Can Atalay’ın amcası Abdurrahman Atalay Medyascope’a konuştu: “Can ‘Bizim kaçmamızı istiyorlar ama biz kaçmayacağız’ dedi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Dokuz yıldır devam eden Gezi Parkı davasının karar duruşması geçen pazartesi günü (25 Nisan) yapıldı ve mahkeme heyeti, Osman Kavala’nın TCK’nın 312. maddesi uyarınca “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına, takdiri indirime yer olmadığına, “casusluk” suçlamasından ise beraatine ve tahliyesine karar verdi. Mahkeme, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise TCK 312’deki “yardım” suçlamasından 18’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve tutuklanmalarına karar verdi. Duruşma salonunda karara tepki gösteren ve “Zulme boyun eğmeyeceğiz, zulme karşı direneceğiz” diyen avukat Can Atalay şu an Silivri Cezaevi’nde. Can Atalay’ın amcası Abdurrahman Atalay ile kararı, Atalay’ın moralini ve süreci konuştuk. Yeğeninin moralinin iyi olduğunu söyleyen Abdurrahman Atalay, “İyi ve yaptıklarına güvenen insanlar daima her türlü kötülüğe hazırlardır” dedi.

Can Atalay’ın amcası Abdurrahman Atalay 

“Can Atalay’ın morali çok iyi”

Silivri Cezaevi’nde Ali Hakan Altınay ve Tayfun Kahraman ile birlikte kalan Can Atalay’ın ilk aile görüşü yarın (29 Nisan) olacak. Dün kuzeni avukat Zeynep Atalay ile görüşen Can Atalay’ı yarın da amcası Abdurrahman Atalay ziyaret edecek. Abdurrahman Atalay, Can Atalay’ın moralinin gayet yüksek olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“İlk aile görüşü yarın olacak, ben gideceğim ve hepinizin selamını ileteceğim. Dün yeğenimiz Zeynep Atalay gitti. Tahmin edileceği gibi Can’ın morali çok yüksek, diğer arkadaşları da çok iyi. Hepsi çok dirençli. Kendilerini ne kadar süreceği belli olmayan -kısa da olabilir- bir mücadeleyi organize etmeye çalışıyorlar. Bu tür süreçlerde en önemli olan şey kendi psikolojinizi ve hayatınızı buna göre organize etmenizdir. Aile dayanışması ve hukuki süreçler şu an için iyiye gidiyor. Bizimkilerin de morali gayet iyi. Yarın da inanıyorum gülerek karşılaşacağız.”

Can Atalay: “Bizim kaçmamızı istiyorlar ama biz kaçmayacağız”

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen ve ilk duruşması 24-25 Haziran 2019’da Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde gerçekleştirilen davada 18 Şubat 2020 tarihinde verilen kararla 16 sanığın 10’u, haklarındaki bütün suçlamalardan beraat etti, davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala tahliye edildi ve yurtdışında bulunan sanıklar hakkındaki yakalama kararı kaldırıldı.

Savcılığın yerel mahkemenin kararını istinafa taşımasının ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, 22 Ocak 2021’de dokuz sanık hakkında beraat kararını bozdu. Yani Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi beraat ettikleri bir davadan ceza aldı. Can Atalay’ın amcası Abdurrahman Atalay’a bu kararı bekleyip beklemediklerini sorduk. Beklenen bir karar olduğunu söyleyen Atalay, tüm duruşmaları aile olarak yakından takip ettiklerini, Can Atalay ile değerlendirmeler yaptıklarını ve yeğeninin kendisine “Bizim kaçmamızı istiyorlar ama biz kaçmayacağız” dediğini aktardı:

“İyi insanlar ve yaptıklarına güvenen insanlar daima her türlü kötülüğe hazırlardır. Ancak hukukun işleyeceğine inançları da vardı. Böyle bir sonucu beklemiyorlar mıydı? Kesinlikle böyle bir sonuç ihtimal dahilindeydi. Ancak bu bize kötülüğün bir sınırının olmadığını gösterdi, kötülüğün herhangi bir engel ve sınır tanımadığını gösterdi. İktidarda kalmak için her şeyi yapıyorlar. Böyle bir şey beklenir miydi? Kesinlikle beklenen bir şeydi. Aile olarak her duruşmayı yakından takip ettik. Ara ara Can ile oturup değerlendirmeler yapıyorduk. Onun için bir tutuklanma durumu olduğu zaman bundan kaçılmayacağını, bu sürecin devam edeceğini, aslında istediklerinin bu olduğunu konusunda Can ile hemfikir idik. Can bu kararı vermişti ve bana ‘Bizim kaçmamızı istiyorlar amca ama biz kaçmayacağız. Bu hukuksuzluğu yine hukuk zemininde göğüslememiz lazım, biz buna devam edeceğiz’ diyordu. Can nasıl karşıladı ise biz de öyle karşıladık. Söylediğiniz gibi beraat edilmiş bir davadan tutuklandı bu insanlar. Kendi mahkemesinde bile yargılanmadılar. Düşünün bir karar veriliyor, istinafa gidiyor, istinaf bozuyor ve geri gönderiyor normal şartlarda kendi mahkemesine gelmesi lazım. Ancak başka bir mahkemeye verildiğine göre bu sonuç konusunda aşağı yukarı bir fikir oluşturuyor.”

“Davayı nihayete erdirecek olan istibdat rejimine karşı verilen kurtuluş mücadelesidir”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gezi davasında 18 Şubat 2020’de verilen kararın ardından “Gezi olaylarının Türkiye’ye doğrudan maliyeti 1,4 milyar dolar iken dolaylı maliyeti ise yüzlerce milyar doları bulmuştur. Her kim Gezi olaylarını masum bir çevre hareketi olarak tanımlıyorsa ya gafildir ya da taammüden bu ülkenin ve milletin düşmanıdır. Hukukun her kararına elbette saygımız vardır ama bizim ve milletimizin gözünde Gezi’nin ve bu kalkışmanın önünde yer alanların hükmü asla değişmeyecektir” demişti. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de dün (27 Nisan) Gezi Parkı eylemlerine sahip çıktı ve “Mesele, istibdat karşısında dik durabilme meselesidir” dedi.

Abdurrahman Atalay, Akşener’in sözlerini şöyle değerlendirdi:

“Recep Tayyip Erdoğan, beraat konusunda ‘Beraat etme girişimi’ dedi. Yani bir mahkeme kararına sanki birileri yapmış gibi davrandı. Bu mahkemeden beraat çıksaydı bile bu dava devam edecekti. Bu konuda da Can ile aynı düşünüyorduk. Mümkün değil bırakmayacaklardı. Seçime kadar bunu sürdüreceklerdi. Meral Akşener’in dün yaptığı konuşma çok önemliydi. Biz farklı geleneklerden geliyoruz ancak Akşener bu süreci hem tarihsel bir bağlama oturttu hem de şu anki rejimin ismini koydu ve ‘istibdat rejimi’ dedi. Bu rejimin adı budur ve sorun siyasidir, hukuki sürecini sonuna kadar izlemek gerekir. Ancak süreç siyasi ve istibdat rejimine karşı durma sorunudur. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in de söylediği gibi konu bir adalet arayışı değil, kurtuluş mücadelesidir. Can ve diğer arkadaşların davasını nihayete erdirecek olan bu istibdat rejimine karşı verilen kurtuluş mücadelesi olacaktır. Bu bitmediği sürece bu tür davalar bitmez.”

Abdurrahman Atalay son olarak, bu karar ile birlikte bir öfkenin fitilinin ateşlendiğini söyledi ve “Yarın herkesin selamını Can’a ileteceğim” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus