1993’ten sonra ilk kez: İsrail ile Lübnan aynı masada buluştu

İsrail-Lübnan

İSTANBUL (Medyascope, Ajanslar) – İsrail ve Lübnan, 30 yılı aşkın sürenin ardından Washington’da aynı masaya oturdu. ABD’nin ev sahipliğinde yapılan görüşmede taraflar doğrudan müzakereleri sürdürme iradesi gösterdi ancak İsrail, Lübnan’a yönelik bombardımanını durduracağına dair açık bir taahhüt vermedi.


Haberin özeti:

  • İsrail ile Lübnan, 30 yıl aradan sonra aynı masada.
  • Taraflar, görüşmelerde farklı önceliklerle masaya oturdu: Lübnan ateşkes isterken, İsrail güvenlik konuları üzerinde durdu. Görüşmedeki bir diğer önemli başlık ise Hizbullah’ın geleceği oldu.
  • Süreç oldukça kırılgan. İsrail’in Lübnan’ı bombalamaya devam etmesi ve askeri gelişmeler, diplomatik ilerlemelerin geleceğini belirleyecek.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ev sahipliğinde Washington’da yapılan temas, İsrail ile Lübnan arasında 1993’ten bu yana gerçekleşen ilk üst düzey doğrudan diplomatik görüşme oldu.

Görüşmenin ardından yapılan açıklamalar, tarafların masadan tamamen boş kalkmadığını gösterdi. İsrail tarafı uzun vadeli bir sınır ve güvenlik vizyonundan söz ederken, Lübnan tarafı önceliğin ateşkes, yerinden edilen sivillerin dönüşü ve ağır insani krizin hafifletilmesi olduğunu vurguladı.

Görüşmenin başlıca konusu ise yalnızca sınır hattındaki çatışmalar değil, Hizbullah’ın geleceği ve İran’ın Lübnan üzerindeki etkisinin nasıl sınırlandırılacağı oldu.

İsrail-Lübnan

İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada İsrail ile Lübnan’ın “aynı tarafta” olduğunu savundu ve Hizbullah’ın ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.

Rubio, bu sürecin yalnızca anlık çatışmaları durdurmaya değil, “20 ya da 30 yıllık Hizbullah etkisine kalıcı bir son vermeye” dönük olduğunu söyledi.

Washington’da İsrail-Lübnan görüşmesi

Washington’daki toplantıya Lübnan’ın ABD Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad, İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio katıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, görüşmeyi “tarihi” olarak niteledi ve bunun, İsrail ile Lübnan arasında 1993’ten bu yana gerçekleşen ilk büyük üst düzey temas olduğunu söyledi.

Görüşmenin ardından yapılan açıklamalarda tarafların karşılıklı mutabakatla belirlenecek bir zaman ve yerde doğrudan müzakerelere başlama konusunda anlaştığı belirtildi.

İsrail’in Washington Büyükelçisi Leiter, görüşmeyi başarılı olarak tanımladı. Leiter, iki ülke arasında uzun vadede “açık biçimde çizilmiş bir sınır” olması gerektiğini söyledi.

Tarafların öncelikleri farklı

Görüşmenin ardından ortaya çıkan en net tablo, tarafların aynı masaya farklı önceliklerle oturduğu oldu. Lübnan tarafı, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada önceliğin ateşkes olması gerektiğini vurguladı. Lübnan Büyükelçisi Moawad, yerinden edilen insanların evlerine dönebilmesi ve ülkedeki ağır insani krizin hafifletilmesi için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

İsrail tarafı ise güvenlik ve sınır hattındaki askeri denklemi öne çıkardı, ABD de bu yaklaşımı destekledi. Rubio, görüşmeler başlamadan önce bunun yalnızca İsrail’e verilen zararı değil, Lübnan halkına verilen zararı da kapsayan, “20 ya da 30 yıllık Hizbullah etkisine kalıcı bir cevap” üretme çabası olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa, ABD’deki Lübnan Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad ve İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leite.

Hizbullah en kritik konu

Washington’daki temasın omurgasını Hizbullah meselesi oluşturdu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Leiter, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada İsrail ile Lübnan’ın “denklemin aynı tarafında” olduğunu gördüklerini söyledi. Leiter, “İkimiz de Lübnan’ı İran’ın hakimiyetindeki Hizbullah adlı işgalci güçten kurtarma konusunda hemfikiriz” dedi.

Lübnan tarafı ise daha dikkatli bir çizgi izledi. Lübnanlı yetkililer, Hizbullah’ın silah bırakması yönündeki isteği yineledi ve bu süreçte Lübnan ordusunun daha etkin rol alabilmesi için ABD desteği talep etti. Ancak Beyrut’un elindeki araçlar sınırlı. Çünkü Hizbullah, yalnızca silahlı bir yapı değil; aynı zamanda Lübnan siyasetinin içinde yer alan, parlamentoda temsil edilen ve sahadaki kapasitesi devlet kurumlarının önüne geçen bir güç olarak varlığını sürdürüyor.

Washington’daki temas, Lübnan içinde de sert bir siyasi tartışma yarattı. Hizbullah lideri Naim Kasım, görüşmeleri açık biçimde reddetti ve Lübnan makamlarına bu süreci iptal etme çağrısı yaptı. Kasım, İsrail ile temas kurulmasını “teslimiyet ve boyun eğme” olarak niteledi. İsrail’in saldırıları, Lübnan topraklarından çekilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin dönüşü sağlanmadan hiçbir görüşmenin anlamlı olmayacağını söyledi.

Süreç kırılganlığını koruyor

Washington’daki görüşme, İsrail ile Lübnan arasında uzun süredir görülmeyen doğrudan bir temas kanalı açtı. Avrupa’dan da bu sürece destek geldi. Aralarında İngiltere, Fransa, İspanya ve Yunanistan’ın da bulunduğu ülkeler, taraflara ABD-İran ateşkesinin yarattığı fırsatı değerlendirme çağrısı yaptı. Bu destek, uluslararası toplumun en azından diplomatik bir pencerenin açık kalmasını istediğini gösteriyor.

Ancak sahadaki gerçeklik hâlâ çok sert. İsrail, Hizbullah’a yönelik saldırılarını sürdürme niyetinde olduğunu gizlemiyor. Lübnan, ateşkes talebini masanın merkezine koyuyor. Hizbullah ise görüşmeleri reddediyor ve silahlı hattı kapatmayacağını söylüyor. Bu koşullarda Washington’daki temas, kalıcı barışa ulaşılmış bir eşik değil; daha çok, birbirine zıt hedefleri olan aktörlerin aynı masaya oturmaya mecbur kaldığı bir ara durak gibi görünüyor.

Bu yüzden sürecin geleceğini belirleyecek asıl unsur, Washington’daki diplomatik dil kadar sahadaki askeri gelişmeler olacak. İsrail bombardımanı sürerken, Hizbullah geri adım atmazken ve İran dosyası bu görüşmelerin üzerinde durmaya devam ederken, açılan kanalın ne kadar süre ayakta kalacağı hâlâ belirsiz. Yine de bu toplantı, İsrail ile Lübnan arasında yıllardır görülmeyen ölçüde açık bir temasın kurulduğunu ve bölgedeki yeni güç dengesinin artık daha görünür biçimde konuşulduğunu göstermesi bakımından dikkat çekici bir dönüm noktası oldu.

Kaynak: New York Times, Washington Post

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.