Amasra maden faciası | Teknik ve hukuki açıdan cevap bekleyen sorular

Bartın-Amasra’da 14 Ekim’de Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı taşkömürü maden ocağında meydana gelen patlamada 41 maden işçisi hayatını kaybetmesinin ardından olayı araştırması için kurulan bilirkişi heyeti, yangının devam etmesi sebebiyle henüz ocağa giremedi. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Çağlar Öztürk ve avukat Deniz Özen ile olayın teknik ve hukuki yönlerini konuştuk.

Bartın-Amasra’da 14 Ekim’de TTK’ya bağlı taşkömürü maden ocağında meydana gelen patlamada 41 maden işçisi hayatını kaybetti. Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturma kapsamında ifadeler alınmaya devam ediyor. Güvenlik sistemiyle ilgili tüm cihazlara da el konuldu. Soruşturma kapsamında henüz kimse gözaltına alınmadı veya tutuklanmadı.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Çağlar Öztürk, akademisyenler ve mühendislerden oluşan bir ekip kurduklarını, kısa süre içinde çalışmaları tamamlamak istediklerini ve dört konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

  • Ocağın havalandırma sistemi ihtiyacı karşılayacak şekilde miydi?

Havalandırma sistemiyle ilgili kurdukları ekibin dikkatle çalıştığını söyleyen Öztürk şöyle devam etti:

“Bu ocağın havalandırma sistemi ocağı karşılayacak şekilde miydi? Bunu bilmemiz gerekiyor. Ocak içi yollarda, hava istasyonlarında ve pervanelerde sıkıntı olup olmadığı en önemli sorulardan biri. Ocağa girip çıkan havanın yeterli olup olmadığını araştırıyoruz. Halihazırda bu tür ocaklarda iki tane aspiratör sistemi vardır. Birisi elektriklidir, diğeri dizeldir. Yani yedeklidir. Biri durduğu zaman diğeri otomatik devreye girer. Peki, bu sistem bu ocak için yeterli mi? En önemli konulardan biri bu.”

TTK, Amasra Müessesi’nde kullanılmak üzere 2020 yılında ihaleye çıkmış ve değişen güvenlik yönetmeliğine uygun pervane kanatları almıştı. Edindiğimiz bilgiye göre alınan pervane teknik sebepler nedeniyle kazanın olduğu güne kadar takılmadı.

Avukat Deniz Özen, Manisa-Soma’da 2014 yılında meydana gelen maden faciasından sonraki hukuki sürece dahil olan avukatlardan biri. Sosyal Haklar Derneği bünyesinde beş kişilik ekiple Amasra’daki facianın dava dosyasına da dahil olan Özen, şöyle konuştu:

“Teknik meselelerin detayları uzmanlık alanım değil ancak şunu belirtmeliyim ki daha önce Soma’da ölen 301 kişinin 220’si havalandırmadan kaynaklı bir sebepten hayatını kaybetmişti. Aslında patlamanın olduğu noktada değillerdi. Amasra’da vefat eden kişilerin kaçının patlama nedeniyle, kaçının karbonmonoksit ve metan nedeniyle hayatını kaybettiğinin araştırılması gerekir. Buna ilişkin henüz elimizde net bir veri yok. Burada insanın aklına şüphe düşüren çeşitli şeyler var. Bunlardan ilki, olayın hemen ertesi günü cenazeler defnedildi. Otopsi yapıldığına dair bile elimizde done yok. Ölü muayene tutanakları elbette var ancak çoğu cenaze otopsi yapılmadan defnedilmiş. Bu hayatını kaybedenlerin ne şekilde hayatını kaybettiğini anlamamızı güçleştirebilir. Bundan endişeliyiz.”

Okuyun: Bir maden, 41 işçi, derin sessizlik: Amasra’da neler oldu?

  • Bütün birimler bağımsız olarak havalandırılmış mı?

Öztürk, araştırdıkları bir diğer konunun ocak içi yollar olduğunu söyledi.

Galerilerin havalandırma sistemiyle bağlantısını anlatan Öztürk, “Madenin içinde fazladan gereksiz yollar açılıp açılmadığı da araştırma konularımızdan biri. Eğer açıldıysa, bu yolları da hesaba katarak ocak içi hava dolaşımı sağlıklı bir şekilde sağlandı mı? Bu konuyu da araştırıyoruz. Bütün birimler bağımsız olarak havalandırılmış mı? Özellikle ‘bağımsız’ diyorum çünkü tüm birimleri birbirinden bağımsız olarak havalandırılmak zorundalar. Bu soruyu sormak zorundayız” dedi.

İzleyin: Sizin için görüntüledik: Bir madenin içi nasıl, neye benziyor, ne kadar tehlikeli?

  • Metan tahliye sondajları yeterli miydi?

Öztürk ve ekibinin araştırdığı konular arasında metan tahliye sondajları da var. Öztürk, “Yeterli metan tahliye sondajları yapılıp yapılmadığı bir diğer önemli soru. Bunlar kurallara uygun şekilde yapılmak zorunda. Bu sondajlar sayesinde ocaktan çıkan hava seyreltilerek atmosfere atılıyor. Metanlı yerlerde bu drenajı yapıp basıncı düşürmek zorundayız. Kısaca ortamda metan varsa onu tahliye edip çalışmak zorundayız” diye konuştu.

İzleyin: Medyascope Bartın’da | Maden patlamasında 41 işçi hayatını kaybetti

  • Ateşleme kaynağı neydi?

Öztürk, metan gazının ateşleme kaynağı olmadan patlamayacağını söyledi:

“Ateşleme kaynağının ne olduğunu bulmamız lazım. Bu da çok önemli bir faktör. Ocakta tehlike anında elektrik akımını kesen sistem var. Ocaklarda bu sistemler zaten zorunludur. Yoksa Çalışma Bakanlığı ve Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) gelip kapatır ocağı. Bu sistemler, yüz yıllık TTK’da 20 yıl önce oturmuş sistemlerdir. Ama tabii buralara bakmak zorundayız. İhmal nerede, eksik var mı, hata var mı? Mesela ‘exproof’ dediğimiz şey var. Yani elektrik sistemleri alev sızdırmaz nitelikte olmalıdır. Bunun çeliklerini kaybetmiş de olabilirler. Şunu da eklemem lazım. Yukarıda gaz gözetleme odası var. İşçilerde gaz ölçüm cihazları var. Kurumda da bundan bol bol var. Ancak ani gaz gelimlerinde ocağın tahliyesi mümkün olmayabilir. Tabii, ateş kaynağı da olmalı. Ateş kaynağı yoksa sıkıntı yaşamayabilirsin. Bunun da üzerinde duruyoruz.”

Okuyun: TTK faaliyet raporu: “İş kazasının” en az meydana geldiği yer Amasra Müessesesi

“İşçiler, özelleştirme sebebiyle -300 kotunda çalışmak zorunda kaldı”

Özen, bu olayda bir özelleştirme sorunu olduğunu söyledi. Amasra’yla ilgili daha önce Sayıştay raporlarıyla tespit edilen risklerin olduğunu hatırlatan Özen, iki önemli noktaya değindi:

“Bunlardan en önemlisi, -300 kotunun altında çalışma gerekmesi sebebiyle metan riskinin yüksek olduğunu ve metan drenajı yapılması gerektiği üç yıl önce tespit edilmesi. Burada iki noktaya değinmek lazım. Birincisi neden -300 kotunda çalışma yapılıyor? Bunun altını çizmek lazım. Burada bir özelleştirme sorunumuz var. Daha fazla kâr uğruna iş güvenliği önlemlerinden vazgeçilmesiyle karşı karşıyayız. Tabii burası TTK’ya bağlı. Dolayısıyla Soma’dan bu noktada farklılaşıyor. Ancak olayın yaşandığı yerde birbirine bitişik iki tane maden sahası var. Patlamanın yaşandığı sahanın yanındaki maden sahası Hattat Holding’e bağlı bir şirkete verilmiş durumda ancak burada şu an üretim yapılmıyor. Ama bu yerlerin rezervlerine baktığımızda TTK’nın işletmesinde olan yerin rezervi, Hattat Holding’e verilen yerin rezervinden neredeyse 20 kat daha düşük. Rezervleri daha düşük olduğu için -300 kotunda, daha derinlerde çalışmak zorunda kaldı bu işçiler. TTK bu yüzden -300 kotunun da altına inmek zorunda kalıyor ve Sayıştay raporunda da vurgulandığı gibi risk bu yüzden artıyor. Aslında daha verimli bölgenin bir özel şirkete verildiğini, daha az verimli yerin de TTK işletmesinde bırakıldığını görüyoruz. Bu yüzden iş güvenliği koşullarının oldukça zorlaştığını, riskin arttığını, bu riskin öngörülmesine rağmen herhangi bir önlem alınmadığını görüyoruz.”

Sayıştay TTK 2019 Yılı Denetim Raporu
Sayıştay TTK 2019 Yılı Denetim Raporu

Avukat Deniz Özen, soruşturma sürecini de anlattı. Soruşturma kapsamında bazı TTK yöneticilerin ifade verdiği ve bu ifadelerin 10 dakikayı geçmediğini hatırlatan Özen, “Çıkan haberlere göre, TTK Amasra Müessesesi müdürü var, bir iş güvenliği uzmanı var, bir müdür yardımcısı var. Ancak TTK Genel Müdürü Kazım Eroğlu’nun adı geçmiyor. Kazım Eroğlu’nun adı, daha önce Kozlu’da meydana gelen ve sekiz kişinin hayatını kaybettiği faciada kusurlu bulunduğu ve ceza aldığı için önemli. Siz bu kişiyi getirip tekrar genel müdür yapıyorsunuz dedi.

İzleyin: Bartın-Amasra’daki maden ocağında son durum: 41 işçi hayatını kaybetti

Çorlu tren kazası davasının 11. duruşmasında tutuklanan Mümin Karasu’nun tutuklanma sürecini hatırlatan Özen, şöyle devam etti:

“Bunun bir örneğini Mümin Karasu üzerinden Çorlu tren kazasında da görmüştük. Bu bir cezasızlık pratiğinin, daha da önemlisi sorumlular etrafında bir koruma kalkanı oluşturulduğunun örneği. Biz şunu bilmiyoruz; TTK Genel Müdürü hâlâ madene girebiliyor mu? Amasra Müessese Müdürü hala o madene girebiliyor mu? Aramayla el konulan evraklar neler? Daha da önemlisi bu kişiler hakkında bir idari soruşturma başlatıldı mı, başlatılmadı mı? Kazım Eroğlu ceza soruşturmasında şüpheli mi, değil mi? Bu durum alt düzey sorumlular hakkında basit taksirden dava açıp, üst düzey sorumlulara hiç gitmeyip bu dosyanın üzerini hızlıca kapatma eğiliminde olabilirler kaygısını doğuruyor. Umarız öyle değildir. Daha da önemlisi Kazım Eroğlu’nu oraya atayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bürokratlarının sorumluluğundan bahsetmeyecek miyiz? Ya da bakanın sorumluluğundan bahsetmeyecek miyiz?”

Özen “Geçmişte örnekleri olduğu gibi sorumluluğu işçilere yıkıp, işçilerden kaynaklı bir şey olduğunu söyleseler bile bunu da denetlemesi gereken, o sorumluluk hiyerarşisi içinde olan insanlar var” diyerek sözlerini bitirdi.

İzleyin: Aileler yakınlarının öldüğünü DNA testiyle öğrendi #bartın

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus