iki yıl sahnelere çıkmadı. 1984 yılında Bergen’i besteci Cengiz Özşeker ikna etti ve “Acıların Kadını” tekrar sahnelerdeydi. Aynı yıl “Şikayetim Var” albümünü çıkardı. 

Bergen’in hikâyesi dünyaya yayılıyordu. İkilinin yolu bir süre sonra tekrar kesişti. “Acıların Kadını” kitabı yazarı Yavuz Hakan Tok, Bergen ve Halis Serbest’in barışmasını şöyle anlattı:

“Bu bile (kezzap) bitirmedi bu aşkı. Bergen, Halis’i cezaevinde ziyarete gidiyor, para götürüyordu. Şöhreti artık Türkiye sınırlarını aşmıştı. Yurtdışı turnelerine çıkıyor, sahne aldığı yerlerde izdiham oluyordu. Bülent Ersoy’lar, İbrahim Tatlıses’ler ile aynı sahnedeydi artık.”

Bergen’in “Acıların Kadını” olarak anılması, öldürülmesinden üç yıl öncesine dayanıyordu. 1986’da yayınladığı dördüncü stüdyo albümü “Acıların Kadını”nı ve kendi hayat hikayesini anlatan albümle aynı adlı filmde oynamasının ardından “Acıların Kadını” olarak anılmaya başladı.

Acıların Kadını albümüyle “1986 yılı Albümü En Çok Satan Arabesk Kadın Sanatçı” unvanıyla Altın Plak ve Altın Kaset’le ödül alan Bergen ayrıca Müslüm Gürses’e olan hayranlığı ile de biliniyordu.

Bergen ile Halis Serbest’in hayatı tekrar kesişti. Ancak yine sorunlar devam ediyordu. 1989 yılında Halis Serbest’ten boşandı. 

Halis Serbest yine kadını rahat bırakmadı. 14 Ağustos 1989’u 15 Ağustos’a bağlayan gece, annesiyle birlikte arabadayken arabasının önü kesildi. Diğer arabadan inen Halis Serbest tartışma sonucu Bergen’i vurdu. Bergen kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, Bergen’in annesi de ağır yaralandı. 

30 yıllık yaşamına altı plak, 11 kaset, 129 şarkı ve bir filmi sığdıran Bergen, memleketi Mersin’de Şehir Mezarlığı’na defnedildi. 14 Ağustos’ta işlenen bu kadın cinayeti ülkenin gündemindeydi. Cenazesine ise korkudan kimse gidemedi. Katil Halil Serbest ise kurtuluşu kaçmakta buldu.

Almanya’ya yerleşen Serbest, kırmızı bültenle arandı ve yapılan ihbar sonucunda yakalandı. 11 ay boyunca Almanya’da cezaevinde kalan Serbest, Türkiye’ye iade edildi ve burada sadece yedi ay cezaevinde kaldı.

Katil Serbest, Bergen’e yıllarca “Seni mezarında bile rahat bırakmayacağım” diyordu. Bunun için, Bergen’in Mersin’de bulunan mezarlığı demir tellerle çevrili. Serbest yıllar sonra “Namusum için öldürdüm ve pişman değilim” diyecekti. 

Bergen filmi bugün vizyona girdi

Başrolünde Farah Zeynep Abdullah’ın yer aldığı, Bergen’in hayat hikâyesini anlatan “Bergen” bugün (4 Mart) vizyona girdi.

Filmde, Abdullah ile birlikte Erdal Beşikçioğlu ve Tilbe Saran başrolleri paylaşıyor. Yönetmen koltuğunda ise Mehmet Binay, Caner Alper var.

Filmin yapımcılarından olan Farah Zeynep Abdullah, Bergen’i canlandırırken şarkıları da kendisi söyledi.

Dram ağırlıklı biyografi türündeki yapım, birbirinden başka güvenecekleri kimsesi olmayan bir anne ve kızın hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus