Ahmet Şık yeni kitabı “Ayna/Heli” yi anlatıyor: “Devlet ve PKK geçmişle yüzleşmeli”

İSTANBUL (Medyascope) – Gazeteci ve TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’a yeni kitabı “Ayna/Heli” yi anlattı. Şık, “Ayna / Heli” üzerinden Türkiye’de Kürt meselesinin tarihsel kökenlerini, devlet politikalarını ve siyasal kırılmaları değerlendirdi.

“Kürt meselesi PKK ile başlamadı”

Ruşen Çakır’a “Ayna/Heli” adlı yeni kitabını anlatan Ahmet Şık, kitabının yalnızca bir analiz değil, aynı zamanda yıllardır üretilen resmi anlatıya karşı bir müdahale olduğunu söyledi:

“Bize yıllardır Kürt meselesi sanki PKK ile başlamış, sadece çatışmalı ortamdan ibaretmiş gibi sunuluyor ama bu doğru değil. Bunun çok daha eski bir kökeni var. Osmanlı’nın son dönemine uzanan bir tarih bu. Ardından erken Cumhuriyet, tek parti dönemi, darbeler, 90’ların karanlığı, Susurluk ve sonrasında AKP dönemi gibi bütün bu dönemlerin kesişim kümesinde Kürt meselesi var. Çünkü bu mesele üzerinden kendini var eden bir siyasal anlayış var ve ülkeyi yöneten akıl da bu.”  

Bu nedenle kitabın temel amacının, resmi anlatının dışına çıkmak olduğunu belirten Şık, “Bu aslında bir gazetecilik çalışması. ‘Bu meseleyi bir de buradan okuyun’ demek istedim. Çünkü sadece toplumda değil, bu sorunu çözmeye talip olan siyasetçilerde bile ciddi bir bilgi eksikliği var. Medya düzeniyle, yıllarca anlatılan hikâyelerle bu mesele çarpıtıldı” dedi.  

Ahmet Şık yeni kitabı
Ahmet Şık yeni kitabı “Ayna/Heli” yi anlatıyor: “Devlet ve PKK geçmişle yüzleşmeli”

“Devlet ve PKK geçmişle yüzleşmeli”

Ahmet Şık, Kürt meselesini tek taraflı okunamayacağını, hem devletin hem de PKK’nın geçmişle yüzleşmesi gerektiğini vurguladı:

“Bu kitap devlete de, örgüte de, topluma da bir yüzleşme çağrısı. Çünkü bu savaşın iki tarafı da şiddet üretti. Biz Türkiye’de bu gerçeği yeterince konuşmadık. Devletin yaptığı katliamlar ortada ama PKK’nın da iç infazlar yaptığı, katliamlar gerçekleştirdiği bir gerçek. Bunun da konuşulması gerekiyor.”  

Bu noktada solun eksik bıraktığı alanlara dikkat çeken Şık, “Biz sol olarak bir hata yaptık. ‘Bu bir savaş’ dedik ama o savaşın iki tarafının da şiddet ürettiğini görmezden geldik. Mesela o çatışmalarda ölen askerlerin cenazelerini milliyetçilere bıraktık. Bu da milliyetçiliğin güçlenmesine yol açtı” diye konuştu.

Yeni bir yurttaşlık sözleşmesi mümkün mü?

Kürt meselesi çözümünün nerede aranması gerektiğini ele alan Şık, bunun yalnızca bir anayasa değişikliği ile değil, toplumsal bir yeniden kuruluş ile çözülebileceğini öne sürdü:

“Bu ülkenin kalıcı bir barışa ihtiyacı var. Ama bu barışı sağlayacak şey, yurttaşına gerçekten yurttaş muamelesi yapan bir devlet anlayışı. Yani iyi bir yeni yurttaşlık sözleşmesine ihtiyacımız var. Bunu da bu iktidar yapmaz, hep birlikte yapmamız lazım. Ülkenin büyük çoğunluğu yoksullluk, adaletsizlik, kayırmacılık gibi aynı şeylerden şikâyetçi ama ortak bir gelecek kuramıyoruz. Kürt meselesi bu ortaklaşamamanın en önemli nedenlerinden biri. O yüzden farklılıklarımızı tehdit değil, zenginlik olarak görmemiz gerekiyor.”

“Çözüm sürecini Erdoğan ve devlet aklı bitirdi”

Çözüm sürecine de değinen Ahmet Şık, sürecin neden sona erdiğine dair şu değerlendirmeyi yaptı:

“Süreci bitiren Erdoğan ve devlet aklı oldu. Bunu çok net söylüyorum. Elbette PKK’nın hataları yok demiyorum, Kürt hareketinin müzakere sürecinde yanlışları yok demiyorum ama belirleyici olan Erdoğan’ın tercihiydi. Çünkü Erdoğan’ın Kürt meselesindeki yaklaşımı İlke değil, denge siyaseti. Yani güç kaybettiğinde açılım yapıyor, güç kazandığında ise güvenlikçi politikaya dönüyor. Bu mesele onun için demokratik bir çözüm üretmekten çok, iktidarını tahkim etmenin bir aracı.”  

Bu çerçevede çözüm sürecinin aslında başından itibaren kırılgan olduğunu vurgulayan Şık, Erdoğan’ın geçmişteki pozisyon değişimlerini de hatırlatarak, “Erdoğan 2002’de ‘Kürt meselesi yoktur’ denilen bir noktadan ‘Kürt meselesi benim sorunumdur’ diyen bir noktaya geldi. Ama bu bir ideolojik dönüşüm değil. Bu tamamen güç dengelerine göre alınmış bir pozisyon. Aynı şekilde çözüm sürecinde de demokratik bir çözüm iradesinden ziyade, o dönemin siyasi ihtiyaçlarına göre şekillenen bir yaklaşım vardı” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.